POLİTİKA - 23 Ekim 2025 Perşembe 17:58

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Hükümetlerimiz döneminde mali disiplin her zaman temel önceliğimiz oldu. Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sunuşunu gerçekleştirdi. Salgın sonrası dönemde küresel ticarette yaşanan dalgalanmaların ardından kısmi bir toparlanma eğiliminin gözlendiğini dile getiren Yılmaz, "Bu dönemde, başlıca pazarımız olan Avrupa ekonomilerindeki zayıf talep görünümüne rağmen ihracatımız, 2024 yılında ılımlı bir artışla yüzde 2,4 oranında yükselerek Orta Vadeli Program hedefimize yakın seviyede 261,8 milyar dolara ulaşmıştır. Böylece ülkemizin küresel mal ihracatındaki payı, yüzde 1,07 seviyesinde gerçekleşmiştir " diye konuştu.


Yılmaz, 2025 yılında küresel ticarette korumacılık eğilimlerine ve zayıf dış talep koşullarına rağmen ihracattaki yükseliş eğiliminin sürmeye devam ettiğini söyleyerek, 2025 yılının Eylül ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 269,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. İmalat sanayii ihracatının ocak-ağustos döneminde yüzde 4,4 oranında, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatının aynı dönemde yüzde 10,7 arttığını dile getiren Yılmaz, "Söz konusu dönemde sağlanan yüzde 4,4 oranındaki büyümenin neredeyse tamamı, orta ve yüksek teknoloji grubunda yer alan ürünlerin ihracatından kaynaklanmaktadır" dedi.


Hedeflerinin 2025 yılı sonunda 273,8 milyar dolarla bir önceki yılın üzerinde bir ihracat performansına ulaşmak olduğunu kaydeden Yılmaz, 2026 yılında ise küresel ticaretteki fırsatlardan azami ölçüde yararlanarak ihracatı 282 milyar doların üzerine çıkarmayı amaçladıklarını ifade etti.



"2026 yılında ithalatın 378 milyar dolar düzeyinde olması öngörülmektedir"


Türkiye’deki dezenflasyon süreci kapsamında uygulanan politikların katkısıyla ithalatta artış eğiliminin sınırlı şekilde devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, "Enerji fiyatlarındaki yatay seyir de bu görünüme katkı sunmaktadır. Bu çerçevede 2024 yılında 344 milyar dolar olarak gerçekleşen ithalatın 2025 yılında Orta Vadeli Program tahminlerine göre 367 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. 2026 yılında büyüme görünümüyle uyumlu olarak ithalatın 378 milyar dolar düzeyinde olması öngörülmektedir" diye konuştu.



"Cari işlemler açığı, 2025 yılı Ağustos ayında yıllıklandırılmış olarak 18,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir"


"Dış denge görünümü bakımından, cari işlemler dengesindeki iyileşme, ekonomimizin dış finansman ihtiyacının belirgin ölçüde azaldığını ortaya koymaktadır" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:


"2024 yılında milli gelire oranla yüzde 0,8 ile hem tarihsel ortalamaların hem de geçmiş yıl seviyelerinin oldukça altına inen cari işlemler açığı, 2025 yılı Ağustos ayında yıllıklandırılmış olarak 18,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda, 2025 yılı sonunda cari işlemler açığının, Orta Vadeli Program tahminlerimize göre 22,6 milyar dolarla milli gelire oranının yüzde 1,4 gibi sürdürülebilir düşük seviyelerde gerçekleşmesini beklemekteyiz. 2026 yılında ise bu oranın yüzde 1,3’e gerilemesini öngörüyoruz."



