POLİTİKA - 16 Aralık 2025 Salı 15:17

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2028 için hedefimiz savunma ve havacılık ihracatımızı 11 milyar dolara çıkarmak ve dünyanın ilk 10 ihracatçısı arasına girmek"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2028 için hedefimiz savunma ve havacılık ihracatımızı 11 milyar dolara çıkarmak ve dünyanın ilk 10 ihracatçısı arasına girmek"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son günlerde düzenlenen karşılıklı saldırılar, Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Ticaret gemilerini, sivil gemileri hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Her iki tarafa da bu konuda ikazlarımızı net bir şekilde iletiyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda gerçekleşen 16. Büyükelçiler Konferansında konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16. Büyükelçiler Konferansı’nın başarılı geçmesini dileyerek katılımcıları selamladı.. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin devlet geleneğinde istişarenin ayrı bir yeri ve önemi olduğunu vurgulayarak, "Devlet aklı kavramı, istişare kültürünün zengin bir tecrübeden süzülerek uygulamaya geçirilmiş halidir. Bu yıl 16’ncısını düzenlediğimiz Büyükelçiler Konferansı’nın her konuda fikir teatisine, istişareye, müzakereye zemin oluşturduğunu görüyor, bundan da memnuniyet duyduğumu öncelikle ifade etmek istiyorum" dedi.


Konferansın düzenlemesinde emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Her yıl olduğu gibi bu sene de konferansa titizlikle hazırlık yapan, inşallah icrasını da başarıyla gerçekleştireceğine yürekten inandığım Dışişleri Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine, konferansın tertiplenmesinde emeği geçen her bir arkadaşıma teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında, devletimizi ve milletimizi yurt dışında iftiharla temsil ederken terör örgütlerinin kalleş saldırılarında şehit düşen Hariciye Teşkilatımızın tüm mensuplarını rahmetle yâd ediyorum" diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konferansın bu yıl "Barış, İstikrar ve Refah Üreten Dış Politika" temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Erdoğan, bölgesel ve küresel konjonktür dikkate alındığında bu üç kavramın son derece isabetli olduğunu ifade etti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, modern diplomasinin temellerinin atıldığı Vestfalya Anlaşması’ndan bu yana uluslararası ilişkilerde büyük dönüşümler yaşandığını belirterek, küreselleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte geleneksel diplomasinin daha karmaşık, dijital ve kontrolü zor bir yapıya evrildiğini söyledi. Erdoğan," Bu süre zarfında şüphesiz hem Avrupa’da, hem bölgemizde, hem de dünyada tüm insanlığı etkileyen çok mühim hadiseler yaşandı. Son yıllarda teknoloji ve küreselleşmenin de etkisiyle ana aktörü devlet olan uluslararası ilişkiler, çok daha geniş bir alanı kapsar hale geldi. Çok uluslu şirketler, sivil toplum örgütleri, düşünce kuruluşları, uluslararası medya ve yatırımcılar gibi yeni oyuncular, geleneksel diplomasiyi dijital, dinamik ve kontrolü gittikçe zorlaşan bir zemine taşıdı" dedi


Uluslararası sistemin son 30 yılda iki kutupluluktan çok taraflılığa, ardından çok kutupluluğa doğru ilerlediğini belirterek, güç mücadelesinin daha da sertleştiğini ifade etti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan hakları ve küresel adalet kavramlarının söylem düzeyinde daha fazla gündeme gelse de, bu gelişmelerin insani krizleri, eşitsizliği ve çatışmaları çözmek yerine derinleştirdiğini vurguladı. Erdoğan," Büyük oranda söylem düzeyinde kalsa da insan hakları ve küresel adalet gibi kavramlar daha fazla gündemde yer alıyor. Bunlar elbette dikkate değer gelişmelerdir. Hepsi ayrı ayrı önemlidir. Fakat burada şu tespitin de mutlaka yapılması gerekiyor: Tüm bu gelişmeler; insani krizleri, küresel eşitsizliği, savaşları, çatışmaları, istikrarsızlıkları çözmek yerine sorunları daha da derinleştirmiştir" açıklamasını yaptı.


İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel güvenlik ve yönetişim mimarisinin benzer trajedileri önlemeyi hedeflediğini ancak bu konuda tam başarı sağlanamadığını dile getiren Erdoğan, Ruanda, Bosna, Irak, Arakan, Somali ve Orta Afrika’daki örneklere işaret etti. Erdoğan," Bakınız geçtiğimiz yüzyılın ilk yarısında 20 yıl arayla milyonlarca insanın hayatını kaybettiği iki dünya savaşı yaşanmıştı. Holokost, yine bu dönemde büyük bir barbarlık ve vahşet örneği olarak insanlığın ortak hafızasında derin izler bırakmıştı. İkinci Cihan Harbi sonrası inşa edilen küresel yönetişim ve güvenlik mimarisinin gayesi; benzer trajedilerin, soykırımların, vicdanları yaralayan savaş ve insanlık suçlarının önüne geçmekti. Bunda tam başarı sağlandığını söylemek yanlış olur. Ruanda’da yaklaşık 100 gün içinde 800 bin insan soykırıma uğradı. Bosna’da, Avrupa’nın göbeğinde utanç verici katliamlar yaşandı. Irak’ta, Arakan’da, Somali’de, Orta Afrika’da ve daha pek çok yerde milyonlarca masum insan, çatışma ve iç savaş sebebiyle hayatını kaybetti. Haksız da olsa güçlüyü koruyan, haklı da olsa mazlumu ezen mevcut düzen, on yıllar boyunca istikrarsızlık üretti, kriz üretti, adaletsizlik üretti" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de 600 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini, milyonlarca kişinin ülkesini terk etmek zorunda kaldığını belirterek, "Bu acı hakikate hepimiz bizzat şahitlik ettik. Komşumuz Suriye’de 600 binden fazla Suriyeli, Baas rejiminin ve terör örgütlerinin saldırılarında şehit oldu. Sednaya gibi işkence merkezlerinde yüz binler eziyet gördü, milyonlarca Suriyeli ülkesini terk etti. 13,5 yıl boyunca katliam devam ederken, 13,5 yıl boyunca sivillerin tepesine varil bombaları yağarken, vicdan sahibi bir avuç ülke dışında, demokrasi ve insan hakları havarisi kesilenlerin hiçbirinin sesi çıkmadı. Sınır hatlarından yansıyan insanlık dışı görüntüleri hiçbirimiz unutmadık. Şişlerle delinen, batırılan, ülkemize doğru itilen botları unutmadık. Avrupa başkentlerinde kaybolan binlerce Suriyeli çocuğu unutmadık. Popülist siyasetçilerin ve medyanın kışkırttığı ırkçı saldırıları unutmadık" değerlendirmesini yaptı.


Aynı şekilde Gazze’de 70 binin üzerinde Filistinlinin öldürüldüğünü 170 binin üzerinde de yaralı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Yıkıntıların altında ne kadar cenaze olduğunu kimse bilmiyor. Şu anda pek çok anne, pek çok eş; çocuk, annelerini, babalarını, eşlerini arıyor ya da onların akıbetlerine ilişkin haber almayı bekliyor. Sadece annesini, babasını, kardeşini değil; evini, okulunu kaybetmiş on binlerce çocuk, soykırımın canlı tanıkları olarak bugün enkazlar arasında Gazze’de hayata tutunmaya çalışıyor. Şuraya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Gazze’nin yüz ölçümü biliyorsunuz 365 kilometrekare. Yani Gazze derken İstanbul’da Beykoz, Ankara’da Mamak büyüklüğünde bir alandan bahsediyoruz. Soykırımdan önce Gazze’nin nüfusu 2,3 milyon civarındaydı. İşte böyle bir yerleşim alanına 200 bin tondan fazla bomba atıldı. Hiroşima’ya atılandan 14 kat daha fazla bombayla Gazze’yi yerle bir ettiler. Şimdi bu durumda biz nasıl işleyen, bu sorunlara çözüm üreten, adaletsizliği engelleyen bir uluslararası sistemden bahsedebiliriz? Mevcut küresel güvenlik ve yönetişim mimarisine nasıl güvenebiliriz" dedi.


