POLİTİKA - 20 Mart 2025 Perşembe 22:03

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizim ne şahsen, ne parti, ne de ittifak olarak muhalefetin müsamerelerine ayıracak vaktimiz yok"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim ne şahsen ne parti ne de ittifak olarak muhalefetin müsamerelerine ayıracak vaktimiz yok" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde önceki dönem milletvekilleriyle iftarda bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, "Rabbimden hepimizi sağlıkla, huzurla, esenlikle, birlik ve beraberlik içinde daha nice Ramazanlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. Çeşitli dönemlerde illerinizin ve milletimizin temsilcisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi AK Parti grubunda icra ettiğiniz şanla, şerefle, başarıyla dolu çalışmalar için her birinize şahsım, partim adına şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin şahsında kuruluşundan bugüne AK Partimizin çatısı altında yol ve dava arkadaşlığı, gönül ve kader birliği yaptığımız tüm kardeşlerimize selamlarımı, sevgilerimi, minnettarlığımı iletiyorum. Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden partimizin kurucularından üç dönem karaman milletvekili olarak parlamentoda görev yapan Zeki Ünal Beyefendi başta olmak üzere ebedi aleme göç eden büyüklerimize yol ve mücadele arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"İsrail’in işlediği savaş, soykırım ve insanlık suçlarına engel olmayanlar hem tarih önünde hem de insanlık vicdanında er ya da geç hesap vereceklerdir"

İslam dünyası olarak Ramazan’ın manevi iklimini teneffüs edilen şu mübarek günlerde Siyonist İsrail yönetimi ateşkesi bozarak Gazze’deki katliam ve soykırım politikasına tüm hoyratlığıyla devam ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gözünü kan ve nefret bürümüş bu barbar sürüsünün başlattığı yeni saldırılarda çoğu çocuk ve kadın 500’den fazla Filistinli daha şehit oldu. Ramazan ayında ve sahur vaktinde Gazze’de sivillerin üzerine yağdırılan bombalar nice anne babayı evlatsız nice yavruyu yetim ve öksüz bıraktı. Rabbimden cümlesine rahmet ve manfiret niyaz ediyorum. Bu mukaddes günlerin yeryüzünün dört bir yanında zulme ve zalime cesaretle sabırla metanetle direnen hayat, izzet ve haysiyet mücadelesi veren tüm mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Pervasızca yürütülen katliamlara sessiz kalanlar, İsrail’in işlediği savaş, soykırım ve insanlık suçlarına engel olmayanlar hem tarih önünde hem de insanlık vicdanında er ya da geç hesap vereceklerdir. Sırtını dayadıkları güçlerden cesaret alarak çocukları katledenler Allah’ın izniyle döktükleri masum kanlarında boğulacaklardır. Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya tarihin doğru tarafında yer almaya tüm imkanlarımızla tüm gücümüzle Gazze’li mazlumları desteklemeye inşallah devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Bize oy versin vermesin bu ülkede yaşayan herkesin hayatına dokunmayı başardık"

AK Parti’nin 23 yılı bulan iktidarının her anınının takipçisi olduğunu, halka ve Hakk’a hizmet davasına layık olabilmek için çalışarak geçirdiğini bildiren Erdoğan, "Türkiye’yi son iki asırdır sıkıştırıldığı siyasi, ekonomik ve sosyal cendereden çıkartan demokrasi ve altyapı atılımlarını gerçekleştirmek AK Partili kadrolara nasip oldu. Eser ve hizmet siyasetimiz sayesinde bize oy versin vermesin bu ülkede yaşayan herkesin hayatına dokunmayı başardık. Ülkemizin çıkarlarını savunmanın ötesinde küresel düzeyde adalet, hakkaniyet ve merhamet müdafaası üzerine kurulu dış siyasetimizde dünyada milyarlarca insana umut aşıladık. Bu güzel tabloda sizler başta olmak üzere partimizin her mensubunun partimize oy vererek bize güç sağlayan her bir vatandaşımızın emeği, katkısı, rolü bulunuyor. Sizlerin şahsında mücadelemize omuz veren herkese teşekkür ediyorum. Hazreti Mevlana şöyle diyor, ‘Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok.’ Ülkeye, millete ve insana hizmet yolunda üstlenilen sorumluluklar ile ortaya konan çabaları sahip olunan ünvanlardan bağımsız şekilde değerlendirmek gerekir" ifadelerini kullandı.

