POLİTİKA - 21 Nisan 2026 Salı 17:50

Emine Erdoğan: "Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur"

A
A
A
Emine Erdoğan: "Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" dedi.


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve UNICEF iş birliğinde bir otelde "Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" toplantısı düzenlendi.


Emine Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, bu çağda tehlikelerin, çocukları sadece sokakta ya da dış dünyada değil, sınır tanımayan dijital dünyada da kuşattığını belirterek dünya genelinde internet kullanıcılarının üçte birini oluşturan çocukların, karşı karşıya olduğu risklerin alarm verici boyuta ulaştığını vurguladı. Bu meselenin, ülkelerin sınırlarını aşan, ortak çözümler üretmeyi ve birlikte hareket etmeyi zorunlu kılan küresel bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına son derece anlamlı bu toplantıda buluşturduğu için, UNICEF’e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğine kıymetli iş birlikleri için teşekkür etti.


Emine Erdoğan, günümüzde bilgi teknolojileri sayesinde çocukların yapay zeka destekli öğrenme araçları, çevrim içi eğitim platformları ve küresel bilgi ağları gibi önceki nesillerin sahip olmadığı ölçüde öğrenme ve gelişim fırsatına sahip olduklarını söyledi.



"Yılda 300 milyondan fazla çocuk çevrim içi istismar ve tacize maruz kalıyor"


Çocukların dijital dünyada bilgiye ve milyonlarca kaynağa bir ‘tık’la ulaşabildiklerini belirten Emine Erdoğan, "Ancak ne yazık ki, aynı dünyada her türlü istismar da çocuklara aynı hızda, yani bir ’tık’la ulaşıyor. Yapılan araştırmalar, küresel olarak yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede 1’e kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu ’gizli salgının’ boyutlarını açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu.


Emine Erdoğan, bugün çocukların, dijital dünyada sadece vakit geçirmediğini, bu dünyada büyüdüğünü, sosyal ilişkilerini, değerlerini ve kimliğini burada inşa ettiğini belirterek şöyle devam etti:


"Maalesef yetişkinler olarak bizler, üzerimize yapıştırılan dijital göçmen etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiş durumdayız. Çocukların yerlisi ilan edildiği dijital dünyaya sınır çizme hakkımız elimizden alındığı gibi bugüne kadar bu çerçevede atılan her adım sansür iddiasıyla maalesef engellendi. Anne babalar ne zaman endişelerini dile getirse çağın gerisinde kalmakla itham edildiler. Dijital mecralara dair düzenlemeler sosyal politikaların konusu olduğunda hükümetler baskıcı olmakla suçlandılar. Maalesef bu işin sonu, çocuk ve gençlerin, siber zorbalık, dijital bağımlılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, şiddet içerikleri, ayrımcılık ve nefret söylemleri gibi risklerle çepeçevre kuşatılmasına neden oldu. Bugün bu sınırsızlığın bedelini, çocukların ruhsal, zihinsel, bilişsel, sosyal ve fiziksel gelişimlerinde ortaya çıkan hasarlarla ödüyoruz."



‘Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalamaya davet etti


Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekranlara gömülü olarak geçirdiklerine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Sosyal medyayla ve bilgisayar oyunlarıyla dolu 8,5 saate varan ekran süresi, dijital bir bitkisel hayat demek" dedi.


Emine Erdoğan, Türkiye olarak, çocukları korumak için önemli adımlar attıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:


"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın hayata geçirdiği ’Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı’ ile meseleye bütüncül bir stratejiyle yaklaşıyoruz. Ayrıca yine Bakanlığımızın hazırladığı ’Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’, çocukların dijital ortamlarda korunmasını, desteklenmesini ve güçlendirilmesini hedefleyen, uluslararası ölçekte ortaya konmuş önemli bir çağrıdır. Bu vesileyle tüm paydaşları bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Unutmayalım ki, dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur."


Küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan yasal düzenlemelerin Avusturalya, Fransa, Danimarka gibi birçok ülkenin gündeminde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, "Ne mutlu ki bu konuda adeta küresel bir uyanış var. Ülkemizde de çocukların yaşlarına uygun sosyal medya ve oyun içeriklerine erişimini sağlayacak düzenlemeleri içeren kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Bu çerçevede, 15 yaşını doldurmamış çocuklarımızın sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması, 15 yaşını doldurmuş gençlerimiz için ise yaşlarına uygun ayrıştırılmış hizmetler ile ebeveyn kontrol araçlarının sunulması planlanıyor" diye konuştu.



