POLİTİKA - 29 Nisan 2026 Çarşamba 13:39

Cumhurbaşkanı Erdoğan:" Kut’ül Amare Zaferi’mizin 110. yıl dönümünde kahramanca mücadele eden askerlerimizi rahmetle anıyorum"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan:" Kut’ül Amare Zaferi’mizin 110. yıl dönümünde kahramanca mücadele eden askerlerimizi rahmetle anıyorum"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce grup toplantısının Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini temenni etti.


"Filistin’in yiğit evlatlarını bir kez daha selamlıyorum"


Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe değinen Erdoğan, uluslararası kuruluşun sessizliği altında yaşananlara dikkati çekerek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen; ’Susarsak eğer taşları sıkacağız, acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz, mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda’ diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin’in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.


"Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır"


Kut’ül Amare Zaferinin 110’uncu yılının idrak edildiğini dile getiren Erdoğan, "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, askerlerini "Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum" diyerek tebrik etmişti. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara şunları emrediyordu; "18. Kolordu’nun aslan yürekli erleri, Cenab-ı Hakk’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut’ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.’" dedi.


"Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir"


Kut’ül Amare Zaferi’nin tarihe şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak yazıldığını ve milli hafızada bu zaferin yer aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zafer, belli kesimler tarafından tekrar köpürtülen ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi’ yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biridir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenci ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne kadar stratejik bir önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut’ül Amare’de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale’de de şahit oluyoruz. Saraybosna’dan Üsküp’e, Bakü’den Kudüs’e, Bağdat’tan Şam ve Halep’e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş ve kara toprağı kanlarıyla sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği net bir şekilde görülmüştür" diye konuştu.


"Coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız kenetlenmektir"


Başkan Erdoğan, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattının bir duvarın tuğlaları misali kenetlenmekten geçtiğini vurgulayarak, "Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin diliyle konuşmak barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.


"Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır"


Türkiye’nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması ortak tarih, ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmasının tenkit değil, takdir edilecek bir politika olduğunu söyleyen Erdoğan, "Mazimiz gibi istikbalimizde müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat, biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


"2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz"


Erdoğan, 81 ilde 500 bin sosyal konut kazandıracak projeye halkın yoğun bir ilgi gösterdiğine dikkati çekerek, "500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık, 29 Aralık itibarıyla kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz; evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız" dedi.


"İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz"


Bu projenin yanı sıra İstanbul’da uygulanacak olan kiralık konut uygulamasını da hayata geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz" diye konuştu.


"Her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da ‘çözümsüzlük çözümdür’ anlayışına yer olmadığını belirterek, "23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. ‘Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız ve hepinizden hesap soracağız’ gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik" ifadelerine yer verdi.


"Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor"


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in seviyesiz ifadelerle AK Parti’yi hedef aldığını söyleyen Erdoğan, "İçinde zerre kadar vizyonun, projenin ve nezaketin olmadığı, Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, basın mensupları karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz" değerlendirmesinde bulundu.


"Her gün yeni bir skandal patlak veriyor, CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor"


"Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok" diyen Başkan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. ‘Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım’ gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir öz eleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenabı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin."


"Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır"


Bir taraftan 500 bin sosyal konut için kura çekildiğini, diğer taraftan ise Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezine haline getirecek adımların atıldığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için ‘güçlü merkez’ şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz; istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi, üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi ise ‘Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte on sekizinci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık" dedi.


"Komisyon raporunun ışığında, siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız"


Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Komisyon raporunun ışığında, siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir ve süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Biz bu yola ittifak olarak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla samimiyette ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Alman anne "Nazar"a geldi Bursa’da babası Umut K. (33) tarafından kaçırılan ve 7 yıl harabe evde tutulduktan sonra polisin operasyonuyla kurtarılan ve velayeti, DNA testiyle annesi olduğu kesinleşen Alman vatandaşı Rebecca S.’ye (30) verilen Nazar S. (8), sonunda annesine kavuştu. Almanya-Bursa hattında mekik dokuyan Alman vatandaşı anne, oğlunu sosyal hizmetlerden almak için son kez Bursa’ya geldi. Edinilen bilgiye göre Umut K., doğup büyüdüğü Almanya’da tanıştığı Rebecca S. ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında ’Nazar’ ismini verdikleri oğlu dünyaya geldi. Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ile birlikte babasından ayrıldıktan sonra yeniden evlenen annesi Hanife S.’yi (60) ziyaret etmek için Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine geldi. Bir daha geri dönmek istemeyen Umut K., sevgilisinin de oğlunu alıp, dönmesine izin vermedi. Umut K., Türkiye’de kalmak istemeyen Rebecca S.’ye, 1 yaşındaki oğlu Nazar S.’nin kaybolduğunu söyleyerek çocuğu kaçırdı. Rebecca S., polise gidip şikayette bulunduktan sonra ülkesine geri dönerken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Nazar 7 yıl sonra bulundu Umut K., olaydan 5 yıl sonra geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybederken, Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kayıp çocuğun bulunmasına yönelik soruşturma başlatıldı. Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Gasp Büro, Cinayet Büro ve Kayıp Şahıslar Büro amirliklerinden oluşturulan 6 kişilik özel ekip, 7 yıl boyunca izine rastlanılmayan Nazar’ı, 30 gün süren teknik ve fiziki takip ile 300 saatlik kamera görüntüsünü inceleyerek, babaannesi tarafından alıkonulduğu harabe evde buldu. 10 Mart’ta düzenlenen operasyonla küçük çocuk kurtarılırken, babaanne Hanife S. ile evin sahibi olan Umut K.’nin halasının oğlu Recai M. gözaltına alınıp, tutuklandı. Mahkeme kararı ile velayeti alan Rebecca yeniden Bursa’da Nazar S., Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alınırken, durumu haber alınca Almanya’dan Bursa’ya gelen Rebecca S., 7 yıl sonra ilk kez çocuğunu gördü. Nazar’ın, 19 Mart’ta yapılan DNA testi ile Rebecca S.’nin oğlu olduğu kesinleşti. DNA raporu yüzde 99,99 uyumlu çıktı. Almanya vatandaşı olan Nazar S.’nin velayeti, menfaati gözetilerek yapılan inceleme ve araştırmaların ardından Mustafakemalpaşa Aile Mahkemesi’nde 28 Nisan’da görülen duruşmada annesi Rebecca S.’ye verildi. Rebecca S.’nin avukatının Adalet Bakanlığı’nın CELSE uygulamasıyla e-duruşma üzerinden bağlandığı davada, Almanya doğumlu Nazar S.’nin, mutat meskenin bulunduğu Almanya Federal Cumhuriyeti’ne iadesine ve çocuğun annesi Rebecca S.’ye teslimine karar verilirken, yurt dışına çıkış ve pasaport alma yasağı da kaldırıldı. Mahkeme kararının Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne ulaşmasının ardından dün Almanya’dan Türkiye’ye gelen Rebecca S., Aile ve Sosyal Hizmetler Bursa İl Müdürlüğü bünyesindeki Bursa Çocuk Evlerinde koruma altında tutulan oğlu Nazar’ı teslim almak için avukatı Sevilay Demirsu ile birlikte çocuk evlerine geldi. İçeriye girmeden açıklama yapan Alman kadın, Nazar’ın kardeşine kavuştuğunu, birlikte uyum içerisinde mutlu olacaklarını belirtti.
Manisa Manisa Büyükşehir’den afetzede üreticilere destek Manisa Büyükşehir Belediyesi, Kula, Selendi, Gördes ve Kırkağaç ilçelerinde meydana gelen fırtınada seraları zarar gören 23 üreticiye sera tepe naylonlarını teslim etti. Destekler, üretimin aksamaması adına yüzde 100 hibeli olarak sağlandı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, her şartta çiftçilerin alın terine güç katmaya devam edeceklerini vurguladı. Manisa genelinde etkili olan olumsuz hava şartları ve fırtına nedeniyle seraları hasar gören çiftçilerin mağduriyetini gidermek amacıyla başlatılan çalışmalar tamamlandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi ekiplerince yapılan saha incelemelerinin ardından, üretime ara vermek zorunda kalan 23 üreticiye ihtiyaç duydukları sera naylonları ulaştırıldı. "Üretim