"Sizleri milletvekilliğinin ötesinde memleketimizin sevdalısı, hizmet erleri olarak böyle bir mertebede görüyorum" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte hep birlikte kazandığımız bu müktesebat inşallah hem bu dünyada hem öteki dünyada hak katında en önemli ibrah vesilemiz olacaktır. Bunun için her şeyin eskisi olabilir ama ülkeye ve millete hizmet davasında eski sıfatına yer yoktur. Hele hele AK Parti’de yolunu ayıranlar veya yolunu şaşıranlar dışında eski diye bir kavram asla söz konusu değildir. Kendini sürekli yenileyen bir parti olarak bunu yaparken kimseyi dışlamıyoruz. Tam tersine geniş ailemizi sürekli büyüterek Üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle ‘Yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz.’"

"Yalanın, iftiranın, inkarın, bu tahrikat gücünü, doğrunun, hak tesliminin, insafın ve vicdanın üstünlüğüyle Allah’ın izniyle yeneceğiz"

Bayrak yarışında geride kalanların oyunun dışına çıkmadığını bildiren Erdoğan, "Sadece zaferin sevincini takım arkadaşlarıyla paylaşmak bunun için nefesleniyor. Ayrıca parti olarak hiçbir arkadaşımızın birikimini, gayretini ve tecrübesini heba edecek lükse sahip değiliz. Nitekim önceki dönem milletvekillerimizin bir kısmı gerek genel merkezimizde, gerek il teşkilatlarımızda, gerekse bürokraside çeşitli mevkilerde hizmetlerine devam ediyor. Sağlığı ve motivasyonu yerinde olan her bir arkadaşımız için yeni görevler üstlenme yolu açıktır. Her şey gibi bu da vakit ve nasip meselesidir. Ama şunu asla unutmamalıyız ki AK Parti’ye aidet son nefese kadar sahip çıkılacak nesilden nesile gururla aktarılacak onurlu bir mirastır. Bu çatı altında kimse kendisine kurumsal bir görev verilmesini beklemez, beklememelidir. Bilhassa bu harekette küsme, darılma, uzaklaşma söz konusu olamaz. Kırgınlık olmuşsa giderilir, sorun varsa çözülür. Yanlış anlaşılma varsa bir yol bulunup mutlaka düzeltilir. Şu an altında tek yürek, tek bilek bulunduğumuz çatı bizim ortak yuvamız, evimiz, sığınağımızdır. Biz üyesiyle, gönüllüsüyle, teşkilat mensubuyla, yöneticisiyle hep beraber sayısı milyonlara aşan muhteşem ve muazzam bir aileyiz. Bunun için her birimiz hanemizden başlayarak yakın çevremize, eşimize, dostumuza, sevenlerimize, hemşehrilerimize hep hakkı ve hakikati anlatmakla, insanları ikna etmekle, gönüller kazanmakla mükellefiz" diye konuştu.

AK Parti’nin ülkenin ve milletin hanesine yazdırdığı tarihi kazanımları sırf kişisel çıkarları veya hırsları yüzünden ters yüz etmek için yalana ve iftiraya başvuranların oyunlarını boşa çıkarmanın boyunların borcu olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Eskiler doğru yerinden kalkana kadar yalan dünyayı dolaşırmış derler. Yalanın, iftiranın, inkarın, bu tahrikat gücünü, doğrunun, hak tesliminin, insafın ve vicdanın üstünlüğüyle Allah’ın izniyle yeneceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Muhalefetin kendi iç kavgalarını veya hukukla olan sıkıntılarını ülkenin en önemli meselesi gibi gösterme gayreti riyakarlığın dik alasıdır"