Mevcut uluslararası kurumların büyük bölümünün işlevsiz hale geldiğini söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin hem kendi hak ve çıkarlarını savunabilmesi hem de dost ve kardeşlerine yardım edebilmesi için ekonomik, askerî ve diplomatik bakımdan güçlü olmak zorunda olduğunu vurguladı. Erdoğan, "Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara şudur: Uluslararası kurumların çoğu bugün, kendisini gassalın ellerine bırakmış meyyit misali cansız, duyarsız, hareketsiz ve işlevsiz vaziyettedir. Türkiye’nin hem kendi hak ve çıkarlarını layıkıyla savunabilmesi hem de dost, soydaş ve kardeşlerine yardım eli uzatabilmesi için ekonomik, askerî, diplomatik bakımdan güçlü olmak dışında bir seçeneği yoktur" açıklamasını yaptı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı" hedefi doğrultusunda çok boyutlu bir dış politika izlediklerini belirterek, Hariciye Teşkilatı’na bu süreçte büyük sorumluluk düştüğünü ifade etti Erdoğan, Tecrübeyle sabit bu acı hakikat karşısında, biz de stratejilerimizi belirliyor, adımlarımızı planlıyor, yere sağlam basıyor, hiçbir işi şansa bırakmıyoruz. İçinde bulunduğumuz asrı, Türkiye Yüzyılı yapmak için incelikle örülmüş, çok boyutlu bir politikayı adım adım hayata geçiriyoruz. Bu mücadelede ülkemizin dış ilişkilerinin icrasında merkezî bir konuma sahip olan Hariciye Teşkilatımıza tabiatıyla büyük sorumluluk düşüyor. Ekonomisiyle, ihracatıyla, turizmiyle, savunma sanayisiyle ve elbette uluslararası itibarıyla Türkiye büyüdükçe, Türkiye’nin küresel siyasetteki önemi ve ağırlığı arttıkça, sizin mesainiz de yoğunlaşıyor" ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin 264 dış temsilciliğiyle dünyada geniş bir diplomatik ağa sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, dış politikada ne eksen kayması ne rota değişimi ne de köklerden kopmanın söz konusu olmadığını söyledi. Erdoğan, "Genişleyen diplomatik temsilcilik ağımızla, 264 dış temsilciliğimizle bugün şanlı bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandırıyoruz. Şunu bir defa altını çizerek ifade etmek durumundayım: Ne eksen kayması ne rota değişimi ne de köklerden kopma; dış siyasetimizde bunların hiçbirisi söz konusu değildir ve olamaz. Çift başlı Selçuklu Kartalı’ndan ilhamı alan bir bakış açısıyla, dünyanın her köşesiyle ekonomik, ticari, diplomatik, siyasi işbirlikleri tesis etmenin, karşılıklı saygıya dayalı samimi ilişkiler geliştirmenin çabasındayız. Özellikle son yıllarda kriz ve çatışmalarla anılan coğrafyamızda, herkesin kazançlı çıkacağı bir barış ve istikrar kuşağı oluşturmanın mücadelesini veriyoruz. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz" şeklinde konuştu.


- Gazze’nin yeniden inşasına da bir an önce başlanmalıdır


ABD Başkanı Donald Trump’la New York’ta yaptıkları toplantı sonrası başlayan sürecin, 10 Ekim’de ateşkes mutabakatıyla neticelendiğini hatırlatan Erdoğan," İsrail’in artan ihlallerine rağmen Hamas’ın serinkanlı tutumu sayesinde ateşkes büyük ölçüde korunuyor. Çeşitli kısıtlamalara karşın, insani yardım sevkiyatı peyderpey ilerliyor. 103 bin tonu aşan insani yardımla burada da farkımızı ortaya koyuyoruz. Bu aşamada önceliğimiz; ateşkesin kalıcı olması ve insani yardımların Gazze’ye engelsiz ulaştırılmasıdır. Gazze’nin yeniden inşasına da bir an önce başlanmalıdır. Bu amaçla temaslarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz" değerlendirmesini yaptı.