"Sağlam sınırlara ihtiyacımız var"


Dijital ortamları çocuklar için güvenli ve onların eğitim hayatlarına katkı sunan faydalı bir mecra yapma hedeflerinde, aileleri en önemli paydaş olarak gördüğünü bildiren Emine Erdoğan, "Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın tekinsiz arka sokaklarından çekip çıkaracak ve onları geleceği omuzlayacak güçlü ve şuurlu gençler olarak yetiştireceksek bunu ebeveynlerle el ele vererek yapmalıyız" dedi.


Emine Erdoğan, bu işin birkaç formülü olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bunların ilki, dijitalleşmeyle yıkılan sınırların yeniden inşa edilmesidir. Zira, çağımızda insanlığın içinden çıkamadığı birçok sorunun temelinde, sınırsızlığın özgürlükle bir tutulması yatıyor. Halbuki gerçek özgürlük, başıboş bir istediğini yapabilme gücü değil, insanın her şeyden önce eleştirel düşünebilmesidir. Aklını, zihnini, ruhunu istila edecek unsurlara karşı sınır çizebilmesidir. Güzel bir sözde denir ki, ilacı zehirden ayıran dozudur. Yani teknoloji, sağladığı faydalarla insanlığı ileri taşıma potansiyeline sahipken kontrolsüz bırakıldığı takdirde insanlığın geleceğini tehdit edebilir. Aynı şekilde dijitalleşme, iş süreçlerinden günlük yaşama kadar pek çok alanda verimliliği artırırken, eğer ipin ucu kaçarsa çocuklarımızın hayatı bir anda dijital dadılarla, dijital arkadaşlarla, dijital oyun parklarıyla istila edilebilir. İşte bu yüzden sağlam sınırlara ihtiyacımız var."



"Aile, hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımız"


Her anne babanın bu işin dinamiklerini, nerede sınır çizilmesi gerektiğini çok iyi bildiğinden emin olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti:


"Çünkü ebeveynlik, dünyanın en eski mesleğidir. Bugün bir çocuk kalkıp gece yarısı tek başına sokağa çıkmak istese ona izin verir miyiz? Hiç tanımadığı birinin onu elinden tutup götürmesine göz yumar mıyız? Ya da kumar oynamasına, sapkın propagandalara maruz kalmasına, hayatını riske atacak bir işe kalkışmasına razı gelir miyiz? Bunların tümüne ortak cevabımız elbette ki ’Hayır’ olacaktır. O halde çocuklarımızın dijital ortamlarda da aynı tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğini unutmadan, onlara güvenli sınırlar çizelim. Keza eğitimcilerimiz de gerçek özgürlüğün teminatı olan sınırların mimarı ve koruyucularıdır. İnanıyorum ki ortak bir anlayış ve güçlü bir işbirliğiyle çocuklara dijital okuryazarlık becerisi kazandırarak, onları sınırlarla barıştırarak, mevcut gidişata yeni bir yön verebiliriz. Dijital ortamları çocuklar için güvenli hale getirecek bir diğer çözüm de güçlendirilmiş aile içi iletişimdir. O halde göz göze, gönül gönüle, yüz yüze iletişim kurmaktan, ailece birlikte vakit geçirmekten vazgeçmeyelim. Şu bir gerçek ki aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımızdır."


Toplantıda gerçekleştirilecek fikir teatisini çok önemli bulduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, toplantıda iyi uygulamaları paylaşacaklarını, ortak projeler geliştireceklerini ve teknoloji şirketlerini çocuk güvenliği konusunda daha yüksek standartlar uygulamaya teşvik edeceklerini söyledi.


Emine Erdoğan, bu çabalarının, ebeveynlere yönelik küresel kampanyaların düzenlenmesi ve gençlerin dijital becerilerini artıracak programların desteklenmesi gibi çocuklar için çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığını belirterek Türkiye olarak, bu ortak hedef doğrultusunda her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduklarını bildirdi. Konuşmasının ardından Emine Erdoğan’a, bir çocuk tarafından "dijital dünya kafesinden kurtuluşu" anlatan bir resim tablosu hediye edildi. Program, aile fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi.