sürecinin aksamaması temel gayemiz" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, sosyal belediyecilik anlayışıyla üreticinin her şartta yanında olduklarını vurguladı. Başkan Dutlulu, "Doğal afetlerden etkilenen, alın teriyle toprağı işleyen çiftçimizin yanındayız. Son dönemde yaşanan afetler nedeniyle Kula, Selendi, Gördes ve Kırkağaç ilçelerimizde seraları hasar gören 23 üreticimize, sera tepe naylonlarını yüzde 100 hibe desteğiyle teslim ettik. Amacımız, çiftçimizin emeğinin yerde kalmaması ve üretim sürecinin aksamadan devam etmesidir. Alın terine güç katmaya, çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Amacımız üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak" Teslimat sürecine ilişkin bilgi veren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Kalkınma Şube Müdürü Mustafa Eralp, önceliklerinin tarımsal faaliyetlerin kesintiye uğramaması olduğunu belirtti. Eralp, şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, yaşanan doğal afetlerin ardından hızla hareket ederek üreticilerimizin yanındaki yerimizi aldık. Başkanımız Besim Dutlulu’nun bu konudaki hassasiyetiyle hızla çalışma başlattık. Zarar gören 23 çiftçimizin seralarını yeniden aktif hale getirebilmeleri için yüzde 100 hibeli sera naylonlarını teslim ettik. Temel gayemiz, hem Manisa hem de ülke ekonomisi için kritik önemdeki üretim sürecinin devamlılığını sağlamaktır." Fırtınada serası hasar alan Selendili üretici Mehmet Kara, "Başvurumuzun ardından ekipler yerinde incelemelerini gerçekleştirdi. Mağduriyet yaşadığımız bu süreçte bizlere destek olan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’ya teşekkür ediyorum" derken, Gördes’te serasında domates üreticiliği yaptığını ifade eden Mehmet Çetin ise sağlanan destek sayesinde üretime kısa sürede yeniden başlayacaklarını ifade ederek, "Belediyemiz sağ olsun başvurumuza hızlı yanıt verdi. En kısa sürede seralarımızı yenileyerek işimizin başına döneceğiz" diye konuştu.
Denizli Denizli’de tütün üreticisine destek Denizli Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleme vizyonu kapsamında tütün üreticilerinin maliyetlerini düşürecek ve üretim kalitesini artıracak olan "Sera Naylonu Desteği" projesini hayata geçiriyor. 29 Nisan’da başlayan başvurular, 13 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek. Denizli Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, yerel üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve alın terini korumak amacıyla tütün üreticilerine yönelik yeni bir destek paketini duyurdu. "Birlikte üretiyor, birlikte büyüyoruz" sloganıyla yola çıkan Büyükşehir Belediyesi, belirlenen şartları sağlayan tütün üreticilerine yüksek dayanımlı sera naylonu desteği verecek. Modern ve dayanıklı malzeme desteği Proje kapsamında, Denizli il sınırları içerisinde ikamet eden ve tütün üretim arazisi bulunan çiftçiler destekten yararlanabilecek. Desteklemeden faydalanabilmek için üreticilerin 2026 yılı ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) belgesine sahip olmaları ve tütün üretim alanlarının 2.000 m ile 20.000 m arasında olması gerekiyor. Başvurusu uygun bulunan her bir üreticiye; 8 metre eninde, 30 metre boyunda (240 m) ve iklim şartlarına karşı 36 ay dayanıklılık garantisi sunan yüksek kaliteli sera naylonu teslim edilecek. Destekten aynı hanede yaşayanlardan yalnızca bir kişi yararlanabilecek. Başvurular online olarak yapılıyor Üreticiler başvurularını dijital ortamda veya yüz yüze gerçekleştirebilecek. Üreticilere, https://apps.denizli.bel.tr/seranaylondestegibasvuru/ adresinden online başvuru imkanı sunulurken, ilçe merkezlerinde bulunan DESKİ İlçe Hizmet Birimleri aracılığıyla yüz yüze de başvuru yapılabilecek. 29 Nisan 2026 tarihinde başlayan başvurular, 13 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek. Hak kazanan üreticilere teslimat yeri ve zamanı SMS veya iletişim kanalları üzerinden ayrıca bildirilecek. Başkan Çavuşoğlu: "Tütün üreticisinin yanındayız" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Denizli’mizin bereketli toprakları, çiftçimizin nasırlı ellerinde geleceğe taşınıyor. Bizim önceliğimiz, bu toprakları terk etmeyen, üretimden vazgeçmeyen ve şehrimizin ekonomisine can suyu olan tütün üreticilerimizi sahipsiz bırakmamaktır. Toprağına sahip çıkan, üreten ve şehrimize katma değer sağlayan tüm çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.