ASAYİŞ - 12 Mart 2026 Perşembe 14:49

Eşinin yüzünü kestiği iddia edilen polis memurunun davasında görevsizlik kararı

A
A
A
Eşinin yüzünü kestiği iddia edilen polis memurunun davasında görevsizlik kararı

Ankara’da boşanmak isteyen eşi Fatma Çakmak’ı yüzünden yaraladığı iddiasıyla tutuklu yargılanan polis memuru Yasin Çakmak’ın davasında mahkeme, görevsizlik kararı vererek dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.


Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davada müşteki sanık Yasin Çakmak ve taraf avukatları hazır bulunurken, müşteki sanık Fatma Çakmak SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile bağlandı. Mahkeme hakimi yargılamanın başladığını bildirirken müşteki sanık Yasin Çakmak’a söz verdi.


"Kirli sepetine eğildiğimde içinde bir telefon olduğunu gördüm"


Müşteki sanık Çakmak, "Akşam yemeğini ben hazırladım. Çocuklarım ve eşimle birlikte yemeğimizi yedik. Yedikten sonra eşim tuvalete gideceğini ve uzun süre kalma durumu olduğunu belirtmişti. Ben de ‘Tamam, gidebilirsin’ dedim. Daha sonra odaya geçtim. Odayı temizlerken aradan 45-50 dakika kadar bir zaman geçti. Daha sonra ben odayı temizlediğim için elimdeki kirli bezleri ve çoraplarımı çıkarıp banyodaki kirli sepetine atmak istedim. Kirli sepetine eğildiğimde içinde bir telefon olduğunu gördüm. Şaşırdım. Telefonu aldım, baktım. Telefonun daha önce eşimin telefonu bozulduğu için arkadaşından idareten, kullanması için aldığı telefon olduğunu gördüm" dedi.


"Eşim silahı bana doğrulttu"


Gördüğü mesajlar karşısında şoke olduğunu iddia eden Çakmak, "Ses kaydına bastığımda ses eşimin sesiydi. Karşı tarafa kendisinin kraliçe arısı olduğunu söylüyor. Aynı bu şekilde yazıyor. Şok oldum. Banyodan çıkarken elim ayağım titredi. Telefon elimde banyodan çıktım. Hâlen de eşimin bunu yaptığına inanamıyorum, ses kaydına rağmen. Bu telefonun banyoda ne işi olduğunu sordum. ‘Çabuk o telefonu bana ver. Sakın açıp içine bakma. İçine bakamazsın’ dedi. Baktım, eli ayağı titremeye başladı. Artık konuşamaz hâle geldi. Ben ‘Mutfağa geçelim, su iç’ diye söyledim ve mutfağa doğru yöneldim. Mutfağa girdiğimizde su içmek yerine bıçakların bulunduğu çekmeceye yöneldi. Oradan bıçağı aldı ve bana doğru, ‘O telefonu bana vereceksin’ dedi. ‘Vermem’ dedim. Ben de elimle müdahale ettim, elime bıçak saplandı. Bir yandan bıçağı almaya çalışıyorum ve bu olaya benim otizmli oğlumda şahit. Elimin kanamasını tutarken içeride silahı aradığını duydum. ‘Silah nerede? Nereye koydu silahı?’ diye söylendiğini duyunca ben hemen orada yerde bulunan tırnak makasını aldım. Onunla kapının kilidini açmaya çalıştım ama açamadım. Artık silahı bulacak korkusuyla silahın kurma sesini duydum. Bunu duyunca kapıyı kırmak zorunda kaldım. İçeriye girdiğimde bir şok daha yaşadım. Eşim silahı bana doğrulttu. Benim kendi silahım, beylik silahım. Şok oldum. Artık ne yapacağımı şaşırdım. Daha sonra hemen eli tetikte olmadığını fark edince silaha doğru davrandım. Orada bir boğuşmaya girdik ama bilincim yoktu. Ne yaptığımı bilmiyorum. Silahı almaya çalışıyorum. Çünkü oğlumun peşinde geziyor. Mücadele veriyorum. ‘Silahı bırak’ dedim, bırakmıyor. Zar zor silahı elinden almayı başardım. Ben ilk odaya girdiğimde silahı aldığımda da beni vuracak korkusu yoktu. İntihar edecek korkusu vardı. Çünkü bu yazışmalar gerçekten çok ciddiydi" diye konuştu.


Çakmak eşinden şikayetçi olduğunu ifade etti.


Sonrasında silahı eşinin elinden aldığını ifade eden Çakmak, "Silahın hemen şarjörünü çıkarttım, ağzındaki mermiyi çıkarttım. O arada komşular gelmiş oldu, komşularla beraber aşağıya indim. Daha sonra aşağıya indiğimde ambulans ve polis arabası vardı. Eşim beşinci kattan aşağıya kendisi yürüyerek indi. Yani burada dediği gibi bilincinin kapalı olduğu bir durum yok. Ben burada bir aile katliamını önledim. Ben bıçağı elinden aldım, kendisine zarar vermedim. Bıçakla verebilirdim, vermedim. Silahı aldım, silahla zarar vermedim. Ben burada aldatıldım ve benim ailemin temelini, direğini yıktı" dedi.