Suriye’de de benzer bir çaba içinde olunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," 8 Aralık 2024 tarihinde Esad rejiminin devrilmesiyle birlikte Suriye’nin önünde tarihi bir fırsat kapısı aralandı. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın liderliğinde, Suriye’nin uluslararası topluma yeniden entegrasyonu yolunda kısa sürede ciddi mesafe alındı. Sadece ülkemizden Suriye’ye dönen mültecilerin sayısı 580 bini buldu. Suriyeli muhacirlerin gönüllü, güvenli, onurlu geri dönüşleri Suriye’deki huzur ortamı kalıcı hale geldikçe şüphesiz hızlanacaktır. Ancak bunun biraz daha zaman alacağı anlaşılıyor. İsrail’in Suriye’ye yönelik mütecaviz eylemleri, hâlihazırda bu ülkenin kalıcı güvenlik ve istikrarının önündeki en büyük engeldir" dedi.


Suriye’de DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin varlığının, bir başka sorun alanı olduğunu belirten Erdoğan," DEAŞ belasıyla göğüs göğüse çarpışmış tek NATO müttefiki olarak, Suriye hükümetine gereken her türlü desteği veriyoruz. Ayak direnmesi halinde krize dönüşme riski barındıran 10 Mart mutabakatının uygulanması için de gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye’nin parçalanmasından, bölünmesinden, millî birlik ve bütünlüğünün zafiyete uğramasından kimin çıkar sağlayacağı açıktır. Suriye’yi oluşturan tüm kesimlerin, yarınlarına güvenle bakabilmesi ancak ortak tarih ve ortak gelecek tasavvuruyla mümkündür. Her zaman söylüyorum; biz 1000 yıldır buradayız, beraberiz, komşuyuz. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız, birlikte yaşayacağız" açıklamasını yaptı.


Müslümanların kanından beslenenlerin oyununa gelmenin vebalini kimsenin taşıyamayacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Dimyat’taki pirincin peşine düşmenin, evdeki bulgurdan da edebileceğini hiç kimse unutmamalı. Sağduyunun, hırsa ve ihtirasa galip geleceğine inanıyor, Türkiye olarak bunun için çalışmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum" dedi.


Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında, özel ilişkilerin bulunduğu her iki ülkenin bu yıl İstanbul’da üç defa bir araya getirildiğini hatırlatan Erdoğan, "İstanbul süreci neticesinde insani alanda elde edilen kazanımlar, Türk diplomasisi için kayda değer bir başarı teşkil etmiştir. İstanbul sürecinin yanı sıra, Ukrayna Savaşı çerçevesinde bugüne kadar Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir tutuklu değişimleri gibi pek çok insiyatife öncülük ederek insani sahada somut sonuçlara ulaştık.


- Gelecek sene başından itibaren bazı sembolik adımlar atacağız"


Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulayarak, savaşın Karadeniz’e sirayet etmesine mâni olunduğunu kaydeden Erdoğan, son günlerde düzenlenen karşılıklı saldırıların, Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetini ciddi biçimde tehdit etmekte olduğunu söyledi. Erdoğan, Ticaret gemilerini, sivil gemileri hedef almanın kimseye bir faydası olmayacağının altını çizerek" Her iki tarafa da bu konuda ikazlarımızı net bir şekilde iletiyoruz. Yıllardır barışa hasret kalan Güney Kafkasya, bugün tarihi bir dönemden geçiyor. Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması imzalamaya hiç olmadıkları kadar yakınlar. Sürece paralel olarak, Azerbaycan’la diyalog halinde biz de Ermenistan’la normalleşme süreçlerimizi ilerletiyoruz. İnşallah gelecek sene başından itibaren bazı sembolik adımlar atacağız" ifadelerini kullandı.


