EKONOMİ - 28 Nisan 2026 Salı 14:51

EKK: "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz"

A
A
A
EKK: "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz"

Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılının dördüncü toplantısında Türkiye’nin küresel transit ticaretteki konumunun güçlendirileceği, Türkiye’nin enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaların hayata geçirilmesine devam edileceği vurgulandı.


Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılı dördüncü toplantısı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında gerçekleştirildi.


Toplantı sonrası yapılan açıklamada, küresel ekonominin belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemde geçildiği ifade edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomide kırılganlıkların azaldığı ve şoklara karşı dayanıklılığın arttığı vurgulandı.


Bölgede yaşanan gelişmelerin Türk ekonomisine olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirlerin alındığı kaydedilen açıklamada, "Artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sistemi geçici olarak uygulamaya alınmış, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirleri getirilmiş ve stratejik stok yönetimi güçlendirilmiştir. Turizm sektörüne yönelik destek paketi devreye alınmış ve ihracatçılarımızın kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimleri kolaylaştırılmıştır" ifadelerine yer verildi.


Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde; yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verildiğine dikkat çekilen açıklamada, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği belirtildi.


Öte yandan, açıklamada, KOSGEB aracılığıyla KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımların atıldığının altı çizilerek, "Ayrıca savunma sanayiimizin yerli ve milli imkânlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir" ifadeleri kullanıldı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen hafta açıklanan ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı’na değinilen açıklamada, "Program çerçevesinde atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla; ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi’nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, ‘Tek Durak Büro’ uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır" ifadelerine yer verildi.


"Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz"


Açıklama şöyle devam etti:


