POLİTİKA - 07 Mayıs 2025 Çarşamba 16:10

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Karadeniz ve Gabar'daki keşiflerimizle talihimizi değiştirdik''

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Karadeniz ve Gabar'daki keşiflerimizle talihimizi değiştirdik''

"Ülkemizi başarıdan başarıya koşturduğumuz alanların en başında enerji sektörü geliyor" diyen Erdoğan, "Nükleer enerjiden hidroelektriğe, rüzgardan jeotermale, güneş enerjisinden petrol ve doğalgaza kadar her alanda ciddi yatırımlar yaptık. Karadeniz ve Gabar'daki keşiflerimizle talihimizi değiştirdik. Akkuyu Nükleer Güç Santrali projemizle ülkemizi farklı bir lige yükselttik.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2024 yılı yenilenebilir enerji yatırımları toplu açılış töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın düzenlenmesine katkı sunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na, Bakan Alparslan Bayraktar’a ve tüm ekibine teşekkür etti. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da gerçekleştirilen Doğal Kaynaklar Zirvesi’ne de değinen Erdoğan, zirvede enerji dönüşümünden madenciliğe, arz güvenliğinden kritik minerallere kadar birçok önemli başlıkta Türkiye’nin potansiyelini yeniden değerlendirme fırsatı bulduklarını vurguladı. Enerji yatırımlarında Türkiye’nin kararlı adımlar attığını kaydeden Erdoğan, "Ülkemizin enerji alanında farklı bir ivme yakaladığı herkes tarafından ifade ediliyor. Türkiye olarak enerjide adeta kendimizle yarış halindeyiz. Bugün de son yıllarda atılım yaptığımız yenilenebilir enerji alanında hizmete alınan projelerin toplu açılış merasimini gerçekleştiriyoruz. Törenimizin ve bugün resmen hizmete sunduğumuz yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımları ülkemize kazandıran firmalarımızı, kurumlarımızı ve bakanlığımızı canı gönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

Enerjinin ve özellikle enerji arz güvenliğinin günümüz dünyasında tüm ülkelerin en öncelikli konularından biri haline geldiğine işaret eden Erdoğan, "Dünyamız büyüyor, ekonomiler gelişiyor. Buna bağlı olarak enerji talebi de hızla artıyor. Bilhassa gelişmekte olan ekonomiler hem geçmişi telafi etmek hem de belli bir kalkınma düzeyine ulaşabilmek için dünya ortalamasının da üzerinde büyüme oranları kaydediyor" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada hızla artan enerji ihtiyacının tabiatta ciddi etkiler oluşturduğunu belirterek, "Enerji ihtiyacının her gün arttığı bir tabloda zaten küresel ısınma tehdidiyle karşı karşıya olan doğal çevreye yeni riskler eklenmektedir. Şu ikilemle giderek daha fazla muhatap oluyoruz. Bir taraftan hayatımızı devam ettirmek için daha fazla enerji kullanırken, diğer taraftan hayatımızı sürdürdüğümüz çevreyi tahrip ediyoruz" dedi.

Küresel büyüme ve teknolojik gelişmelerle birlikte enerji ihtiyacının katlanarak arttığını söyleyen Erdoğan, enerji tüketimine paralel olarak artan sera gazı salınımlarının çevreye zarar verdiğini vurguladı. Erdoğan, "Tabii bir de buna küresel riskleri ve yaşam alanlarına yönelik tehlikeleri ilave ettiğimizde nasıl karmaşık bir sorunla yüzleştiğimiz daha net görülecektir. Uluslararası kuruluşların tamamı, ekonomik büyüme ve teknoloji ile birlikte enerji ihtiyacımızın da katlanarak artacağını söylüyor. Enerji kullanımına paralel olarak enerji sarfiyatından doğan sera gazlarının dünyamıza verdiği zarar da istikrarlı bir şekilde büyüyor" ifadelerini kullandı.

