POLİTİKA - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 13:31

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizi acımasızca eleştirenler, siz ne yaptınız? Hangi bedeli ödediniz? Hangi marifeti icra ettiniz?"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizi acımasızca eleştirenler, siz ne yaptınız? Hangi bedeli ödediniz? Hangi marifeti icra ettiniz?"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek; her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz" dedi.



Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı ve grup toplantısının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.


"Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran bir şölene imza attık"


Başkan Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı aralarında sporcuların da olduğu 200’ü aşkın genç ile Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde kutladıklarını dile getirerek, "Öncesinde cumartesi günü Kocaeli Spor Stadyumu’nun içini ve dışını hınca hınç dolduran gençlerimizle bir araya geldik. 207 üniversitemizden, 81 vilayetimizden gelen gençlerimiz ile ülkemizde misafir olarak bulunan üniversiteli genç kardeşlerimizin heyecanına ortak olduk. Stadyumun içi kadar dışı da çok farklıydı, heyecan vericiydi. Her yaştan her kökenden her gelir grubundan ve farklı hayat tarzından 100 bin gencimiz adeta bir insan seli olup Kocaeli’ne akmıştı. Kocaelili kardeşlerimiz de misafirlerine başarıyla ev sahipliği yaptılar. Türkiye’nin beceri hazinesinin zenginliğine orada bir kere daha şahitlik ettik. Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran, muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli’ndeki şölen bizim sadece gençlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan on dördüncüsüydü. Bunun dışında kongrelerimizde sohbet toplantılarımızda farklı etkinliklerde özellikle de gençlerimizle yüzlerce defa bir araya geldik. Bu programlarda gençlerle birlikte bütün vatandaşlarımıza gönlümüzün kapılarını açtık. Yunus’un ‘Biz kimseye kin tutmazuz, kamu alem birdir bize’ anlayışıyla bu ülkenin tüm gençlerini aynı samimiyetle bağrımıza bastık" diye konuştu.



Gençleri hafife alan, gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansının olmadığını aktaran Erdoğan, gençlerin omuz vermediği bir mücadelenin zafere ulaşamayacağını, kalıcı olamayacağını kaydetti.



"Kurulduğumuz ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk"


AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduğunu bildiren Erdoğan, "Sadece gençler için siyaset yapmadık. Siyaseti gençlerle birlikte yaptık. Üstenci, kibirli, yargılayan gençleri tedip ve tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık. Önce gençleri anlamaya çalıştık. Gençlerle empati kurmayı denedik. Ders vermek yerine gençlere kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerimizin talep, beklenti ve sorunlarına yine gençlerimizle birlikte çözüm yolları geliştirdik. Ortak akılla çözüm ürettik. Üniversitede fikir teri döken gençlerimizi önemsediğimiz kadar özellikle sanayide alın teri döken gençlerimize de ihtimam gösterdik. Başörtüleri dolayısıyla üniversiteye alınmayan gençlerimizin meseleleriyle ilgilendiğimiz kadar henüz ömrünün baharındayken hayatın zorluklarını göğüslemek zorunda kalan gençlerimizin dertleriyle de ilgilendik. Çamlıca Camii’nde hafızlık icazet merasimine katıldığımız çocuklarımız gibi AMATEM’lerde bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatle yaklaştık. İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya dinleten genç sporcularımızla iftihar ettiğimiz kadar başımıza icat çıkaran genç mühendislerimizle de iftihar ettik" ifadelerini kullandı.



Dün olduğu gibi bugün de gençlerin yargılanmadan önce dinlenmeyi, yaftalanmadan önce anlaşılmayı beklediğine dikkati çeken Başkan Erdoğan, gençlerin büyüklerden sadece kendilerine ders vermesini değil aynı zamanda kendilerine değer verilmesini istediğine de vurgu yaptı.



"Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanının, gençleri tahkir eden hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur"


Ön yargısız bir şekilde, açık bir kalp ve açık bir zihinle gençleri anlamaya, gençlerin ruh dünyalarının derinliklerine inmeye çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Gençlerimizi harflerle ayırıp, doğum yılına göre onları kategorize edenlerin, bizim ne yapmaya çalıştığımızı kavramakta zorlanmaları gayet doğaldır. Gençleri sarf malzemesi olarak, yolsuzluklarını örtmek için bir istismar aracı olarak görenlerin, AK Parti’nin gençlerle kurduğu hasbi ve harbi ilişkiyi kıskanmalarına şaşırmamak gerekir. Tilki uzanamadığı üzüme koruk dermiş. Bunlar da gençlik şölenimize çamur ve iftira atarak; kendi kifayetsizliklerini kapatmanın derdindedir. Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanı’nın, gençleri tahkir eden, gençleri aşağılayan hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü, bırakın stadyumda 100 bin gençle şölen yapmayı; bunlar salonları bile doldurmakta artık zorlanıyorlar. Bir senedir oradan oraya sürükledikleri CHP’li vatandaşlarımız da bunlardan umutlarını kesmeye, ortaya saçılan pislikler sebebiyle uzaklaşmaya başladı" açıklamasında bulundu.



"Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP; 3-5 kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü"


"Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP; 3-5 kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Sokağa çıkmaya yüzleri yok. Vatandaşın, bilhassa da gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok. Tüm öfkeleri, bu hakikatin gençlerimiz tarafından da biliniyor olmasındandır. Gençlerimiz, ağızlarından liyakati düşürmeyenlerin, yönettikleri belediyeleri nasıl arpalığa çevirdiklerini çok net görüyor. Gençlerimiz, sürekli ‘ahlaki üstünlükten’ dem vuranların, nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandıklarını çok net görüyor. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu, bu ülkenin gençleri elbette görüyor, takip ediyor, bu açgözlülerle arasına mesafe koyuyor. Genel Başkan dâhil, CHP’nin rahatsızlığının temel sebebi işte budur. Varsın beyefendiler rahatsız olsun. Biz, gençlere güvenmeye, gençlerimizin önünü açmaya devam edeceğiz. Milli ve manevi değerlerimiz ışığında, gençlerimizin en iyi, en donanımlı, en şuurlu şekilde yetişmeleri için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olacak Teknofest Gençliğinin her alanda temayüz etmesi için seferberlik ruhuyla çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte tabii ki yapıcı eleştirileri dikkate alacak, eksik varsa giderecek, gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeye yönelik iyi niyetli teklif, tespit ve tenkitlerin gereğini yerine getirmekte, tereddüt göstermeyeceğiz."


"AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir"


Gençleri dinleyen, doğru anlayan, kıymet ve ehemmiyet veren bir iktidarın 23 buçuk yıldır iş başında olduğunu vurgulayan Erdoğan, "AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir, eşittir; aynı derecede sevgiye, hizmete, muhabbete layıktır. Sizin güvenliğinizi, istikbalinizi, huzur ve esenliğinizi her şeyden çok önemsiyoruz. Sizin sporda, sanatta, bilimde, ilimde, kültürde, siyasette, bürokraside hak ettiğiniz yere gelmenizi çok önemsiyoruz. Sizin hayallerinizi gerçekleştirecek her türlü imkana sahip olmanızı çok önemsiyoruz. Biz size inanıyoruz, size güveniyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasını inşallah sizler tamamlayacaksınız. Yazacağınız başarı hikayeleriyle hem ailelerinizin hem de milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız. Her karışında bir yiğidin yattığı bu mübarek topraklar sizin. Her şehri ayrı güzel, her köşesinden tarih fışkıran bu cennet vatan sizin. Dostlarına güven, düşmanlarına korku salan bu büyük devlet sizin. Mazisi zaferler ve mücadelelerle dolu bu necip millet sizin. Rengini aziz şehitlerimizin kanından alan bu şanlı bayrak sizin. Yeni Türkiye sizin eseriniz olacak. Büyük ve güçlü Türkiye inşallah sizlerin omuzlarında yükselecek. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte büyük Türkiye’yi bu asrın parlayan yıldızı yapacağız" dedi.



"Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır"


Erdoğan, yola çıkarken uzun bir yola, derin sulardan geçecekleri bir yola çıktıklarının idrakinde ve şuurunda olduklarını dile getirerek, "Kimse bize kolay olacak demedi. En başta, karşımızda merhum Menderes’in, Merhum Polatkan’ın, merhum Zorlu’nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı, partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi, yok sayıldık, ötelendik, dışlandık; kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket, bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildir. Bu hareket, kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir. Bu hareket, köksüz bir hareket değildir, saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır, bu hareket ümmet davasıdır" ifadelerine yer verdi.



"Tarihe bir borcumuz var"


AK Parti’nin kurulduğu andan itibaren saf dışı bırakılması için darbe senaryolarının yazıldığını belirten Erdoğan, "İktidarımızın henüz 5’inci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar, sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri. Görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık. Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik, ‘ağamsın, paşamsın’ diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda, etliye sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi, biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük. Biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk; tarihe bir borcumuz var; ecdada, şehitlerimize bir borcumuz var; ümmete bir borcumuz var; mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var" şeklinde konuştu.



"Bir Tayyip Erdoğan gider, ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir"


Davayı omuzlamış, karınca kararınca bir noktaya taşımız fedakar, cefakar, cesur, mert dava adamlarına borçlarının olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim, üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle, Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık günlerde Hohlaya hohlaya buz dağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var. O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor? ‘Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz’ diyerek bu yollara revan olduk. Her zaman şunun idrakinde olduk; Bir Tayyip Erdoğan gider, ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız budur. Bizim misyonumuz budur. Bizim arzumuz, gayemiz, amacımız budur. Yarın, Ruz-i Mahşer’de, huzura vardığımızda, vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek, bu bize ziyadesiyle yeter; gayrısı boştur, gayrısı laf-u güzaftır. Bizden öncekiler bu davaya, bu harekete ömürlerini verdiler. Hamdolsun, bizim yaptığımız da budur. Biz, Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun, bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük, vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık; Allah’ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince, eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir. Hariçten gazel okumak kolay. Mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek kolay. Sırça köşklerde teori üretmek kolay. Hayallerle yaşamak kolay. Biz, kolayı değil, zoru seçtik. Biz çileyi seçtik, mücadeleyi seçtik" ifadelerine yer verdi.



"Bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir"


Erdoğan, kendi siyasi tarihi boyunca çok ihanet, vefasızlık ve nankörlük gördüğünü söyleyerek, "Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir. Hiç şüphesiz mükemmel değiliz; haşa, günahsız, kusursuz değiliz; hatadan münezzeh asla değiliz. Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur. Ama şu da bilinsin ki bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık. Şimdi sağdan soldan klavye kahramanları, AK Parti’nin, bu kadronun açtığı yolda, tesis ettiği iklimde, refah ve konfor ortamında, sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkam kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum; siz hiç hayatınızda risk aldınız mı? Siz hiç hayatınızda kavgaya girdiniz mi? Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes’in akıbeti gözünüzün önünde dururken, hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dâhil oldunuz mu? Kavgada yoklar; ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye’nin yakın tarihine bakarak, hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlere hedef olmayı, hatta idam edilmeyi göze alarak girdik. Bizi acımasızca, bizi insafsızca eleştirenler; siz ne yaptınız? Hangi fedakârlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz? Konforlu, güvenli alanlarınızdan yapılan hizmetlere kulp takmak dışında, Allah aşkına hangi marifeti icra ettiniz?" şeklinde konuştu.



"Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık, inşallah daha fazlasını yapacağız"


Erdoğan, yüzde 52’nin oyunu alarak göreve gelmiş, geri kalan yüzde 48’in önemli bir kısmının oy vermese de gönlünün kendileriyle olduğunu bilen bir iktidar olduklarını dile getirerek, "Hepsinden öte biz, yüzde 100’ün, onun ötesinde mazlum mağdur coğrafyaların, ümmetin de mesuliyetini omuzlayan bir iktidarız. Kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız. Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz, nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz. Bizi biz yapan değerlerden asla kopmadık; her zaman duamızda, günde 5 vakit namazlarımızda ettiğimiz dua da "bizi sırat-ı müstakime eriştir’ duasıdır. Bizim duamız, ‘ayaklarımızı sırat-ı müstakimde sabit kıl’ duasıdır. İnşallah doğru bildiğimiz yolda eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz. Allah’a hamdolsun, bizimle aynı yolda yürüyen, birlikte yürüdüğümüz milyonlar, on milyonlar var. Bizimle aynı ufka bakan, aynı menzile doğru koşan milyonarca genç var. Dünyanın dört bir yanında, Filistin’den Suriye’ye, Arakan’dan Afrika’ya bizim için ellerini semaya açan yüz milyonlar var. Hepsinin umudunu, hepsinin emanetini taşıyoruz. Ama şunun da bilinmesini isterim; tek başıma kalsam dahi ‘bu yol hak yoludur, dönmek bilmez yürürüm’ der, bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm. Allah’a hamdolsun, bu yolda yalnız değilim. Birlikte çok güzel işler yaptık; Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık. İnşallah daha fazlasını yapacağız" açıklamasında bulundu.



"MHP ile el ele, omuz omuza verecek, huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz"


Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakıyla inşallah yeni başarılara, yeni zaferlere imza atacağız. İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek; her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz. En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi, ortak akılla, sağduyuyla, samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız. Devletimizin ilgili kurumları, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. İttifak ortağımızla da siyasetin çözüm kapasitesini artıracak yeni yol, yöntem ve hamleleri etraflıca istişare ediyoruz. Hayırlı işlerde çabuk olunması gerektiği inancıyla bir an önce bu meseleyi milletimizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Türkiye, sadece ekonomik maliyeti 2 triyon doları aşan bu sorunu kalıcı biçimde çözecek iradeye, kapasiteye ve tecrübeye ziyadesiyle sahiptir. En güçlü dayanağımız millettir, sizsiziniz ve milletimiz ile bu yolda yürümekte tereddütlümüz yoktur."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da 26 yıl önce deniz faciasında hayatını kaybeden 38 kişi unutulmadı Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde 26 yıl önce meydana gelen deniz kazasında hayatını kaybeden 38 kişi tören ve dualarla anıldı. Beşikdüzü limanında 20 Mayıs 2000’de baharın başlangıcının kutlandığı ‘Mayıs Yedisi Şenlikleri’ kapsamında denize açılanları balıkçı tekneleri aşırı yük nedeniyle alabora olmuş ve teknelerdeki 38 kişi boğularak hayatını kaybetmişti. Hayatlarını kaybeden 38 kişi için Doğu Gözaçan Parkı’ndaki Deniz Şehitleri Anıtı önünde bugün bir tören düzenlendi. Törende konuşan Beşikdüzü Kaymakamı Ferhat Vardar, "Maalesef 2000 yılında bir deniz kazasında 38 vatandaşımızı kaybettik. İlçelerin tarihinde böyle acı olaylar oluyor. Beşikdüzü tarihimizin belki de en acı olayı bu 2000 yılındaki deniz kazasıdır. Ölen tüm vatandaşlarımız Allahtan rahmet diliyoruz. Bizler biliyoruz ki deniz kazasında boğularak vefat edenler şehit oldular. Biz kamu kurum ve kuruluşları olarak böyle olayların bir daha yaşanmaması için elimizden gelen tüm gayreti çabayı göstereceğimizden emin olabilirsiniz" dedi. Yapılan konuşmaların ardından liman mevkiinde deniz şehitleri için denize çelenk bırakıldı. Ardından Kur-anı Kerim okunarak dualar edildi. Öte yandan Beşikdüzü deniz faciasını anma programının ardından Beşikdüzü Küçük Liman mevkiinde temsili yayla göçü canlandırması yapıldı. Büyük baş hayvanlar yaylaya gidercesine süslenerek sahile indirildi. İnekler Beşikdüzü Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem ve İlçe Kaymakamı Ferhat Vardar’ın da katılımı ile deniz kıyısında yıkandı.
Elazığ Elazığlı atletlerden Türkiye Şampiyonasında büyük başarı Okullar Arası Gençler Atletizm Türkiye Şampiyonası’nda Elazığlı sporcular önemli dereceler elde etti. 16-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Eskişehir’de gerçekleştirilen Okullar Arası Gençler Atletizm Türkiye Şampiyonası’nda Elazığ’ı temsil eden Kaya Karakaya Spor Lisesi Atletizm Takımı sporcuları gösterdikleri üstün performanslarla dikkat çekti. Türkiye’nin dört bir yanından başarılı sporcuların katıldığı şampiyonada Elazığlı atletler önemli dereceler elde ederek hem okullarını hem de Elazığ’ı gururlandırdı. Şampiyonanın en dikkat çeken isimlerinden biri olan Gülnaz Çetin, gülle atma branşında elde ettiği 13,37 metrelik derecesiyle Türkiye Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Başarılı sporcu aynı zamanda disk atma branşında da 37,83 metrelik derecesiyle Türkiye ikincisi olarak çifte başarı elde etti. Şampiyonada mücadele eden bir diğer sporcu Leyla Arlı ise 3000 metre yürüyüş yarışmasında Türkiye beşincisi olurken, Cennet Ağırtaş da uzun atlama branşında Türkiye altıncılığı elde ederek Elazığ adına önemli sonuçlar aldı. Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada; "Eskişehir’de düzenlenen Okullar Arası Gençler Atletizm Türkiye Şampiyonası’nda ilimizi başarıyla temsil eden Kaya Karakaya Spor Lisesi sporcularımızı ve antrenörlerimizi yürekten kutluyoruz. Özellikle Gülnaz Çetin’in Türkiye Şampiyonluğu elde etmesi bizleri son derece gururlandırmıştır. Bunun yanında farklı branşlarda elde edilen dereceler de Elazığ atletizminin gelişimini ve potansiyelini bir kez daha göstermiştir. Sporcularımızın disiplinli çalışmaları, antrenörlerimizin özverili emekleri ve okul idaremizin destekleriyle gelen bu başarıların artarak devam edeceğine inanıyoruz" ifadelerine yer verildi.
