EĞİTİM - 10 Temmuz 2024 Çarşamba 12:17

Devlet üniversitelerinde ikinci öğretim programları kapatıldı

A
A
A
Devlet üniversitelerinde ikinci öğretim programları kapatıldı

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, devlet üniversitelerindeki ikinci öğretim programlarının kapatıldığını açıkladı.

259. Üniversitelerarası Kurul Toplantısı, YÖK binasında gerçekleştirildi. YÖK Başkanı Erol Özvar, toplantının açılışında yaptığı konuşmada erişilebilir ve kapsayıcı bir yükseköğretim sistemi anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, “Ülkemizin tüm kesimleri için nitelikli yükseköğretime adil erişim sağlamak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Devletin yükseköğretime yaptığı büyük yatırımlar ve Yükseköğretim Kurulunun çalışmaları neticesinde üniversitelerde bu yıl 1 milyonu aşan bir kontenjan oluşturulduğunu ifade eden Özvar, “Kapasitemiz hızla artarken, ülkemizde yükseköğretime erişim talebi de güçlü bir şekilde devam etmektedir. Bu yoğun ve güçlü talebe doğru politikalarla yanıt vermek önceliklerimizden birisidir” diye konuştu.

Hedef TYÇ yogosuna sahip üniversite sayısını artırmak

Özvar, bu yıl ilk kez Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) Logosu’nun Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alacağını hatırlatarak, şu an 109 üniversitenin 898 programının TYÇ logosunu kullanma hakkına sahip olduğunu söyledi. Özvar, “Bu logoya sahip olunması yükseköğretim mezunlarına uluslararası bazı avantajlar getirmekte, mezunların diplomalarının yurt dışında daha hızlı tanınmasını ve istihdam imkanlarının artmasını mümkün kılmaktadır. Ayrıca TYÇ logosu yükseköğretim staj yeterliliklerinin ve yurt dışındaki öğrenim kazanımlarının karşılıklı olarak tanınmasında ve yatay ve dikey öğrenci hareketliliğinde kolaylık sağlamaktadır” şeklinde konuştu. Özvar, TYÇ logosuna sahip yükseköğretim kurumlarının sayısını artırmak istediklerini belirtti.

Devlet üniversitelerinde ikinci öğretim programları kapatıldı

“İstihdamla bağı azalan programların kontenjanlarını azaltıyoruz”

Özvar, Yükseköğretim Kurulu olarak gelecek dönem için belirledikleri vizyonun önemli başlıklarından birini de istihdama duyarlılığın oluşturduğunu belirterek, “İstihdamla bağı azalan programların kontenjanlarını kademeli olarak azaltıyoruz” dedi.

Yükseköğretim Yürütme Kurulunca alınan karar doğrultusunda gelecek akademik yıldan itibaren Çocuk Gelişimi, Felsefe, Sosyoloji, Tarih ve Türk Dili Edebiyatı açık öğretim programlarına ‘ikinci üniversite’ kapsamında sadece 35 yaş üstündeki öğrencilerin kayıt yaptırabileceğini anlatan Özvar, “Başta öğretmenlik mesleği olmak üzere ülkemizin istihdam dengesini yakından gözeterek bu kararları alıyoruz.

Nitekim farklı ön lisans ve lisans programlarında öğrenim gören öğrencimizin öğretmenliğe geçiş fırsatı yakalamak adına 35 yaş sınırı getirdiğimiz programlara ‘ikinci üniversite’ kapsamında yoğun bir şekilde yöneldikleri görülmektedir. Aldığımız karar bu durumu kontrol altına almayı ve sürdürülebilirliği sağlamayı amaçlamaktadır” ifadelerini kullandı.

