ASAYİŞ - 02 Aralık 2025 Salı 12:24

Dolandırıcılar bu sefer görme engelli kadını tuzağına düşürdü

A
A
A

Ankara'nın Mamak ilçesinde yaşayan görme engelli kadın Burçin Genç (31), internette gördüğü iş ilanına inanıp tuzağa düştü ve 600 bin lira dolandırıldı.

Ankara'nın Mamak ilçesinde yaşayan görme engelli kadın Burçin Genç, sahibinden.com'da gördüğü iş ilanına inanıp tuzağa düştü. Komisyon usulü kiralık tatil evleri kiralayan bir firmanın tuzağına düşen kadın, 600 bin lira dolandırıldı. İkinci çocuğunun doğumundan sonra ek iş yapmak isteyen ve kanser hastası eşine maddi destek olmak amacıyla internet platformlarından komisyon usulü günlük kiralık ev işi bulan Burçin Genç,'in başına gelmeyen kalmadı. Girdiği ilan üzerinden de müşterilerin kendisini arayıp hesabına kapora atmasını isteyen Genç, bu kaporaları patronu zannettiği kişilerin hesaplarına atarak bir ayda toplamda 600 bin TL onların gelir elde etmelerine sebep olmuş oldu. 4 Haziran'da patronu zannettiği kişiye ulaşamayınca da müşterilerinden gelen son parayı da müşterilerine geri göndererek, dolandırıldığını anladı ve suç duyurusunda bulundu. Patronu zannettiği kişiye ulaşamayan Genç, kendisinin mağdur olduğunu belirterek, suçluların bir an evvel yakalanmasını istedi.

"Bir ayda toplamda 600 bin lira gelir elde etmelerine sebep olmuş oldum"

Yaptığı iş sonucunda patronu zannettiği dolandırıcıya toplamda 600 bin liraya yakın para aktardığını ve dolandırıldığını geç fark ettiğini belirten Burçin Genç, "İkinci çocuğumun doğumundan sonra evdeyken bir iş yapmak istedim ve internet platformlarından birinde bir ilan gördüm. ‘Komisyon usulü, yazlık günlük kiralık evlerimizin kiralanması işini yapacak kişiler aranıyor' yazıyordu. İlana başvurdum ve sonrasında da bizim girdiğimiz ilan üzerinden de müşteriler bizi arayıp bizim hesaplarımıza kapora attılar. Ben de bu kaporaları patronum zannettiğim kişilerin hesaplarına atarak bir ayda toplamda 600 bin lira gelir elde etmelerine sebep olmuş oldum. 4 Haziran'da kendilerine ulaşamayınca da müşterilerimden gelen son bir para vardı. O parayı da müşterilerime göndererek, dolandırıldığımı anlayarak suç duyurusunda bulundum. Toplam zararımız bir ay içerisinde 600 bin liraydı. 84 müşterim ve ben dolandırılmış olduk. Ben mağdur olarak dolandırıcıların bulunmasını ve insanların benden hiçbir şey talep etmemelerini bekliyorum. Çünkü paralar bende değil. Paralar başka hesaplarda ve şu anda bana açılacak olan davalar olabiliyor. Benimle ilgili suç duyurusu var birkaç tane. Aslında ilk başta şüphelenmedim. Çünkü her şey yolundaydı. Ama sonrasında bir müşterimiz aradı beni ve benimle birlikte aynı hesaba para yatırdığını söyledi. Ben ‘Ayça Yılmaz' isimli bir hesaba para yatırdım çünkü. Müşterimiz de o hesaba para yatırdığını ve o kişiden yani Ayça Hanım'dan ev kiraladığını ama kendisine ulaşamadığını söyledi. Ben de bunun üzerine dolandırıldığımızı anladım. Hemen patronum zannettiğim Ömer Bey'i aradım. Dedim ki ‘Ayça'ya ulaşamıyorlarmış yoksa beni dolandırdınız mı nasıl olur böyle bir şey' dedim. O da dedi ki ‘Ayça havaalanındadır, telefonu şarjdadır ya da çekmiyordur ben bir arayayım' dedi. Ömer Bey, Ayça'yı aradı ve bana dönüş sağladı. ‘Ayça, kişiye ulaştı. Merak etme telefonunun şarjı bitmiş' dedi. Ben de ev kiraladığım kişiyi aradım ve ‘Ayça Hanım size ulaştı mı' dedim. ‘Evet ulaştı. Bir aksilik vardı ve paramızı bize iade etti dedi'. Sonra kendi kendime dedim, demek ki dolandırıcı değiller. Şüphelerim o arada ortadan kalkmış oldu. Bu olaydan sadece 3-4 gün sonra ben kişilere ulaşamadığımda telefonlarının şarjı bitmiştir diye düşündüm. Sonra dolandırıldığımızı anladım. Çünkü benden paraları acil bir şekilde isteyip gittiler" şeklinde konuştu.