Türkiye’de 15 yaş altı çocuklara yönelik getirilen sosyal medya düzenlemesine ilişkin kamu spotunun gösterildiği programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Avusturya Avrupa Birliği, Entegrasyon ve Aileden Sorumlu Federal Bakanı Claudia Bauer, Karadağ Sosyal Refah, Aile Bakımı ve Demografi Bakanı Damir Gutic, Nijerya Kadın İşleri ve Sosyal Kalkınma Bakanı İmaan Sulaiman İbrahim, Tunus Aile, Kadın, Çocuk ve Yaşlılar Bakanı Asma Jabri, Sırbistan Kadın-Erkek Eşitliği, Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi ile Kadınların Ekonomik ve Siyasi Güçlenmesinden Sorumlu Bakanı Tatjana Macura, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya ve Kürşad Zorlu, BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Regina De Dominicis, Türkmenistan Çalışma ve Nüfusu Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk Sorunları Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Mısır Ulusal Kadın Konseyi Başkanı Maya Morsy, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Sosyal Korumadan Sorumlu Danışmanı ve Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Direktörü Mansurbek Polvonzoda Olloyorov, Suudi Arabistan Aile İşleri Konseyi Genel Sekreter İcra Asistanı Haya Almaqwashi, bazı milletvekilleri, bakan yardımcıları ile gazete ve televizyonların temsilcileri katıldı.