"İmalat sanayindeki gelişmeler ile KOBİ’lerimizin güçlendirilmesine yönelik yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir. Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı’ başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. Son dönemdeki finansal gelişmeler ele alınmış; ABD/İsrail-İran Savaşı’nın finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkileri Kurul üyeleriyle istişare edilmiştir. İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Honda Türkiye’den dev yatırım: Aliağa’da motosiklet fabrikası üretime başladı Honda Türkiye Motosiklet, yıllık 100 bin adet üretim kapasitesiyle faaliyete başladı. Gelecek dönemde 200 bin adet kapasiteye ulaşma potansiyeli bulunan tesis sayesinde Honda, hem artan talebe daha hızlı yanıt verecek hem de Türkiye’de katma değerli üretimi güçlendirecek. Honda Türkiye, İzmir Aliağa’da hayata geçirdiği motosiklet üretim fabrikasının açılışını gerçekleştirdi. Bu yatırım, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü ve uzun vadeli bağlılığının somut bir göstergesi olarak öne çıkarken; üretim, istihdam ve sürdürülebilir büyüme alanlarında önemli katkılar sunmayı hedefliyor. Yeni tesis, Honda’nın küresel üretim gücünü Türkiye’nin sanayi altyapısı ve yetkin insan kaynağıyla buluşturarak, artan mobilite ihtiyacına yerel üretimle hızlı ve etkin bir yanıt verilmesini sağlayacak. Kapasite 200 bin adede kadar çıkabilecek Açılış töreni öncesi açıklama yapan Honda Türkiye Başkan Yardımcısı Bülent Kılıçer, fabrikanın üretim kapasitesi hakkında teknik bilgiler verdi. Kılıçer, ilk etapta tek vardiya ile yıllık 100 bin adetlik üretim planladıklarını ifade ederek, "İkinci vardiyanın devreye girmesiyle toplam üretimimiz önce 150 bin, sonrasında ise 200 bin adede kadar çıkacak. Fabrikamız şu an 45 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplamda geniş bir alanda hem üretim hem de lojistik faaliyetlerini yürütecek kapasitededir" dedi. Fabrika arazisinin genişleme potansiyeline dikkat çeken Kılıçer, "Elimizde yeni yatırımlar için uygun 45 bin metrekarelik bir açık alanımız daha var. İleride potansiyele bağlı olarak bu alanı da fabrikaya dahil edip, üretim kapasitemizi 200 bin adede kadar çıkararak ihracat odaklı bir sürece geçebiliriz. Tam kapasiteye ulaştığımızda aylık 11 bin bandında bir üretim söz konusu olacak" ifadelerini kullandı. Yerli üretimle maliyetler aşağı çekilecek Yerelleşmenin müşteri için en büyük avantajının maliyet olduğunu vurgulayan Kılıçer, üretim ve lojistik sürelerinin kısalacağını belirtti. Kılıçer, "Müşterilerimiz için en önemli nokta, en düşük maliyetle ve en kısa zamanda ürüne ulaşmaktır. Yerli üretimle beraber hem lojistik süresini ciddi anlamda kısaltacağız hem de maliyetlerimizi aşağı çececeğiz. Bu durum müşteri memnuniyeti açısından bizim için en kritik iki noktadan biridir" dedi. İlk yerli model tasarruflu PCX 125 İzmir fabrikasında üretilen ilk modelin PCX 125 olduğunu açıklayan Bülent Kılıçer, "PCX 125, satışlarımızın yüzde 40’ını oluşturan, hem bireysel hem ticari kullanımda çok tercih edilen bir model. 100 kilometrede sadece 2 litrelik yakıt tüketimiyle maliyetleri aşağı çekmek isteyen kullanıcılar için kilit bir rol oynuyor. Yerli üretimle birlikte bu modele olan talebin daha da artacağına inanıyoruz" diye konuştu. Türkiye’de her 100 motosikletten 25’i Honda Türkiye’deki toplam motosiklet rakamlarının 2026 yılında 7 milyonun üzerine çıkarak rekor kırdığını belirten Kılıçer, "Honda olarak Türkiye’de yaklaşık yüzde 25-30 bandında bir pazar payımız mevcut. Geçen yılı 165 bin adetlik satışla tamamladık. Gururla söyleyebilirim ki, yaklaşık 13 yıldır Türkiye’nin en çok satan markasıyız ve yollardaki her 100 motosikletten 25 tanesi Honda imzasını taşıyor" bilgilerini paylaştı. "Türkiye’nin küresel işimizdeki önemi büyük" Açılış töreninde konuşan Honda yöneticileri, yatırım sürecinde destek veren tüm kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve iş ortaklarına teşekkür ederek, Türkiye ile birlikte büyümeye ve uzun vadeli değer üretmeye devam edeceklerini vurguladı. Törene katılan Honda Motor Europe Başkanı Hans De Jaeger, Türkiye’nin Honda için taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bu yatırım, pazara duyduğumuz güvenin, Türkiye’nin küresel işimizdeki öneminin ve uzun vadeli iş birliği ile ortak refaha olan bağlılığımızın güçlü bir göstergesidir. Bu tesisin hem Honda’nın küresel üretim ağına hem de Türkiye’nin sanayi gelişimine, istihdamına ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz." Ekonomik