"KKM hesapları, 10 Ekim itibarıyla 240 milyar TL seviyesinin altına gerilemiştir"


Kur Korumalı Mevduat hesaplarının hesap açma ve yenile işlemlerinin 23 Ağustos ile sona erdirildiğini hatırlatan Yılmaz, "KKM uygulamasından çıkış stratejisi kapsamında, daha önce sağlanan desteklerin tedricen azaltılmasıyla birlikte KKM bakiyesi, hızla düşüş eğilimine girmiştir. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında 1,5 trilyon TL seviyesinde bulunan KKM hesapları, 10 Ekim itibarıyla 240 milyar TL seviyesinin altına gerilemiştir. Böylece yerleşiklerin mevduatları içindeki KKM hesaplarının payı yüzde 1,1 seviyesine gerilemiştir. Bu süreçte, TL mevduat tercihlerindeki artışla birlikte KKM’den yabancı para mevduata geçişler sınırlı kalmış, TL cinsi mevduatın payı yüzde 60,6’ya yükselerek dolarizasyon eğilimi azalış göstermiş ve dolarizasyon oranı yüzde 38,3 seviyesinde seyretmiştir" ifadelerini kullandı.


Yılmaz, 10 Ekim itibarıyla uluslararası brüt rezervlerin 189,7 milyar dolar seviyesine çıkarak tarihin en yüksek düzeyine ulaştığını belirten Yılmaz, aynı dönemde net uluslararası rezervlerin 79,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. Hazine Destekli Kredi Garanti Sistemi’nin KOBİ’lerin ve ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam ettiğini ve halihazırda 15 kredi destek paketinin üzerinden işletildiğini bildiren Yılmaz, "Öncelikli sektörleri gözeten, yatırım ve ihracat odaklı paketler aracılığıyla bugüne kadar kullandırılan krediler kapsamında kefalet büyüklüğü, 10 Ekim 2025 itibarıyla 815,6 milyar liraya; kredi büyüklüğü ise 969,7 milyar liraya ulaşmıştır. Ticari kredi kefaletleri içerisinde yüzde 44,6’lık pay ile imalat sanayii ilk sırada yer almakta, bu da seçici kredi politikasının sonuçlarını ortaya koymaktadır" dedi.



"Dış borçlanma tutarı, eylül sonu itibarıyla 10,75 milyar dolarak olarak gerçekleşti"


Yılmaz, 2025 yılında 11 milyar dolar olarak öngörülen dış borçlanma tutarının eylül sonu itibarıyla 10,75 milyar dolar olarak gerçekleştiğini vurgulayarak, "Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde uluslararası sermaye piyasalarına erişimimiz güçlenerek devam etmiştir. AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranındaki düşüş eğilimi, devam etmektedir. Küresel salgın öncesi seviyelerin de altına inen bu oran, son dönemdeki istikrarlı gerileme eğilimini sürdürmüştür. 2022 yılı sonunda yüzde 29,4, 2023 yılı sonunda ise yüzde 28,2 olarak gerçekleşen kamu borç stokunun GSYH’ya oranı, 2024 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 25,1’e ve 2025 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 24,1’e kadar gerileyerek tarihsel olarak en düşük seviyelerinden birine ulaşmıştır. Aynı dönemde Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran 2025 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yaklaşık yüzde 81,9 düzeyinde seyretmiştir" dedi.


Türkiye ekonomisinin hedeflenen güçlü ve istikrarlı büyümeyi sağlaması için yurt içi tasarruflarının artırılmasının önem arz ettiğini dile getiren Yılmaz, "2003 yılında faaliyete başlayan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve 2017 yılında yürürlüğe giren Otomatik Katılım Sistemi (OKS), tasarrufların artırılmasında önemli rol oynamaktadır. 10 Ekim 2025 itibarıyla BES katılımcı sayısı yaklaşık 10 milyon kişiye, fon büyüklüğü 1 trilyon 775 milyar liraya ulaşmıştır. Aynı tarih itibarıyla OKS kapsamındaki çalışan sayısı yaklaşık 7,8 milyon kişiye, fon büyüklüğü ise 117,8 milyar liraya ulaşmıştır" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2024 yılında bütçe giderlerinin 10 trilyon 781 milyar lira, bütçe gelirlerinin 8 trilyon 674 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 108 milyar lira, faiz dışı açığın 837 milyar lira olarak gerçekleştiğini söyledi. Ayrıca yılmaz, 2024 yılında bütçe açığının GSYH’ya oranının yüzde 4,7 olduğunu, deprem harcamalarının hariç tutulduğunda ise bütçe açığının GSYH’ya oranının yüzde 3 olarak gerçekleştiğini belirtti.


