POLİTİKA - 06 Haziran 2025 Cuma 10:59

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kurban Bayramı mesajı

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Yüzyılını yılını kardeşliğin, demokrasinin, refahın, kalkınmanın ve tüm bölgemizde barışın Yüz yılı yapıncaya kadar durmadan çalışacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı vesilesiyle AK Parti teşkilatlarına video mesaj gönderdi. Erdoğan, teşkilatın kurban bayramını canı gönülden tebrik etti. Bayram, başta gönül ve kültür coğrafyasında bulunanlar olmak üzere tüm insanlık için mübarek olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kurban Bayramının AK Parti teşkilatlarımızla birlikte tüm milletimiz için İslam alemi ve insanlık için barışa, huzura ve dayanışmaya vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu güzel bayram gününde, vatanı için, bayrağı için, milleti için toprağa düşmüş tüm şehitlerimizi bir kere daha rahmetle yad ediyorum. Gazilerimizden darvekaya irtihal edenlere Allah’tan rahmet diliyor, hayatta olan gazilerimize hayırlı, uzun ömürler temenni ediyorum. Bayramlar her şeyden ve herkesten önce dünya bahçemizin çiçekleri olan çocuklarımızın bayramıdır. Kendi ülkemizdeki çocukların yanı sıra ümmetin çocuklarının bayramını da tebrik ediyor. Her birinin bayram neşesiyle dolan gözlerinden öpüyorum. Yine bu anlamlı günde ömrünü ülkesine, ailesine ve çocuklarına hizmetle geçirmiş, şimdi emekliliğini yaşayan tüm büyüklerimizin de bayramlarını yürekten kutluyorum" ifadelerini kullandı.

İsrail’in Gazze’de 20 aydır sürdürdüğü katliam, soykırım, yıkım ve vahşet politikası nedeniyle Müslümanlar olarak bu bayramı da buruk geçirdiklerini belirten Erdoğan, "Bir yandan kurban bayramına erişmenin bahtiyarlığını yaşarken, diğer yandan enkazlar arasında bombalar altında bayramı karşılayan Gazzeli mazlumların acısını kalbimizin derinlerinde hissediyoruz. İsrail hükümetinin insanlık dışı saldırılarına rağmen doğdukları toprakları kahramanca savunan Gazze’ye canları pahasına sahip çıkan Filistinli kardeşlerimi bugün bir kez daha kemal-i hürmetle selamlıyor, bayramlarını tebrik ediyor, şehit olmuş kardeşlerimizi rahmetle yad ediyor" ifadelerini kullandı.

Teşkilatına uyarılarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayram boyunca yetim, öksüz, mazlum ve mağdur çocukları özellikle hatırlamalarını özellikle istirham etti. Erdoğan, "Aynı şekilde hayatlarını vatanımız, bayrağımız ve bağımsızlığımız için feda etmiş şehitlerimizin emanetlerini her zaman olduğu gibi bu bayramda da ihmal etmemenizi sizlerden beklediğimizi ifade ediyorum. Her birinize gayretleriniz için şimdiden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

"Türkiye’nin ana muhalefet partisinin bu vizyonsuzluktan kurtulması, beceriksiz ve mahkum ettikleri milyonlarca vatandaşımız gibi bizim de en samimi arzumuzdur"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak üzerlerinde gerçekten çok büyük bir mesuliyet taşıdıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan her hadise partimizin ve ittifakımızın dayanışmasının önemini bizlere hatırlatıyor. Sadece son 2 haftada ana muhalefet cephesinde şahit olduğumuz tartışmalara bakmak bile sorumluluklarımızın ne kadar ağır, görevimizin ne kadar mühim olduğunu anlamak için ziyadesiyle yeterlidir. Daha bir yıl öncesine kadar seçimlerde bol keseden vaat dağıtanlar bugün en basit belediye hizmetlerini dahi yerine getiremiyor. Muhalefetin saplandığı popülizm bataklığının, şehirlerimizin nasıl bir uçurumun eşiğine geldiğini hep beraber ibretle takip ediyoruz. Bırakın Türkiye’yi yönetmeyi, ellerindeki 3-5 belediyeyi dahi skandalsız, sorunsuz, kavgasız, şaibesiz yönetme becerisi olmayan bir avuç yolsuz siyasetçinin vasalı haline gelmiş bir zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye’nin ana muhalefet partisinin bu vizyonsuzluktan kurtulması, beceriksiz ve mahkum ettikleri milyonlarca vatandaşımız gibi bizim de en samimi arzumuzdur" şeklinde konuştu.