başarının ötesinde toplumsal fayda Honda Türkiye Başkanı Satoru Yamada ise törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin dinamik yapısına vurgu yaparak, "İzmir Aliağa’da hayata geçirdiğimiz bu üretim tesisi, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü inancının, uzun vadeli vizyonunun ve yıllar içinde inşa ettiğimiz güvene dayalı yakın ilişkinin açık bir göstergesidir. Bizim için başarıyı yalnızca ekonomik göstergelerle ölçmek yeterli değildir. Asıl önemli olan; topluma dokunan, insanların yaşamına değer katan bir etki oluşturabilmektir" dedi. Yerli üretim ve sürdürülebilir büyüme odağı Türkiye’de hızla büyüyen motosiklet pazarına paralel olarak hayata geçirilen bu yatırım, yerli üretim kapasitesini artırarak pazarın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlayacak. 45 bin metrekaresi kapalı olmak kaydı ile toplam 100 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösterecek tesis ile yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesi doğrultusunda yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlanacak. Aliağa’daki üretim tesisi; yerel tedarik zincirinin güçlendirilmesi, bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik değer oluşturması açısından kritik bir rol üstleniyor. Bilgi birikimi Türkiye’ye transfer ediliyor Honda’nın küresel çapta 24 ülkede 38 fabrikası olduğunu belirten Kılıçer, İzmir’deki yatırımın sadece bir üretim tesisi değil, aynı zamanda bir teknoloji transferi olduğunu söyledi. Kılıçer, "Honda’nın geçmişten gelen teknik bilgi birikimini (know-how) Türkiye’ye transfer ediyoruz. Bu sayede üretimimizi daha hızlı ve esnek yapabilmek adına yerel entegrasyona büyük önem vereceğiz. Yatırımlarımızı uzun dönemli ve sürdürülebilir bir ortamda devam ettireceğiz" açıklamasında bulundu. Güvenli sürüş kültürü ve sosyal sorumluluk Honda Türkiye, üretim tesisinin yanı sıra bu yatırımı, Türkiye’de güvenli, bilinçli ve sürdürülebilir bir motosiklet kültürünün gelişimi için önemli bir başlangıç olarak konumlandırıyor. Honda’nın global "Safety" yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirilen projelerle, trafik güvenliği bilincinin artırılması ve kullanıcıların eğitimine katkı sağlanması hedefleniyor. Bu kapsamda Türkiye’de 20 yıldır faaliyetlerine devam eden Honda Motosiklet Gelişim Merkezi ve eğitim programlarıyla farkındalığın artırılması amaçlanıyor. Bülent Kılıçer, "Güvenli Sürüş Merkezimizde her yıl 2 bine yakın kişiye eğitim veriyoruz. Bugüne kadar 20 binden fazla kişiye ulaştık" dedi. Ayrıca Honda Türkiye, sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma katkı sağlamayı sürdürüyor. Trafik eğitim programları ve yangınlardan etkilenen alanların yeniden ağaçlandırılmasına yönelik fidan bağışları bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. İlk model PCX 125 Haziran’da yollarda Honda Türkiye’nin İzmir Aliağa fabrikasında üretilecek ilk model olan PCX 125, haziran ayında Türkiye pazarında satışa sunulacak. Modelin satış başlangıç tarihi ve detayları ilerleyen günlerde kamuoyu ile paylaşılacak.
Eskişehir Başkan Tunç’tan Büyükşehir’e ’billboard’ tepkisi: "Bu zararı kim karşılayacak?" Eskişehir AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, Teksan bölgesinde yeni kurulan billboardların Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından sökülmeye başlanmasına tepki göstererek, sürecin şeffaflığı ile ilgili 5 kritik soru yöneltti. Başkan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Teksan bölgesinde trafiği tehlikeye düşürecek noktalara dikilen billboardların, reklamlar alındıktan sonra sökülmeye başlanmasını sert bir dille eleştirdi. Yapılan söküm işleminin kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirten Tunç, "Bu billboardlar hangi izin ve mevzuata dayanarak dikildi? Kanuna aykırı bir durum varsa neden baştan engellenmedi? Bu alanlara alınan reklamların ücretleri kim tarafından tahsil edildi, hangi hesaba gitti? Reklam veren firmalar şimdi mağdur edilirse, oluşacak zararı kim karşılayacak? Eğer uygunsuzluk varsa, neden kurulum aşamasında değil de reklamlar alındıktan sonra müdahale edildi? Şu an sadece üst yapı sökülüp şaseler yerinde bırakılıyor. Bu durum, süreç yatıştıktan sonra yeniden kurulacaklarının bir işareti mi?" şeklinde sorular yönelterek yetkililerden acil açıklama beklediklerini vurguladı. Tunç, sürecin şeffaflık ve kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirterek, yetkililerin bu konuda açık ve net bir bilgilendirme yapmasının zorunluluk olduğunu dile getirdi.