“İstihdama duyarlı ve geleceğin mesleklerine uygun programlara dönüşüm temin edilecek”

Beşeri sermaye dahil olmak üzere ülkenin kaynaklarının etkin kullanımı konusunda çok hassas davrandıklarına işaret eden Özvar, şöyle devam etti:

“Bir taraftan istihdam odaklı yeni programlarla üniversitelerimize ilave kontenjanlar verilirken, diğer taraftan da mimarlık, eczacılık, psikoloji, beslenme-diyetetik ve temel bilimlere özgü bazı programlardaki eğitim-öğretim kalitesini yükseltmek amacıyla piyasa beklentilerinin üzerinde mezuniyete yol açan kontenjanlarda ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda yeni düzenlemeler yapılmış ve öğretim elemanları sayısı, derslik ve benzeri kapasite dikkate alınarak düşürülme yoluna gidilmiştir. Bu dönem üniversitelerimizdeki program kalitesini artırmaya yönelik belki de en önemli çalışmamız devlet üniversitelerimizdeki ikinci öğretim programlarının kapatılması olmuştur. Vakıf üniversitelerinde devlette olduğu gibi ikinci öğretim programları yerine istihdama duyarlı ve geleceğin mesleklerine uygun programlara dönüştürülmesi temin edilecektir. Vakıf üniversitelerimizin de gelecek yıla yönelik planlamalarını buna göre yapmalarını bekliyoruz.”

Devlet üniversitelerinde ikinci öğretim programları kapatıldı

Devlet üniversitelerine gösterdikleri kolaylıkları vakıf üniversitelerine de göstermeye devam edeceklerini vurgulayan Özvar, “Adalet programında yaptığımız benzer uygulamaları burada da yapacağız. Bu bakımdan herhangi bir kayıp olmayacağını özellikle belirtmek isterim” şeklinde konuştu.

“Uluslararası öğrenci hareketliliğine yönelik mevzuat çalışması yapıyoruz”

Özvar, 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Kalkınma Planı ile eşgüdümlü olarak önümüzdeki döneme ilişkin Yükseköğretimde Uluslararasılaşma Strateji Belgesi'nin hazırlık çalışmalarına başladıklarını duyurdu. Bu alanda başta ilgili bakanlıklar olmak üzere kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarından bütün paydaşlarla istişare sürecini başlattıklarını ifade eden Özvar, şöyle devam etti:
“İstişare toplantılarından ilkini geçtiğimiz hafta 24 farklı kurumdan 50 katılımcı ile gerçekleştirdik. Uluslararası öğrenci hareketliliğine yönelik güçlü bir mevzuat çalışması yapıyoruz. Bu çalışmanın bir kısmı kanunlarla, bir kısmı yönetmeliklerle oluşturulacak. Bu düzenlemelerin ana esası üniversitelerimizin üretkenliklerini arttırmanın yanısıra, uluslararası öğrencilerin hak ve hukukunu korumak ve üniversitelerimizin küresel bir oyuncu olarak daha güçlü olmalarını sağlamaktır.”

Türkçe Öğretimi Merkezlerine akreditasyon şartı

Türkiye’nin uluslararasılaşma stratejisindeki başarısının uluslararası öğrencilere Türkçenin dünya kalite standartlarında öğretilmesine bağlı olduğuna dikkat çeken Özvar, “TÖMER ve DİLMER gibi Türkçe öğretim merkezlerindeki Türkçe eğitim kalitesinin arttırılması amacıyla yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Yakın bir zamanda üniversitelerimizdeki Türkçe Öğretim Merkezlerine akreditasyon şartı getiriyoruz” dedi.
Özvar, bundan sonra üniversitelerin uluslararası öğrenci kontenjanları değerlendirilirken bu merkezlerin akreditasyon durumlarının da göz önünde bulundurulacağını vurguladı. Özvar, İngilizce öğretimi konusunda yabancı diller yüksekokullarına yönelik de akreditasyon çalışmalarının genişletileceğini belirterek, “Yabancı dil öğretiminde bütün programlara uluslararası standartlar getirilecek. TÖMER ve Yabancı Dil akreditasyonları ile program sayıları ve kontenjanları arasında denge sağlanacaktır. Dünyada İngilizce öğretimiyle alakalı bütün derecelendirmelerin tamamının bütün yükseköğretim kurumlarımızda geçerli olması yönünde çalışıyoruz. Yakın zamanda bu İngilizce diliyle verilen programların bu amaçla tekrardan gözden geçirileceğini bilmenizi isterim” dedi.

