POLİTİKA - 22 Ocak 2026 Perşembe 14:48

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan enflasyon mesajı!

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan enflasyon mesajı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu Genel Kurulu'nda konuştu. Erdoğan, ''2025 senesini yüzde 30,9 enflasyon oranıyla kapattık. İnşallah bu sene çok daha düşük oranları yakalayacağız. Vatandaşlarımız, hayat pahalılığının azaldığını günlük yaşamlarında daha fazla hissedecekler'' dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu'nun (TÜGİK) 7. Olağanüstü Genel Kurulu'na katıldı. Ankara'da özel bir otelde düzenlenen genel kurulda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin sanayide, ticarette, savunmada kendi göbeğini kendisi kesen güçlü bir Türkiye olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini söyledi. Erkan Güral'a TÜGİK Genel Başkanlığı görevinin sona ermesi nedeniyle teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Erkan Güral kardeşime, yönetim kurulu üyelerine, kuruluşumuzun tüm mensuplarına ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Erkan Güral kardeşim ve ekibi bugüne kadar hayata geçirdikleri proje ve çalışmalarla TÜGİK çatısı altında ekonomimize çok kıymetli katkılar yaptılar. Bunun için kendilerine ayrıca tebrik ve takdirlerimi iletiyorum. Genel kurul neticesinde teşekkül edecek yeni yönetime de çalışmalarında şimdiden muvaffakiyetler diliyorum. Ülkemizin en geniş kapsamlı sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonumuzun bünyesindeki 6 federasyon, 60 dernek, 500 farklı sektör ve mesleği temsil eden 10 bine yakın üyesiyle üretim ve ihracat odaklı yeni işbirlikleriyle ekonomi ve iş dünyamıza daha nice hizmetlerde bulunacağına inanıyorum. Son olarak kuruluşundan itibaren burada vazife üstlenmiş ,çalışmalarıyla bu organizasyona değer katmış ancak bugün aramızda olmayan tüm kardeşlerimize de Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum" dedi.

"Son çeyrek asırda Rabbimizin yardımı, milletimizin desteği, iş dünyamızın da takdire şayan gayretleriyle Türkiye'yi her alanda şaha kaldırdık"

Yıllarca Türkiye'de fikir ve sanat erbabının, siyasetçilerin, yöneticilerin kendisi yapan, kendisi üreten bir Türkiye hayal ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayide, ticarette, savunmada kendi göbeğini kendisi kesen güçlü bir Türkiye. Tek parti döneminin zorlukları içinde satırlara dökülen bu tahayyülü bugün hamdolsun fazlasıyla gerçeğe dönüştürmeyi başardık. Son çeyrek asırda Rabbimizin yardımı, milletimizin desteği, iş dünyamızın da takdire şayan gayretleriyle Türkiye'yi her alanda şaha kaldırdık. Cam tavanları kırdık, fitne duvarlarını yıktık. Önümüze çıkartılan ne kadar engel varsa milletimizle birlikte yürek yüreğe vererek bunların hepsini aştık. Demokrasiden hak ve özgürlüklere, enerjiden eğitime, sağlıktan turizme kadar aklınıza gelebilecek her başlıkta Türkiye'ye tarihinin en büyük başarılarını tattırdık. Uzun bir mücadele verdik. Sabırlı bir mücadele verdik. Fakat sonunda bize inanan, bize güvenen, istikbalini tam bir gönül huzuru içinde bizlere emanet eden milletimize mahcup olmamak için ne gerekiyorsa yaptık" diye konuştu.

