GÜNDEM - 15 Nisan 2026 Çarşamba 18:23

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz: "Eğitimciler, şikayet edilen, darbedilen insanlara dönüştürüldü"

A
A
A
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz: "Eğitimciler, şikayet edilen, darbedilen insanlara dönüştürüldü"

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen saldırıyı kınayarak "Eğitimciler, şikâyet edilen, darp edilen insanlara dönüştürüldü" dedi.


Eğitim-Bir- Sen üyeleri, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırıyı protesto etmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandı. Grup adına açıklama yapan Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, eğitimcilere yönelik saldırılar ve bu saldırılara karşı alınması gereken önlemlere ilişkin konuştu.



"Eğitimciler, yıpratılan, şikâyet edilen, darp edilen insanlara dönüştürüldü"


Şiddet olaylarının toplum içinde yaygınlaştığını, eğitim kurumlarının şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı alanlara dönüştüğünü ifade eden Yavuz, "Eğitim çalışanları şiddetin adeta açık bir hedefi olmuştur. Bu manzara, toplumsal değerlerin çöküş göstergesidir. Bu yaşananlar karşısında herkesin başını iki elinin arasına alıp, nereye bu gidiş sorusunu sormalı, sorumluluğunu düşünmelidir. Öğretmenin itibarsızlaşması, toplumsal değerlerin çöküş alametidir. Bu topraklarda, bin yıldır var olan, ‘Bir harf öğretene 40 yıl hizmet etmek gerekir’ anlayışı terk edildi. Eğitimciler, her türlü mecra kullanılarak yıpratılan, şikâyet edilen, darp edilen insanlara dönüştürüldü. Bu yanlış iklimin sonucunda, Siverek’te yaşadığımız vahim tablo ortaya çıkmıştır" ifadelerini kullandı.



"Öğretmenler, öğrencisinden ve velisinden korkar hâle gelmiştir"


Yavuz, Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde sıklıkla görülen silahlı okul baskınının bir benzerinin Türkiye’de gerçekleşmesinin, bugüne kadar yaşananlar sebebiyle görevleri başında can güvenliğinden endişe duyan eğitim çalışanlarını, daha büyük bir endişeye sevk ettiğini ifade etti. Yavuz sözlerine şu şekilde devam etti:


"Tüm Türkiye’de bir gün iş bırakarak gösterdiğimiz tepki bu büyük endişenin görülmesini sağlamak amacı taşımaktadır. Her yıl öğretmenler günü kutlamaları yapılıyor. Öğretmenliğin değerine dair güzel sözler söyleniyor, öğretmenlerle yaşanmış kıymetli hatıralar paylaşılıyor. Ama hemen ertesinde hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Geliştirilen, kurulan mekanizmalar, toplumun üzerine boca edilen haberlerle öğretmenin itibarı yok olmaya devam ediyor. Biz öğretmene değer her şeye değer derken toplumda öğretmen sahipsizdir, vuranın yanına kar kalır düşüncesi hakim olmaktadır. Bu iklimde maalesef öğretmenler, öğrencisinden ve velisinden korkar hâle gelmiştir. Bu tablo doğru değildir. Bu tablodan ülkemize fayda gelmez. Yarınlarımız aydınlanmaz. Bu tablodan sevgi çıkmaz, saygı çıkmaz. Bu tabloyu kabul etmiyoruz."



"Bu menfur saldırılar bizi 81 ilde iş bırakmaya ve kitlesel eylem kararı almaya sevk etmiştir"


Öğretmenlerin zarar gördüğü saldırılara değinen Yavuz, "İstanbul’da Fatma Nur Çelik öğretmenimizin şehit edilmesi, Ankara Pursaklar’da bir grubun okula saldırarak öğretmeni darp etmesi ve dün Siverek’te öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, polisimizi ve vatandaşlarımızı hedef alan menfur saldırı bizi 81 ilde iş bırakmaya ve kitlesel eylem kararı almaya sevk etmiştir. Bu saldırılar sadece bireylere değil; eğitime, topluma ve doğrudan geleceğimize yapılmaktadır. Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen saldırı, bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet artık münferit değil, yaygın bir toplumsal sorundur. Bu durum, toplumsal çürümeyi açıkça gözler önüne sermektedir. Bugün daha iyi bir eğitim için müfredatı, pedagojiyi ve geleceği konuşmamız gerekirken; şiddeti konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun sebebi, şiddetin artan toplumsal maliyetine rağmen, çözüm üretmekte yetersiz kalınmasıdır. Artık öyle bir noktadayız ki; eğitim çağındaki çocuklar şiddetin faili hâline gelmekte, silaha erişim kolaylaşmakta ve okullar güvenli alanlar olmaktan uzaklaşmaktadır. Aklı olanın da olmayanın da öğretmene, öğrenciye ve eğitim çalışanına yöneldiği bir zemin oluşmaktadır" şeklinde konuştu.