Kayseri Aksakallar Heyeti Başkanı Yıldırım: "Eminim ki Kayseri yıl boyunca Türk Dünyası Kültür Başkenti unvanının hakkını verecek" Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı Binali Yıldırım, Talas Belediyesi’ni ziyaret etti. Kayseri’nin Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildiğini hatırlatan Yıldırım, "Eminim ki bu etkinliklerin devamı gelecek ve Kayseri yıl boyunca bu unvanın hakkını verecek. Kayseri, üretimiyle, sanatıyla, edebiyatıyla ve tarihiyle Anadolu’nun en güçlü şehirlerinden biridir" dedi. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın tarafından belediye girişinde karşılanan Yıldırım’a Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, AK Parti ve MHP ilçe başkanları, teşkilat mensupları, belediye meclis üyeleri, başkan yardımcıları ve müdürler eşlik etti. Çiçeklerle karşılanan heyet, Talas Belediyesi’nde sıcak bir atmosferde ağırlandı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Talas’ın Türk dünyasıyla kurduğu güçlü bağlara dikkat çekerek, "Başbakanım hoş geldiniz. Bir süre önce zatıalinize Türk dünyasıyla ilgili yaptığımız çalışmaları arz ettiğimizde ‘Kayseri bu işe hazırmış, biz de himaye edelim’ buyurmuştunuz. Talas’ta Şuşa Azerbaycan Evi, Azerbaycan Kardeşlik Parkı gibi önemli projeleri hayata geçirdik. Türk Dünyası Belediyeler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi olarak Kırgızistan’ın Talas şehriyle kardeş şehir ilişkimiz bulunuyor. Sizleri medeniyetimizin beşiği Kayseri’nin tarihi ve otantik ilçesi Talas’ta ağırlamaktan büyük onur duyuyoruz" dedi. "Talas Belediyesi olarak ev sahipliği yaptığınız bu program, Kayseri’nin Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinin ruhuna son derece uygun bir çalışma olmuş" Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ise, Talas Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programın önemine vurgu yaparak, Kayseri’nin Türk dünyası açısından taşıdığı kültürel misyona dikkat çekti. Yıldırım, "Talas Belediyesi olarak ev sahipliği yaptığınız bu program, Kayseri’nin Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinin ruhuna son derece uygun bir çalışma olmuş. Eminim ki bu etkinliklerin devamı gelecek ve Kayseri yıl boyunca bu unvanın hakkını verecek. Kayseri, üretimiyle, sanatıyla, edebiyatıyla ve tarihiyle Anadolu’nun en güçlü şehirlerinden biridir. Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum" diye konuştu. AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan da, Başkan Yalçın’ın Türk dünyasına yönelik çalışmalarına değinerek, Azerbaycan ziyaretinde kendisine verilen devlet nişanını hatırlattı. Okandan, "Sayın başkanımız sayesinde Azerbaycan’dan sefirlik unvanı aldık. Türk dünyası mozaiğinde sayın başkanımızın çok özel bir yeri var. Huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kehribar kalem ve tespih hediye etti Ziyarette karşılıklı hediye takdimi de yapıldı. Başkan Yalçın, Binali Yıldırım’a el yapımı kehribar dolma kalem hediye ederken, Yıldırım da cebinden çıkardığı kehribar tespihi Başkan Yalçın’a takdim etti. Samimi görüntülere sahne olan hediyeleşme, programa ayrı bir renk kattı. Başkan Yalçın, Yıldırım ile KKTC Aksakalı Oktay Öksüzoğlu’na ayrıca Talas Belediyesi yayınlarından ‘Kayseri Girne Hattı’ kitabını armağan etti. Program, belediye hizmet binasındaki Türk dünyası kaftan ve kalpak sergisinin gezilmesi ve Fatih Sultan Mehmet’in mozaik portresi önünde çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.
Düzce Başarı belgelerini Rektörün elinden aldılar Düzce Üniversitesi idari personelinin performanslarının değerlendirilmesi ve ödül yönergesi kapsamında yürütülen değerlendirme süreci sonucunda başarılı bulunan idari personele başarı belgeleri takdim edildi. Programa; Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Akreditasyon, Akademik Değerlendirme ve Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Serap Bayram, Koordinatör Yardımcısı Doç. Dr. Yaşar Selman Gültekin ve başarı gösteren idari personel katıldı. Yönerge kapsamında gerçekleştirilen değerlendirme sürecinde Düzce Üniversitesi personelinin görev sorumluluklarını yerine getirme düzeyi, iş birliği ve iletişim becerileri, problem çözme yaklaşımı, iş süreçlerine katkısı, sorumluluk bilinci, verimlilik, kurumsal