Büyükelçilere hitap eden Erdoğan, "Sizler de görev yaptığınız yerlerde görüyorsunuz. Türkiye’nin profili, sadece mücavir bölgelerde değil; uzak coğrafyalarda da yükselmekte, ülkemizin önünde yeni işbirliği kapıları açılmaktadır. Türkiye’ye yönelik ilginin arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Hiç ummadığınız yerlerde, dünyanın en ücra köşelerinde Türkçe konuşan, Türkiye’yi bilen, tanıyan, takip eden sayısız insanla karşılaşıyoruz. Türkiye mezunu öğrenciler, bugün bakan, üst düzey bürokrat, iş adamı, siyasetçi, diplomat olarak ülkelerine başarıyla hizmet ediyor. Sizin de gayretlerinizle inşallah bu tarihi fırsatları en güzel şekilde, en etkin şekilde değerlendireceğiz. Burada şunu da özellikle vurgulamak mecburiyetindeyim: Büyük devlet olmak, nerede yaşarsa yaşasın vatandaşına sahip çıkmak demektir. Dünyanın yüzde 90’dan fazla ülkesinde hayat kurmuş, bu şekilde kök salmış 7 milyonluk Türk diasporası, millet olarak bizim canımızdan bir parçadır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, İslam ve yabancı düşmanlığı başta olmak üzere ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunuyor. Vatandaşlarımıza yurt dışında gerekli hizmetlerin sağlanması ve haklarının savunulmasında büyükelçilerimizin canla başla çalıştığının farkındayım. Sizlerden aynı hassasiyetle çalışmaya devam etmenizi bekliyorum" dedi.


Ekonomi ve ticareti dış politikadan ayrı tutmanın mümkün olmadığını vurgulayan Erdoğan," Türkiye, yılda sadece 36 milyar dolar ihracattan yıllık 270 milyar dolar ihracat yapan bir ülke haline geldiyse, sizin bunda büyük emeğiniz var. Yine sizin de çabalarınızla 61,1 milyar dolar turizm gelirine, 60 milyon 500 bin turist rakamına ulaştık. Dış ticarette, özellikle savunma sanayiinde hedef büyüterek yola devam ediyoruz. Hâlihazırda dünyanın en büyük 11’inci savunma ihracatçısıyız. Yılın ilk 10 ayında 6,7 milyar dolarla önemli bir ivme yakaladık. 2028 için hedefimiz, savunma ve havacılık ihracatımızı 11 milyar dolara çıkarmak ve dünyanın ilk 10 ihracatçısı arasına girmektir. El ele verecek, uyum içinde çalışacak ve bu hedefe inşallah ulaşacağız" diye konuştu.


Bir diğer hususun, terör örgütleri ve organize suç çeteleriyle mücadele olduğunu kaydeden Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ’nün yurt dışındaki uzantılarıyla mücadelenin aynı kararlılıkla devam ettirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Erdoğan," Türkiye düşmanlarının maşasına dönüşen bu ihanet şebekesinin, ülkemiz ve demokrasimiz açısından tekrar bir tehdit oluşturmasına izin veremeyiz. Türkiye Maarif Vakfı’nın desteklenmesi, bu noktada elimizi güçlendirecektir. Çevre sorunları, kirlilik ve iklim krizi, insanlığın geleceğini tehdit ediyor. 2053 vizyonumuz çerçevesinde burada da sorumluluk alıyor, iklim kriziyle küresel mücadeleye gerekli desteği sunuyoruz. Eşim Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde yürütülen ‘Sıfır Atık’ projemiz, bugün dünyada örnek teşkil eden bir girişim haline geldi. Önümüzdeki dönemde sıfır atığa ilişkin farkındalığı artırmamız, dünya genelinde en iyi sıfır atık uygulamalarını tespit ederek bunları ulusal ve küresel düzeyde hayata geçirmemiz önem taşıyor. Biliyorsunuz, gelecek sene COP31 Zirvesi’ne Antalya’da ev sahipliği yapacağız. NATO liderler zirvesiyle 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi de Türkiye’de gerçekleştirilecek. İnşallah bu zirveleri, sizlerin de katkısı, desteği, gayretiyle Türkiye’ye ve Türk milletine yakışır şekilde icra edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan,"23 yıldır milletinin takdiriyle ülkesine hizmet eden bir siyasetçi ve devlet adamı olarak, şunu tüm samimiyetimle söylemek istiyorum. Yurdumuza uzak coğrafyalarda, aileniz ve vatanınızdan uzak bir şekilde, zor şartlarda özveriyle görev yapmakta olduğunuzu çok iyi biliyorum. Sizlerin bu samimi çabalarının devletimiz, hükûmetimiz ve milletimiz nezdinde takdirle karşılandığını bilmenizi isterim. Ülkemize ve milletimize yaptığınız değerli hizmetler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de çalışmalarınızı aynı hassasiyet, aynı fedakarlık ve adanmışlık duygusuyla sürdürmenizi sizlerden istirham ediyorum. Ailelerinize de sizlere bu görevi yürütürken verdikleri destekten ötürü en kalbi şükranlarımı sunuyorum" dedi.