Enerji kaynaklarına erişim konusunda rekabetin her geçen gün arttığını kaydeden Erdoğan, "Bu temel gerçeklerin bize anlattığı şudur değerli kardeşlerim; enerji talebimiz hızla yükselirken hidrokarbon başta olmak üzere temel enerji kaynaklarımız erimekte, yine aynı süreçte dünyamız kirlenmektedir. Ekonomik bakımdan gelişmiş devletler dahil dünyadaki tüm ülkeler enerji politikalarını bu tabloya göre planlamakta, adımlarını buna göre atmaktadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerji meselesinin yalnızca bir ekonomi ya da mühendislik alanı olmaktan çıktığını vurgulayarak, "Enerji kaynaklarına erişimle ilgili rekabet kızışırken enerji arz güvenliğini garanti etmeye yönelik çabalar yoğunlaşıyor. Fosil yakıtlar noktasında avantajlı konumda olan ülkeler bile rezervlerinin çok uzak olmayan bir tarihte biteceğini bilerek hareket ediyor. Mevcut durumda hepimiz şunu çok net görebiliyoruz. Arz güvenliği, enerji diplomasisi, kaynak çeşitliliği, sadece teknik meseleler değil, doğrudan milli güvenliğe dair konular olarak görülmeye başlanmıştır. Enerji arz güvenliğinin sağlanması hemen her devlet için bir beka meselesi haline dönüşmüştür" açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın bazı bölgelerinde yakın zamanda yaşanan enerji kesintilerinin enerjinin hayatımızdaki vazgeçilmez yerini bir kez daha gözler önüne serdiğini hatırlatan Erdoğan, "Geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın kimi yerlerinde yaşanan kesintiler enerjinin hayatımızda tekabül ettiği vazgeçilmez yeri bir kez daha göstermiştir. Gelecekte enerji kaynakları üzerindeki rekabet daha da sertleşecek, daha yıkıcı bir hal alacaktır. Son yıllarda patlak veren krizlerin hepsinde enerji belirleyici role sahiptir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar pek çok bölgede tırmanan gerilimlerin enerji rekabetinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, "Bir damla petrolü oluk oluk akan insan kanından daha değerli gören zihniyet hiç değişmedi, hiçbir zaman değişmeyecek. Bunlar kendi rahatları, kendi güvenlikleri, kendi gelecekleri için mazlumların kanlarından beslenmeye unutmayın devam edecektir. Burada şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Biz enerji meselesini bir rekabet unsuru olarak değil, çıkarların uzlaşacağı, herkesin fayda sağlayacağı bir işbirliği vesilesi olarak görüyoruz. Hep söylediğim gibi sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Hangi coğrafyada enerji hamlemiz varsa özünde işte böyle bir hassasiyet vardır. İnşallah bu hakkaniyetli ve adaletli tavrımızı her ne pahasına olursa olsun her şart altında muhafaza edeceğiz" değerlendirmesin yaptı.

"Ülkemizi başarıdan başarıya koşturduğumuz alanların en başında enerji sektörü geliyor" diyen Erdoğan, "Nükleer enerjiden hidroelektriğe, rüzgardan jeotermale, güneş enerjisinden petrol ve doğalgaza kadar her alanda ciddi yatırımlar yaptık. Karadeniz ve Gabar’daki keşiflerimizle talihimizi değiştirdik. Akkuyu Nükleer Güç Santrali projemizle ülkemizi farklı bir lige yükselttik. Ayrıca Türkiye’yi enerji koridorlarının kesiştiği bir merkeze dönüştürdük. Son 23 yılda nereden nereye geldiğimizin en yakın şahidi sizlersiniz. İster muvafık ister muhalif olsun elini vicdanına koyan herkes Türkiye’nin enerji alanında büyük bir sıçrama yaptığını zaten kabul ediyor. Burada bazı temel verileri sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum. Şimdi bakınız değerli arkadaşlar. Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı 3 katına çıktı. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artacağını öngörüyoruz. Enerji arzımızda ithal kaynakları ait pay şu an yüzde 70 düzeyinde" şeklinde konuştu.

Türkiye’nin her yıl değişmekle birlikte 60 ila 100 milyar dolar civarında enerji kaynaklı bir ithalat faturasının olduğunu kaydeden Erdoğan, "Hedefimiz bu ithalatı düşürerek enerji faturamızı hafifletmek. Nihayet olarak da Türkiye’yi kaynakta ve teknolojide net ihracatçı bir ülke yapmaktır. Ülkemizin geniş yenilenebilir enerji potansiyelinin daha fazla kullanılması ve yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminin mümkün olan en üst seviyeye ulaştırılması, enerji stratejimizin temel unsurlarını teşkil ediyor. 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize ulaşmak için yenilenebilir enerji en önemli saç ayaklarından birini oluşturuyor. Halihazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa’da 5., dünyada 11. sırada yer alıyoruz. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, mevcut teknolojilerin verimliliğinin arttırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi, özellikle de buna yönelik politika ile stratejilerin uygulanmasına büyük önem veriyoruz" diye konuştu.