Emine Erdoğan: "Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla Gelişim Derneği’nin hedefi ‘Hipodrom Projesi’ni hayata geçirmek Muğla’da gönüllülük temelli çalışmalar yürüten Muğla Gelişim Platformu, dernekleşerek resmi açılışını gerçekleştirdi. Yoğun katılımla düzenlenen tanıtım toplantısında hipodrom projesi ve kent için yeni hedefler kamuoyuyla paylaşıldı. Muğla’da 2015 yılından bu yana gönüllülük esasıyla faaliyet gösteren Muğla Gelişim Platformu, kurumsallaşma sürecini tamamlayarak "Muğla Gelişim Derneği" olarak resmi açılışını gerçekleştirdi. MUTSO Konferans Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısına kent protokolü, siyasi parti temsilcileri ve iş dünyası yoğun ilgi gösterdi. Toplantıya; Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal, TJK Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkan, AK Parti, CHP ve MHP il ve ilçe başkanları ile çok sayıda STK temsilcisi katıldı. Burak Nizamoğlu: "Siyaset üstü bir yapıyla Muğla için çalışıyoruz" Dernek Başkanı Burak Nizamoğlu, 11 yıl önce bir arkadaş grubuyla başlayan yolculuğun bugün profesyonel bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Farklı siyasi görüşlerin ve meslek gruplarının bir araya gelmesinin büyük bir zenginlik olduğunu vurgulayan Nizamoğlu, "En önemli hedefimiz, Muğla’nın ihtiyaçlarına cevap verecek olan hipodrom projesini hayata geçirmek ve eğitim alanında öğretmenlerimize destek olmaktır" dedi. Gonca Köksal Aras: "Ortak akıl kentimizi güçlendirecek" Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ise platformun dernekleşme sürecini "önemli bir dönüşüm" olarak nitelendirdi. Köksal, "Muğla için ne yapabiliriz sorusu etrafında birleşen bu yapının, yerel yönetimlerle iş birliği içinde kentimize büyük değer katacağına inanıyorum" şeklinde konuştu. Tören, derneğin yönetim kurulu üyelerinin tanıtılması ve projelere dair görüş alışverişinde bulunulmasıyla sona erdi. Ahmet Aras, "Geleceğe kalıcı eserler bırakmalıyız" Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, sivil toplum kuruluşlarının önemine dikkat çekerek hipodrom projesine tam destek verdi. Aras, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Saman alevi gibi uçup gitmeyen, kalıcı projelerle uğraşmak zorundayız. Hipodrom projesi, kadim tarihimizle bağımızı güçlendirecek ve gençlerimizi teknoloji bağımlılığı gibi tehditlerden uzaklaştıracak bir çalışma olacaktır. Belediyemizin tüm imkânlarıyla bu projenin arkasındayız"
Bilecik Okul tuvaletinde silah ve tehdit notu bulundu Bilecik’te bir okulun tuvaletinde temizlik yapan görevliler kızlar tuvaletinde saklanmış kurusıkı tabanca ve tehdit notu buldu. Olay, geçtiğimiz gün Bilecik’in Bozüyük ilçesinde eğitim veren Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu’nda meydana geldi. Okulun kız öğrencilerine kullandığı tuvalette temizlik yapan görevli, gizlenmiş bir kurusıkı tabanca ile bir kağıt parçasına yazılmış notu fark etti. Durumun vakit kaybetmeksizin okul idaresine bildirilmesi üzerine eğitim kurumuna çok sayıda polis ekibi yönlendirildi. Olay yerine ulaşan emniyet birimlerinin yaptığı ilk teknik incelemede, ele geçirilen notta okul müdürü ve bazı öğrencilere yönelik doğrudan tehdit ifadelerinin yer aldığı tespit edildi. Delil niteliği taşıyan kurusıkı silaha el konuldu. Uzman ekipler, hem materyaller üzerinde parmak izi çalışması başlattı hem de failin kimliğini belirlemek amacıyla güvenlik kamera kayıtlarını mercek altına aldı. Olayın ardından velilere mesaj gönderildi Yaşanan olay sonrası okul yönetimi tarafından velilere, "Değerli velilerimiz, okulumuzda 20 Nisan 2026 tarihinde yürütülen rutin denetim ve kontroller sırasında, güvenlik prosedürlerimiz gereği titizlikle üzerinde durduğumuz bazı bulgulara rastlanmış, konu hiçbir gecikmeye mahal verilmeden ivedilikle emniyet birimlerimize intikal ettirilmiştir. İlçe Milli Eğitim Müdürümüzün de okulumuzu bizzat ziyaret ederek koordine ettiği süreçte; emniyet ekiplerimiz gerekli tüm teknik incelemeleri büyük bir hassasiyetle yürütmektedir. Tüm birimlerimiz, evlatlarımızın huzuru ve güvenliği için her türlü detayı en küçük ayrıntısına kadar ele almaya devam etmektedir. Bu hassas süreçte, tedbir amaçlı olarak çocuklarını eve götürmek veya izin yazdırmak isteyen velilerimize okul idaremiz tarafından her türlü kolaylık sağlanacaktır. Resmi kanallar dışındaki bilgilere itibar etmemenizi rica eder, çocuklarımızın güvenliğinin bizler için her şeyden önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz" şeklinde cep telefonu mesajı gönderildi.