Türkiye, her gün yeni ve bir diğerini geride bırakan gündemlere uyanan belki de dünyanın en hareketli ülkesi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu gündemlerin bir kısmı ülkenin gerçekten ihtiyacı olan hususları ihtiva ederken bir kısmı da suni olarak köpürtülmüş konulardan oluşuyor. Muhalefetin kendi iç kavgalarını veya hukukla olan sıkıntılarını ülkenin en önemli meselesi gibi gösterme gayreti riyakarlığın dik alasıdır. Hata, hata ile savunulamaz diye bir söz var. Ülkemiz muhalefeti de Ziya Paşa’nın dediği gibi herkesi kör alemi sersem sandığı için yaptığı hataları daha büyük hatalarla savunmayı şecaat arz ederken sirkatin söylemeyi siyaset zannediyor. Halbuki böyle yaparak kendilerini bırakınız halkı en yakınlarının dahi yüzlerine bakamayacak hale düşürdüklerinin farkında bile değil. Hırsları ve ihtirasları adeta akıllarını esir almıştır. Polisimize saldıracak, hakime, savcıya, mahkemelere tehditler savuracak kadar bu hazineyi yitirmiş vaziyetteler" ifadelerine yer verdi.

"Diploma alın teriyle alındı, belediyede yolsuzluk yok diyemiyorlar. Konuyu sloganlara hapsederek milleti aldatmaya çalışıyorlar"

"CHP’siyle medyasıyla ve diğer yapılarıyla muhalefet tarafı gerek diploma meselesinde gerekse yolsuzluk, hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap vermiyorlar" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bunun yerine konuyu siyasi sloganlara hapsederek kendi tabanlarını tahrik etme milleti aldatma kolaycılığına kaçıyor. Deseler ki kardeşim bu diploma alın teriyle usulüne uygun şekilde alınmış bir belgedir. Bunu ilgili arkadaşlarımız vasıtasıyla ve hukuki argümanlarla konuşup tartışmak mümkündür. Aynı şekilde deseler ki kardeşim belediyede hiçbir hırsızlık, yolsuzluk, usulsüzlük, haksızlık, karanlık ve karmaşık ilişki yok. Bunu da yine işin erbabı vasıtasıyla ve hukuki derinler ışığında konuşup tartışmak mümkün. Ama bunları yapmıyorlar yapamıyorlar. Çünkü hepsinin ve çok daha fazlasının doğru olduğunu, gerçek olduğunu en iyi kendileri biliyor. Hatta bu bilgi ve belgelerin çoğunun bizzat kendi partilileri tarafından yargıya aktarıldığının da farkındalar" şeklinde konuştu.

"Kamuoyu önünde timsah gözyaşları döken CHP yöneticilerinin çoğunun parti içi çekişmede rakip eledikleri için kapalı kapılar ardında sevinçten yerlerinde duramadıkları da ortadadır"

Kamuoyu önünde timsah gözyaşları döken CHP yöneticilerinin çoğunun parti içi çekişmede rakip eledikleri için kapalı kapılar ardında sevinçten yerlerinde duramadıklarının da ortada olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada CHP’nin meseleleri ülkenin ve milletin değil, kendi genel merkezlerindeki bir avuç muhterisin konusudur. Bizim ne şahsen ne parti ne de ittifak olarak muhalefetin müsamerelerine ayıracak vaktimiz yok. Bizim havanda su döverek boşa harcayacak zamanımız, pervasızca etrafa saçacak kirli ve karanlık para kulelerimiz yok. Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, yalanın, dolanın, hilenin, yüze gülüp sırtından hançerlemenin hiç eksik olmadığı muhalefet zaten bunları ziyadesiyle yapıyor" açıklamalarında bulundu.

"Biz sadece işimize bakıyoruz, hedeflerimize odaklanıyoruz"

AK Parti’nin ülkenin gerçek gündemiyle meşgul olduğunu söyleyen Erdoğan, "Biz sadece işimize bakıyoruz, hedeflerimize odaklanıyoruz. Çünkü milletimiz bizden kendisi ve evlatlarının geleceği için somut adımlar, kayda değer icraatlar, sadra şifa hizmetler, kalıcı eserler bekliyor. Hamdolsun 23 yılımızın her günü her anı bu şekilde ülkemize sayısız eser ve hizmet kazandırarak geçtik. 81 vilayetimizin her karışına yatırımlarımızla mührümüzü vurduk. Türkiye Yüzyılı’nı yılının inşasına giden yoldaki engelleri sabırla ve kararlılıkla tek tek ortadan kaldırdık" ifadelerini kullandı.