“Türk yükseköğretim vizyonuna dair bölgesel toplantılar düzenleyeceğiz”

Özvar, önümüzdeki eğitim-öğretim döneminden başlamak üzere Yükseköğretim Kurulu tarafından “2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonuna Dair Üniversitelerle Bölgesel Toplantılar” planlanacağını belirtti. Özvar, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında her hafta başka bir bölgede olmak üzere bölgesel toplantılar gerçekleştireceklerini, bu toplantılarda üniversite bilgi yönetim sistemi, üniversitenin ulusal ve uluslararası görünürlüğü, girişimci ve yenilikçi üniversite başlıklarında çalışmalarını paylaşacaklarını açıkladı.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar’ın açılış konuşmasının ardından Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan ve Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu sunum yaptı. Toplantıda YÖK Başkanı Erol Özvar ve Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Dr. Veysel Eren, katılımcı rektörlerin görüş ve değerlendirmelerini dinledi.

Burak Can Ekizoğlu 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Böyle sendikal mücadele görülmedi Karabük’te bir tekstil firmasında örgütlenmeye çalışan Öz İplik İş Sendikası’nın müzikli eylemine firma yetkilileri de ’Erik Dalı’ ve Mehter Marşı çalarak karşılık veriyor. Öz İplik İş Sendikası, Organize Sanayi Bölgesinde bulunan KARGİSAN Tekstil Fabrikası’nda örgütlenmek amacıyla yaklaşık 10 gündür müzikli eylem yapıyor. Müzikli eylemden işçilerin rahatsız olduğu gerekçesiyle şikayetçi olan firma yetkilileri yardım bekliyor. İstedikleri sonucu alamayan yetkililer sendikanın bir haftadır müzikli eylemine, kurduğu ses sisteminden ’Erik Dalı’ ve 2Mehter Marşı’ çalarak karşılık veriyor. İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan firma ortaklarından Halil Şahin, "Sendikaların bu kadar tacize dayalı, bir işletmeyi bu kadar rahatsız edecek şekilde davranmalarını anlamıyorum. Yabancı müşterilerimiz var. Uluslararası çalışır durumdayız. Dünyanın her yerinden müşterilerimiz var. Karşımıza geçip bu şekilde hem bizi taciz eden hem yerli yersiz suçlamalarda bulunan bu sendikacı arkadaşların bu eylemlerine birilerinin müdahale etmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu ana kadar başvurduğumuz yerlerden herhangi bir sonuç alamadık. Burada çok ciddi şekilde rahatsızlığımız var. Bu işletme öyle sıradan bir işletme değil. Dünyanın her tarafında mal yapan bir işletme. Son 10 yılın da hemen hemen her yıl vergi rekortmeni olan bir firma. Bizi bunların kanunsuz, gayriahlaki yaptıkları eylemden koruyacak ülkemizde kimse yok mu diye merak ediyorum. Güvenlik güçlerimize bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduk ama bir sonuç alamadık" dedi. Fabrikada 250’ye yakın işçinin çalıştığını belirten Şahin, "Burada yaklaşık 250’ye yakın insan çalışıyor. Yerli yersiz gelip karşıda çok yüksek sesle müzik çalıyorlar. Çok yüksek sesle müzik çalmaları bir yana yerli-yersiz ithamlarda bulunuyorlar. Yalan beyanlarda bulunuyorlar. İşletmemizin içinde hiç görülmemiş, bugüne kadar yaşanmamış konularla ilgili dışarıdan saldırı yapıyorlar" diye konuştu. "Teklifime hiçbir şekilde