POLİTİKA - 02 Aralık 2025 Salı 15:19

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni Türkiye’yi herkes kabullenecek

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni Türkiye’yi herkes kabullenecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her fırsatta hakim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye'yi inşallah herkes kabullenecek "dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28’inci Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 18’inci Dönem İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kura töreninin hayırlı olmasını dileyerek, "Eğitim ve staj dönemlerini başarıyla tamamlayarak bugün mesleklerine ilk adımı atmaya hazırlanan 712 Hâkim, 492 Cumhuriyet Savcısı, 147 İdari Hâkim kardeşimizi tebrik ediyor; adalet yolundaki mesailerinde kendilerine kolaylıklar, üstün muvaffakiyetler diliyorum. Onları bugünlere getiren ailelerine, hocalarına ve meslek büyüklerine emek ve çabaları için ayrıca teşekkür ediyorum" dedi.

Halihazırda ülke genelinde, 2 bin 415’i idari yargıda olmak üzere, toplam 25 bin 449 Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı’nın görev yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," 25 bini aşkın Hâkim ve Cumhuriyet Savcımızın, 9 bin 812’sini kadın yargı mensuplarımızın teşkil etmesini ayrıca önemli buluyorum. 28 ve 18’inci dönemde dereceye giren 8 genç arkadaşımızdan 5’inin kadın olması, ayrıca takdire şayandır, ayrıca memnuniyet vericidir. Dönem birincimizin şahsında kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Türkiye, kadınları hayatın dışına iten demokrasi ayıplarından kurtuldukça, hamdolsun, çok farklı bir atmosfer yakaladı. Kılık-kıyafet yasakları başta olmak üzere önlerinde duran engelleri tek tek kaldırdıkça, büyük memnuniyetle ifade etmek isterim ki; kadınlar, kamu bürokrasisinde daha fazla yer almaya, daha görünür olmaya başladı. Ancak bazı çevrelerin bu değişime henüz ayak uyduramadığını görüyoruz" diye konuştu.

"Başörtülü yargı mensuplarımız konusunda, edep ve ahlak sınırlarını aşan hazımsızlıklara zaman zaman hepimiz şahit oluyoruz" diyen Erdoğan, "Akıl, vicdan ve hukukla bağdaşmayan bu tepkileri sadece derin bir teessüf ve taaccüple takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Türkiye artık bunları geride bırakmıştır, geride bırakmak zorundadır. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek; ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı "Yeni Türkiye’yi" inşallah herkes kabullenecek. Bilhassa kadınların, kamu-özel ayrımı olmadan hayatın farklı alanlarında onurluca yer almalarına herkes alışacak. Buradan, ülkemizin dört bir yanında, en küçük biriminden en yüksek dereceli mahkemesine kadar mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan, çabalayan, milletimizin adalet talebini karşılayan yargı mensuplarımıza ve adalet teşkilatı çalışanlarımıza muhabbetlerimi iletiyorum. Bu vesileyle, bu büyük ailenin fertlerinden aramızdan ayrılanları rahmetle yâd ediyorum. Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’la birlikte yargı camiamızın tüm şehitlerine Rabbim’den gani gani rahmet diliyorum" dedi.

Kura çekimi bekleyenlere seslenen Erdoğan, "Sizler birazdan çekilecek kuralar neticesinde vazifelerinize başlayacak, memleketin her bir köşesinde adalet neferi olarak görev yapacaksınız. Maaşını alıp köşesine çekilen, mesaisi bitince arabasına binip evine dönen biri olarak değil; adalet için, adaletin tecellisi için, vicdanı hür, aklı hür, kalbi hür birer vatan evladı olarak inşallah fedakârca çalışacaksınız. Şüphesiz mücadelelerin en faziletlisi, adalet uğruna verilen mücadeledir. Sizler, devletimizin adalet neferleri olarak, bu mücadelenin kalbindesiniz. İbn-i Haldun’un veciz ifadesiyle "Adalet, halk arasına konulmuş bir terazidir." İşte bu terazinin dengesi, eğitimini aldığınız bilgiye dayanan, vicdanınızın rehberliğinde kaleminizden dökülen hükümlerle sağlanacaktır. Talip olduğunuz sorumluluğu layıkıyla ifa etmenin yolu; çok çalışmaktan, vicdanlı ve sağduyulu davranmaktan, basiret ve feraset sahibi olmaktan geçiyor. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali, umudu, hayalleri ve kaderi olduğunu lütfen unutmayın. Her birinizin, bugünden itibaren artık bu yüksek hassasiyetlerle vazifenizi yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Duam odur ki; meslek hayatınız boyunca, fikriniz de, zikriniz de, hükmünüz de daima adalet olsun. Cenab-ı Allah hepinizin yar ve yardımcısı olsun." İfadelerini kullandı.

"Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin, devlet ve toplum düzeninin mihveri olduğunu belirterek" Varlığı en yüksek fazilet, yokluğu ise toplum hayatı için felakettir. Genceli Nizami, adaletin hayatımızdaki yerini bakınız nasıl tarif ediyor: "Memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman". Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir. Bunun için biz, inancımızın da bir gereği olarak "mülk, Allah’ındır" diyor, adaleti de mülkün temeli olarak kabul ediyoruz. Adalet, mülkün temeli olduğu gibi, dostluğun, kardeşliğin, barış ve huzurun da güvencesidir. Milletimizi asırlardır maruz kaldığı tehdit ve saldırılardan koruyan en güçlü kalkan, hiç kuşkusuz adalete verdiği önemdir. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu omuzladığımızda; Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Çok şükür bu sözümüzün arkasında durduk" dedi.
Geride bırakılan 23 yıl boyunca en büyük yatırımları bu alanlara yaptıklarını, en büyük reformları yine bu alanlarda hayata geçirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Âdil ve etkin işleyen, toplumun bütün fertlerine güven veren bir yargı sistemi için reform irademizi ilk günden beri daima canlı tuttuk. Reform çalışmalarını toplumsal talep ve ihtiyaçlar temelinde yenilediğimiz strateji belgeleri ve eylem planlarıyla, takvime dayalı süreli hedefler haline getirdik. Bir yandan adalet teşkilatımızın personel yapısını güçlendirirken, diğer yandan yeni mahkemeler ihdas ettik. Göreve geldiğimizde 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız, yüzde 262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı. Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den, 391’e yükseldi. 2002’de 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız, birazdan çekeceğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak.

Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e; idarî yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda, adli ve idari yargıda 3 bin 470 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk" açıklamasını yaptı.

Yargıda dosyaların kapatılma süresinin kısaltıldığını, bu alanda pek çok Avrupa ülkesinin geride bırakıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz, davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor. Sadece şu iki istatistiğin bile bu konuda aldığımız mesafenin görülmesine yardımcı olacağına inanıyorum: Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre, ülkemizde idarî yargı mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresi 168 gündür. Dikkatinizi çekiyorum; bu süre Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gündür. Bölge İdare Mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken; İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür. Türkiye, bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir. Bu olumlu tabloya rağmen, önümüzde halen uzun bir yol var. İnşallah, sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz" diye konuştu.
"Hakimlik cüppesini giymek ve hüküm makamına oturmak, insanı insan olmaktan kaynaklanan zaaflarından, kusurlarından, noksanlarından tek başına kurtarmaya yetmez" diyen Erdoğan, "Hakimler-savcılar, yanılgı nedir bilmeyen "hakikat avcıları" da değildir. Yargılamaya iştirak edenlerin samimi katkıları olmadan, varılacak sonuca, kurulacak hükme hakikatin rengini vermek mümkün olamaz. Bununla birlikte, hakim ve savcılarımızın bugün toplumsal algıda tuttukları yer, onları adaletin "merkezi figürü" haline getirmiştir. Takdir edersiniz ki bu, oldukça büyük ve ağır bir sorumluluk demektir. Bu mesuliyeti hakkıyla taşımanın yegâne formülü, adalet menziline aklın rehberliğinde, vicdanın nezaretinde yürümektir. Elbette akıl, bilgiden beslenmeli; vicdan, önyargıları reddetmelidir" açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devleti ve toplumsal düzeni korumanın, adaleti tesis etmekle mümkün olacağını dile getiren Erdoğan yargı mensuplarının hedef alınmasına ilişkin," Bekası için üzerine titrediğimiz hasletler; adil devlettir, güçlü millettir, özgür bireydir. İstikbalimizden emin olmak istiyorsak, hep beraber bunları korumak ve güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Burada şunu da özellikle hatırlatmak istiyorum. Yargının kendi doğal mecrasındaki işleyişine, siyaset kurumu ve medya dâhil, herkesin saygı göstermesi gerekiyor. İşini yapan, işini doğrulukla, dürüstlükle yapan, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde iyi niyetle yapan yargı mensuplarımıza destek olmalıyız.