2025 yılı Mart ayı itibarıyla kurulu gücün 118 bin 185 megavata ulaştığını dile getiren Erdoğan, "Bunun yüzde 60’ı yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. 2025 yılında hiç olmayan güneş enerjisi kurulu gücümüz bugün 21 bin 833 megavata ulaştı. Bu büyük başarı, yıllardır büyük bir kararlılıkla sürdürdüğümüz planlama ve yatırım stratejilerimizin bir ürünüdür. 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu amaçla yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Yeşil enerji hedeflerimize ulaşmak için yeşil illetim altyapısını kuruyoruz. 2035 yılı itibarıyla 5 bin megavatlık denizüstü rüzgar kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz. Şu rakamlar da son derece çarpıcıdır. Projeksiyonlar ülkemizin yıllık en az 180 milyar kilovatsaat hidroelektrik, 140 bin megavat rüzgar enerji santrali, 53 bin megavat yüzer güneş enerji santrali, 4 bin 500 megavat gücünde jeotermal enerji üretim tesisi potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu potansiyelimizi kuvveden fiile çıkarmak için her yolu deniyoruz. Yenilenebilir enerji kaynakları destekleme mekanizması YEKDEM ile yatırımcılarımızın yanında oluyoruz. Hem yenilenebilir enerji yatırımlarını hem de bu yatırımlarında kullanılan ekipmanın ülkemizde üretimini teşvik ediyoruz. 2014 yılında sektörde sadece 27 imalatçı varken bugün 500 imalatçımız var. Bu sayede ana ekipman imalatçıları ve alt tedarikçilerle birlikte 50 bin kişiye istihdam imkanı sağlandı. Güneş santrallerinde kullanılan aksamlarda yüzde 75, rüzgar santrallerinde ise kule, kanat ve jeneratörde yüzde 70’in üzerinde yerlilik oranına ulaştık. İnşallah çok daha iyi seviyeleri yakalayacağız. Burada şunu da ifade etmek isterim. Yatırımcıların karşı karşıya olduğu sıkıntıları asla göz ardı etmiyoruz. Özellikle 48 ayı bulan izin süreçlerini 18 aya düşürmek istiyoruz" açıklamasında bulundu.

Rüzgar ve güneş enerjisi izin süreçleri ile ilgili hazırlıklarını tamamladıklarını, konuyu bir an önce Meclisin takdirine sunarak bu alandaki düzenlemeleri sadeleştirmeyi arzu ettiklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İzin süreçlerinin kısalmasıyla birlikte tahsis ettiğimiz ve edeceğimiz kapasiteleri çok daha hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Dikkat ederseniz bütün bu rekorların, gelişmelerin, geleceğe odaklanan vizyon projelerinin hiçbiri muhalefetin gündeminde yer almıyor. Ekonomik büyümeymiş, yatırımmış, dış politikaymış, enerji hamleleriymiş. Bakın üzülerek söylüyorum bunların hiçbirini takip etmiyorlar, hiçbiriyle ilgilenmiyorlar. Sadece yolsuzluk iddialarına değil, küresel ölçekte yaşanan gelişmelere de gözlerini kapatmışlar. Daha doğrusu gözlerine bant çekmişler. Gözleri var ama görmüyorlar. Kulakları var ama duymuyorlar. Gerçekleri bal gibi bildikleri halde maalesef bunu dillendirmeye cesaret edemiyorlar. Kafasını kuma gömerek görünmez olduğunu zannedenlere bir an önce kaçtıkları hakikatle yüzleşmelerini tavsiye ediyoruz" değerlendirmesini yaptı.

Muhalefeti eleştiren Erdoğan, "Onlar enerjilerini boşa harcarken biz şu an yaptığımız gibi tüm enerjimizi Türkiye Yüzyılı’nın inşasına sarf etmiş durumdayız. Sahte ve saçma tartışmalarla ülkemizin enerjisini tüketmeye çalışanlara inat Türkiye’nin enerjisini çoğaltmak için gece gündüz çalışıyoruz. Hakaretle, tehditle, Sorumsuz siyasi söylemlerle değil, burada olduğu gibi eserlerimizle konuşuyoruz, yatırımlarımızla, projelerimizle konuşuyoruz. Türkiye’nin hızını yavaşlatan kutuplaştırma siyasetinin bunu körükleyenler başta olmak üzere hiç kimseye bir faydasının olmadığı açıktır. Bugün ülkemizin en büyük ihtiyacı laf yarıştırmak değil, hizmet ve eserleri yarıştırmaktır. Bakın şu rakamlar Türkiye’nin asıl gündeminin ne olduğunu göstermesi açısından fevkalade önemlidir. 2024 yılında 81 ilde irili ufaklı toplam 6 bin 182 elektrik üretim santrali devreye alındı. Santrallerin toplam yatırım değeri yaklaşık 5 milyar dolar. Kurulu gücü ise 6 bin 818 megawat. Bunun 6 bin 676 megavatı, bir başka ifadeyle yüzde 98’i yenilenebilir enerji santrallerinden müteşekkir. Bunların 5 bin 282 megavatını güneş, bin 58 megavatını rüzgar santralleri oluşturuyor" dedi.

"2024 yılında gerçekleşen yenilenebilir yatırımlarının yıllık üretim kapasitesi 13.8 teravatsaattir" diyen Erdoğan, "Bu elektriğin doğal gazdan karşılanması durumunda ithal edilecek doğal gazın parasal karşılığı 1,3 milyar dolar. 2024 yılında devreye alınan yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde yıllık 12,5 milyon ton karbondioksit salınımı engellenmiştir. 2024 yılında devreye alınan 6 bin 676 megawatlık yenilenebilir enerji yatırımlarımız birçok ülkenin toplam kurulu gücünden daha fazladır. Birazdan canlı bağlantıyla açılışını yapacağımız santrallerimizin hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımların ülkemize ve milletimize kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Temiz enerji yatırımlarını teşvik etmeyi ve desteklemeyi sürdüreceğimizi burada tekrar vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.