Hariciye Teşkilatının mesuliyetlerini hakkıyla yerine getirebilmesi için eylül ayında yeni yerleşkesinin temellerini attıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan" Dışişleri Bakanlığımızın yeni binasının, devletimizin köklü diplomasi geleneğini, gelecek vizyonunu ve milletimizin güçlü iradesini yansıtacak bir eser olacağına yürekten inanıyorum. Elbette bunları sizlerden beklerken biz de boş durmuyor, Türkiye’yi en güzel yerlere taşımak için gece gündüz demeden çalışıyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan," 2025 senesi içinde 24 yurt dışı seyahatlerinin olduğunu, Devlet ve hükümet başkanı düzeyinde 91 lideri Türkiye’de ağırladıklarını bildirdi.


Erdoğan, Görüşme ve kabul olarak 270 temas gerçekleştirdiklerini Yine devlet ve hükümet başkanlarıyla 176 telefon görüşmesi yaptıklarını belirterek," Yani, "Aşkla koşan yorulmaz" şiarıyla milletimize karşı vazifemizi yerine getirmek için çok yoğun bir mesai içinde olduk. Rabbim ömür ve sağlık verdikçe tempomuzu asla düşürmeyeceğiz. Karamsarlığa kapılmadan, yılmadan yorulmadan, duraksamadan inşallah Türkiye Yüzyılı hedefimize doğru koşar adım ilerleyeceğiz. Bunun için sadece daha fazla çalışmaya, kendimize ve devletimize daha fazla güvenmeye, hedeflerimizi daha sıkı kovalamaya ihtiyacımız var. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyor, "Allah utandırmasın" diyorum.16’ncı Büyükelçiler Konferansı’nın bir kez daha bakanlığımızla birlikte ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Joao Pereira: "İlk yarı ve ikinci yarı tamamen geceyle gündüz gibiydi" Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Galatasaray yenilgisinin ardından, "İlk yarı ve ikinci yarı tamamen geceyle gündüz gibiydi" dedi. Ziraat Türkiye Kupası A grubu son maçında Corendon Alanyaspor, evinde karşılaştığı Galatasaray’a 2-1 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, "Devre arası biraz soyunma odasında konuştuk. İlk yarıyı kesinlikle kabul etmediğimi söyledim. Benim sorumluluğum, ama birinci yarı yaptığımız şeyler beni ve ekibimi kesinlikle yansıtmıyor. Çünkü sahada hiç hırs yoktu. İkinci yarı farklı bir görüntü sergiledik gol attık, bir tane daha gol atabilirdik, iki gol de yiyebilirdik. Sonuç olarak sahada bir ruh vardı. Herkes koşuyordu, kötü durumlar olsa bile pes etmiyorlardı. Zaten Galatasaray da son dakikalarda zaman geçirmeye başladı, çünkü bizi hissettiler. Tabii ki ne olursa olsun ilk maçımız kadar iyi oynadığımızı düşünmüyorum. Ama ikinci yarı ne olursa olsun daha iyiydik. İlk yarı ve ikinci yarı tamamen geceyle gündüz gibiydi" dedi. "Hala gruptan çıkma ihtimalimiz var" "Her maç savaşmanız gerekiyor" diyerek sözlerini sürdüren Pereira, "Bir savaşta olursunuz, bazen öldürürsünüz, bazen ölürsünüz ama mücadele etmeden ölemezsiniz. Ben öleceksem her şeyimi vererek ölmeliyim. Pes etmeyi asla kabul edemem. O yüzden birinci yarı bizim için utanç verici de olsa zor bir gün benim için. İkinci yarı daha iyiydik ama maalesef şimdi diğer sonuçlara diğer gruplarda maçlara bakmamız gerekiyor, kupada devam edeceğimizi görebilmemiz için. Son olarak da unutmayayım grubumuz Galatasaray, Trabzonspor, Başakşehir ve biz vardık. Grupta bugünkü maça lider çıkma ihtimali olarak çıktık aslında ve üçüncü bitirdik. İlk grubu gördüğümde insanlar bize şans vermediler ama son maça lider olma umuduyla çıktık ve hala gruptan çıkma ihtimalimiz var" ifadelerine yer verdi.