Eğitimciye yönelik şiddetin, bireysel bir suç olmaktan çıkıp doğrudan bir iş güvenliği sorunu hâline geldiğini belirten Yavuz, eğitimcilere yönelik her saldırının, geleceği kararttığını ve eğitim ortamını zehirleyip toplumsal huzuru tehdit ettiğini ifade etti.



"Okul polisi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır"


Eğitimciye yönelik, sanal medya üzerinden yapılan tehditlerin tespit edilip bölgedeki güvenlik birimlerinin harekete geçirilmesi gerektiğini ifade eden Yavuz, alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı:


"Eğitim hakkını korumak eğitim ortamında güvenlik ve huzuru sağlamak için öğrenci disiplin yönetmeliği yenilenmelidir. Dijital mecralar yoluyla yapılan istismar, tehditler ve akran zorbalığı konusunda ebeveynlere sorumluluk yüklenmelidir. Okul polisi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır. Her okula rehber öğretmen normu verilmeli, okullardaki rehberlik hizmetleri artırılmalıdır. Sanal dünyada yapılanların gerçek ve bağlayıcı adli sonuçları olduğu bilinci öğrencilere kazandırılmalıdır. Bilişim ve çocuk suçlarında adli ihtisaslaşma sağlanmalıdır. İnternet üzerinden okullara veya şahıslara yöneltilen tehditlerin soruşturulmasında, adli süreçler daha etkin ve hızlı işletilmelidir. Çocukları ve gençleri şiddete özendiren oyunlar ile ahlaki yozlaşmaya sebep olan sosyal medya içeriklerine karşı gerekli tedbirler ivedilikle alınmalı ve bu içeriklerin yaygınlaşması engellenmelidir."



"Ülkemizin geleceği için sizin kıymetlileriniz çocuklarınız için buradayız"


Velilere seslenen Yavuz, "Öğretmenler sizlerin en kıymetli varlığınız olan çocuklarınıza hizmet için, dişini tırnağına takarak çalışmaktadır. Bu temel gerçeği kabul etmek gerekir. Çok basit konularla şikayet edilmek, okulda derste yaşananların aslını öğrenmeden tepki göstermek ve hedef haline getirmekle hiçbir yere varılamaz. Bizler ülkemizin geleceği için sizin kıymetlileriniz çocuklarınız için buradayız. Öğretmeni değersizleştiren, hedef hâline getiren anlayış en büyük zararını ilk başta çocuklarımıza ve ailelerine vermektedir. Biz bu kötü anlayışın karşısında öğretmenlerimizin itibarını korumak kadar, çocuklarımızı ve ülkemizin yarınlarını korumak içinde duruyoruz. Bugün Siverekli çocuklar için buradayız. Siverekli öğretmenlerimiz için buradayız" dedi.


Konuşmasının sonunda şiddeti nefretle kınadıklarını dile getiren Yavuz, saldırıya uğrayan öğrenci, öğretmen, polis memuru ve vatandaşlara acil şifalar dilediklerini ifade etti. Basın açıklaması eğitimde şiddetin engellenmesine yönelik atılan sloganlarla sona erdi.



Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz: "Eğitimciler, şikayet edilen, darbedilen insanlara dönüştürüldü"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Eski eşini öldürüp oğlunu yaralayan sanıktan ceza almamak için şok savunma Kocaeli’de boşandığı eşini öldürdüğü, oğlunu da yaraladığı gerekçesiyle yargılanan sanık suçlamaları kabul etmeyerek, "Yüce yaratıcı tarafından insanlara yol göstermek amacıyla gönderildim. Benden sonra kimse gelmeyecek. Yahudilerin beklediği kral, Hristiyanların beklediği Mesih ve Müslümanların beklediği Mehdi benim. Bunu devlet büyükleri de biliyor" dedi. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 20 yıldan 32 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Olay, 27 Temmuz 2024’de Gölcük ilçesi Yeni Mahalle Kazım Karabekir Caddesi’ndeki apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, eski eşi Sözen Tutci’nin (55) evine gelen Mustafa Y. (50), tabancayla ateş etti. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yerde kalırken; Mustafa Y., oğlu Vedat Y.’yi (33) de bacağından vurdu. Vedat Y. de babasını, silahla ateş ederek yaraladı. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Sözen Tutci’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Vedat Y., tekerlekli sandalye ile sevk edildiği adliyede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ağır yaralanan Mustafa Y., Kocaeli Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 1 ay süren tedavisinin ardından taburcu edildi. Gözaltına alınan Mustafa Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baba ve oğlu hakkında dava açıldı Mustafa Y. hakkında, ’tasarlayarak kadına karşı ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürme’, ’tasarlayarak alt soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs’, ’konut dokunulmazlığını ihlal’, ’ruhsatsız ateşli silah ve mermi bulundurma ve taşıma suretiyle 6136 sayılı yasaya muhalefet’ suçlarından, oğlu Vedat Y. hakkında ise babasına yönelik eylemi için ’üst soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan dava açıldı. Tasarlayarak eylemi gerçekleştirdi Olaya ilişkin Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 4. celsesine devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık Mustafa Y. ile avukatı katıldı. Savcı, sanık Mustafa Y’nin boşandığı eşi Sözen Tutci’ye yönelik husumet beslediğini ve bu husumetin olayın nedeni olduğunu belirtti. Mütalaada, sanığın Sözen Tutci’nin pornografik videolar çektirdiğini düşündüğü ve oğlu Vedat Y’nin kendi öz oğlu olmadığına inandığı ifade edildi. Bu nedenle sanığın, eşine ve oğluna karşı öldürme kastı oluşturduğu, silah temin ederek plan yapıp olay yerine geldiği kaydedildi. Ağırlaştırılmış müebbet ve ile 20 yıldan 32 yıla kadar toplamda hapis istemi Mütalaada; sanık Mustafa Y’nin Sözen Tutci’ye yönelik eylemi sebebiyle "Boşandığı eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, oğlu Vedat Y’ye yönelik tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan 14 yıldan 21 yıl hapse kadar cezalandırılmasını talep edildi. Ayrıca sanığın konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar, vahim nitelikte silah bulundurma suçundan 5 yıldan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Sanık Vedat Y. hakkında ise eylemin saldırıyı önlemeye yönelik olduğu değerlendirilerek meşru müdafaa kapsamında kaldığı ve ceza verilmesine yer olmadığı yönünde mütalaa verildi. "Yahudilerin beklediği kral, Hristiyanların beklediği Mesih ve Müslümanların beklediği Mehdi benim" Duruşmada, geçen celse istenen akıl sağlığı raporuna ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu tarafından kanaate varılamadığı, sanığın gözlem altına alınarak değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği okundu. Bunun üzerine sanık, "Akıl sağlığım yerindedir. Yüce yaratıcı tarafından insanlara yol göstermek amacıyla gönderildim. Benden sonra kimse gelmeyecek. Yahudilerin beklediği kral, Hristiyanların beklediği Mesih ve Müslümanların beklediği Mehdi benim. Bu durum bana 2023’te tebliğ edildi. Bunu devlet büyükleri de biliyor. Ben bunu açıklamadan gelip beni almayacaklar. Ben bunu açıklamadan gelip beni almayacaklar. Benden mermi geçmez, inanmazsınız deneyelim. Tahliyemi istiyorum. Sözen’i ben öldürmedim, suçum yok " diye konuştu. Sanık Mustafa Y.; önceki celselerde verdiği savunmasında Sözen Tutci’nin Vedat Y. tarafından öldürüldüğünü iddia etmişti. Akıl sağlığı raporu için gözlem altında tutulacak Mahkeme heyeti, ATK ihtisas kararı gereğince sanığın gözlem altına alınarak düzenlenecek raporun mahkemeye gönderilmesine ve tutukluluğunun devamına karar verdi.