"Uçaklarımız, helikopterlerimiz, İHA ve SİHA'larımız, deniz platformlarımız ve daha nicesi deyim yerindeyse siparişlere yetişemiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bugün bir kez daha gururla ifade etmek isterim: Birileri halen hazmetmekte zorlansa da artık kendi teknolojisini üreten, tasarlayan, geliştiren ve bunları dünyaya ihraç eden bir Türkiye gerçeği var. Büyüme ve ihracat rakamlarında rekorlar kıran bir Türkiye gerçeği var. Mevcut pazarlara yenilerini ekleyen, küresel konumunu günden güne perçinleyen bir Türkiye gerçeği var. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Fabrikası yok dedikleri milli elektrikli aracımız Togg ülkemizin yanı sıra artık Avrupa'daki yolları da süslüyor. Balıklar ürküyor iddiasıyla karşı çıktıkları mühendis harikası savunma ürünlerimiz, dünyanın dört bir yanında büyük rağbet görüyor. Uçaklarımız, helikopterlerimiz, İHA ve SİHA'larımız, deniz platformlarımız ve daha nicesi deyim yerindeyse siparişlere yetişemiyor. İş insanlarımız, firmalarımız, yatırımcılarımız ülkemizin ticaret hacminin artmasında, ticaret diplomasimizin gelişmesinde önemli roller üstleniyor. Yani her alanda hamdolsun büyük bir atılım içindeyiz. Üstat Necip Fazıl'ın 80 yıl önce özlemini dile getirdiği ideallerin de ötesine geçen bir Türkiye'ye doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Hatta koşuyoruz. Bunu da öyle birilerinin ihsanıyla değil, önümüze çıkartılan engellere ekonomimizi ve sanayimizi hedef alan kısıtlamalara rağmen başarıyoruz" ifadelerini kullandı.

"2025 yılının 3. çeyreğinde ekonomimizi tam 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine çıkartarak yeni bir rekora daha imza attık"

Yapılan hizmetleri ve başarıları anlatan Erdoğan, bunları anlatırken asla hamaset yapmadıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye dair son verileri şöyle anlattı:
"Hayal satmak, göz boyamak bizim siyasetimizde yeri olmayan bir tavırdır. Bizim buna zaten ihtiyacımız da yok. Çünkü biz 23 yılını şanla şerefle tamamladığımız iktidarlarımız boyunca hep eserlerimizle, icraatlarımızla, projelerimizle konuştuk. Rakamlar ortada. Ülkenin 23 yılda nereden nereye geldiği ortada. Somut başarılar, 23 sene önce hayal dahi edilmeyen kazanımlar ortada. Sadece şu rakamlara baktığımızda bile tabloyu çok net görebiliyoruz. Tüm karalama kampanyalarına karşın ekonomimiz geçtiğimiz üçüncü çeyrekte yüzde 3,7 oranında büyüdü. Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı, gümrük tarifeleri üzerinden yürütülen ticaret savaşlarının tırmandığı yakın çevremizde ve dünyada gerilimlerin hakim olduğu bir dönemde tam 21 çeyrek boyunca kesintisiz büyümeyi başardık. Bu oranla Türkiye, OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen 3. ekonomi oldu. 2025 yılının 3. çeyreğinde ekonomimizi tam 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine çıkartarak, yeni bir rekora daha imza attık. Geçtiğimiz yıl toplam 273,4 milyar dolarlık mal ihracatıyla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Aynı dönemde hizmet ihracatımız 123,1 milyar doların üzerine çıktı. 2025'teki toplam mal ve hizmet ihracatımızı 396 buçuk milyar dolara ulaştırdık. Savunma ve havacılık ihracatında ise adeta devrim yaptık. 2002'de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı 2025'te tam 40 kat artırarak 10 milyar 554 milyon dolara yükselttik."

"Biz üretenin, istihdam sağlayanın, ihracat yapanın her zaman yanındayız"

Sadece büyüme ve ihracat rakamlarında değil istihdamda da oldukça iyi bir yerde olunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "İşsizlik oranımız 31 aydır tek hanede seyrediyor. Sanayicilerimizin, üreticilerimizin tarım, turizm, hizmet sektörümüzün şu an bizden temel beklentisi yetişmiş eleman ihtiyaçlarının karşılanması. Geçtiğimiz haftalarda açıkladığımız Gençliğin Üretim Çağı Programı'yla burada önemli bir açılım sağlıyoruz. ‘GÜÇ' adını verdiğimiz bu programda inşallah hem eğitim ve istihdam süreci arasındaki kopukluğu giderecek hem de 3 yıl içinde 3 milyon gencimizi iş hayatına doğrudan dahil edeceğiz. Maaş ve sigorta primi gibi kalemlerde özel sektörümüzü de rahatlatacak yeni destekler sağlayacağız. Bizim prensibimiz şudur; biz üretenin, istihdam sağlayanın, ihracat yapanın her zaman yanındayız" ifadelerini kullandı.