"Benim şu an bir avukatım dahi yok"

Yetkililerden yardım beklediğini ve mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Genç, "Ben bu kişilerin bulunmalarını, bulunamıyorlarsa da benim mağduriyetimin giderilmesini istiyorum. Çünkü ben engelliyim. Ben trafikte bile insanlarla tartışmayan biriyim. Benim çocuklarım ne olacak? Adamın biri gelse benim paramı ver dese ben ne yapacağım mesela? Para çok fazla değil ama yine de ben hiç kimseyle bir problemim olsun istemiyorum. Dolayısıyla en kısa sürede bu insanların yakalanmalarını ya da bir şekilde bir yol bulunmasını istiyorum. İstemeden de olsa hakkını yemiş olduğum bütün müşterilerimden özür diliyorum. Haklarını bana helal etsinler. İsteyerek, bilerek asla olmadı. Sonuna kadar da ben işin peşindeyim. Şikayetçi olan herkese saygım sonsuzdur. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğim. Herkese sevgilerimi gönderiyorum" diye konuştu.

Ahmet Mert Fırat - İdris Ali Kayabaşı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de ‘Özgül Öğrenme Bozuklukları’ konuşuldu Kepez Belediyesi, çocukların öğrenme süreçlerinde yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve aileleri bilinçlendirmek amacıyla, "Özgül Öğrenme Bozuklukları: Disleksi ve Disgrafi Semineri" düzenledi. Antalya Bilim Merkezi’nde gerçekleştirilen, "Özgül Öğrenme Bozuklukları: Disleksi ve Disgrafi Semineri yoğun ilgi gördü. Seminerde, Çocuk ve Genç Psikiyatristi Uzm. Dr. Merve Günay Ay ile Özel Eğitim Uzmanı Tolga Yıldırım, özgül öğrenme bozukluklarına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Uzmanlar, özellikle erken farkındalığın çocukların gelişim sürecinde kritik rol oynadığının altını çizdi. "Zeka geriliği değil, öğrenme güçlüğü" Özel Eğitim Uzmanı Tolga Yıldırım, özgül öğrenme bozukluğunun çoğu zaman disleksi ya da öğrenme güçlüğü olarak bilindiğini ancak tanımlamada daha geniş bir kapsama sahip olduğunu belirterek, "Okuma, yazma ve matematik alanlarında çocukların en az 6 ay boyunca yapılan müdahalelere rağmen güçlük yaşamaya devam etmesi bu durumu işaret eder. Ancak bu bir zeka geriliği değildir" dedi. "Özel eğitim desteği önemli" Özgül öğrenme bozukluğunun hafif, orta ve ağır olmak üzere üç düzeyde değerlendirildiğini ifade eden Yıldırım, orta düzeydeki çocukların yoğun ve uzun süreli özel eğitim desteği olmadan yeterli akademik beceri kazanmasının zor olduğunu dile getirdi. Disleksinin erkek çocuklarda kızlara oranla iki kat daha fazla görüldüğünü aktaran Yıldırım, yazma güçlüğü yaşayan çocuklarda harf ve hece karıştırma, imla hataları, sağ-sol karışıklığı ve kendini yazılı ifade etmede zorlanma gibi belirtilerin görülebileceğini söyledi. Ayrıca matematik alanındaki öğrenme güçlüğü olan (diskalkuli) çocukların sayı kavramlarını anlamakta zorlandığını ve zaman kavramlarında güçlük yaşayabildiğini belirtti. "Erken farkındalık çok önemli" Çocuk ve Genç Psikiyatristi Uzm. Dr. Merve Günay Ay ise özgül öğrenme bozukluğunun nedenlerine değinerek, durumun yüzde 50-70 oranında genetik temelli olduğunu söyledi. Ailelerde bu durumun bulunmasının çocukta görülme riskini 5 ila 12 kat artırdığını ifade ederek, çevresel faktörlerin de bu süreci etkilediğini belirtti. "Uzmana başvurulmalı" Ay, okul öncesi dönemde konuşma gecikmesi, kelime dağarcığında sınırlılık, renk ve sayı kavramlarını öğrenmede zorluk gibi belirtilerin erken sinyaller olabileceğini dile getirerek, "Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı" dedi. "Tanıda acele edilmemeli" Tanı sürecinde acele edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, öğrenme güçlüğü tanısı koyulmadan önce çocuğun yeterli eğitim alıp almadığının, görme gibi fiziksel sorunlarının olup olmadığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Tanı sürecinde zeka testleri