Yılmaz, 2025 yılında merkezi yönetim bütçe giderlerinin 14 trilyon 674 milyar lira, bütçe gelirlerinin 12 trilyon 466 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira, faiz dışı açığın ise 156 milyar olarak gerçekleşmesini tahmin ettiklerini kaydetti. Yılmaz, 2025 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranının ise yüzde 3,6 olarak öngördüklerini de sözlerine ekledi.



"Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik"


2026 yılı Merkezi Yönetim bütçesinde bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçer gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağını öngördüklerine dikkati çeken Yılmaz, "Bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Deprem nedeniyle bütçe açıklarında yaşanan arızi artış sonrasında, bütçe açığını yeniden Hükümetlerimiz dönemindeki ortalama seviyeye yaklaştırıyoruz. Hükümetlerimiz döneminde mali disiplin her zaman temel önceliğimiz oldu. Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik. Nitekim, 2026 yılı bütçesinde, faiz giderlerinin yüzde 3,5 seviyesinde olmasını öngörmekteyiz. Bununla birlikte 2026 yılı bütçemizin 29 milyar lira faiz dışı fazla vermesini öngörüyoruz. 2026 yılında merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 2025 yılı gerçekleşme tahminlerine göre yüzde 30,1 artışla 16 trilyon 216 milyar liraya, vergi gelirlerinin ise yüzde 28,4 oranında artarak 13 trilyon 783 milyar liraya ulaşacağını tahmin ediyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz 2026 yılı ödeneklerinde "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" programına bir önceki yıla göre yüzde 30’un üzerinde, "Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanması" programına yüzde 34, "Kadının Güçlenmesi" programına yüzde 35 artışla kaynak ayırmayı öngördüklerini aktardı.



"Merkezi yönetim bütçesinden 2002’de yalnızca yüzde 9,4 seviyesinde pay alan eğitime 2026 yılında yüzde 15,3 oranı ile en büyük payı ayırdık"


Eğitimi 2002 yılından beri en öncelikli mesele olarak gördüklerini ve eğitim bütçesini 2026 yılında 2 trilyon 896 milyar liraya yükselttiklerini kaydeden Yılmaz, "Böylece merkezi yönetim bütçesinden 2002’de yalnızca yüzde 9,4 seviyesinde pay alan eğitime 2026 yılında yüzde 15,3 oranı ile en büyük payı ayırdık. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi için 2026 yılında 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık. 2002-2003 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı 515 bin 253 iken 2024-2025 eğitim öğretim yılı itibarıyla öğretmen sayımızı 1 milyon 61 bin 510’a ulaştırdık" diye konuştu.


Vatandaşların, sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2026 yılında 1 trilyon 594 milyar lira kaynak ayrıldığını aktaran Yılmaz, "Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında, sağlık alanına kamu kaynaklarından ayrılan toplam tutar 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmaktadır" ifadelerine yer verdi.


Sosyal devlet ilkesiyle Türkiye’nin sahip olduğu refahı, toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlı olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2026 yılında; ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 157 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 106 milyar lira, sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla 100 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 90 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 56 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 44 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkân sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 23 milyar lira ve koruyucu aile uygulaması kapsamında yaklaşık 3 milyar lira, kaynak ayırdık" dedi.