Ancak ve sadece kararlarıyla konuşabilen yargı mensuplarının sükuneti zafiyet olarak algılanmamalı, bunu hiç kimse istismar etmemelidir. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu konuda yeterince özenli davranılmıyor. Özellikle son aylarda, yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun, siyasete hâkim olduğu görülüyor. Bunun sebebi, muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hâkim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir" dedi.

Yargının siyasallaştırılmasını tehlikeli bulduğunu ifade eden Erdoğan, "Hukukun temel prensiplerinden biri şudur: Rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma gibi nitelikli suçların işlendiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşan savcılık makamı için, kamu davası açmak bir tercih değil, yasal bir mecburiyettir. Her fırsatta yargıya parmak sallayanların, öncelikle bu hukuk kaidesini öğrenmelerinin şart olduğuna inanıyorum. Yargıya "siyasallaştı" ithamında bulunanlar, aslında çirkin üsluplarıyla yargı mensuplarımızı tartışmaların içine çekerek, yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor .Bunu, son derece tehlikeli bulduğumu burada ifade etmek isterim. Hukuk devletini korumak ve adalet idealini yaşatmak; sadece yargı mensuplarının, sadece hukuk insanlarının değil, siyasetçi ve gazetecisiyle hepimizin müşterek görevidir.

Kabahati sürekli başkalarında arayanlar, çıkarlarına dokunulduğunda üsluplarını kirletenler, artık yargıyı ve işini yapan yargı mensuplarını hedef göstermekten vazgeçmelidir. Bakınız her fırsatta vurguluyorum, bugün tekrar ifade ediyorum: Hukukun önünde herkes eşittir, kimse layüs’el değildir. Hukuk devletinde, suç işleme imtiyazına sahip sınıflar yoktur ve olamaz. Hukuk ancak, meşru çıkarı ve "Hakkın âli hatrını" korur. Bizim de sorumluluğumuz; hukukun işlemesine yardımcı olmak, adaletin tecellisine katkı sunmaktır. Adalet ve hukuk sadece mahkemelerin kararlarıyla değil, toplumun her kesiminin hukuka ve adalete sahip çıkmasıyla sağlanabilir. Biz, tam 23 yıldır işte bunu yapmanın derdindeyiz. Bundan sonra da demokrasiden, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Genç kardeşlerimin, meslek hayatları boyunca omuzlarında taşıdıkları bu ağır yükün bilinciyle hareket edeceklerine inanıyorum" şeklinde konuştu.

Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki Programa, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çok sayıda yargı mensubu ve davetli katıldı.