Cumhur İttifakı’nın, Türkiye’nin her bakımdan güvencesi olduğu her geçen gün ortaya çıktığının altını çizen Erdoğan, "Eğitimden, adalete, dış politikadan, demokrasiye, tüm başlıklarda Türkiye’yi hak ettiği seviyelere ulaştıracak irade, tecrübe, birikim ve ufuk ancak bizde vardır. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nda vardır. Rusya, Ukrayna arasında 4. yılına giren savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmelerin İstanbul’da yapılması bunun apaçık ispatıdır. Terörsüz Türkiye sürecinde aldığımız mesafe aynı şekilde ülkemizin kendi sorunlarına yerli, milli reçeteler üretme kabiliyetini teyit etmiştir. 86 milyonun ezeli ve ebedi kardeşliğini perçinleyecek bu hayırlı süreci herhangi bir yol kazasına mal vermeden inşallah başarıya ulaştıracağız" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bir diğer öncelikleri olan ekonomide de enflasyon, istihdam ve ihracat tarafında çok olumlu haberler aldıklarını belirterek büyüme ve ihracat rakamlarından sonra salı günü açıklanan enflasyon verilerinde de hedeflerimizle uyumlu gittiğimizi gördüklerini söyledi.

"Türkiye Yüzyılı’nı kardeşliğin, demokrasinin, refahın, kalkınmanın ve tüm bölgemizde barışın yüz yılı yapıncaya kadar durmadan çalışacağız"

Türkiye Yüzyılı’nı kardeşliğin, demokrasinin, refahın, kalkınmanın ve tüm bölgede barışın yüz yılı yapıncaya kadar durmadan çalışacaklarının altını çizen Erdoğan, "Bu yolda hiçbir ayrım yapmadan 86 milyonun tamamını kucaklayacağız. Gerilimden, kavgadan, kutuplaşmadan beslenenlere prim vermeyeceğiz. Bilhassa bu mübarek günlerde kapısı çalınmadık, kalbi fethedilmedik, hâlâ hatırı sorulmadık, hiç kimseyi bırakmayacağız. Hep beraber bu anlayışla millete hizmet mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu düşüncelerle kestiğiniz kurbanların Hak teala katında makbul olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda kutsal topraklarda hac farizası yerine getiren kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederek Türkiye’nin ve milletin huzurlu bir bayram geçirmeleri için görev başında bulunan güvenlik kuvvetlerine ve tüm kamu personeline teşekkür etti. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Şehit yakınları ve gaziler sanatla buluştu Antalya’da şehit yakınları, gaziler ve gazi aileleri tarafından hazırlanan resim sergisi, düzenlenen törenle sanatseverlere kapılarını açtı. Program kapsamında sahne alan koro, seslendirdiği türkülerle izleyenlerin beğenisini topladı. Programın başlangıcında, şehit yakınları ve gazilerin el emeğiyle hazırladığı resim sergisi için tören düzenlendi. Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, İl Müdürü Galip Sökmen ve beraberindeki protokol üyeleri, dualar eşliğinde açılış kurdelesini keserek sergiyi ziyarete açtı. Kurdele kesiminin ardından protokol üyeleri ve davetliler, kahramanların ve emanetlerinin fırçasından çıkan eserleri tek tek inceleyerek bilgi aldı. Eserler büyük beğeni topladı Sergide özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk portreleri, Çanakkale savaşlarını simgeleyen çalışmalar ve Türk bayrağı temalı tablolar dikkat çekti. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergi, katılımcılardan tam not aldı. "Yaklaşık 3- 4 aylık kısa bir sürede bu kıymetli eserleri sizlerin beğenisine sunduk" Etkinlikte konuşan İl Müdürü Galip Sökmen, projenin Bakanlık talimatıyla hayata geçirildiğini belirterek "Sergimizin hazırlanma sürecinde şehit eşimiz Seher Demirkıran hocamızdan büyük destek aldık. Yaklaşık 3- 4 aylık kısa bir sürede bu kıymetli eserleri sizlerin beğenisine sunduk. Ayrıca Büyükşehir Belediyemizin katkılarıyla, Melek hocamızın yönetiminde kurumumuzda görev yapan mesai arkadaşlarımızdan oluşan bir koro kurduk" İfadelerini kullandı. Sergi açılışının ardından sahne alan Ay Yıldız Türk Halk Müziği Korosu, salonu dolduranlara unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu. Şef Melek Yıldız yönetimindeki koro, Anadolu’nun dört bir yanından derlenen türküleri seslendirdi. İzleyicilerin büyük beğenisini kazanan konser, alkışlarla sona erdi. Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinesinde Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda düzenlenen programa; Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen, protokol üyeleri, şehit yakınları, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Gaziantep Filmlerden esinlenen genç, ata mesleği olan kılıç ustalığını sürdürüyor Gaziantep’te yaşayan kılıç ustası Mustafa Yaşar, üçüncü kuşak olarak sürdürdüğü aile mesleğini büyük bir tutkuyla yaşatıyor. Dedelerinden miras kalan el sanatını modern dokunuşlarla geliştiren Yaşar, kılıç yapımını sadece bir meslek değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak görüyor. Tarih ve sanata olan ilgisini mesleğine dönüştüren kılıç ustası Yaşar, Osmanlı dönemine ait kılıçları geleneksel yöntemlerle üreterek hem yurt içinde hem de yurt dışında müşterilerin ilgisini çekiyor. Küçük yaşlardan itibaren sanatın içinde büyüdüğünü belirten usta Yaşar, meslek seçiminde özellikle Türk dizileri ve Osmanlı temalı yapımların büyük etkisi olduğunu söyledi. Dizi ve filmlerin hem üretim sürecine ilham verdiğini hem de satışlarda önemli rol oynadığını ifade eden Yaşar, müşterilerinin büyük bölümünü sanata değer veren koleksiyoncuların oluşturduğunu dile getirdi. Mesleğin babadan oğula aktarıldığını vurgulayan usta, şu anda üçüncü kuşak olarak bu işi sürdürdüklerini belirtti. "Aile olarak tarih ve sanata her zaman büyük önem veren bir yapımız vardı" Mesleğe nasıl başladığını anlatan usta Yaşar, "Aile olarak tarih ve sanata her zaman büyük önem veren bir yapımız vardı. Küçüklüğümüzden itibaren sanatın içinde büyüdük. Bu noktada dizi ve filmler de meslek seçimimizde önemli bir rol