POLİTİKA - 24 Mart 2026 Salı 20:26

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu’nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu.


Türk milletinin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Erdoğan, Ramazan boyunca paylaşma ve yardımlaşma duygularını en üst seviyede yaşamaya çalıştıklarını ifade ederek, Ramazan sevincine gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak dost kardeş olmanın sıcaklığının kalplerde hissedildiğini aktardı.



"Ramazan ayında 592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti"-


Bu sene ikincisi düzenlenen Külliye’de Ramazan programının halkın ilgisine mazhar olduğunu dile getiren Erdoğan, "592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti. Özellikle çocuklarımız, kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar. Konferanslar, konserler, söyleşiler, imzalar da dahil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği Külliye’de Ramazan programının Ankara’da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik" dedi.


Hedef alınan Maarifin Kalbinde Ramazan programının okullarda Ramazan ayının farklı atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kim ne derse desin, milletle etle tırnak gibiyiz. 86 milyon ile ezelden ebede kadar kardeşiz. İnşallah bu topraklarda yaşadığımız müddetçe sıkılmış bir yumruk misali tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Bayramın üçüncü günü Katar’da bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu alınan acı haberin yürekleri dağladığını belirten Erdoğan, "Katar’da eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu 4’ü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Kazada şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Katarlı kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum" diye konuştu.



"Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz"


Bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci gününün baharın müjdecisi Nevruz Günü’ne tekabül ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Nevruz; Anadolu’dan Kafkaslara, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz’un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul’da olduğu gibi, Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz’un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz" ifadelerine yer verdi.



"(Terörsüz Türkiye) 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız"


Erdoğan, terörsüz Türkiye sürecini baltalamayı amaçlayan tahriklerin gereken cevabı alacağını vurgulayarak, "Türkiye’yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır. Allah’ın izniyle yarınları aydınlıktır. Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa terörsüz bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Bunu önce Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük. Son olarak bunu İran’a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim bir buçuk sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın" ifadelerine yer verdi.


Gerek halkla buluşma ve kucaklaşma gerekse dış politik temaslar bağlamında oldukça yoğun iki haftayı geride bıraktıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "12 Mart’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i Külliyemizde ağırladık ve kendisine Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü bizzat takdim ettik. Gazze’deki soykırım başta olmak üzere, insani krizlere karşı en başından beri ilkeli ve tutarlı bir tavır ortaya koyan Guterres’e bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 13 Mart’ta Cerrahpaşa Tıp Fakültemizin birinci etabının temelini attık ve yapımı tamamlanan 16 hizmet binamızın resmi açılışını gerçekleştirdik. Aynı akşam Milli İrade Platformu tarafından tertip edilen iftar programına iştirak ederek İstanbul’daki kardeşlerimizle bir araya geldik. Tıp Bayramı’nı kutladığımız 14 Mart’ta ise sağlık çalışanlarımızla aynı iftar sofrasını paylaştık. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni idrak ettiğimiz 16 Mart’ta Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Büyük Finali’ne katılarak hocalarımızla, hafızlarımızla aynı manevi havayı soluduk. Tilavetleriyle gönlümüze ferahlık veren Kur’an bülbülü kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel programı tam 10 yıldır başarıyla ekranlara taşıyan TRT ailemize ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 17 Mart’ta Ankara’da Hacı İbrahim Demir Camii’mizi ibadete açtık. Yıllarca yer altı mescitlerine mahkum ve mecbur edilen başkentimize hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinden izler taşıyan yeni bir camiyi daha böylelikle kazandırmış olduk. Aynı gün bu kez gazeteci ve yazarlarımızı milletin evinde misafir ettik. Tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Destanı’nın 111. yıl dönümünde hem eğitim ailemizle buluştuk hem de Külliyemizde sahnelenen Şüheda 1915 tiyatro oyununu izledik. Ramazan Bayramı’nın ilk gününde Rize’de vatandaşlarımızla bir araya geldik. Devamında Güneysu Tenzile Erdoğan Devlet Hastanemizin resmi açılış törenini icra ettik. Hem Güneysu ilçemize hem de Rize’mize sağlık alanında çok önemli bir değer katan hastanemizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu.



"Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak çok iyi hazırlandık"


Küresel sistemin 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirdiğini dile getiren Erdoğan, "Söz konusu değişim dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem temelde şu soruların cevabını aramaktadır. Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir. Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni ittifaklar kurulmaktadır. Yine bu süreçte bölgesel iş birliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık" dedi.



"Çok geniş skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık"


Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımların atıldığını, hem kaynak çeşitlendirmesine hem de kendi yer altı kaynaklarını devreye alacak projeleri hayata geçirdiklerine vurgu yapan Erdoğan, "Ulaştırma alanında zaten ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Şayet Londra’dan Çin’e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa bu ülkemizde inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Ana muhalefetin ’kuşların göç yolunu engelliyor’ diyerek karşı çıktığı İstanbul Havalimanımız; bayram boyunca 5 bin 871 uçuşla toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Havalimanlarımızın tamamında 16 bin 851 uçak trafiği ile 2 milyon 531 bin yolcuya hizmet sunuldu. Demir yollarımızı 2 milyon 490 bin kişi kullandı. Diğer taraftan bankacılık sistemimiz başta olmak üzere finansal yapımızı beklenmedik şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Toplam 47 ülke ile yüksek düzeyli iş birliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerika gibi ilişkilerimizin kısıtlı olduğu coğrafyalarla ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı tahkim ettik. Savunma sanayiinde katettiğimiz mesafe ise akademik çalışmalara konu olan büyük bir başarı hikayesidir. Karşılaştığımız onca engele, gizli açık ambargoya rağmen hamdolsun pek çok alanda kendi kendine yeten bir ülke konumuna geldik. İnsansız hava araçlarından füze ve roketlere, elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar çok geniş bir skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık. Bir başka devrimi ülkemizin güvenlik paradigmasında gerçekleştirdik. Türkiye’nin güvenlik çemberini hudutlarımızın ötesine kadar genişlettik. Yolumuza konulan takozları tek tek kaldırarak, önümüze örülen duvarları bir bir yıkarak bu günlere geldik. Darbe girişiminden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri biz olabilecek en az hasarla atlattık" açıklamasında bulundu.



"Birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz, ülkemizi ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız"


Türkiye’nin doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesareti gösteren nadir ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "28 Şubat’ta komşumuz İran’a yönelik İsrail’in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye; bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Hamdolsun ki tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükuneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Savaş; sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle körfezdeki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir" ifadelerini kullandı.



"Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor"


Savaşın uzamasıyla başka komplikasyonların da ortaya çıktığını söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat’tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir; savaş, İsrail’in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu’nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail’in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke bundan böyle İsrail’in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir."



"Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir"