Kurulan "Aile ve Gençlik Fonu" ile yeni evlilikleri teşvik ederek gençlere destek olduklarını dile getiren Yılmaz, "Aile ve Gençlik Fonu kapsamında yürütülen proje ile evlenecek gençlere ekonomik, psikolojik ve sosyal destek sunarak, evliliklerinin sağlam temeller üzerine kurulmasını hedefliyor ve gençleri evliliğe teşvik ediyoruz. Proje kapsamında, aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimizden başvurusu onaylanan çiftlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteği sunulmasının yanı sıra evlilik öncesi ve sonrası eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlıyoruz. Fon kapsamında verilen kredi desteğini, 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla eşlerden her ikisinin 18-25 yaş aralığında olduğu başvurularda 250 bin liraya, en az birinin 26-29 yaş aralığında olduğu başvurularda ise 200 bin liraya çıkarıyoruz" şeklinde konuştu.


Vatandaşların elektrik ve doğalgazı daha ucuza kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak öngördüklerini söyleyen Yılmaz, "Halihazırda faturalarda mesken aboneleri için doğal gazda yüzde 43, elektrikte düşük kademede yüzde 57 oranında Devlet desteği sağlanmaktadır" dedi.



"Tarıma 888 milyar lira kaynak ayırdık"


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılında bütçeden tarıma 888 milyar lira kaynak ayırdıklarını aktararak, sözlerine şöyle devam etti:


"Bu kapsamda; tarımsal destek programları için 168 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 190 milyar lira, ve tarımsal kredi destekleri, tarımsal KİT ve ihracat destekleri için 268 milyar lira, kaynak ayırıyoruz. Tarıma yönelik vergi harcamalarının 262 milyar lira olmasını öngörüyoruz. 2026 yılında tarım sektörü yatırım ödeneğini 190 milyar liraya çıkartıyoruz. Bunun 122 milyar lirasını tarımsal sulama yatırımları için ayırıyoruz."


Orman varlığının ve verimli orman alanlarının artırılmasına yönelik yatırımlara devam ettiklerinin altını çizen Yılmaz, "Ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesi amacıyla 2003-2024 yılları arasında 7,5 milyar tohum ve fidan toprakla buluşturulmuştur. Böylece orman varlığımız 2024 yılı sonu itibarıyla 23,36 milyon hektara ulaşmıştır. Yapacağımız yatırımlarla birlikte 2026 yılında toplam orman varlığımızın 23,44 milyon hektara ulaşmasını hedefliyoruz" dedi.


Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini değerlendirebilmek için bu alandaki yatırımlara da devam edildiğini aktaran Yılmaz, "Çalışmalarımız sonucunda Türkiye bugün yenilenebilir enerji kurulu gücünde dünyada on birinci, Avrupa’da beşinci sırada yer almaktadır. HES kurulu gücünde ise ülkemiz dünyada sekizinci, Avrupa’da ikinci sırada yer almaktadır" ifadelerini kullandı.



"2028 yılında 16 milyon hanenin doğal gaz tüketiminin yerli kaynaklarla karşılanması hedeflenmektedir"


Derin deniz alanında arama faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğini belirten Yılmaz, "17 Mayıs tarihinde Batı Karadeniz’de bulunan Göktepe-3 tespit kuyusunda Abdülhamid Han Sondaj Gemisi ile gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, 75 milyar metreküp potansiyele sahip doğal gaz keşfi yapılmıştır. Bu keşfin ekonomik değerinin 30 milyar ABD doları olduğu hesaplanmaktadır. Sahanın geliştirilmesinde, Sakarya Gaz Sahası için halihazırda temin edilen Yüzer Üretim Platformu, kara tesisi ve dağıtım altyapısından yararlanılacaktır. 2028 yılında 16 milyon hanenin doğal gaz tüketiminin yerli kaynaklarla karşılanması hedeflenmektedir" şeklinde konuştu.


Türkiye’nin dört bir yanında pekiştirilen huzur ve güven ortamında Gabar başta olmak üzere petrol üretiminin de arttığını söyleyen Yılmaz, Türkiye içinde 136 bin, Türkiye dışında 40 bin olmak üzere günlük toplam 176 bin varil ham petrol üretimine ulaşıldığını aktardı.