oynadı. Özellikle günümüz Türk dizileri ve Osmanlı temalı yapımlar, bu alana yönelmemizde oldukça etkili oldu. Açıkçası, işimizi seçerken dizi ve filmlerin %80-90 oranında etkili olduğunu söylersek abartmış olmayız. Bu etki yalnızca bizimle sınırlı değil. Dizi ve filmlere ilgi duyan, sanata değer veren koleksiyonerler de genellikle müşterilerimizi oluşturuyor. Üstelik sadece Türkiye’den değil; Avrupa ve Orta Doğu’dan da birçok kişi, bu yapımlardan etkilenerek ürünlerimize ilgi gösteriyor. Bu durum bizi ayrıca memnun ediyor. Mesleğimiz babadan oğula geçen bir gelenek. Daha önce babam bu işi yapıyordu, şu anda ise birlikte çalışıyoruz. Üçüncü kuşak olarak bu mesleği sürdürüyoruz ve bizden sonraki nesillere de aktarmayı hedefliyoruz" dedi. "Osmanlı ustaları tarafından kullanılan bir yöntemi uyguluyoruz" Kılıç yapımını anlatan usta Yaşar, "Kılıç, bizim için sadece bir ürün değil; tarih ve sanatın bir birleşimidir. Çünkü geçmişini bilmeyen, geleceğini de doğru inşa edemez. Ürettiğimiz kılıçlar Osmanlı dönemine ait modellerden ilham aldığı için bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Günümüzde bu ürünler makinelerle üretilebiliyor. Ancak biz, Osmanlı dönemine ait geleneksel teknikleri kullanmaya özen gösteriyoruz. Özellikle "asit indirme" olarak bilinen ve geçmişte Osmanlı ustaları tarafından kullanılan bir yöntemi uyguluyoruz. Bildiğimiz kadarıyla bu tekniği günümüzde Türkiye’de uygulayan tek firmayız. Üretim sürecinde modern makineleri mümkün olduğunca kullanmamaya, el işçiliğini ön planda tutmaya çalışıyoruz. Bu da hem bizi motive ediyor hem de ürünlerimizi daha değerli kılıyor. Ürünlerimiz tamamen el işçiliğiyle üretildiği için günde yalnızca bir adet kılıç ortaya çıkıyor. Sabah başlayan işlem süreci, akşam saatlerinde montajın tamamlanmasıyla sonuçlanıyor. Bu nedenle ürünlerimiz koleksiyon değeri taşıyor" şeklinde konuştu. "En çok tercih edilen ürünler ise Zülfikar ve Fatih Sultan Mehmet Han kılıçlarıdır" En çok tercih edilen kılıç çeşidinin Fatih Sultan Mehmet Han’ın kılıcı olduğunu söyleyen usta Yaşar, "Şu anda toplam 6 farklı modelimiz bulunuyor. Bunların tamamı Osmanlı döneminden esinlenen modellerdir. Zülfikar, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kılıcı, tören kılıçları, Türk palası ve Yavuz Sultan Selim’e ait modeller bunlar arasında yer alıyor. En çok tercih edilen ürünler ise Zülfikar ve Fatih Sultan Mehmet Han kılıçlarıdır. Fiyatlandırma ise tamamen kişiye özel çalışıldığı için sabit değildir. Müşterinin taleplerine göre değişmekle birlikte, ürünlerimizin fiyatı ortalama 5 bin ile 10 bin TL arasında değişmektedir. Satışlarımızın önemli bir kısmı yurt dışına yöneliktir. Özellikle son dönemde Orta Doğu ve Avrupa ülkelerinden yoğun talep görüyoruz. İhracat belgelerimizi de almış bulunuyoruz. Yurt dışına satışlarımız arttıkça bu durum bizi daha da mutlu ediyor" diye konuştu.