yaklaşmadılar" "Sendikalara, sendikalaşmaya, ülkemizin demokratik sayılan kurum ve kuruluşlarına karşı bir itirazımız yok" diyen Şahin, "Yönteme itirazımız var. Yöntemden çok rahatsızız. Dolayısıyla nasıl bu iş olması gerekiyorsa işletmenin içinde yapılanabilirler, üye kaydı yapabilirler. Zaten üye kayıtları da bir hayli kolaylaşmış günümüzde. Dolayısıyla burada etkili olurlarsa ki kendileri 55’e yakın üyemiz olduğunu ifade ediyorlar. Bunun ne kadar gerçekçi olduğunu bilmiyorum. Ben kendilerini aslında şu teklifte de bulundum. Gelin burada eğer 55 üyeniz varsa, toplantı yapın, görüşün. İşletmenin içinde çalışmaya başlayın anlamında teklifte de bulundum. Öyle sanıyorum ki bu 55 üye sözü çok doğru görünmüyor. Çok doğru görünmediği için de benim bu teklifime hiçbir şekilde yaklaşmadılar" ifadelerini kullandı. Öz İplik İş Sendikası Karabük İl Başkanı Yavuz Bayıryol da üye olan işçilerin çağrıları üzerine 10 gündür eylem gerçekleştirdiklerini dile getirdi. "Eylemlere müzikle başlarız" Örgütlenmenin bir haftadır devam ettiğini aktaran Bayıryol, "Her gün 5’er 10’ar üyelik geliyor. Şu anda 50’nin üzerine çıkmış bulunmaktayız. Arkadaşlar istediği sürece biz her zaman buradayız. Sabah, akşam, öğlen fark etmez. Bir üyemiz kalsa bile sonuna kadar savaşacağız. Zaten her yerde her fabrikanın önünde ilk başta müzikle başlarız. Sesimizi duyurmak istiyoruz bütün işçilere" diye kendilerini savundu.
Mersin Yayla Şenlikleri başladı Mersin Büyükşehir Belediyesinin her yıl düzenlediği ve kültür sanatı kırsal ilçelere taşıdığı ‘Yayla Şenlikleri’ ve ‘Köy Bizim Şenlik Bizim’ etkinlikleri, bu yıl Gülnar ilçesinde başladı. ‘ Mersin’in merkezinde yapılan etkinliklere ulaşamayan, gitme imkanı olmayan vatandaşların da konsere ve tiyatroya doyması adına, her yıl farklı noktalarda yapılan etkinlikler yayla sakinlerinden de yoğun ilgi görüyor. Gülnar’ın Konur Mahallesi’nde Halk Oyunları Gösteri ile başlayan etkinlikler serisi, diğer ilçelerde de gerçekleştirilecek. Halk Oyunları Gösterisinin ardından gerçekleşen Türk Müziği konserleri de, bölge halkını bazen keyiflendiriyor, bazen de duygulandırıyor. Yetişkinlerin ilgiyle karşıladığı ’Yayla Şenlikleri’nin yanı sıra gerçekleştirilen Köy Bizim Şenlik Bizim etkinliği kapsamında yapılan gösteriler ise çocukların dolu dolu vakit geçirmesini sağlıyor. Çocuk tiyatrosunun yanı sıra drama, kukla ve gölge oyunu ile çocukların hayal dünyalarına hitap edilirken, yüz boyama, sosis ve interaktif dans atölyesiyle de oyun dünyaları genişliyor. Genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan, farklı bir etkinliğe gitmeye vakit bulamayan ilçe sakinleri, mahallelerinin meydanına kadar gelen etkinliklerden son derece memnun. “Yayla halkımız bu yaz yine türkülere, eğlenceye ve sanata doyacak” Mersin Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestra Şefi Erdal Koşar, yaylalarda yaptıkları yaz şenlikleriyle, kültürel ve sanatsal etkinlikleri bölge sakinlerinin ayağına kadar götürdüklerini söyledi. Koşar, “Her yaz olduğu gibi bu yaz da şenliklerimizi Mersin’in dört bir yanına taşımaya devam ediyoruz. Yaylasına gelip tatilini yapmak isteyen yerli turistlerimiz ve ilçe sakinlerimiz, yaptığımız bu etkinliklerden