uyum ve çalışma performansına yönelik ölçütler dikkate alındı. Birinci ve ikinci değerlendiriciler tarafından yapılan puanlamalar sonucunda elde edilen performans sonuçları doğrultusunda başarı gösteren personel belirlenerek ödüllendirme sürecine dahil edildi. Sürecin temel amacı, çalışanların performanslarının görünür kılınması, motivasyonlarının artırılması ve kurumsal kalite kültürünün güçlendirilmesi olarak ifade edildi. Rektör Nedim Sözbir, çalışanların gösterdiği gayret ve başarının kurumların gelişimindeki en önemli unsurlardan biri olduğunu belirterek, çalışanların emeklerinin takdir edilmesinin kurumsal aidiyet ve motivasyon açısından önemli katkılar sağladığını ifade etti. Düzce Üniversitesi olarak çalışanların başarılarını görünür kılmayı ve çalışma motivasyonlarını desteklemeyi önemsediklerini vurgulayarak başarı gösteren personeli tebrik etti. Program kapsamında değerlendirmelerde bulunan Düzce Üniversitesi Akreditasyon, Akademik Değerlendirme ve Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Serap Bayram, kurumlarda kalite kültürünün oluşturulması ve geliştirilmesinde iç paydaşların önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, özellikle idari personelin kurumsal süreçlerin etkin yürütülmesinde kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Farklı kuşakların bir arada çalıştığı günümüz kurumlarında nesiller arası dönüşümün önemli bir konu haline geldiğini belirten Bayram, deneyim, kurumsal hafıza, teknolojik uyum ve yenilikçi bakış açılarının ortak kurum kültürü içerisinde buluşmasının kurumsal gelişim açısından önemli katkılar sağladığını dile getirdi. Program, başarı belgesi almaya hak kazanan personel; Şube Müdürü Hülya Alkan, Şube Müdürü Coşkun Akbulut, Şube Müdürü Murat Demir, Bilgisayar İşletmeni Rasim Ongun ve Teknisyen Adem Kara’ya başarı belgelerinin takdimi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Zonguldak 55 kadın bir araya geldi, hayatın stresini darbuka öğrenerek attı Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde bir araya gelen kadınlar, darbuka eğitimi alarak günlük hayatın stresinden uzaklaşıyor. Sayıları kısa sürede 60’a yaklaşan ritim grubu, verdikleri açık hava konseriyle izleyenlerden büyük beğeni topladı. Kozlu’da faaliyet gösteren 42 yıllık geçmişe sahip KOFDER ve Atölye Mavi iş birliğiyle kadınlara yönelik vurmalı çalgılar kursu düzenlendi. Kısa bir süre önce sadece 5 kişiyle başlayan çalışmalara ilgi artınca katılımcı sayısı 55-60 bandına ulaştı. Birlik, beraberlik ve dostluk ortamında eğitim alan kadınlar, hem sosyalleşme imkanı buluyor hem de ritim tutarak ev hayatının stresini atıyor. Ritim grubu, bayram etkinlikleri kapsamında Kozlu meydanında sahne alarak yeteneklerini sergiledi. "5 kişiyle başladık, sayımız 60’a dayandı" Kadınların sosyal hayata katılımını ve rahatlamalarını amaçladıklarını belirten KOFDER Başkanı Hikmet Sinan, şunları kaydetti: "Karadeniz’in incisi Zonguldak’ımızın Kozlu ilçesinde 42 sene önce kurulmuş olan derneğimizde, bayanlarımızla birlik, beraberlik, kardeşlik ve dostluk içerisinde günün stresini atmak için bir araya geldik. İlk başta iki ay kadar önce 5 kişiyle başladık. Şu anki sayımız 55-60 arası değişiyor. Günün stresini atıyorlar. Evdeki sıkıntıları, stresleri atıp derneğimize gelip orada rahatlamayı yaşayan bayanlarımız var. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Halkımızla birlikte, beraberlik içinde güzel bir eğlence ortamı yaşattık. Bizim de bir katkımız olması bu bayramda ne mutlu bizlere." "Gösterilerimiz devam edecek" Ekibin çalışmalarına liderlik eden Vurmalı Çalgılar Usta Öğreticisi Ceyhun Yamakoğlu ise meydan konserinin büyük ilgi gördüğünü belirterek, "Kozlu KOFDER’de ve Atölye Mavi’de yaklaşık 8-9 aydır ekip arkadaşlarımızla beraber çalışıyoruz. Kozlu’da güzel gösteriler yaptık. Meydanda güzel bir eğlence oldu. Biz de elimizden geldiği kadar katkıda bulunduk. Çok güzel geçti. Gelen, dinleyen herkese teşekkür ediyoruz. Etkinliklerimiz devam edecektir mutlaka" ifadelerini kullandı. Ekibin en küçüğü Duru oldu Grubun en genç üyesi olan ve performansıyla dikkat çeken 12 yaşındaki Duru Özdemir ise sadece 3 aylık bir eğitim sürecinden geçtiğini söyleyerek, "Mükemmel geçti. Kendimi çok mutlu hissediyorum. Rahat yani. En fazla 3 ay olmuştur öğreneli. Bugünkü konser mükemmel geçti. Çalmaya devam edeceğim" dedi. (OA