Manisa Manisa FK’den hakem kararlarına ilişkin açıklama Manisa Futbol Kulübü, son haftalarda karşılaşmalarda verilen bazı hakem kararlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Manisa Futbol Kulübü, son haftalarda aleyhlerine verilen hakem kararlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak tartışmalı pozisyonları bundan sonraki süreçte kamuoyuyla paylaşacaklarını duyurdu. Manisa FK’den yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Sezon başından bu yana karşılaşmalarımızda yaşanan bazı hakem kararlarını büyük bir sükûnetle takip etmiş ve sürecin doğal akışı içerisinde değerlendirilmesini tercih etmiş bulunmaktayız. Ancak son haftalarda yaşanan ve aleyhimize sonuçlar doğuran kararların artması üzerine görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşma gereği doğmuştur. Türk hakemlerine olan güvenimizin tam olduğunu özellikle vurgulamak isteriz. Futbolun doğası gereği hakem kararlarının insani hata payı taşıyabileceğinin bilincindeyiz. Bununla birlikte, oyunun adalet duygusunu güçlendirmek ve Türk futbolunun gelişimine katkı sağlamak adına, tartışmaya açık pozisyonların şeffaflık çerçevesinde değerlendirilmesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Son karşılaşmamızda rakip takımın penaltısında net kanıt olmamasına rağmen kolayca penaltı verilmesi; maçın ikinci yarısında ise oyuncumuz Ayberk Karapo’ya yapılan benzer müdahalede incelemeye dahi gerek duyulmaması spor kamuoyunda farklı değerlendirmelere yol açmıştır. Pozitif futbol anlayışı ve altyapısından yetiştirdiği genç oyuncularla Türk futboluna katkı sunmayı sürdüren Manisa Futbol Kulübü olarak, bundan sonraki süreçte karşılaşmalarımızda yaşanan ve değerlendirmeye açık gördüğümüz pozisyonları kamuoyu ile paylaşacağımızı saygıyla bildiririz. Sporun birleştirici gücüne olan inancımızla, kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız."
Nevşehir Önce kaza, sonra kavga ettiler: 2 yaralı Nevşehir’de alkollü sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu park halindeki araçlara çarpmasıyla meydana gelen kazanın ardından taraflar arasında kavga çıktı. Olayda 2 kişi yaralandı. Olay, Cevher Dudayev Mahallesi Vatan Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 50 ACJ 893 plakalı minibüs sürücüsü Melih Ç., seyir halindeyken cadde üzerinde park halinde bulunan 50 AAR 540 plakalı çekici ve buna bağlı 50 ACJ 302 plakalı römorka çarpmamak için manevra yaptığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan minibüs, park halinde bulunan 41 BT 607 plakalı Volkswagen marka otomobile çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobil de arkasında park halinde bulunan 50 HO 1043 plakalı halk otobüsüne çarptı. Minibüs ise çarpmanın ardından KGYS kameralarının panolarına çarparak kaldırıma çıkarak durabildi. Kazayı gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan minibüs sürücüsü Melih Ç. ile yanında yolcu olarak bulunan bir kişi, iddiaya göre kaza sonrası araçtan inerek park halindeki otomobilin sürücüsüne saldırdı. Kısa sürede büyüyen olayda tarafların yakınları da