"Terörün istismar zeminini ortadan kaldırırken diğer yandan da kararlı ve etkili operasyonlarla topraklarımızı teröristlerden temizledik"

Son dönemde bu doğrultuda atılan adımlardan biri de terörsüz Türkiye vizyonu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malumunuz iktidara geldiğimizde ülkenin geçmiş dönemdeki pek çok sorunu gibi terörle mücadeleyi de devralmıştık. Sessiz devrimlerimizle bir yandan terörün istismar zeminini ortadan kaldırırken diğer yandan da kararlı ve etkili operasyonlarla topraklarımızı teröristlerden temizledik. Sadece teröristlerden mi? Yolsuzluklardan da temizledik. FETÖ’sünden DAEŞ ve DHKP-C’sine kadar pek çok hain yapıyla da mücadele ettik. Terörün bitirilmesi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadığımız bu uzun dönemde çok kıymetli tecrübeler kazandık. Bir taraftan savunma sanayimizi geliştirirken diğer taraftan evlatlarımızı terör örgütlerinin pençesinden kurtaracak süreçler yürüttük. Terörle mücadele konseptimizi değiştirip mücadeleyi ülkemiz sınırlarının ötesine taşıyarak tehditleri kaynağında bertaraf etme safhasına geçtik. Bunun için dünyada terör örgütlerinin en çok nefret ettiği ve hedef aldığı kişi durumuna geldik. Şimdi de bizi terörsüz Türkiye hedefimize biraz daha yaklaştıracak ve 40 yıllık meseleye son noktayı koyacak yeni bir sürecin içinde bulunuyoruz. Son adımı Kürt kardeşlerimizle birlikte vatandaşlarımızın tamamının canına, huzuruna, refahına ket vuran bölücü örgütün fesih ve silahlarının teslimi olarak özetleyebiliriz. Biz devlet ve yönetim olarak bu konuda üzerimize düşeni yerine getirerek gerekli görüşmeleri sağlayıp çağrının yapılmasını temin ettik" açıklamalarında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Temennimiz hem örgütün hem de ona müzahir kesimlerin geçmişte olduğu gibi akıl ve izahat dışı tavırlara yönelik bu tarihi fırsatı heba etmeyerek yeni bir dönemin kapılarını aralamaları yönündedir"

Şimdi sıranın örgütün kurucusunun çağrısına harfiyen uyarak fesini ilan edip silahlarını teslim etmeye geldiğini ifade eden Erdoğan, "Şayet bu gerçekleşirse Türkiye 40 yıllık bir musibetten suhuletle kurtulma imkanına kavuşacaktır. Aksi olursa biz zaten önemli mesafe kat ettiğimiz terörü kaynağında yok etme stratejimizi kısa sürede nihayete erdirmeye bakarız. Temennimiz hem örgütün hem de ona müzahir kesimlerin geçmişte olduğu gibi akıl ve izahat dışı tavırlara yönelik bu tarihi fırsatı heba etmeyerek yeni bir dönemin kapılarını aralamaları yönündedir. Bu gelişme ülkemizle birlikte Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgemizin tamamında bir rahatlamaya istikrarın güçlenmesine vesile olacaktır. Terörün karanlık gölgesi siyasetin üzerinden çekildikçe inşallah sözün gücü artacak siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir. Bu da demokrasimizin sorun çözme kapasitesini yükseltecektir" ifadelerine yer verdi.

"Karşımızdakilerden de aynı hasbi harbi ve yapıcı yaklaşımı bekliyoruz"

İktidar ve ittifak olarak Türkiye’yi 40 yıllık kamburundan kurtarma noktasında hem kararlı ve hem de samimi olduklarını bildiren Erdoğan, "Söylediğimiz her sözde ortaya koyduğumuz her tavırda da daima hüsnüniyetle hareket ediyoruz. Karşımızdakilerden de aynı hasbi harbi ve yapıcı yaklaşımı bekliyoruz" dedi.

Mehmet Kalay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.