GÜNDEM - 20 Ocak 2025 Pazartesi 13:30

Eğitim Gücü SEN Genel Başkanı Özat: “İşçi sendikaları işlemlerini e-Devlet üzerinden kolayca gerçekleştirebilirken, memur sendikalarına bu hakkın tanınmaması kabul edilemez”

A
A
A
Eğitim Gücü SEN Genel Başkanı Özat: “İşçi sendikaları işlemlerini e-Devlet üzerinden kolayca gerçekleştirebilirken, memur sendikalarına bu hakkın tanınmaması kabul edilemez”

Eğitim Gücü SEN Genel Başkanı Oğuz Özat “İşçi sendikaları işlemlerini e-Devlet üzerinden kolayca gerçekleştirebilirken, memur sendikalarına bu hakkın tanınmaması kabul edilemez” dedi.


Eğitim Gücü SEN Genel Başkanı Oğuz Özat, memur sendikalarına e-Devlet üzerinden üyelik ve istifa işlemlerinin tanınmamasıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Göz ardı edilen büyük bir adaletsizlikle yüzleştiklerini belirten Özat, “İşçi sendikaları, üyelik ve istifa işlemlerini e-Devlet üzerinden kolayca gerçekleştirebilirken, memur sendikalarına bu hakkın tanınmaması kabul edilemez. Bu uygulama, sadece zaman kaybına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda ciddi bir kağıt israfına da yol açıyor. Modern dünyanın dijitalleşmeye geçtiği bu dönemde, memurların ıslak imza ile işlemlerini gerçekleştirmek zorunda bırakılması, açık bir geri kalmışlık örneğidir” ifadelerini kullandı.


Özat açıklamasına şöyle devam etti:


“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu adaletsiz uygulamayı sürdürerek, belirli güç odaklarını ve yöneticilerin keyfi tutumlarını mı korumaya çalışıyor? Kimin işine geliyor bu zorunluluk? Kimlerin baskısı ve müdahalesi altında kalıyoruz? Yıllardır işçi sendikalarına tanınan bu hak, memur sendikalarına neden verilmiyor? Böyle bir uygulamanın kimlerin işine geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Üstelik, dernekler bile üyelik ve istifa işlemlerini e-Devlet üzerinden yapabiliyor. Peki, memur sendikalarına neden bu imkân tanınmıyor? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, böyle bir uygulama ile kimleri koruyor?


Yıllardır bu çalışmanın başlatılmasında öncü olmamıza rağmen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hala bir adım atmaması büyük bir hayal kırıklığıdır. Memur sendikalarının modern ve kolay bir sistem olan e-Devlet üzerinden işlemlerini yapmasına neden izin verilmiyor? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu sorulara cevap vermelidir.


Islak imza gerekliliği, hem zaman kaybına neden olmakta hem de memur sendikası üyelerini idarecilerin keyfi tutumlarına maruz bırakmaktadır. Üyeler, sendikalarına üye olurken veya istifa ederken her defasında idarecilerin baskısı ve müdahalesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, memurların sendikal haklarını tam anlamıyla kullanmalarını engellemektedir. Ancak, çalışanların demokratik hakkını gözeten idarecilere teşekkür ediyor ve saygı duyuyoruz. Bu süreçte gösterdikleri anlayış ve destek, mücadelemizi daha da güçlendirmektedir.


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu çifte standardı sürdürmesi, açıkça belirli grupların korunmasına yönelik bir hamledir. Memurların ve memur sendikalarının hakları, herkesle eşit olmalıdır. E-Devlet sistemi herkesin kullanımına açık olmalı ve memur sendikaları da bu modern imkândan faydalanabilmelidir.