Kabine’nin 60’ıncı toplantısında trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya kadar pek çok konuyu değerlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa son günlerde araç sahiplerinin serzenişlerine sebep olan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan çok dikkatli yönetilmesi noktasında İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Öte yandan, İran’daki savaşın piyasalarda sebep olduğu dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için eşelmobil gibi farklı tedbirleri devreye alıyoruz. Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye’nin bugünkü seviyelerine gelmesinin temelinde siyasette istikrar ve güven ortamının kökleşmesi vardır. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah’ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden kolayca geliriz" açıklamasında bulundu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ’Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davası yarın Resul Emrah Şahan’ın çapraz sorgusu ile devam edecek ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının dokuzuncu oturumunda görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın savunması tamamlandı. Savunmanın ardından Ekrem İmamoğlu söz alarak "Büyükşehir Belediye Başkanı olarak beraber görev yaptığımız dönemde size herhangi bir usulsüz, hukuksuz veya menfaat odaklı bir talep ya da öneride bulunan bir görev anlayışında bulundum mu" dedi. Şahan ise soruya "Hayır olmadı başkanım" şeklinde cevap verdi. Duruşma Resul Emrah Şahan’ın çapraz sorgusu ile devam edilmek üzere yarına ertelendi. ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının dokuzuncu oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan verilen aranın ardından savunmasına devam etti. Şahan hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminden itibaren yanında yer aldığı belirtilmişti. İddianamede Şahan’ın, örgütün Şişli Belediyesi’ndeki yapılanmasında örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına rüşvet görüşmeleri yaptığı ve rüşvetin temin edilmesinde rol oynadığı açıklanmıştı. Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez ‘rüşvet alma’ 2 kez ‘irtikap’, ‘kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’ ve ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede 40. eylem olarak adlandırılan olayda müşteki Mehmet Torunlar’ın, belediyenin şifahi izniyle Torun Center’ın 9 katında tadilat yaptıktan sonra Şişli Belediyesi tarafından izinsiz tadilat işlemleri nedeniyle yüklü para cezasıyla karşı karşıya kaldığı belirtilmişti. Eylemde Resul Emrah Şahan’ın rüşvet istenilmesi taleplerini Adem Altıntaş üzerinden ilgililere ilettiği, Altıntaş’ın müşteki tarafına yönlendirildiği ve 10 milyon dolar karşılığında tadilat izni verileceğini belirttiği, ancak bu talebin kabul edilmediği açıklanmıştı. Talebin daha sonra 5 milyon dolara indirildiği ancak müştekinin hiçbir talebi kabul etmeyeceğini belirtmesi üzerine haklarında idari para cezasının uygulandığı iddianamede kaydedilmişti. Şahan 40. eyleme karşı savunmasında, "Bu olayda konu tamamen mevzuata aykırı bir talep ve bizim bu talebe karşı sergilediğimiz yasal duruştur. Firma, imar mevzuatına aykırı bir tadilat yapmak istiyor, belediye ekiplerimiz de bunu tespit ederek yasal tarifeye uygun cezai işlem uyguluyor. Bu aykırılık giderildiğinde ise ceza otomatik olarak düşüyor. Peki, firma bizden ne istiyor? Firma bize gelip, 17. ve 25. katlar arasındaki taşıyıcı unsurları birleştirerek mekan genişletmek istediğini söylüyor. Firma, bir yere kiralamak için anlaştığı 11 bin 916 metrekarelik devasa bir alanı kapsayan bu esaslı tadilatı hızlıca bitirmek istiyor. Biz ise ’bir dakika, bu yapılamaz’ diyoruz. Çünkü bu müdahale sadece binanın değil, kentin ve Şişli’nin deprem güvenliğini, yani stratejik güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor. 11 Haziran 2024 tarihinde, yapmak istediği işlemi anlatan bir ’basit tadilat’ başvurusunda bulunuyor. Biz de 27 Haziran’da diyoruz ki ’bu iş böyle olmaz. Bu, binanın ana mimari ve statik projesini etkileyen nitelikli bir tadilattır dolayısıyla esaslı tadilat izni gerektirir, basit tadilat kapsamına girmez.’ Basit tadilat dediğiniz boya, badana ve tesisat gibi işlerdir. Oysa burada bağımsız birim geliştiriyorsunuz. Sanki bu cevabı hiç almamış gibi, bir ay sonra 19 Temmuz’da aynı dilekçeyi tekrar veriyor. Müdürlük, 8 Ağustos’ta aynı cevabı yineleyerek geri çeviriyor. Yöneticisi yine geliyor ve üçüncü kez aynı dilekçeyi veriyor. 11 Eylül’de yine aynı yanıtı veriyoruz Dördüncü dilekçe 17 Eylül 2024 tarihinde geliyor. Bu sefer diyorlar ki ’Taleplerimizin ruhsata tabi olduğunu öğrendiğimiz için bu tadilat isteğimizden vazgeçiyoruz, sadece basit onarım izni istiyoruz.’ Biz de buna onay veriyoruz. İşte asıl konu burada başlıyor. İsnat edilen suç ne? ’Bana basit tamir tadilat onayı verdi, ben de bu onay arkasına sığınıp esaslı tadilatı gizlice yapacağım’ deniliyor. Böyle bir usulsüzlüğe izin verilebilir mi? Belediye başkanı yap dese bile tek bir memur o evraka imza atmaz. Üzerimizde bu kadar denetim ve teftiş baskısı varken, müdürün dilekçeyi alıp ’tamam, görmezden geliyorum, sen esaslı tadilatını yap’ demesi mümkün mü? Aksine müdürümüz, ‘İmar Kanunu uyarınca, eğer ruhsata aykırı bir işlem yaparsan yasal süreci başlatırım, ceza keserim’ diyerek onay veriyor. Başvuruyorlar, reddediyoruz usulsüzlük yapıyorlar, ceza kesiyoruz. Ama tutuklanan Resul Emrah Şahan" dedi. Öte yandan Şahan’ın savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu duruşmada söz alarak "Büyükşehir Belediye Başkanı olarak beraber görev yaptığımız dönemde size herhangi bir usulsüz, hukuksuz veya menfaat odaklı bir talep ya da öneride bulunan bir görev anlayışında bulundum mu" dedi. Şahan ise soruya "Hayır olmadı başkanım" şeklinde cevap verdi. Resul Emrah Şahan’ın cevabının ardından İmamoğlu, "Sevgili Emrah Başkanım, seni Allah korusun" dedi. Duruşma Resul Emrah Şahan’ın çapraz sorgusu ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
İstanbul ’Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında Resul Emrah Şahan savunma yaptı ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının dokuzuncu oturumunda görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yaptı. ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının dokuzuncu oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yaptı. Şahan hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde itibaren yanında yer aldığı belirtilmişti. İddianamede Şahan’ın, örgütün Şişli Belediyesi’ndeki yapılanmasında örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına rüşvet görüşmeleri yaptığı ve rüşvetin temin edilmesinde rol oynadığı açıklanmıştı. Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez ‘rüşvet alma’ 2 kez ‘irtikap’, ‘kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’ ve ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Şahan iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Mesleğim şehir plancısı. Aylık gelirim kayyumdan önce 150 bin TL idi. 1 senelik tutukluluktan sonra karşınızdayım. Ne ile suçlandığımı bilmiyorum. Boşluğa karşı savunma yapıyorum. Burada onlarca evladı, anneyi, babayı ayrı düşüren, gözyaşı döktüren, suçsuz yere bizi evlatlarımızdan ayrı düşüren herkes bu divanda değilse milletin vicdanında hesap verecek. 