POLİTİKA - 26 Mart 2026 Perşembe 17:36

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı.

Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti.

"Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır"

AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti.

"Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu"

‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu.

"Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor"

İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu.

"Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız"

"Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz"

Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi.

"Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz"

Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu.

"İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir"

Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu.

"Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"

Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır"

"Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz."

"Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır"

Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Muhammed Musab Gümüşer - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da Puduhepa anısına görsel eserler sanatseverlerin beğenisine sunuldu Çorum’da bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Puduhepa Kadın Kültür Festivali kapsamında Hitit İmparatorluğu’nun güçlü kadın figürlerinden Puduhepa anısına hazırlanan görsel sanatlar sergisi sanatseverlerle buluştu. Çorum’da Hitit İmparatorluğu’nun güçlü kadın figürlerinden Puduhepa’nın adı verilen Kadın Kültür Festivali’nin bu yıl 3’üncüsü düzenleniyor. Festivalde tarihi Veli Paşa Hanı önünde 34 sanatçının görsel eserleri katılımcılara sunuldu. Program, Hitit dönemini yansıtan kostümler giyen figüranların geçişi ve açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kurdelesi kesilen sergi ziyarete açıldı. Etkinliğe katılanlar, tarihi hanın atmosferi eşliğinde eserleri tek tek inceleme fırsatı buldu. Program, eserleri oluşturan sanatkarlara protokol üyeleri tarafından teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. "Sanatçılarımızın kıymetli eserlerini bugün kent meydanında halkımızla buluşturduk" Serginin açılışında konuşan Çorum Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Yağbat, "34 sanatçımızın birbirinden kıymetli eserlerinden oluşan çok değerli bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Çorum’daki kadın ve erkek değerli sanatçılarımızın katılımıyla oluşturulan bu organizasyonla bugüne kadar birçok etkinliğe birlikte imza attık. Bu etkinlik de onlardan biri. Sanatçılarımızın kıymetli eserlerini bugün kent meydanında halkımızla buluşturduk" dedi.
Bartın Bartın’da geçen yıl yanan ormana 400 fidan dikildi Bartın’da geçtiğimiz yaz çıkan orman yangınında kül olan yaklaşık 3 hektarlık alana 400 fidan dikildi. Bartın’ın Kayadibi Çavuş köyünde geçtiğimiz yıl ağustos ayında çıkan orman yangınında kül olan 3 hektarlık alanda fidan dikim programı düzenlendi. 21 Mart Dünya Ormancılık Günü nedeniyle gerçekleşen fidan dikimine Bartın Valisi Nurtaç Arslan, Zonguldak Orman Bölge Müdürü Hasan Keskin, Bartın Orman İşletme Müdürü Temel Nadir, il protokolü, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Ormanların önemine dikkat çeken Bölge Müdürü Hasan Keskin, "Yanan orman alanlarını kaderine terk etmedik, etmiyoruz. Aynı yıl içerisinde yeniden ağaçlandırıyoruz. Yanan alanlara bir kayıp olarak değil, yeniden yeşerteceğimiz bir emanet, yeniden ayağa kaldıracağımız bir vatan parçası olarak bakıyoruz. Bu alanda geçen yıl yaşanan yangın afetinde zarar görmüştü. Yaptığımız çalışmalarla 3,5 hektarlık alanda 3 bin 500 fidan dikimi gerçekleştireceğiz. Bugün ise 200 adet defne, 200 adet kızılcık olmak üzere toplam 400 fidanı toprakla buluşturuyoruz’’ dedi. Vali Arslan ise, "Son yıllarda küresel ısınmayla beraber travma sonucu maalesef, ki bunu çok fazla yaşadık, ciğerlerimiz yandı. Çok fazla orman yangınlarıyla karşı karşıya kaldık. Bizim bilinçli ve sorumlu bir şekilde davranmamız, gelecek nesillere sağlıklı bir çevre miras bırakmak için bizlere önemli görevler düşmektedir. Fidan dikimi gerçekleştireceğimiz bu alanda da maalesef geçen yıl bir orman yangını meydana gelmişti. Temennimiz, beklentimiz tüm vatandaşlarımızdan duyarlı olmalarıdır. Hepimizin bilinçle ormanlarımıza sahip çıkmamız gerekmektedir. Bizim sadece devlet olarak aldığımız önlemler yeterli değil. Hepimizin ormanlara sahip çıkması gerekiyor" diye konuştu. Yapılan konuşmanın ardından fidan dikimi gerçekleştirilerek, can suyu verildi. Program, protokol ve öğrencilere yapılan ikramın ardından sona erdi.