bölgeye gelince kavga çıktı. Park halindeki otomobilin sürücüsü Turan Köstekçi, "Biz aracımızı park edip eve gidiyorduk. Yukarıdan son sürat geldi. Önce aracımıza çarptı, sonra da bize saldırdı. Daha sonra 10 kişi çağırarak yeniden saldırdılar. Arabamız perte çıktı. Sürücü alkollüydü, aracın içi alkol şişeleriyle dolu" dedi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapılan 2 yaralı, ambulansla Nevşehir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Öte yandan, minibüs sürücüsü Melih Ç.’nin yapılan alkol kontrolünde 180 promil alkollü olduğu tespit edildi. Sürücüye alkollü araç kullanmaktan 25 bin lira para cezası uygulanırken, sürücü belgesine de 6 ay süreyle geçici olarak el konuldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
İstanbul Fatih Tekke: "Çeyrek finale yükseldiğimiz için çok mutluyuz" Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Türkiye’deki en güçlü kadrolardan birine karşı oynadıkları söyleyerek, "Çeyrek finale yükseldiğimiz için çok mutluyuz" dedi. Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 4. ve son maçında deplasmanda RAMS Başakşehir’i 4-2 mağlup etti. Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, "Çeyrek finale yükseldiğimiz için çok mutluyuz. Olması gereken de buydu ama zor bir karşılaşma oldu. Zor olacağını biliyorduk. Türkiye’deki en güçlü kadrolardan birine karşı oynadık. Alternatifleri ve yeteneği açısından da iyi kadroları var. Genel hatlarıyla oyun içindeki alan olarak top bizde olduğu durumlarda final öncesi yapamadığımız şeyler var. Bizim açımızdan belli süreleri sene boyunca göremeyen oyuncuların sürelerini artırmak gibi bir durum da vardı. Oyuncularımız ellerinden gelenin en iyisini yaptı" değerlendirmesinde bulundu. "Şu an beklentilere göre önde gidiyoruz, inşallah böyle devam eder" İkinci yarının başında beklemedikleri bir gol yediklerini aktaran Tekke, "Arkasından hızlı hücumdan bir gol daha yedik. Akabinde giren oyuncuların coşkusuyla oyun bizim lehimize döndü. Teknik adam takımıyla oynadık. Onlara da başarılar dilerim. İyi bir karşılaşma oldu. Çeyrek finale çıktık. Şimdi lige döneceğiz, sakatlarımız ve hazır olmayanlar var. Önümüzde zor maçlar var. Mental ve fiziksel hazırlanmaya devam edeceğiz. Oyun evriliyor, oyun değişiyor. Birkaç formasyon üzerinden oynanıyor, tek formasyon değil. İyi yoldayız. Kesinlikle daha iyi olabiliriz. Taraftarımız çok coşkuluydu, sağ olsunlar. Oyuncularım iyi çalışıyor. Herkes ciddi pozitif enerji saçıyor ama burada beklenti ne? Ben beklentiyi gerçekçi düzleme oturttuğumda insanlar bana kızıyor. Şu an önde gidiyoruz. İnşallah böyle devam eder" ifadelerini kullandı. "Onuachu’ya sahip olduğumuz için çok şanslıyız" Nijeryalı santrfor Paul Onuachu’nun son haftalarda yüklesen performansıyla ilgili de konuşan Tekke, şunları söyledi: "Onuachu’nun bence daha fazla gol atması lazım. Öyle bir oyuncu. Onuachu’nun antrenmanı her şeyiyle antrenman. Tam bir profesyonel antrenman. Onuachu her antrenmanda yüzde yüzünü veriyor. Maçta istediklerimin bazen çok azını yapıyor, beni kızdırıyor ama antrenmanı yüzde yüz. Gol atma isteği hep var. Saygıyı, alkışı hak ediyor. İlla gol atması gerekmiyor. O mücadeleyi bize verince bize geçiyor. Ona sahip olduğumuz için çok şanslıyız."