çok memnun olduklarını dile getirdikleri için her sene bu etkinlikleri sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Gülnar’ın Konur Mahallesi’nde yapılan etkinliğin çok güzel geçtiğini söyleyen Koşar, “Gülnar’ın Konur Yaylasında halkımızla buluştuk. Halkımız bize çok güzel eşlik ediyor. Sürekli çok memnun kaldıklarını belirtiyorlar. Yayla halkımız bu yaz yine türkülere, eğlenceye ve sanata doyacak” diye konuştu. Yayla halkıyla dans gösterilerini buluşturan Halk Dansları Topluluğundan Emre Nuraluş, vatandaşların oldukça eğlendiğini belirterek “Halkımız mutlu. Bizler de personel olarak aynı heyecanla her sene aynı şekilde devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Yayladaki vatandaşlardan etkinliğe tam not Etkinliğe katılan Konur Mahallesi sakinlerinden Gani Şimşek, konserin kendisini oldukça duygulandırdığını belirterek, “Vahap Başkandan da hizmetlerinden de gayet memnunuz. Keşke sürekli böyle olsa” dedi. Bu tarz organizasyonların her zaman olmasını istediklerini söyleyen mahalle sakinlerinden Gülsüm Kadim, “Köyümüzde ilk kez böyle bir etkinliğin düzenlenmesinden çok memnunum. Sanatsal etkinlik her zaman mükemmeldir. Vahap Başkanımız da zaten sanatı her zaman destekliyor” şeklinde konuştu.
Bursa Bursa festivalinde ‘Dedublüman’ rüzgarı Türk alternatif rock sahnesinde son yıllarda adından sıkça söz ettiren Dedublüman, 62. Uluslararası Bursa Festivalinde söylediği şarkılarla sıcak havada Bursalı hayranlarının gönlüne su serpti. Bursa Büyükşehir Belediyesi adına BKSTV tarafından Atış Grup sponsorluğunda düzenlenen 62. Uluslararası Bursa Festivali’nde, Türkçe alternatif rock gecesi yaşandı. Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’ndaki konserde, alternatif rock müziğin sevilen gruplarından Dedublüman, vokal ve gitarda Mustafa Yavuz, yaylı enstrümanlar, ut ve perküsyonda Besim Talı, piyanoda ve gitarda Hazar Altın, bas gitarda Kıvanç Kumlu, davulda Kurthan Sarpkaya ve klarnette Çağrı Çelik’ten oluşan kadrosuyla sahne aldı. Konser boyunca özellikle genç hayranlarının dillerinden düşürmediği ’Belki’, ’Sen Bilemezsin’, ’Çözemezsin’ ve ’Sakladığın Bir Şey’ gibi en sevilen şarkılarını seslendiren grup, yılların eskitemediği ’Firuze’, ’Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ ve ’Gamzedeyim’ gibi eserleri de kendilerine has yorumlarıyla müzik tutkunlarının beğenisine sundu. Hayranlarından büyük alkış alan Dedublüman, dinleyicilere keyifli anlar yaşattı. Şarkılara hep bir ağızdan eşlik eden sanatseverler, gece boyunca müziğin tadını çıkardı. Etkinliğin sponsoru Şahinkaya Okulları’nın desteğiyle gerçekleşen konser, müzikseverler tarafından beğeni topladı. 62. Uluslararası Bursa Festivali, şehrin kültürel zenginliğini ve sanata olan ilgisini bir kez daha gözler önüne serdi. Dedublüman’ın performansı, festivale damgasını vuran anlardan biri olarak hafızalarda yer etti. Konseri izleyenler, böylesi etkileyici bir performansa tanıklık etmenin mutluluğunu yaşarken, festivalin diğer etkinliklerini de merakla beklediklerini belirtti. Gecede, etkinlik sponsoru Şahinkaya Okulları adına Genel Müdür Yardımcısı Hakan İdin, Dedublüman Grubuna muhteşem konser için teşekkür etti.