Müşteki sanık Fatma Çakmak ise şu beyanlarda bulundu:


"Sanık benim eşim olur. Olay tarihinde eve geldiğinde yemeği beğenmediği için yemek yapmak istedi. Üzerinde bir gerginlik olduğunu fark ettim. ‘Sen Kades’i mi yükledin?’ dedi. Telefonumu cebime koydu. Boşanmak istediğimi söyledim. Bana çok sert bir tokat attı. Bana saldıracağını anladım, o sebeple mutfağa gittim. Tezgâhın üzerindeki bıçağı kendimi savunmak için aldım. Bıçağı elimden aldı. ‘Sen kimsin, benden boşanacaksın?’ diye sözler söyledi. Bıçakla kendi elini yaraladı, kan akmaya başladı. Oğlumuz bunu görünce çok korktu. Daha sonra beni yatak odasına götürdü. Silahını çıkardı. Önce şarjörü elime almamı söyledi. Kurşunu takmam için zorladı. Silahın her yerine dokunmamı söyledi. Silahı şakağıma dayamamı söyledi. Sonra çocuğum gelince kapıyı kilitledim. Sanık kapıyı kırdı. Beni darp etmesi üzerine bayılmışım. Beni öldürme kastıyla hareket etti. Yüzümde 60 tane dikiş vardı. Yüzümü jiletle kestiğini gördüm. Yanaklarımda hâlâ izler vardır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum."


Fatma Çakmak’ın avukatları, ‘Kadına karşı nitelikli kasten yaralama’ ve ‘tehdit’ suçlarından yargılanan sanık Çakmak’ın eylemlerinin ‘öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğunu ve ağır ceza mahkemesinde yargılanması gerektiğini savunarak, mahkemeden dosyaya görevsizlik kararı verilmesini talep etti.


Sanıkların ardından mahkeme hakimi tanık dinleneceğini bildirdi.


Olay gecesini anlatan tanık komşu Z.E., "Olay gecesi 23.00’dan sonra çocuk kapıyı çaldı, ‘yardım edin’ dedi. Eşim önce gitti, ben de ardından gittim. Yatak odasındaydılar, Fatma yataktaydı Yasin sırtı dönük bir şekilde üzerine eğilmiş haldeydi. Eşim Yasin’i almaya çalışıyordu. Diğer komşu geldi, Yasin’i uzaklaştırdılar. Fatma’nın yanına gittik yüzü kan içindeydi. ‘Telefonum nerde’ dedi. Nerde olduğunu bilmediğimi söyledim. Bir süre sonra sağlık ekipleri geldi. Yatak odasında müdahale ettiler. Sonrasında Fatma aşağı indi" diye konuştu.


Beyanların ardından mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, sanığa atfedilen eylemin, ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturabileceği değerlendirmesinde bulunarak, bu nedenle dosyanın görevsizlik kararı verilerek ağır ceza mahkemesine gönderilmesi ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, dosya hakkında görevsizlik kararı vererek ağır ceza mahkemesine gönderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.


‘Olayın geçmişi’


Ankara’da 12 Ocak’ta polis memuru olarak görev yapan Yasin Çakmak (44), eşi Fatma Çakmak’ın (36) yüzünü keserek ağır şekilde yaraladı. Olay sonrası ifadesi alınan Yasin Çakmak serbest bırakıldı. Fatma Çakmak ise tedavisinin ardından ailesinin yaşadığı Şanlıurfa’ya giderek bir basın toplantısı düzenledi ve yardım çağrısında bulundu. Fatma Çakmak’ın açıklamalarının ardından şüpheli Yasin Çakmak gözaltına alındı. Çakmak, ifade işlemlerinin ardından, 17 Ocak’ta tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın tamamlanmasıyla iddianame hazırlandı. Savcılık, Yasin Çakmak hakkında ‘kadına karşı nitelikli kasten yaralama’ ve ‘tehdit’ suçlarından 15 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ederken; Fatma Çakmak hakkında ise eşini bıçakla hafif şekilde yaraladığı gerekçesiyle ‘eşe karşı kasten yaralama’ suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası istedi. İddianame Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilerek dava açıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Pendik’te otopark kavgasında hayatını kaybeden Hüseyin Teke son yolculuğuna uğurlandı Pendik’te komşusuyla arasında çıkan otopark tartışmasında kızının gözü önünde silahla vurularak hayatını kaybeden Hüseyin Teke (44), düzenlenen cenaze namazıyla birlikte gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlandı. Olay, 23 Mart akşamı Bahçelievler Mahallesi’nde meydana gelmiş, bina otoparkına araç park edilmesi nedeniyle çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüşmüştü. Yaşanan arbede sırasında 11 yaşındaki kızının yanında silahla vurulan Teke, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Hayatını kaybeden Hüseyin Teke için Çınardere Mahallesi Erenler Camii’nde öğle namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Kılınan cenaze namazının ardından Teke’nin naaşı Kurtköy Mezarlığı’na defnedildi. Cenaze törenine ailesi, yakınları ve çok sayıda seveni katıldı. "Çocuklarım babalarının öldüğünü kabullenemiyor" Gözyaşları içinde toprağa verilen Hüseyin Teke’nin eşi Fatma Teke, "Eşim gözümün önünde vuruldu. O anı çocuklarım da gördü ve psikolojik olarak çok etkilendiler. Kızım hala o anı gözünün önünden çıkaramıyor, eve girmek istemiyor. Babasının öldüğünü kabullenemiyorlar. Çocuklarımın durumu çok kötü" dedi. Murat Uçar, "Çok değerli bir insanı kaybettik. İş hayatında ve çevresinde sevilen, iyi niyetli ve herkese faydası dokunan biriydi. Hem yönetici hem de rehber olarak bizlere çok şey kattı. Onun mirasına sahip çıkacağız. Sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Sosyal medyada yer alan asılsız haberlere itibar edilmemelidir" ifadelerine yer verdi. Teke’nin arkadaşı Devir Şeker ise, "Arbede sırasında yaralandığını biliyoruz. Sürecin adliyeden sonra netleşeceğini düşünüyoruz. Adalete güveniyoruz ve gerekenin yapılacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.