ve özel değerlendirme bataryalarının kullanıldığını da sözlerine ekledi. "Okul öncesinde farklı testler" Çocukların okumasına, yazmasına ve aritmetik becerilerine bakıldığının da altını çizen Ay, okul öncesi çocuklara da farklı testlerle işitmeyle ilgili ve algısal testlerle sonuca ulaşıldığını bildirdi. Okul dönemindeki çocuklar için ise öncelikle yeterli eğitim almış mı, yeterli eğitim almasına rağmen öğrenmemiş mi bunlara bakıldığını sözlerine ekledi. Multidisipliner destek vurgusu Söyleşiye katılan her iki uzmanda, özgül öğrenme bozukluğunun uzun soluklu bir süreç olduğunu ve tedavide aile, okul, öğretmen ve uzman iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca bu tanıyı alan öğrencilerin eğitim hayatında ek süre, bireysel sınav ortamı gibi çeşitli haklara sahip olduğu da hatırlatıldı.
Bursa Bursa TB Başkanı Matlı, bakanlığın yeni etiket düzenlemesine destek verdi Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, gıda etiketlerinde yapılan düzenlemeleri memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Matlı, "Gıda etiketlerinde bilgi kirliliğini bitiren ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmeyi amaçlayan bu yeni dönem, hem halk sağlığını hem de işini doğru yapan üreticiyi koruyan önemli bir adımdır" dedi. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı ‘Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Kılavuzu’ndaki kapsamlı revizyonu değerlendirdi. Bakanlığın güvenli ve sağlıklı gıdaya erişim vizyonuna tam destek verdiklerini vurgulayan Başkan Matlı, hayata geçirilen yeni uygulamaların, sektörde şeffaflık ve güveni güçlendireceğini söyledi. Yeni düzenlemeyle birlikte gıda ambalajlarında kullanılan yanıltıcı ifade ve görsellere son verildiğini belirten Başkan Özer Matlı, "Artık etiketlerde ‘günlük’ ifadesine 24 saat sınırı getirilmesi, aroma kullanılan ürünlerde gerçek meyve görseli kullanımının yasaklanması, ‘doğal’, ‘hakiki’ gibi ispatı olmayan ve tüketiciyi yanıltan ifadelerin suistimal edilmesinin önlenmesi, ambalajlı ürünlerde ‘taze sıkılmış’ gibi ifadelerin kaldırılması tüketicinin doğru ürüne ulaşmasını sağlayacaktır" dedi. Özellikle sanayi tipi üretimlerde ‘ev yapımı’ ifadesinin yasaklanmasının ve işletme isimlerinin tüketiciyi yanıltacak şekilde ön plana çıkarılmamasının haksız rekabeti ortadan kaldıracağını kaydeden Matlı, "Bu durum, sadece vatandaşımızı korumakla kalmayacak, aynı zamanda işini doğru yapan, etik kurallara uygun üretim gerçekleştiren gıda işletmecilerimiz için de adil bir pazar ortamı oluşturacaktır" diye konuştu. Toplu tüketim yerlerine getirilen bilgilendirme zorunluluğuna dikkat çeken Başkan Matlı, vatandaşların sadece market raflarında değil, restoran, kafe ve kantin gibi alanlarda da ne tükettiğini bilmeye hakkı olduğunu söyledi. Matlı, "Menülerde gıdanın bileşenlerinin ve kalori değerlerinin sunulacak olması, tüketici bilincini en üst seviyeye taşıyacaktır" şeklinde konuştu. Düzenlemenin sosyal sorumluluk boyutuna da değinen Matlı, ambalajlarda çocukların gelişimini etkileyebilecek figürlerin yasaklanmasının çok yerinde bir adım olduğunu ifade ederek, "Gelecek nesillerimizin fiziksel ve psikolojik sağlığını koruyan her türlü düzenlemenin yanındayız" diye konuştu. Bakanlığın attığı bu adımların toplumsal bir kazanıma dönüşmesi için tüketici farkındalığının da artması gerektiğini belirten Özer Matlı, "Düzenlemeler ne kadar güçlü olursa olsun, gıda okuryazarlığı ve etiket okuma alışkanlığı bilinçli toplumun temelidir. Toplumumuzun doğru bilgilendirilmesi ve tarımsal ticaretin güvenli bir zeminde yürütülmesi için atılan bu adımlar dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Güvenli gıda arzını stratejik bir mesele olarak görüyor ve bu vizyonu her platformda destekliyoruz" dedi.