Akkuyu, nükleer güç santralinin ilk ünitesinin 2026 yılı içinde üretime başlamasının planlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Enerjide bağımsızlık mücadelemizde en önemli başlıklardan biri de enerji verimliliğini artırmaya dönük kapsamlı çalışmalarımızdır. Tüm bu çabalar, cari açığımızın kalıcı olarak azalmasına ve makroekonomik istikrarımıza güç vermektedir" dedi.


Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:


"Son iki yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2025 yılında da devam ederek ’yatırım, istihdam, üretim ve ihracat’ odağımızla özel sektör önceliğinde büyüme stratejimizi sürdürüyoruz. Reel kesim destekleri için bütçemizden (tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç) 493 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Bu kapsamda; Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim ödemeleri için 283 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 70 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 50 milyar lira, Mesleki eğitim kapsamında ödenen Devlet katkısı için 29 milyar lira, İhracat başta olmak üzere diğer reel sektör destekleri için 60 milyar lira kaynak ayırdık."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Kalp hastalıkları sessiz ilerliyor: Uzmandan hayati uyarı Kalp ve damar hastalıklarının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çeken kardiyoloji uzmanı, düzenli kontrollerin hayati önem taşıdığını belirtti. Özel Adatıp Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, kalp sağlığının korunmasında erken teşhis ve düzenli takiplerin önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bildirici, birçok kalp hastalığının erken dönemde belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebildiğini ifade etti. Bazı kalp rahatsızlıklarının uzun süre fark edilmeden gelişebildiğini belirten Bildirici, "Yüksek tansiyon, ritim bozuklukları, damar sertliği ve bazı yapısal kalp hastalıkları erken dönemde belirti vermeyebilir. Ancak zamanında yapılan değerlendirmelerle risk faktörleri tespit edilebilir ve gerekli önlemler alınabilir" dedi. Risk grubundakilere düzenli kontrol önerisi Kalp sağlığının korunması için özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli olarak kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerektiğini vurgulayan Bildirici, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, yüksek tansiyon ve diyabet hastaları, kolesterol yüksekliği olanlar, sigara kullananlar ile hareketsiz yaşam tarzına sahip kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydetti. Bildirici, "Kardiyoloji muayenesi, EKG, efor testi, ekokardiyografi, tansiyon ölçümü ve kan tetkikleri başta olmak üzere gerekli durumlarda ritim ve tansiyon holter incelemeleri yapılabilir" diye konuştu. Erken farkındalık hayat kurtarır Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını ifade eden Bildirici, "Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve hekim kontrolünde yapılan takipler kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Şikayet olmasa dahi belirli aralıklarla kontrol yaptırılması büyük önem taşır" şeklinde konuştu.