"2025 senesini yüzde 30,9 enflasyon oranıyla kapattık, inşallah bu sene çok daha düşük oranları yakalayacağız"

Enflasyon ve hayat pahalılığının da artık düzelmeye başladığını ve bu alanda da güzel sonuçların geldiğini belirten Erdoğan, "2025 senesini yüzde 30,9 enflasyon oranıyla kapattık. İnşallah bu sene çok daha düşük oranları yakalayacağız. Enflasyonla mücadeleyi tek bir araçla değil, birbiriyle uyumlu ve birbirini tamamlayan kapsamlı politika adımlarıyla yönetiyoruz. Attığımız adımların etkisi mutfağa, pazara, kiraya daha fazla yansıyacak. Vatandaşlarımız hayat pahalılığının azaldığını günlük yaşamlarında daha fazla hissedecekler. İnşallah biraz daha rahatlayacaklar. Yine bu süreçte en büyük başarımız deprem konutlarının inşasıdır. Yapamazsınız diyenleri burada da hayal kırıklığına uğrattık. Allah'a hamdolsun 455 binden fazla konutun kurasını çekip anahtarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Böylece milletimize verdiğimiz bir sözümüzü daha tutmanın bahtiyarlığını yaşadık" dedi.

"Yeniden şekillenen dünya düzeninde kutup başlarından birisi inşallah Türkiye'miz olacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede ve dünyada yaşanan hadiselere bakıp umutsuzluğa veya endişeye kapılmanın yanlış olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

"Artan ticaret savaşları, artan belirsizlikler her gün bir yenisi patlak veren krizler sizi umutsuzluğa kesinlikle sürüklemesin. Yıllardır Türkiye'nin krize, kaosa, kargaşaya, ekonomik olarak sıkıntıya girmesini bekleyen mandacı ekonomistlere asla kulak vermeyin. Allah'ın izniyle Türkiye bu zorlu süreci de alnının akıyla atlatacak hatta Türkiye bu süreçten en kazançlı çıkan ülkeler arasında yerini alacak. Yeniden şekillenen dünya düzeninde kutup başlarından birisi inşallah Türkiye'miz olacak. Komşumuz Suriye'de olduğu gibi fedakarlıklarımızın, emeklerimizin, tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın semeresini toplayacağımız farklı bir döneme giriyoruz. Nasıl 13,5 yıl boyunca bizi eleştirenler sırf ülkemize sığınan muhacirlere ensarlık yaptığımız için bizi topa tutanlar şimdi bize hak veriyorsa emin olun aynısı yarın başka alanlarda da yaşanacak. Bugün bizi sırf anlamadıkları için acımasızca eleştirenler yarın büyük bir mahcubiyet içinde hakkımızı teslim etmek zorunda kalacaklar.

Ülkemiz milletimiz ve gençlerimiz için verdiğimiz çok boyutlu mücadelenin değeri gelecekte daha iyi anlaşılacak daha net görülecek. Yavaş yavaş dünya bizim dediğimize doğru geliyor. Bizim küresel siyasete dair yıllardır yaptığımız eleştirilerin haklılığı bugün ortaya çıkıyor. Davos'ta yapılan tartışmaları inanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Doğruları cesaretle haykırdığımız için yıllardır bize demediklerini bırakmayanlar şimdi bakıyorsunuz bizimle aynı cümleleri kuruyor. Küresel adaletsizliklerden, küresel sistemin çarpıklıklarından bahsediyor. Tekrar ediyorum; Birileri umutsuzluk yaymaya çalışabilir. Felaket tellalları 23 yıldır yaptıkları gibi yine karamsar tablolar çizebilir. Bunların hiçbirine aldırmayacağız. Ekonomik tetikçilerin öngörü diye pazarladıkları karanlık senaryolarına prim vermeyeceğiz. Şundan buradaki tüm kardeşlerim emin olsun; Türkiye'nin yolu da bahtı da hamdolsun açıktır. Önümüzde yeni kapılar aralanacak. Karşımıza yeni fırsatlar çıkacak.

Tahminlerimizin de ötesinde imkanlar belirecek. Türkiye yüzyılı yürüyüşümüz inşallah daha da hızlanacak. Destanlarımızın ezberden okunacağı, zafer marşlarımızın tüm dünyada yankılanacağı, başarılarımızı dost düşman herkesin konuşacağı, sonunda büyük ve güçlü Türkiye'nin olduğu yepyeni bir yolculuktayız. İnşallah bu yolu da son 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte alacağız. Bugün hayal gibi görünen nice hedefe yine hep beraber ulaşacağız. Biz buna yürekten inanıyor, iş dünyamıza ve aziz milletimize güveniyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum."

Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran da katıldı.

Ömer Faruk Karataş - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Bandırma’da midye yetiştiriciliği sektörü masaya yatırıldı Balıkesir’de Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, midye yetiştiriciliği sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Biyoteknoloji Merkezi’nde düzenlenen toplantının açılış konuşmalarını Yalova, Balıkesir ve Çanakkale İlleri Midye Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Özerdem Maltaş ile Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç yaptı. Birlik Başkanı Maltaş, Türkiye’de yıllık 8 bin tonun üzerinde çiftlik midyesi üretildiğini ve bunun tamamına yakınının midye dolması şeklinde tüketildiğini söyledi. Maltaş, Türkiye’de çiftlik midyesi üreten çiftlik sayısının giderek arttığını ifade ederek, yıllardır kontrolsüz olan üretimin daha iyi şartlarda, kontrollü ve sağlıklı şekilde yapılmaya başlandığını kaydetti. Maltaş, toplantı kapsamında midye yetiştiriciliğinde sağlıklı tüketimin yaygınlaştırılması, sektör algısının güçlendirilmesi ve üreticilerin tek çatı altında daha güçlü bir yapı oluşturması konularının ele alınacağını söyledi. Maltaş, özellikle ortak hareket etme kültürünün geliştirilmesinin sektörün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Yavru üretim tesisleri, tanıtım faaliyetleri ve alternatif uygulamaların sektör için kritik başlıklar olduğunu ifade eden Maltaş, birlik olarak temel hedeflerinin üreticinin emeğini koruyan, bilimsel verilerle desteklenen ve kamuoyunda güven oluşturan bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. Maltaş, yapılacak görüş alışverişlerinin birlik için önemli bir yol haritası oluşturacağını kaydetti. "Tarımsal üretim bir ülkenin gücüdür" Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç ise, enstitünün Türkiye’de ırk ıslah programına alınan ilk kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, bu alanda önemli bir noktaya gelindiğini belirtti. Tarımsal üretimin bir ülkenin bağımsızlığını ve gücünü temsil eden en temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Kılınç, enstitünün geniş arazi varlığı ve güçlü kurumsal yapısıyla sektöre önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Son yıllarda TÜBİTAK destekli projelere ağırlık verildiğini aktaran Kılınç, koruma altındaki hayvan varlığının ıslah edilerek geliştirildiğini, bu süreçte bilimsel çalışmaların yanı sıra tanıtım ve proje faaliyetlerinin de sürdürüldüğünü söyledi. Kılınç, yaklaşık 2 bin baş civarındaki hayvan varlığının korunarak ve iyileştirilerek sektöre kazandırıldığını kaydetti. Açılış konuşmalarının ardından Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü bünyesinde yetişen manda sütünden katılımcılara sütlaç ve öğle arasında midye dolma ikram edildi. Aradan sonra toplantı, midye yetiştiriciliği sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerinin ele alındığı sunum ve panellerle devam etti. Program kapsamında midye üretim ve analiz laboratuvarı faaliyetleri, midye ve midye ürünlerinin tüketimine toplumun bakış açısı, midye tüketimiyle ilgili imajın düzeltilmesi, sağlıklı midye tüketiminin yaygınlaştırılması, üretici birliği altında ortak hareket etme yöntemleri, yavru üretim tesislerinin kurulmasının teşvik edilmesi ve doğal üretim alanlarının korunması gibi başlıklar ele alındı. Gün boyu süren toplantı, sektör temsilcilerinin değerlendirmeleri ve kapanış oturumuyla sona erdi.
Ankara Bakan Işıkhan: "Dijitalleşmeyi daha nitelikli işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Dijitalleşmeyi iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit olarak değil, aksine daha nitelikli ve daha sürdürülebilir işlerin oluşturulması için bir fırsat olarak görmeliyiz" dedi. Çalışma hayatına ilişkin güncel gelişmeleri değerlendirmek, sorun alanlarını belirlemek ve politika önerileri geliştirmek amacıyla tüm tarafları buluşturan bir sosyal diyalog platformu niteliğindeki Çalışma Meclisi, 14’üncü kez toplandı. ATO Congresium’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın da katıldığı toplantıda kamu kurum ve kuruluşları, işçi, memur ve işveren konfederasyonları, meslek kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve akademisyenler görüş ve önerilerini dile getirdi. "Çalışma Meclisi uzlaşı kültürünü yerleştirmiştir" Toplantıda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Çalışma Meclisi’nin işçi, işveren ve kamu temsilcilerinin katılımıyla oluşan üçlü sosyal diyalog mekanizmasının en üst düzeyi ve en kapsayıcı platformu olduğunu vurguladı. Dönüşüm sürecini hem mevcut sorunları konuşmak ve hem de sosyal paydaşlarla geleceği birlikte inşa eden bir yaklaşımla sürdürdüklerini dile getiren Işıkhan, "Çalışma Meclisi, üçlü diyalog mekanizması olarak Türkiye’de sosyal adaleti pekiştirmiş, Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO) normlarının uygulanmasını kolaylaştırmış ve ekonomik kalkınmaya sosyal boyut kazandırmıştır. Bu platform, katılımcı demokrasinin en önemli örneği olarak işçi ve işverenlerin sesini doğrudan hükümete iletmesini sağlamış, çatışmaları önleyerek uzlaşı kültürünü yerleştirmiştir" diye konuştu. "Dijital dönüşüm, iş dünyamızın merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçektir" Bakan Işıkhan, 14’üncü Çalışma Meclisi Toplantısı’nın ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ başlığıyla gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "Dijital dönüşüm, artık bir trend değil, hayatımızın ve iş dünyamızın merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçektir. Günümüzde çalışma hayatı dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin etkisiyle köklü bir dönüşüm sürecindedir" ifadelerini kullandı. "Sendikalarımızın dijitalleşme karşısında ‘kayıp’ diliyle değil, ‘hak ve fırsat’ diliyle hareket etmelerini istiyoruz" Küresel değişim dalgasına uyum sağlamak ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek için yeşil ve dijital dönüşümün entegre bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Işıkhan, bunu da işveren, sendika ve çalışanlarla birlikte gerçekleştireceklerini kaydetti. Bu değişim sürecinde herkesin üstleneceği sorumlulukları olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "İşverenlerimiz, dijitalleşmeyi sadece maliyet düşürme ya da işgücünü ikame etme aracı olarak görmemelidir. İnsan kaynağını merkeze alan, çalışanını yeni becerilerle donatan, yeniden eğitim ve beceri kazandırma süreçlerine yatırım yapan bir anlayışı esas almalıdır. Yapay zeka ve otomasyon yatırımlarını, nitelikli istihdamı büyüten, verimliliği artırırken çalışma barışını güçlendiren bir fırsat alanı olarak değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Sendikalarımızdan beklentimiz ise bu dönüşümün karşısında duran değil, dönüşümü yönlendiren ve çalışanı bu sürece hazırlayan bir anlayışı benimsemeleridir. Dijitalleşme ve yeni çalışma modelleri karşısında ‘kayıp’ diliyle değil, ‘hak ve fırsat’ diliyle hareket etmelerini istiyoruz. Çalışanlarımızın emeğini, hakkını ve geleceğini korurken üretimin, rekabetin ve verimliliğin de ülkemiz için ne anlama geldiğini gözeten bir sendikal anlayışı önemsiyoruz." "Dijitalleşmeyi daha nitelikli işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz" Bakan Işıkhan, temel sorumluluklarının adil çalışma şartlarını sağlayarak ve çalışan haklarını güvence altına alarak dijital dönüşümü yönetmek olduğunu kaydederek, "Dijitalleşmeyi iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit olarak değil, aksine daha nitelikli, daha esnek ve daha sürdürülebilir işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz. Bakanlık olarak özellikle bilişim sektörü ve geleceğin meslekleri odağında yeşil ve dijital dönüşümü destekleyecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesini temel hedef olarak belirledik. İşte bu kapsamlı dönüşümü, tüm boyutlarıyla ele almak amacıyla 14. Çalışma Meclisimizde üç temel oturum başlığına odaklanacağız. İlk oturumumuz ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ başlığı altında; ikinci oturumumuz ‘Dijitalleşmenin Çalışma Modelleri ve Sendikal Örgütlenmeye Etkileri’ başlığı altında gerçekleştirilecektir. Son oturumumuz ise ‘Dijitalleşmenin Kamu Çalışma Hayatına Etkileri’ olacaktır" dedi. Program, Bakan Işıkhan’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla devam etti.