19 Mart sabahının ilk saatlerinde gözaltına alındım. Şişli’nin seçilmiş belediye başkanı olarak maruz kaldığım bu gözaltı akla, vicdana, hukuka sığmaz. Çağırsalar hepimiz giderdik. Sabahın kör saatinde 5 buçuk yaşındaki kızımın, karımın önünde beni almak saygısızlıktır. Benim bildiğim devlet bu değil. Kişisel olarak yaşadığım şey bir kenara esas mesele Şişli’nin iradesidir. Türkiye ilk defa duyacak bu konuyu; 1 milyar doların üzerinde Şişli’ye mülk kazandırdık. Tapuyu kamuya kazandırdık. Oturduk, çalıştık bakanlığa gönderdik, bakanlık onayladı ve bir kaynak oluşturduk. Şişli için oluşturduk bunu. Tapular bir gecede iptal edildi. İnşallah görevime döneceğim ve Şişli’nin kaynaklarını Şişli için kullanacağım. İş insanlarının, müteahhitlerin beklentilerini görmezden gelseydim tutuklama yapamayacaktınız. Bu benim gururumdur. İdari olarak yapmam gerekenleri yapmış olduğum için tutukluyum" dedi. Şahan savunmasının devamında, "Keşke canlı yayınlansa çok izlenir duruşma. Kadın programına döndü. Eylem 38 ile başlayacağım. 38’de konumuz; yapı ruhsat ve iskan süreçlerini menfaat için uzatma. Burası Nişantaşı’nın göbeğinde bir alan. 2017 senesine kadar kamu arazisi. 1999’da depremde mahallenin tek sığındığı yer de burası. 2018 yılında Emlak Konut’tan satışa çıkarılıyor. Dap Yapı satın alıyor. 2020 yılında kepçe duruyor. Belediyeden ruhsat alınmazsa bakanlıktan alınabilir. Sonra projenin PR çalışmaları başlıyor satış için. Projenin adı Nişantaşı Koru. Projenin ana ismi koru. Koru diye bahsettiği yer kamu alanı. Gelelim benim tutuklanma sebebime. Dediler ki iskanını geciktirmişsin şunu yapmışsın bunu yapmışsın. Bodrum katta kompartıman eksikliğin var diyoruz. Afet anında en kritik bölgedir kompartıman. Raporunu al gel iskanını yapacağız. Türkiye’nin bir üniversite arazisi bir ranta çevriliyor adam satış stratejisini koru üzerine oturtuyor, ben kompartıman eksikliğin var diyorum şu işten tutuklanıyorum. Eylem 39’a geleyim. İddianamede gördüğünüz süreç hiçbir şekilde birbiriyle örtüşmüyor. Bu eyleme ilişkin olarak iddianamede 2 ifade var. Konu burada kamu arazisidir. Burası Profilo AVM. Sonra bir inşaat şirketi geliyor buraya konut yapmak istiyor. Buraya 6 kat plan veriliyor. Müteahhittin istediğini kabul etmediğimiz için Resul Emrah Şahan tutuklandı" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı bu esnada duruşmaya saat 18.00’e kadar ara verildiğini, ardından Şahan’ın savunması ile duruşmanın devam edeceğini söyledi.
Amasya Uyku bozukluğu ile boyun ve sırt ağrıları dijital dengesizliğin belirtisi Odaklanma güçlüğü, uyku bozukluğu, boyun ve sırt ağrıları ile sosyal ilişkilerde zayıflama dijital dengesizliğin belirtileri arasında gösteriliyor. Amasya Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Semih Kaynak, dijital dengesizliğe karşı belirli aralıklarla teknolojiden uzaklaşıp fiziksel aktiviteler, kitap okuma ve yüz yüze iletişime yönelmenin zihinsel dinlenmeye katkı sağladığını açıkladı. Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen "Çocuk ve dijital bağımlılık" konulu bilim kafe söyleşisi, Cumhuriyet Ortaokulu’nda öğrencilere yönelik gerçekleştirildi. Söyleşiye Dr. Öğr. Üyesi Semih Kaynak konuşmacı olarak katıldı. Programda dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çeken Kaynak, "dijital denge" kavramının önemine vurgu yaptı. Dijital dengeyi, teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanırken fiziksel, zihinsel ve sosyal sağlığı koruyacak şekilde kullanım olarak tanımlayan Kaynak, teknolojiyi hayatın merkezine koymak yerine bilinçli bir şekilde yönetmenin gerekliliğini ifade etti. Dijital dengesizliğin belirtileri arasında odaklanma güçlüğü, uyku bozuklukları, boyun ve sırt ağrıları ile sosyal ilişkilerde zayıflama gibi sorunların öne çıktığını belirtti. Bu duruma karşı çözüm önerilerini de paylaşıp gereksiz bildirimlerin kapatılması, teknolojisiz alanlar oluşturulması, ekran süresinin takip edilmesi ve göz sağlığını korumak amacıyla her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzağa bakmayı içeren 20-20-20 kuralının uygulanması gibi pratik adımlar öneren Dr. Öğretim Üyesi Kayna, ayrıca dijital detoksun önemine değinerek belirli aralıklarla teknolojiden uzaklaşıp fiziksel aktiviteler, kitap okuma ve yüz yüze iletişime yönelmenin zihinsel dinlenmeye katkı sağladığını söyledi.