Hatay Suç makinesi önüne geleni satırla yaraladı, o anlar kameraya yansıdı Hatay’da 15 ayrı suçtan kaydı bulunan ve cezaevinden yeni çıktığı öğrenilen madde bağımlısı şahsın, kendisine yemek olmadığını söyleyen dönerciyi, taksiciyi ve para çeken şahsı satırla yaraladığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, sabah saatlerinde İskenderun ilçesi Çay Mahallesi’nde yaşandı. Madde bağımlısı olan M.S., Ayakkabıcılar Çarşısı’nda bulunan bir lokantaya girerek yemek talep etti ve ardından ’yemek yok’ cevabını alınca iş yeri sahibi A.İ.’yi kafa ve bel bölgesinden hayati tehlikesi olacak şekilde satırla yaraladı. Saldırının ardından lokantadan çıkan şahıs, Şehit Pamir Caddesi’nde bulunan taksi durağına giderek K.Y.’yi boyun bölgesinden yaraladı ve son olarak Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde ATM’den para çeken M.Ç.’yi sırt bölgesinden yaraladı. Yaralılar tedavileri için hastaneye kaldırılırken polis ekipleri saldırganı yakalamak için çalışma başlattı. İncelemede; madde bağımlısı olduğu anlaşılan şüphelinin mağdur şahısları tanımadığı ve aralarında herhangi bir bağlantı bulunmadığı anlaşılırken, cezaevinden yeni çıktığı tespit edildi. Uyuşturucu kullanma, kasten yaralama, hakaret, 6136 SKM ve mala zarar verme suçlarından toplam 15 adet suç kaydının bulunduğu tespit edilen M.S., Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yakalanarak gözaltına alındı. Öte yandan, madde bağımlısı şahsın Şehit Pamir Caddesi’nde bulunan taksi durağına giderek K.Y.’yi boyun bölgesinden yaraladığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Hatay Çimentaş’tan 23 Nisan’da Hataylı öğrencilere eğitim ve dayanışma desteği Ege Bölgesi’nin ilk özel çimento şirketi Çimentaş, ÇESVAK (Çimentaş Eğitim ve Sağlık Vakfı) ve ölçüm sensör teknolojileri alanının öncü şirketlerinden Vega Türkiye 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında, Hatay’da depremden etkilenen öğrencilere yönelik eğitim ve sosyal destek odaklı bir proje gerçekleştirdi. Kütüphane kurulumu, eğitim setleri desteği ve çocuk tiyatrosu etkinliklerinden oluşan proje ile öğrencilerin eğitim süreçlerine katkı sunulması ve motivasyonlarının desteklenmesi hedeflendi. Ülkemiz çocuklarının ve gençlerinin bilgiye, kitaba, eğitime ve sanata erişimini geleceğimize yapılan en değerli yatırımlar arasında olduğunun farkındalığıyla hareket eden Çimentaş; kalıcı değer üretme anlayışının adımlarından bir diğerini Hatay’da depremden etkilenen öğrenciler için attı. 23 Nisan kapsamında Hatay’da hayata geçirilen proje, depremden etkilenen ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin eğitim süreçlerini desteklemeyi, motivasyonlarını güçlendirmeyi ve deprem sonrası dönemin olumsuz etkilerini bir nebze olsun hafifletmeyi amaçlıyor. İki ayaklı projenin ilk adımında, İskenderun Kanuni Sultan Süleyman Ortaokulu bünyesinde kütüphane kuruldu; öğrencilere çanta, kitap ve kırtasiye setlerinden oluşan eğitim destek paketleri ulaştırıldı. Çimentaş çalışanları tarafından başlatılan kitap bağış kampanyasıyla da desteklenen kütüphane projesiyle öğrencilerin kitaplara erişiminin artırılması, okuma alışkanlığının teşvik edilmesi ve öğrenme süreçlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Eğitim setleriyle ise çocukların okul yaşamlarını daha motive ve güçlü biçimde sürdürebilmeleri amaçlanıyor. Sanatın iyileştirici gücü çocuklarla buluştu Projenin ikinci adımında ise İskenderun Teknik Üniversitesi Tiyatro Kulübü iş birliğiyle üniversitenin konservatuvar salonunda "Sihir Sensin" adlı çocuk tiyatro oyunu izleyicilerle buluştu. Çocukların yalnızca akademik değil, duygusal ve sosyal açıdan da desteklenmesi gerektiği anlayışıyla hayata geçirilen etkinliklerle deprem sonrası dönemin zorlu etkilerini hafifletmeye katkı sunuldu. Tiyatro gösterisiyle çocukların birlikte gülmeleri, paylaşmaları, hayal kurmaları ve 23 Nisan’ın neşesini