Programda dönem birincileri plaketlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı. Daha sonra kura çekimi yapıldı.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Recep Uçar: "Alınan 1 puan değerli" Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar, Fenerbahçe maçının son bölümünde çekilmediklerini belirterek, "Son dakikada da Modibo ile bulduğumuz golle de buradan 1 puanla almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Alınan 1 puan değerli. Oyuncularımı yürekten kutluyorum" dedi. Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Çaykur Rizespor, deplasmanda karşılaştığı Fenerbahçe ile 2-2 berabere kaldı. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar, sözlerine Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileyerek başladı. Uçar, karşılaşmaya dair ise şunları söyledi: "Maçtan sonra heyecan fırtınası geçen bir maç olduğunu söyleyebilirim. Geçen haftaki skorlar ister istemez Fenerbahçe’ye enerjisini motivasyonunu arttırmıştı. Stada gelirken dahi insanlar bize hissettirdi. İpler kendi ellerindeydi. Baskılı oyuna karşı oynayacağımızın farkındaydık. Bugünkü oyun sonrasında buradan puan almadan dönseydik emeğe yazık olacaktı. Buraya, baskı yiyecek olsak da Fenerbahçe’nin dikte edeceği oyunu değil, kendi planladığımız oyunu oynamaya gelmiştik. Samet’in atıldığı bölüme kadarki bölüm, bizim net olarak iyi oynadığımız bölümdü. Burada bunu büyük takımlar gerçekleştiremiyor. Ali Sowe ve Laçi ile ilk yarıda net pozisyonlarımız var. İkinci yarı golle başladık. Golden sonra Samet atılana kadar bizim kontrolümüzde olan bir oyun. Topa sahip olduğumuz çekilmediğimiz bir maç. Sonraki bölümde çok sarı kartlı oyuncularımız vardı. Samet’in atıldığı ana kadar ayrı bölüm, atıldıktan sonra ayrı, ikiye ayırırsak. Bir de stoper sokana kadar o sırada penaltı pozisyonu oldu. Bir anda 1-1’e döndü. Fenerbahçe momentumu aldı. Tekrar değişikliğe gittik; 5-3-1’e döndük. Sonraki bölümde yine çekilmedik, değişiklikleri puan almak için yaptık. Son dakikada da Modibo ile bulduğumuz golle de buradan 1 puanla almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Biz hedefleri olan camiayız. Rize büyük bir camia. Farklı hedeflerimiz var. Son haftalarda da iyi futbol oynuyoruz. Alınan 1 puan değerli. Oyuncularımı yürekten kutluyorum. Yarış devam ediyor. Her takıma eşit mesafedeyiz, saygılıyız. Şampiyonluk yarışında da Fenerbahçe’ye ve Tedesco’ya başarılar diliyorum. İnşallah hak edenin kazandığı bir yarış olur." Uçar, müsabakada ciddi ikili mücadeleler olduğunu belirterek hakemler adına da kolay maç olmadığını söyledi.
Antalya İlhan Palut: "Fenerbahçe ile oynanacak hiçbir maç kolay değil" Konyaspor Teknik Direktörü İlhan Palut, Antalyaspor maçının ardından galibiyetten dolayı mutlu olduğunu söyledi. Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final mücadelesinde karşılaşacakları Fenerbahçe maçına ilişkin ise Palut, "Fenerbahçe ile oynanacak hiçbir maç kolay değil" dedi. Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Antalyaspor, sahasında Konyaspor’a 2-0 mağlup oldu. Karşılaşmanın ardından basın toplantısında konuşan Konyaspor Teknik Direktörü İlhan Palut, "Puanlara ihtiyacımız hala devam ediyordu. Bu ciddiyeti göstermemiz gerekiyordu. Antalyaspor’un da maçtan önce şiddetle puana ihtiyacı vardı ve bu anlamda çok kritik bir karşılaşmaya çıktık. Puan olarak biraz rahatlamanın bizi bir iki adım geri çeker mi diye açıkçası korkuyordum. Bunu aşabilmek için kendini göstermek isteyen oyuncularımı bu maçta kullanmak istedim" dedi. "Maçın en net pozisyonlarını yakalayan takım bizdik" "Maçı başından sonuna kadar disiplinle oynayan bir Konyaspor vardı" diyerek sözlerini sürdüren Palut, "Taktik disipline de bağlı kalan bir takım vardı. Dönem dönem Antalyaspor’un çok adamla ceza sahamızı zorladığı, karamboller oluşturduğu pozisyonlar, şutlar mutlaka oldu ama genel manada maçın en net pozisyonlarını yakalayan takım bizdik" ifadelerini kullandı. Karşılaşmada ofsayttan iptal edilen golün kendileri için kırılma noktası olduğunu aktaran Palut, "İkinci yarı Antalyaspor biraz daha baskıyla başladığını ancak 1-0’dan sonra büyük alanlar ve pozisyonlar bulduk. Son anda skoru arttırabildik. Oyuncularımı her şeyden önce 90 oyun disiplinlerinden dolayı tebrik ediyorum. Bu yarışın ne kadar zor