POLİTİKA - 25 Şubat 2026 Çarşamba 13:17

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu etkinlikler her şeyden önce gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacaktır. İkinci olarak da bu etkinlikler, hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu etkinlikler her şeyden önce gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacaktır. İkinci olarak da bu etkinlikler, hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’de gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, 9. Ana Jet Üssü Komutanlığından kalkan ve görev uçuşu yapan f-16 uçağının kaza kırıma uğradığını ve uçak pilotu Binbaşı İbrahim Bolat’ın şehit olduğunu hatırlatan Erdoğan, şehide Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi. Öte yandan Erdoğan, kazanın nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturmaların da başlatıldığını sözlerine ekledi.


"Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle"


Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı Ramazan ayının aynı zamanda büyük bir fırsat olduğunu dile getiren Erdoğan, "Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi, Ramazan’ın gönüllerimizi kaynaştıran kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması, en büyük dileğimiz en büyük arzumuz ve temennimizdir. Ancak Gazze’de 10 Ekim’de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef Ramazan’ı şerifi buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle" diye konuştu.


"Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır"


Türkiye genelinde Ramazan ayının çok farklı bir manevi atmosferde idrak edildiğini ve camilerin dolup taştığını kaydeden Erdoğan, "Çocuklarımız, gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor. Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur’an-ı Kerim’in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor. Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. ‘Kabe’de hacılar hu der Allah’ ilahisini yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini hep bir ağızdan coşkuyla Allah lafzı celalini seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti ve gururlandırdı. Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı ve kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır" ifadelerine yer verdi.


"Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız"


AK Parti’nin Ramazan ayında tam kadro sahada olduğunu aktaran Erdoğan, "Ramazan ayının rahmet ve merhamet iklimini hep beraber milletimizle teneffüs etmeye çalışıyoruz. Kabine üyelerimiz, milletvekillerimiz, kadın ve gençlik kollarımız, Merkez Yürütme Kurulu ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ve elbette AK Parti’nin hizmet siyasetinin lokomotifi olan belediyelerimiz, on bir ayın sultanını idrak ve ihya etmek için bizi biz yapan bizi diğerlerinden ayıran güzel hasretlerimizi yaşatmak için cansiperane bir gayret sergiliyor. Bilhassa yuvalarına kavuşan depremzedelerimize konuk olduğumuz ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızın yüreklere dokunduğunu görüyorum. Bu sene ikincisini tertiplediğimiz ‘Külliyede Ramazan’ etkinlikleri de Ankaralı kardeşlerimizin yoğun ilgisine mahzar oluyor. ‘Niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir’ diyerek en küçük köyümüzden en büyük şehrimize kadar 86 milyona kardeş olan teşkilatımızın her neferine teşekkür ediyorum. AK Parti teşkilatlarının daha önceki tüm Ramazanlarda olduğu gibi bu senede yoksulları kimsesizleri garip gurebayı gözetiyor olmasından bu partinin genel başkanı olarak gurur duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah aynı tempoda çalışmaya devam edecek, Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız" ifadelerini kullandı.


"Yapılan doğrudur, yerindedir ve hukukidir"


Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayete yazı göndermesine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yazıda neler var? Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek. Okul aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri, tecrübe etmeleri bunun için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma bilinci geliştirilecek; birlik ruhu, adalet, merhamet, vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. Bu etkinlikler gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak. Bu etkinlikler hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımızda anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur, yerindedir ve hukukidir. Ramazan’ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş memnuniyetle sahiplenmiş fevkalade olumlu karşılamıştır" açıklamasında bulundu.


"Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin"


"Bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde Ramazan-ı Şerif’ten sadece bir gün önce artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı, o bayat ‘laiklik elden’ gidiyor şarkısını söyleyen, zehir saçan baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya cadılar bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıkla sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı; alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar batıda çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar. Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak, on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle ve bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir. Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar sorgulasın."


"Hakka tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek"


Türk milletinin mayasında İslam olduğunu, Türk milletini her türlü farklılığa rağmen bir arada tutan durumun manevi değerler olduğunu söyleyen Başkan Erdoğan, "Ordumuz, unutmayın, ’Peygamber Ocağı’dır. Şehitlerimiz ’İslam şehitleri’dir. Zaferlerimiz ’İ’lâ-yi Kelimetullah’ istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur’an’ı, Peygamber sevgisini, Ramazan’ı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır, ne istikbal kalır, ne millet kalır, ne de devlet kalır. İstiklal Marşımız ne diyor? ’Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inleyecek ve bu sayede Hakka tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek. Biz büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur’an vardır, Peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmedi Hani ve daha nicesi İslam’ın gür sedasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır. Ezanı unutursa, Kur’an’ı unutursa, Peygamberi unutursa, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı unutursa bu milletten geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmaz" dedi.


"İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın"


Kimsenin Türk milletine azınlık hakları ve inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkışmaması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz; biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var; Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi daha nicesi var. Avrupa’da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken, bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın. Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu’nun, Osmanlı’nın mirası, Türkiye’nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz; ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunur, sonuna kadar koruruz. İthal projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri; çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz" ifadelerine yer verdi.


"Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Ezandan, Kur’an’dan, camiden, namazdan, oruçtan, Ramazan’dan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler, Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. İstiklal Savaşı’nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli eller aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa, bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek; bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz, kendi ruhumuzla büyüyeceğiz; kendi devlet, millet, medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil; biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "İstanbul’da Tasavvufi Hayat" sergisi sanatseverlerle buluştu İstanbul’da tasavvuf kültürünü sanatsal ve estetik yönleriyle ele alan "İstanbul’da Tasavvufi Hayat" sergisi 5’inci kez kapılarını sanatseverlere açtı. 1945’ten bu yana gelenekten aldığı ilhamı geleceğe taşıyan İstanbul Beyoğlu Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan sergi, yoğun ilgi gördü. Tasavvuf anlayışını bir duyuş ve kavrayış biçimi olarak ele alan sergide; mutasavvıfların sade yaşamları, incelikli gündelik hayatları ve kullandıkları eşyaların zarafeti sanat aracılığıyla ziyaretçilere sunuldu. İstanbul’un köklü manevi mirasına ışık tutan sergide, tasavvuf kültürü sanatsal, mimari ve estetik bir zeminde ele alındı. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren enstitünün geniş kapsamlı proje çalışmaları kapsamında hazırlanan sergide; nakış, hat ve tezhip, giyim üretim teknolojileri, kuyumculuk ve el sanatları atölyelerinde üretilen 110 parça eser yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen sergi, Ramazan ayı dolayısıyla beşinci kez sanatseverlerle buluştu. Sergi, 13 Mart 2026 tarihine kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. "Tüm eserler birebir aslına uygun yapılmıştır" Beyoğlu Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü Kurum Müdürü Hatice Pamukoğlu, sergide bulunan tüm eserlerin birebir aslına uygun yapıldığını ifade ederek, "Milli Eğitim Bakanlığımızın başlatmış olduğu ’Maarif’in Kalbinde Ramazan’ şiarıyla yürütülen etkinlikler kapsamında bizler de Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüze bağlı kurumlar olarak; gelenekten el alıp geleceğe yön veren, kültürümüzü tanıtan Olgunlaşma Enstitülerimizin yürütmüş olduğu çalışmalar arasında yer alan sergilerimiz mevcut. Bu sergilerimizden bir tanesi de "Tasavvufi Hayatı" sergimiz. İstanbul’da tasavvufi hayatı ele aldığımız, geniş bir yelpazeden baktığımız, tasavvufi hayata sanatsal ve kültürel açıdan yaklaşarak çalışılan eserlerden oluşan sergimiz; beşinci defa İstanbul’da ziyaretçileriyle buluşacak. Bu sergi içerisinde tasavvufi hayatın gündelik hayat içerisinde yer alan, kullanımlarında olan ürünlerin yer aldığı tüm eserler kurumumuz atölyelerinde üretilmiştir. Moda Tasarımı Atölyesinde kostümler, kuyumculuk atölyesinde aksesuarlar, el sanatları atölyemizde başlıklar, geleneksel sanatlar atölyemizde tablolar ve hat çalışmalarımız mevcuttur. Bütün çalışmalarımızda, danışmanlık eden alanında yetkili kıymetli hocalarımız olmuştur. Biz, ’incitmeme ve incinmeme’ şiarı denilen tasavvuf kültürünü ele aldık ve bu kültürle beraber tasavvufi hayat içerisinde yer alan obje ve nesnelerin birebir orijinallerine uygun replikalarını çalıştık. Burada bulunan tüm eserler; tablolar, kostümler danışman hocalarımızın nezaretinde birebir aslına uygun olarak yapılmıştır. İşte kostümlerin üzerindeki desenlerden kullanılan malzemelere varana kadar, onların renklerine varana kadar hepsinin bir sembolü var ve ifade ettiği değerler var. Ve bu değerler aslına uygun olarak çalışılmıştır. Bizim medeniyetimizin bir kültürü olan tasavvuf kültürü ve bunun özellikle İstanbul’da yaşayan son tekkeleri ele alınmıştır. Hat tablolarımızda, minyatür tablomuzda İstanbul’da