birlikte yaşamaları amaçlandı. Çimentaş ve ÇESVAK (Çimentaş Eğitim ve Sağlık Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Taha Aksoy, projeye ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu: "Çocuklarımızın eğitime erişimini desteklemeyi, gelişim yolculuklarına katkı sunmayı ve geleceğe umutla bakabilmelerine eşlik etmeyi çok kıymetli buluyoruz. Hatay’da gerçekleştirdiğimiz bu proje, Çimentaş olarak insana, eğitime ve ülkemizin geleceğine duyduğumuz sorumluluğun somut bir yansımasıdır." Eğitim, sosyal destek ve dayanışma değerlerini odağına alan projenin resmi açılış töreni, 21 Nisan tarihinde Hatay’da düzenlendi. Çimentaş İnsan Kaynakları Direktörü ve ÇESVAK Yönetim Kurulu Üyesi Melek Özen’in de yer aldığı törenle, projenin bölgedeki faaliyetleri resmen başlatılmış oldu. Uzun yıllardır, gerek şirket olarak doğrudan gerekse de ÇESVAK (Çimentaş Eğitim ve Sağlık Vakfı) aracılığıyla eğitime katkı sunan Çimentaş, sosyal sorumluluk anlayışını kalıcı değer üretme yaklaşımıyla şekillendirirken; depremden etkilenen bölgelerde çocukların eğitim, sanat ve sosyal gelişim alanlarında desteklenmesini öncelikli sorumluluk alanlarından biri olarak ele alıyor.
Ankara Bakan Göktaş: "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları tüm kurumlarımızla iş birliği içinde kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu sistem sayesinde vatandaşlarımızın yaşlılık döneminde ister evlerinde, ister bakım merkezlerinde ihtiyaç duyacakları desteklere daha kolay, güvenli ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamayı hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 2. Yaşlılık Şurası kapanış programı düzenlendi. Yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin arttırılmasını, sorunlarına çözüm bulunmasını ve hak temelli yaşlanma politikalarının geliştirilmesini amaçlayan şurada konuşan Bakan Göktaş, ‘2026-2035 Aile ve Nüfus 10 Yılı’ vizyonu kapsamında yaşlılara yönelik politika, hizmet ve uygulamaların bütüncül bir yaklaşımla ele alındığı şuranın ilerleyen döneme yön verecek güçlü bir zemin oluşturacağına inandığını belirtti. Göktaş, "Türkiye, 2025 yılında yaşlı nüfus oranına göre 194 ülke arasında 75’inci sırada yer almaktadır. Ülkemizde yaşlı nüfus oranı 2000 yılında yüzde 5,7 iken, 2023 yılında ilk kez yüzde 10’un üzerine çıkarak Türkiye’yi ‘çok yaşlı ülkeler’ grubuna taşımıştır. TÜİK tahminlerine göre demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse 2025 yılında yüzde 11,1 olan yaşlı nüfus oranımızın 2030 yılında yüzde 13,5, 2100 yılında ise yüzde 33,6 olacağı öngörülmektedir. Bu veriler Türkiye’nin hızla yaşlanan bir nüfus yapısına sahip olduğunu ve demografik bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu göstermektedir" diye konuştu. 2025 yılında 62 ilde yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un üzerine çıktığını aktaran Göktaş, bu durumun yaşlanmanın artık ülke genelinde yaygın bir demografik gerçeklik haline geldiğini söyledi. "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz" Bakan Göktaş, yaşlıları sadece korunması gereken bir kesim olarak değil, toplumsal gelişime yön veren temel bir güç olarak gördüklerini dile getirerek, "Orta Vadeli Programımız (OVP) çerçevesinde ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Bu doğrultuda ‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları tüm kurumlarımızla iş birliği içinde kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu sistem sayesinde vatandaşlarımızın yaşlılık döneminde ister