Bu adaletsiz uygulamaların derhal sona erdirilmesi ve memur sendikalarının da e-Devlet üzerinden üyelik ve istifa işlemlerini yapabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda acilen harekete geçmesi ve bu adaletsizliği ortadan kaldırması şarttır. Haklı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz ve bu adaletsiz uygulamaların düzeltilmesi için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Yönetici Liderlik Eğitim Programı devam ediyor İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yönetsel kapasitenin güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla üniversite yöneticilerine yönelik "Yönetici Liderlik Eğitim Programı" devam ediyor. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Özer ile Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve akademik personelin katıldığı programda, Araştırma Koordinatörü Doç. Dr. Enes Gül, "Akademik Üretkenlik ve Üniversitelerin Derecelendirme Metodolojisi" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Gül, araştırma koordinatörlüğü ve araştırma dekanlığı gibi birimlerin dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaştığını belirterek üniversitelerin uluslararası derecelendirme sistemlerindeki yerinin önemine dikkat çekti. Üniversitelerin bu sistemlerde yer almamasının ilerleyen süreçte akademisyen kabulleri ve Erasmus anlaşmaları gibi alanlarda sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Web of Science, Scopus, QS, Shangai (ARWU) ve URAP gibi derecelendirme kuruluşlarının gelişim süreçlerine değinen Gül, veri biliminin ilerlemesiyle birlikte üniversitelerin sıralanmasında objektif ve veriye dayalı ölçümlerin öne çıktığını söyledi. "Life Sciences alanında Türkiye’de ikinci olduk" Sunumunda İnönü Üniversitesi’nin akademik başarılarına değinen Gül, multidisipliner çalışmaların bu başarıdaki rolüne dikkat çekti. Gül, "Life Sciences (Yaşam Bilimleri) alanında Türkiye’de ikinci olduk. Aslında böyle bir bölümümüz yok ama farklı disiplinlerin katkısıyla bu başarı elde edildi. Tıp fakültesi, gıda mühendisliği, spor bilimleri gibi alanlar bu başarıya katkı sağlıyor. Hatta çok küçük oranlarda diğer alanların da etkisi olabiliyor." diyerek sözlerini tamamladı.
Van Van’da şifa kaynağı ‘çiriş otu’ tezgahlardaki yerini aldı Van’da karların erimesi ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte yüksek kesimlerde kendiliğinden yetişen, bölge halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinen ‘çiriş otu’ tezgahlarda satışa sunulmaya başlandı. Van ve çevresinde nisan ile mayıs aylarında karların erimesiyle birlikte dağların yüksek kesimlerinde yetişen çiriş otu, pazarlardaki yerini aldı. Doğadan bin bir güçlükle toplanan ve birçok ailenin geçim kaynağı olan şifalı ot, şehir merkezindeki tezgahlarda kilosu ortalama 100 TL’den alıcı buluyor. Özellikle çorba, pilav, börek ve çeşitli sulu yemeklerde tercih edilen çiriş otunun, bölge halkı tarafından birçok hastalığa karşı koruyucu olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan satıcı Emrullah Savur, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle hasadın geçtiğimiz yıla oranla biraz geciktiğini belirtti. Savur, "Bu sene kar çok olduğu için oralarda hâlâ kar yağıyor. Dağlarda bir sürü kar olması nedeniyle bu ürünler şu an geç geldi; yoksa normalde bir hafta, 10 gün önce gelmesi lazımdı. Aynı ıspanak gibi kaynatılarak pişiriliyor. Karaciğere, akciğere, tansiyona ve şekere çok iyi geliyor, yani oldukça faydalı. Mideyi temizliyor, bağırsakları sürekli çalıştırıyor. Piştiği zaman azaldığı için bir insan en az 5-6 kilo alıyor" dedi. "Bir haftaya kadar yayla muzu da çıkar" Çiriş otunun dağlardan toplanmasının çok zahmetli olduğunu dile getiren Savur, "İnsanlar kilometrelerce yol gidip o dağlara çıkıyor; o yüksekliği bir binanın katlarıyla kıyaslayın, öyle bir emek var. İnşallah daha güzel olur. Henüz sirmo, mendi, kenger ve uşkun (yayla muzu) gibi bitkiler yeni yeni başlıyor, daha fazlası da gelecek inşallah. Bir haftaya kadar uşkun (yayla muzu) da çıkar. Tabii bu sene yağış çok olduğu için inşallah daha bereketli ve daha güzel olur" diye konuştu.
Bilecik Doğanın sesi BŞEÜ’de yankılanacak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesinde, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Genç TEMA Kulübü tarafından yürütülen, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı kapsamında desteklenen "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesi, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Ulusal çapta gururlandıran bu vizyoner proje, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde düzenlenecek olan Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde ’İklim Değişikliği, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Enerji’ kategorisinde zirve için sahneye çıkacak. Zafer Asım Kaplancıklı: "Atılan her adım, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürdü" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı proje hakkında yaptığı açıklamada, "Sadece bir proje olmanın çok ötesine geçerek yeşil bir geleceğin tohumlarını atan bu çalışma; sürdürülebilirlik bilincini en üst seviyeye taşımak, çevre duyarlılığını kampüs sınırlarımızın dışına taşırmak ve doğayla kusursuz bir uyum içinde yaşama kültürünü inşa etmek amacıyla öğrencilerimizin muazzam enerjisiyle hayata geçirildi. Atılan her adım ve hayata geçirilen her faaliyet, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürürken, onlara topluma yön verecek sarsılmaz bir sosyal sorumluluk bilinci kazandırdı. ÜNİFEST finalinde boy gösterecek olmak; projemizin sağlam bilimsel temellerinin, her alanda uygulanabilir yenilikçi yapısının ve topluma sunduğu eşsiz katkı potansiyelinin en parlak kanıtıdır. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi olarak göğsümüzü kabartan bu büyük başarıda alın teri döken, doğaya nefes olan tüm öğrencilerimizi ve onlara yol gösteren kıymetli akademik danışmanlarımızı yürekten tebrik ediyor" diye konuştu.