faaliyetlerini sürdüren bu tekkelerin yerine getirdiği uhrevi görevleri etkili olarak, onların yaptığı çalışmaları inceleyerek günümüze aktarmak ve bunu gelecek nesillere taşımak için bu sergiyi gerçekleştirmiş bulunuyoruz" dedi. Açılışta konuşan Beyoğlu Kaymakamı Atakan Atasoy ise, "Kısa bir vaktinizi ayırıp muhakkak ailelerinize, arkadaşlarınıza ve yakın çevrenize de Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü’nde yapılan bu güzel çalışmaları görmelerini tavsiye edin. Onlara tavsiye etmeniz zaten alışkanlık yapacaktır; çünkü bize alışkanlık yaptı. Orada yapılan eserlerin resmen ilmek ilmek işlendiğini, belki o küçük ayrıntılarda gizlenen güzelliklerin orada nasıl yapıldığını biz gururla gördük. Ben tekrar emeklerinden dolayı ve gayretlerinden dolayı Refia Övüç’ümüzün çok kıymetli müdür hanımına, emek veren o kıymetli hocalarına, kıymetli çalışanlarına ve destek veren, ismiyle hatırlayamadığım ya da söyleyemediğim kim varsa hepsine şükranlarımı arz ediyorum. Başarılar diliyorum. Allah hayırlı, uğurlu etsin diyorum" diye konuştu. Projenin danışmanlığını; sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy, besteci ve müzikolog Prof. Dr. Ruhi Ayangil, hattat Prof. Dr. Süleyman Berk, minyatür sanatçısı Nilgün Gencer, mimar Dr. M. Sinan Genim, Tekstil Sanatçısı ve Tasarımcı Elisabeth Strub Madzar ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Tac-ı Şerif Sanatkarı Gökhan Parçalı üstlendi.
Antalya MATSO Başkanı Güngör: "Manavgat’ın ekonomik potansiyelini daha ileri taşıyacağız" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, "Manavgat OSB ile Manavgat’ın ekonomik potansiyelini daha ileri taşıyacağız" dedi. MATSO 2026 yılı şubat ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Sedat Öz başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda sanayi yatırımlarından turizm tanıtımına, küresel ekonomik gelişmelerden finansmana erişim sorunlarına kadar birçok başlık ele alındı. Toplantıda konuşan MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, oda faaliyetleri ile Manavgat ekonomisine ilişkin güncel istatistiki verileri interaktif sunum eşliğinde meclis üyeleriyle paylaştı. Güngör, Manavgat’ın ekonomik potansiyelini daha ileri taşımak amacıyla geride kalan ayda iş dünyasının talep ve beklentilerini gündeme taşımak için yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Güngör, Manavgat Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ön tahsis sürecine ilişkin çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda ilerlediğini belirtti. Bölgenin tam kapasiteyle faaliyete geçmesinin ardından katma değeri yüksek ve nitelikli yatırımların hayata geçirileceğini, Manavgat’ın sanayileşme vizyonuna güç katacağını vurgulayan Güngör, üretim kapasitesinin artacağını ve doğrudan ile dolaylı istihdam imkânları oluşturulacağını söyledi. Bölgenin kentin ekonomik çeşitliliğini artırarak uzun vadede üretim, istihdam ve yatırım gücüne önemli katkılar sağlayacağını dile getiren Güngör, "Manavgat OSB ile Manavgat’ın ekonomik potansiyelini daha ileri taşıyacağız" dedi. ITB Berlin’de Manavgat-Side destinasyonu tanıtılacak Turizm alanındaki çalışmalara da değinen Güngör, 3–5 Mart tarihleri arasında düzenlenecek ve dünyanın en önemli turizm fuarları arasında gösterilen ITB Berlin’e Manavgat–Side destinasyonunu tanıtmak için stant açacaklarını söyledi. Fuarda başta Avrupa pazarı olmak üzere farklı ülkelerden tur operatörleri, seyahat acenteleri ve sektör temsilcileriyle birebir görüşmeler gerçekleştireceklerini belirten Güngör, bu temaslarla yeni iş birlikleri geliştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Manavgat ve Side’nin yalnızca deniz, kum, güneş turizmiyle değil, kültür, spor, gastronomi ve alternatif turizm imkanlarıyla da ön plana çıkarılması için kapsamlı bir tanıtım stratejisi yürüttüklerini vurgulayan Güngör, uluslararası platformlarda gerçekleştirilen bu çalışmaların bölgenin marka değerine ve 12 ay turizm hedefine önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Güngör, ITB Berlin’de yapılacak tanıtım çalışmalarının mevcut pazarların güçlendirilmesinin yanı sıra, Manavgat–Side destinasyonunun uluslararası turizm pastasından daha fazla pay alması için tanıtım çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini sözlerine ekledi. "Her daim üyelerimizin yanındayız" MATSO olarak üyelerin taleplerini ve beklentilerini ilgili mercilere kararlılıkla aktarmaya devam ettiklerini belirten Güngör, MATSO olarak üyelerin finansmana erişim taleplerini ilgili kurumlara ilettiklerini, sektör bazlı sorunları raporlayarak çözüm ürettiklerini vurguladı. Güngör, "Dün olduğu gibi bugün ve yarın da üyelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.