psikolojik anlamda yıpratıcı olduğunu da çok iyi biliyorum. Maçın zor bir maç olacağını düşünüyordum. Bugün bizim için aslı olan 3 puan ve ligde kendimizi rahat bir pozisyona taşımamız oldu" diye konuştu. "Fenerbahçe ile oynanacak hiçbir maç kolay değil" Kupa maçına da değinen Palut, "Fenerbahçe ile oynanacak hiçbir maç kolay değil. Onlar da çetin bir şampiyonluk yarışında. Sahamızda en iyisini yapmaya çalışacağız. Büyük cümleler kurmak istemiyorum. Nereden bakarsanız bakın zor bir maç olacak. Takımımızı kalan kısa zamanda en iyi şekilde hazırlamaya çalışacağız. Taraftarımızı stada gelip son dakikaya kadar desteklesinler bizi. Çünkü çok kaliteli oyuncuların olduğu bir takımla oynayacağız" ifadelerini kullandı.
Muş Muş’ta 300 karateciden öğretmenlerine anlamlı sürpriz Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olayların ardından Muş’ta karate eğitimi alan 300 öğrenci, kuşak töreninde öğretmenlerine pankart ve güllerle anlamlı bir sürpriz yaptı. Muş’ta karate eğitimi alan 300 öğrenci ve velileri, son günlerde yaşanan olaylara dikkat çekmek amacıyla öğretmenleri Aydan ve Yakup Ferhatoğlu’na anlamlı bir sürpriz hazırladı. Kuşak terfi töreninde bir araya gelen öğrenciler, açtıkları pankartlarla toplumsal duyarlılık mesajı verdi. Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen karate kurslarına katılan 7-18 yaş aralığındaki 300 sporcu, Muş Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen kuşak terfi töreninde büyük heyecan yaşadı. Tören sırasında öğrenciler, "Öğretmene el kalkmaz, öğretmenin eli öpülür" yazılı pankartlar açarak öğretmenlerine olan saygılarını ifade etti. Ellerinde güllerle öğretmenlerinin karşısına çıkan öğrenciler, sevgi ve vefa örneği sergilerken, veliler de bu anlamlı anlara eşlik etti. Program, sporcuların sergilediği karate gösterileriyle renklenirken, salonda duygusal anlar yaşandı. Kuşak terfi belgelerini alan sporcular, bir üst seviyeye geçmenin mutluluğunu yaşarken, ailelerde o anlara tanıklık etti. Karate antrenörü Yakuğ Ferhatoğlu, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylardan dolayı büyük üzüntü duyduklarını belirterek, yaşananların kendilerini derinden etkilediğini ifade etti. Ferhatoğlu, "Ancak hayat devam ediyor ve biz de bu yaşananlardan ders çıkarmaya çalışıyoruz. Burada çocuklarımızı eğitirken öncelikli hedefimiz, onların iyi birer birey olarak yetişmelerini sağlamak. Karate branşının bu anlamda en etkili ve en güzel sporlardan biri olduğunu düşünüyorum. Bugün yaklaşık 300 sporcumuz için kuşak töreni düzenledik. Dört aylık eğitim sürecinin ardından sporcularımız beyaz, sarı, turuncu, yeşil, mavi ve kahverengi kuşaklara terfi etti. Tören sırasında bizim haberimiz olmadan velilerimiz ve öğrencilerimiz tarafından hazırlanan sürprizle karşılaştık. Bu anlamlı jest karşısında gerçekten çok duygulandık. Yapılan bu sürpriz, verdiğimiz emeğin karşılığını almak açısından bizim için çok kıymetliydi. Hem biz hem de öğrencilerimiz duygusal anlar yaşadık. Bu vesileyle tüm velilerimize ve sporcularımıza teşekkür ediyorum. İnsan emeğinin karşılığını görmek gerçekten çok güzel. Bugün bunun en güzel örneklerinden birini yaşadık" dedi. Karate antrenörü Aydan Ferhatoğlu, düzenlenen törende kendileri için çok anlamlı bir sürprizle karşılaştıklarını belirterek, "Bizim için çok anlamlı bir sürpriz oldu. Gerçekten çok duygulandık, böyle bir şey beklemiyorduk. Ailelerimize ve öğrencilerimize çok teşekkür ediyoruz. Burada çocuklarımıza sadece spor öğretmiyoruz; aynı zamanda ahlaki değerleri de kazandırmaya çalışıyoruz. Önceliğimiz iyi bireyler yetiştirmek. Sporun, ahlaki eğitimle birlikte daha başarılı olacağına inanıyoruz. Biz sadece sporcu kazanmıyoruz, dışarıdaki öğrencileri de kazanmaya çalışıyoruz. Bugün 300 sporcu katıldı buraya, çok duygulandık. Tabii günden güne Muş’ta karate büyüyor, daha da büyüyor. İnşallah daha çok büyüteceğiz, daha çok yayacağız, daha çok sporcu kazanacağız" şeklinde konuştu. Öğretmenlerine sürpriz yapan öğrencilerden Asude Elif Doğan, "Ayda ve Yakup hocamızı çok seviyoruz. Gündemde yaşanan olaylardan dolayı bugün kendilerine bir sürpriz hazırladık. Öğretmenimizi gerçekten çok seviyoruz. Onlar yıllardır bizi yetiştirmek için büyük emek veriyorlar. Öğretmene el kaldırılmaz, öğretmenin eli öpülür" ifadelerini kullandı.