İstanbul Böcek ailesi davasında sanıklar hakim karşısına çıktı İstanbul’da 4 kişilik Böcek ailesinin zehirlenme şüphesiyle ölümüne ilişkin davada 6 sanık hakim karşısına çıktı. Tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti’nin tahliyesine hükmeden mahkeme, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı erteledi. Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme, dosyayı mütalaaya gönderdi. Tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti’nin tahliyesine hükmeden mahkeme, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşma sonrası ailenin avukatı Yaşar Balcı, Baba Yılmaz Böcek ve Anne Cemile Yılmaz İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklamalarda bulundu. "Bunlar sadece üzerindeki baskıyı, suçu birbirinin üzerine atıyorlar" Oğlunu, gelini ve iki torunun kaybeden baba Yılmaz Böcek, "Bunlar sadece üzerindeki baskıyı, suçu birbirinin üzerine atıyorlar. ’Yok efendim ben bilmiyordum, gününü hatırlamıyorum, tarihini hatırlamıyorum, çok kısa bir zaman çalıştım’ diyor. Diğeri ’Emir komutayı başkasından aldım’ diyor. Siz bu firmayı açmışsınız, yönetiyorsunuz, bu firma sizin adınıza kayıtlı. Siz zehirli bir kimyasal madde kullanıyorsunuz haşerelere karşı ve bunları yapan işçilerin hiçbir yetkisi yok, hiçbir belgesi yok. Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Sadece kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Tabii ki suçlusunuz. ’Tamam biz hata yaptık’ deyin, ama o yürek yok. Adalet mutlaka yerini bulacaktır " dedi. Yılmaz Böcek, "Adli tıpı suçluyorlar. Yok işte bizim müvekkillerimiz suçsuz. Baktılar işin işinden çıkmıyorlar her şeyi pandemiye bağladılar. Kendilerini kurtarmak için yalan söylüyorlar. Yani gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar" ifadelerini kullandı. "Ömür boyu ceza alsınlar" Adalet istediklerini söyleyen anne Cemile Yılmaz ise, "Ömür boyu ceza alsınlar. Benim gencecik oğlum, torunlarım, gelinim; ilaçladılar içeriye koydular. Gereken cezayı versinler, benim istediğim bu. Benim çocuklarımın suçu neydi? Torunlarım 3 yaşında, 6 yaşında. Ne gerekiyorsa yapılsın, benim istediğim bu" şeklinde konuştu. Duruşmada sanıkların suçtan kurtulmak için birtakım iddialar ortaya attığını söyleyen Avukat Yaşar Balcı, "Bugün ilk duruşma yapıldı. Duruşmada sanıklar suçtan kurtulmaya yönelik birtakım iddialar ortaya attılar fakat mahkeme bunları dikkate almadı. Tutukluluklarının devamına ilişkin bir karar verdi ve dosyayı mütalaaya hazırlanması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi etti. Sadece dosya kapsamında resepsiyonda görevli olan, kapıyı kilitleyen yabancı uyruklu bir şahıs var, onunla ilgili tahliye kararı verdi. Duruşmayı da 26 Haziran saat 10:30’a erteledi" diye konuştu. "Biz yüce Türk adaletine güveniyoruz" Adalete güvendiklerine değinen Balcı, "Biz yüce Türk adaletine güveniyoruz, bizim de birtakım taleplerimiz oldu bu olaylarla ilgili. Bunlara ilişkin de bir değerlendirme yapıldı mahkemede. Mütalaayı hazırladıktan sonra savcı, biz de bunlara ilişkin beyanlarımızda bulunacağız. Tabii bizim daha önce de izah ettiğim gibi öncelikle hedefimiz adaletin yerini bulması, hak ettiği cezayı sanıkların alması. Çok ciddi ihmaller zinciri var burada, bir aile yok oldu. Bununla ilgili özellikle olası kasttan mahkemenin bir değerlendirme yapacağı inancındayım. Adalete de güveniyoruz, suçluların cezalandırılmasını istiyoruz" diye konuştu.
Manisa Mesir Ticaret Fuarı kapılarını 32’nci kez açtı Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında yer alan Manisa Mesir Ticaret Fuarı, kapılarını 32’nci kez açtı. Açılış töreninde konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın 7 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin ekonomi devleri arasında yer aldığını ve Ege’nin parlayan yıldızı olmaya devam ettiğini vurguladı. 