Malatya "Algoritmalar sizi yönlendiriyor" Malatya’da İnönü Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi tarafından düzenlenen "Çocuklar ve Sosyal Medya" başlıklı söyleşide, dijital çağın çocuklar üzerindeki etkileri, sosyal medya kullanımı ve medya okuryazarlığı konuları ele alındı. Malatya Selahaddin Eyyubi Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen söyleşiye öğrenciler ve öğretmenler yoğun ilgi gösterdi. Söyleşinin konuğu İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Barış Yılmaz olurken, moderatörlüğünü ise Radyo ve Televizyon öğrencisi Nisanur Hivva Yaşar yaptı. Programın açılışında konuşan moderatör Nisanur Hivva Yaşar, dijital çağda çocukların sosyal medya ile ilişkisini bilimsel bir çerçevede ele almanın önemine dikkat çekerek, söyleşinin katılımcılar için farkındalık oluşturmasını temenni etti. "Süre önemli ama daha önemlisi içerik" Söyleşide çocukların sosyal medya kullanımıyla ilgili verileri paylaşan Doç. Dr. Mehmet Barış Yılmaz, ekran süresinin tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını vurguladı. Yılmaz, "Evet süre önemli ama daha önemlisi içerik. Çocukların hangi içeriklere maruz kaldığını mutlaka denetlememiz gerekiyor. Çünkü bazen birkaç dakika içinde bile zararlı içeriklerle karşılaşabiliyorlar" dedi. Sosyal medyanın kontrol edilmesi zor bir alan olduğunu belirten Yılmaz, geleneksel medyanın aksine sosyal medyayı herkesin içerik üretebildiği bir mecra olarak tanımladı. Sosyal medyada kısa video içeriklerinin ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade eden Yılmaz, "Kısa video içeriklerini fazla tüketen çocuklarda dikkat dağınıklığı artıyor. Artık 40 dakikalık derslerde bile ilk 15 dakikadan sonra odaklanma problemi yaşanıyor" diyerek, bu durumun akademik başarıyı da olumsuz etkilediğini belirtti. "Algoritmalar sizi yönlendiriyor" Sosyal medya algoritmalarının kullanıcı davranışlarını yönlendirdiğini söyleyen Yılmaz, kullanıcıların aslında özgür seçim yaptıklarını düşündüklerini ancak bunun çoğu zaman bir yanılsama olduğunu belirtti. Yılmaz, "Algoritmalar sizin neyi izlediğinizi analiz ederek size benzer içerikler sunar ve bir süre sonra sadece o içeriklerle karşılaşırsınız. Bu da ‘yankı odası’ dediğimiz bir duruma yol açar" ifadelerini kullandı. Sosyal medyanın doğru bilgi kaynağı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, "Sosyal medya bir öğrenme alanı değil, pekiştirme alanıdır. Doğru bilgi aileden, okuldan ve eğitimcilerden öğrenilmelidir" dedi. Yapay zekânın çocuklar açısından yeni riskler oluşturduğuna dikkat çeken Yılmaz, sahte içeriklerin ayırt edilmesinin giderek zorlaştığını ifade etti. Yapay zekanın olumsuz özelliklerini anlatan Yılmaz, "Artık görüntü ve sesler yapay zekâyla üretilebiliyor. Çocuklar gerçek ile sahteyi ayırt etmekte zorlanabilir. Bu da ciddi güvenlik sorunları doğurabilir" şeklinde konuştu. "Dijital zorbalığa karşı yalnız değilsiniz" Dijital zorbalık hakkında da önemli bilgilendirmelerde bulunan Yılmaz, "Tanımadığınız kişileri sosyal medyada kabul etmeyin. Böyle bir durumla karşılaştığınızda asla yalnız değilsiniz. Aileleriniz, öğretmenleriniz ve yetkili kurumlar bu sorunu çözebilir" diyerek öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Konuşmasının sonunda medya ve dijital okuryazarlığı ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulunan Yılmaz, "Medya okuryazarlığı eğitimi toplumun her kesimine verilmelidir. Bu dijital dünyada bilinçli birey olmanın temelidir" ifadeleriyle sözlerini tamamladı. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından gerçekleştirilen fotoğraf çekimiyle son buldu.
İstanbul Uyuşturucu soruşturmasında 6 ünlü isim serbest bırakıldı İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen Kerim Sabancı, Hakan Sabancı, Fikret Orman, Burak Elmas, Güzide Duran ve Didem Soydan, çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe ’yurt dışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen Fikret Orman, Güzide Aksoy (Güzide Duran), Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, Burak Elmas, Sezgin Köysüren, Ferhat Aydın, Lütfiye Tuğçe Özbudak, Koray Serenli, Onur Bükçü, İsmail Behram Perinçekli, Didem Soydan, Onur Talay, Mustafa Tari’nin savcılıktaki ifade verme işlemleri tamamlanmıştı. Şüpheliler Kerim Sabancı, Hakan Sabancı, Fikret Orman, Burak Elmas, Güzide Duran ve Didem Soydan, savcılığa verdikleri ifadenin ardından çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe ’yurt dışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması şartıyla serbest bırakıldı. Şüpheliler Koray Serenli, Onur Talay, Sezgin Köysüren ve Mustafa Tari çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklanırken, şüpheliler Lütfiye Tuğçe Özbudak, Ferhat Aydın ve İsmail Behram Perinçekli’ye ’konutu terk etmemek’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı. Onur Bükçü ise savcılık işlemleri sonrasında doğrudan serbest bırakılmıştı.