Diyarbakır Diyarbakır’dan dünyaya çağrı: ’’Sessizlik değil, sorumluluk zamanı’’ Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, Ortadoğu’da yaşanan saldırıların, bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini söyledi. DİSİDER Başkanı Akbaş, son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ortadoğu’da yaşanan saldırıların bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini belirten Akbaş, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuka aykırı davranarak askeri müdahaleleri, sorunun çözümüne değil, çatışmaların derinleşmesine hizmet ettiğini kaydetti. Akbaş, ‘’Bu süreç yalnızca bölgeyi değil, tüm komşu ülkeleri ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz etkilemekte; küresel ölçekte derin ekonomik izler bırakmaktadır. Başta küresel iş dünyası olmak üzere tüm ekonomik aktörleri, bu saldırılara karşı daha güçlü bir duruş sergilemeye ve barışın tesisi için sorumluluk almaya davet ediyoruz. Çünkü savaşın uzaması, sadece bir ülkeyi değil, tüm insanlığı tehdit eden bir hal alacaktır. Diyarbakır özelinde değerlendirdiğimizde İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan bu savaşın uzaması halinde, etkileri sadece bölgesel değil, doğrudan ilimizi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini kapsayan çok boyutlu sonuçlar doğuracaktır. Ekonomik açıdan baktığımızda bölgede faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir kısmı maliyet artışlarına karşı kırılgan durumdadır. Böyle bir senaryoda işletmelerin yaklaşık yüzde 60’ı ciddi maliyet baskısı yaşayabilir, yüzde 30’a yakını yatırımlarını ertelemek zorunda kalacaktır. Bölgemiz, sınır ticareti ve lojistik açısından stratejik bir konumdadır. Kara taşımacılığına dayalı ticaret yapımız, sınır kapılarında yaşanabilecek aksama ve güvenlik riskleri nedeniyle ciddi şekilde etkilenebilir. Bu durum özellikle demir-çelik, kimya-inşaat malzemeleri gıda ve tarım ürünleri gibi sektörlerde rekabet gücünü zayıflatacaktır. Ticaret yollarının daralması, ihracatın düşmesi ve ithalat maliyetlerinin artması kaçınılmazdır. İhracatımızın yaklaşık yüzde 50’sinin Ortadoğu pazarına yapılması nedeniyle, Diyarbakır ihracatında yüzde 15-30 oranında daralma riski söz konusudur. Bu durum doğrudan üreticimizi ve sanayicimizi etkileyecektir. Enerji fiyatlarındaki artış da bu sürecin en kritik başlıklarından biridir. Ülkemizin enerji ithalatına bağımlılığı dikkate alındığında, petrol fiyatlarındaki yükseliş üretim maliyetlerine doğrudan yansımakta bu da Diyarbakır’daki üreticilerimizin ve KOBİ’lerimizin karlılığını olumsuz etkilemektedir. Yatırım ortamı açısından ise belirsizlik en büyük risk unsurudur. Belirsizliğin artması yatırımların ertelenmesine, istihdamın yavaşlamasına, ekonomik büyümenin zayıflamasına neden olmaktadır. Ayrıca sınır güvenliği ve olası göç hareketleri de ekonomik dengeler üzerinde baskı oluşturabilir. Ani nüfus artışı kira, gıda ve kamu hizmetlerinde maliyetleri artırarak toplumsal dengeyi zorlayabilir. Bununla birlikte, Diyarbakır güçlü bir ticaret geleneğine ve dayanışma kültürüne sahiptir. Doğru politikalar ve yerel desteklerle bu tür krizlerin etkisi azaltılabilir. Bu kritik süreçte, hükümetimizin güçlü ve kararlı yönetimi ile Türkiye’nin ateş çemberinin dışında kalması için ortaya koyduğu çaba, bizler için önemli bir güven kaynağıdır. DİSİDER olarak sahadan elde ettiğimiz veriler, Diyarbakır ekonomisinin üretim gücüne sahip olduğunu ancak Ortadoğu pazarına yüksek derecede bağımlı bir yapıda bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle tek pazara bağımlılığın azaltılması, alternatif ihracat pazarlarının geliştirilmesi, yerel üretimin daha yüksek katma değerli hale getirilmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Bizler krizleri yalnızca bir risk olarak değil, aynı zamanda bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için doğru strateji ve güçlü bir koordinasyon şarttır. Bu bağlamda yüzyıllardır iki ülke arasında süregelen dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk ilişkileri esasına dayanan İran halkının acısını, acımız olarak görüyoruz. En büyük temennimiz bu anlamsız savaşın bir an önce sona ermesi, akan kanın durması, barışın hakim olması ve ekonomik istikrarın korunmasıdır. Çünkü savaş insanı küçültür, barış insanı büyütür’’ dedi.