evlerinde, ister bakım merkezlerinde ihtiyaç duyacakları hemşirelik, bakım hizmeti ve tıbbi ekipman gibi desteklere daha kolay, güvenli ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamayı hedefliyoruz" açıklamasında bulundu. Yaşlı bireylere sundukları hizmetlerin kapsamını ve niteliğini genişlettiklerini anlatan Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "2002 yılında 63 resmi huzurevinde yaklaşık 5 bin yaşlımıza hizmet sunulurken, bugün 178 resmi huzurevinde yaklaşık 15 bin vatandaşımıza hizmet veriyoruz. Buna ek olarak diğer kamu kuruluşlarımızda ve özel huzurevlerinde toplamda yaklaşık 30 bin vatandaşımız kurumsal bakım hizmetlerinden yararlanıyor. 2026 yılı içinde de 8 ilimizde 900 kapasiteye sahip yeni huzurevlerini hizmete alarak bu altyapıyı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu hizmetleri barınma ile sınırlı görmüyor; sağlık, psiko-sosyal destek, rehabilitasyon ile sosyal, sportif ve kültürel faaliyetleri bütüncül bir anlayışla sunuyoruz. Aynı yaklaşım doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Yaşlı Yaşamevi Projesi’yle ev ortamına yakın hizmet modellerini yaygınlaştırıyoruz. Ayrıca ailelerin ihtiyaç duyduğu dönemlerde bir yıl içinde 45 güne kadar misafir bakım hizmeti sunarak, ailelerimize ve yaşlılarımıza destek oluyoruz." "Yaşlı bireylerimizin toplumsal hayata aktif katılımını desteklemek amacıyla projeler yürütüyoruz" Yaşlı bireylerin kendi yaşam ortamlarında desteklenmesini esas alan toplum temelli hizmetlerini geliştirdiklerine değinen Bakan Göktaş, "Yaşlı vatandaşlarımıza sunulan evde bakım yardımı ile gündüzlü bakım ve aktif yaşam merkezlerimiz sayesinde aile yapısını güçlendirmeyi, yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını artırmayı ve kurumsal bakım ihtiyacını azaltmayı hedefliyoruz. Yerel yönetimlerimizi de sürece dahil eden Yaşlı Destek Programımızla evde bakım, psiko-sosyal destek ve kültürel faaliyetleri bütünleşik bir yapıda ele alarak yerelde güçlü bir hizmet ağı oluşturduk. Yaşlı bireylerimizin toplumsal hayata aktif katılımını desteklemek amacıyla da önemli projeler yürütüyoruz. ‘Torunum Olur Musun?’ projesi ile kuşaklararası dayanışmayı güçlendiriyor, huzurevlerimizde düzenlediğimiz spor ve sosyal etkinliklerle yaşlılarımızın aktif yaşam sürmelerini ve toplumsal bağlarını güçlendirmelerini sağlıyoruz" dedi. "Geliştirilecek öneriler, hizmetlerimizin niteliğini daha ileri bir seviyeye taşıyacaktır" Bakan Göktaş, koruyucu ve önleyici politikalar geliştirmeyi ve hizmetlerini daha isabetli bir zeminde planlamayı hedeflediklerine dikkati çekerek, "Önümüzdeki dönemde temel mesele, hayatın ilerleyen yıllarını daha nitelikli, bağımsız ve güvenli kılan bir düzeni kalıcı hale getirmektir. Uzun dönem bakım hizmetlerinden aktif yaşlanma politikalarına, bakım güvence sistemi ve finansmanından yaşlı girişimciliği ve istihdamına, dijital uyumdan yaşlı dostu kentleşmeye kadar uzanan geniş bir alanda geliştirilecek öneriler, hizmetlerimizin niteliğini daha ileri bir seviyeye taşıyacaktır. Kurumlar arası koordinasyonu pekiştiren, yerel ve merkezi düzeyi ortak bir paydada buluşturan bu yaklaşım, yaşlılık alanında daha etkin, güçlü ve sürdürülebilir bir yapı kurulmasına katkı sağlayacaktır. Elde edilecek çıktılar, strateji belgelerinden mevzuat düzenlemelerine kadar geniş bir çerçevede somut karşılık bulacak; yaşlı bireylerimizin hayatın her alanında daha aktif, daha bağımsız ve daha güvenli bir şekilde yer almalarına imkan tanıyacaktır" değerlendirmesinde bulundu.