486’ncı Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında, bu yıl 32’nci kez düzenlenen Manisa Mesir Ticaret Fuarı törenle açıldı. Manisa Büyükşehir Belediyesi Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen açılışa Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP İl Başkanı İlksen Özalper, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcıları Ulaş Aydın, Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Ahmet Ata Temiz ve Erk Kayabaş, Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Fuarın açılış konuşmasını TACT fuar Yönetim Kurulu Başkanı Didem Simsaroğlu yaptı. Manisa Valisi Vahdettin Özkan, fuarın 32 yıldır festival havasında geçerek şehrin yaşam kalitesini ve ekonomik göstergelerini iyileştirdiğini belirtti. Bu dayanışmanın üretimi teşvik eden bir mahiyette olduğunu söyleyen Vali Özkan, organizasyonun küresel rekabet gücü açısından büyük bir girdi sağladığını ifade etti. Özkan, haftanın sanat ve şifa dolu geçmesini diledi. "Manisa Ege’nin parlayan yıldızı olmaya devam ediyor" Manisa’nın 486 yıllık köklü geleneğini, şehrin ekonomik vizyonuyla birleştirdiklerini dile getiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Geçtiğimiz yıl 300 bin ziyaretçiyi ağırlayarak çıtayı çok yükseğe taşıyan bu fuar, yalnızca Manisa’nın değil, Türkiye’nin ticaret ve sanayi kalbi olduğunun en somut örneğidir. Ekonomik veriler bizlere rakamların ötesinde bir gerçeği, Manisa’nın sarsılmaz üretim iradesini fısıldıyor. Bugün Manisa; 7 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin ekonomi devleri arasındaki yerini koruyan, Ege’nin parlayan yıldızı olmaya devam eden bir şehirdir. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak; sanayicimizin, ihracatçımızın ve esnafımızın her zaman en güçlü yol arkadaşı olmaya kararlıyız. Hepimizin ortak hedefi Manisa’mızın üretimdeki öncü rolünü pekiştirmek ve bu bereketli toprakların gücünü dünya pazarlarında en üst sıralara taşımaktır" ifadelerini kullandı. Başkan Dutlulu, ortak akıl ve işbirliğine vurgu yaptı Yönetim anlayışlarının merkezinde ‘Ortak Akıl’ olduğunu vurgulayan Başkan Dutlulu, "Manisa hızla büyüyor. Biz bu büyümeyi trafikten imara, otoparktan sanayi alanlarına kadar doğru planlamak zorundayız. Hedefimiz; Ticaret Odalarımızla, OSB’lerimizle, Esnaf Odalarımızla, Ziraat Odalarımızla ve tüm iş dünyası temsilcilerimizle birlikte bir Beyin Takımı kurmaktır. Bu birliktelik, sadece kağıt üzerinde kalan bir yapı değil, Manisa’nın geleceği için yol haritası çizen, şehrin geleceğini belirleyen bir koordinasyon merkezi olacaktır. Şehrimizin jeopolitik avantajlarını kalkınmaya dönüştürmek, yatırımcılarımızın sorunlarına hızlı çözümler üretmek ve bürokrasiyi azaltarak istihdamı artırmak ancak bu güçlü iş birliğiyle mümkündür" diye konuştu. "Yerel ekonomimize ve esnafımıza can suyu oluyor" 486’ncı yaşı kutlanan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’ni ‘Yaşayan Festival’ konseptiyle kent geneline yaydıklarını söyleyen Başkan Dutlulu, "Mesir coşkusunu sadece bir saçım töreniyle sınırlı tutmayıp; fuarlarla, gastronomiyle, sanatla ve sporla harmanladık. Bu büyük organizasyon sayesinde şehrimize gelen binlerce misafirimiz, yerel ekonomimize ve esnafımıza can suyu oluyor. Ben, bu büyük organizasyonun 32 yıldır kesintisiz sürmesinde emeği geçen, bu bayrağı bugüne taşıyan tüm kurumlarımıza ve emektarlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Fuarımızda yer alan tüm firmalarımıza bereketli kazançlar; ziyaretçilerimize ise Manisa’nın üretim gücünü tamamen hissedecekleri verimli bir fuar diliyorum" dedi. Açılışta konuşan Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, fuarların geniş kitlelere ulaşma gücüne vurgu yaptı. Laleli’de bir çadırda başlayan sürecin modern bir ticaret merkezine dönüştüğünü belirten Tanık, bu başarının büyüyerek devam etmesini temenni ettiğini dile getirdi. Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Mesir’in şehir kimliğiyle olan kopmaz bağına dikkat çekerek, "Mesir demek, Manisa demek" dedi. Bu etkinliğin şehrin en önemli yüz akı projelerinden biri olduğunu ifade eden Balaban, Manisa’nın bir hafta boyunca güzelliklerle anılacağını vurguladı. Balaban, tüm vatandaşları bu coşkuya ortak olmaya davet etti. Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Mesir Festivali ve Ticaret Fuarı’nın şehrin üretim gücünü dünyaya anlatan iki kıymetli marka olduğunu söyledi. Bu organizasyonları daha ileriye taşımak için var güçleriyle çalışacaklarını belirten Şimşek, hedeflerinin Manisa’yı her yönüyle güçlü bir marka şehir haline getirmek olduğunu ifade etti. Şimşek, bu mirasın kültürel ve ekonomik önemine değindi. Konuşmaların ardından protokol üyelerinin katılımıyla 32. Manisa Mesir Ticaret Fuarı’nın açılış kurdelesi kesildi. Ardından stantları ziyaret eden protokol üyeleri, firmalardan ürünler hakkında bilgi aldı.