ÇEVRE - 25 Eylül 2023 Pazartesi 12:12

Eymir Kuş Halkalama İstasyonu’nda 5 yılda 12 bin kuş halkalandı

A
A
A

Eymir Kuş Halkalama İstasyonu’nda 2018 yılından itibaren 85 türden 12 bin kuş halkalandı. Halkalanan kuşlar gözlemlenerek iklim değişikliğine ilişkin veriler elde ediliyor.

Ankara’daki Eymir Kuş Halkalama İstasyonu’nda 2018’den bu yana 85 türden 12 bin kuş halkalındı. Türkiye'de kuş halkalama çalışmaları ise Samsun'daki Cernek, Iğdır'daki Aras, Ankara'daki Eymir ve Antalya'daki Boğazkent istasyonlarında aktif olarak sürüyor. Kuşların göç yolculuğuna başladıkları bu günlerde başkentin merkezinde bulunan Ankara Üniversitesi (AÜ), ODTÜ ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğinde, Ornithological Society for the Middle East ise ayrıca öğrencilerin kuşlar üzerine çalışmalarına destek veriyor. İstasyonda kuş göçlerini ve sayılarındaki değişiklikleri takip etmek amacıyla halkalama yapılıyor. Ağlara takılan kuşlar, halkacı tarafından alınarak kayıt altına alınıyor. Halkacı tarafından kuşların türü, yaşı, cinsiyeti, kanat uzunluğu ve gaga uzunluğu kayıt altına alınıyor. Daha sonra, kuşların, sağlık kontrolleri yapılarak bacaklarına alüminyum halkalar takılan kuşlar doğaya salınıyor. Kuşların göç yolları ve kuşlar sayesinde iklim değişikliğine ilişkin veriler toplanıyor. Kuş Halkama İstasyonu’na ise Türkiye'deki pek çok üniversiteden gönüllü öğrenciler geliyor. Ayrıca deprem bölgesindeki üniversitelerden de öğrenciler çalışmalara katılıyor.

AÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Arzu Gürsoy Ergen, kuş çalışmalarına ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Arzu Gürsoy Ergen çalışmalarına 2018 yılında başladıklarını, ama çalışmaların 2002 yılına dayandığını belirtti. Ergen, 2018 yılından beri her ilkbahar ve sonbaharda kuş halkalama çalışmalarını düzenli olarak yürüttüklerini ifade etti.

Şu ana kadar 32 farklı üniversiteden gönüllü öğrenci geldiğini söyleyen Ergen, “Eymir ornitoloji araştırma merkezi Ankara Üniversitesi (AÜ), ODTÜ ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün ortaklaşa imzaladığı bir protokol çerçevesinde yürütülüyor. Bu çalışma öğrencilerin gönüllük usulüne olarak çalışan bir istasyon. Biz Türkiye’deki her üniversiteyle iletişim halindeyiz. Şu ana kadar 32 farklı üniversiteden gönüllü öğrencimiz geldi” diye konuştu.

Eymir Kuş Halkalama İstasyonu’ndaki çalışmalar hakkında bilgiler veren Ergen, “Biz burada sonbahar ve ilkbaharda 6’şar hafta olmak üzere çalışmalarımızı yürütüyoruz. İlkbahar ve sonbahar göçü çalışmalarını her hafta Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden lisanslı bir uzman halkacımızın eşliğinde 5 gönüllü öğrencimizle çalışıyoruz. 4 gönüllü öğrencimiz farklı üniversitelerden geliyor. 1 gönüllü öğrencimizi de deprem bölgesindeki üniversitelerden özellikle talep ediyoruz. Düzenli olarak gelen öğrencilerimiz de var. Bu öğrencilerimiz ne yapacaklarını biliyorlar ama ilk defa bir öğrenci geliyor ise öncelikli olarak bu öğrencimize alanı tanıtıyoruz. Çünkü 9 hektarlık bir alan bu alanın farklı bölgelerine kurulmuş 24 tane ağımız var. Düzenli olarak gün doğumundan gün batımına kadar ağların kontrol edilmesi gerekiyor. Her saat başı yapılıyor kontrollerimiz. Bu günde 14 farklı kontrol anlamına geliyor. Gelen öğrencilerimize öncelik olarak bu parkuru tanıtıyoruz. Daha sonra bu öğrencilere ağlardan nasıl güvenli bir şekilde kuşları çıkaracaklarını öğretiyoruz. Bilimsel çalışma yaparken amacımız başka bir canlının yaşam hakkına da müdahale etmeden yapıyoruz. Ağlardan çıkarıldıktan sonra istasyona nasıl getirilir bunları öğretiyoruz. Daha sonra ise halkacımızın aldığı bazı ölçüler var. Kuşun halkasının takılması, kanat, kuyruk gibi ölçüler var. Bunlarında bir deftere yazılması gerekiyor. Buraya gelen gönüllü öğrencilerde defterlerinde tutulmasından da sorumlu oluyorlar. Bütün öğrenciler buraya ilk geldikleri günden beri ne yapacaklarını nasıl yapacaklarını hangi düzende yapacaklarını, istasyon sorumluları tarafından öğretiliyor” şeklinde konuştu.

“İlkbaharda bin, bin 200 civarı iken sonbaharda ise 2 bin 500’e kadar çıkabiliyor” diyen Ergen sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"İlkbaharda daha az kuşla irtibatımız oluyor. Çünkü ilkbahar göçünde üreme alanlarına gidecek göçmen türler hızlı hızlı göç ediyor. Bu alanı kısa süreçlerde kullanıyorlar. Sonbaharda ise kuzeyden güneye doğru göçleri ise daha uzun bir periyod geçiriyorlar. İlkbaharda bin, bin 200 civarı iken sonbaharda ise 2 bin 500’e kadar çıkabiliyor."

İklim değişikliğinin de kuşların göçlerini etkilediğini aktaran Ergen, “Ama uzun süreli verilere de ihtiyacımız var. Bizler bu yaptığımız çalışmalarla önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin nedeniyle ortaya koyulan ya da gerçekleşen durumları ortaya koymak üzere veri topluyoruz. Zaman zaman bazı göçmen türlerin beklenenden daha erken ya da daha geç geldiğini gözlemliyoruz. Ya da hiç geçmemesi gereken türler olduğunu görüyoruz. Bazı türlerde yoğunluk varken bazı türlerde azalmalar oluyor” dedi. 

Mehmet Kalay - Mert Cerrahoğlu - Ömer Faruk Karataş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da üretici don nöbetinde Antalya’da hava sıcaklıklarının gece saatlerinde düşmesiyle birlikte üreticiler, ürünlerini dondan koruyabilmek için seralarında sabaha kadar nöbet tuttu. Üreticiler, sobaları yakarak gece boyunca seraları ısıttı, ürünlerinin zarar görmemesi için gözlerini kırpmadan mücadele etti. Aksu İlçesi Yeşilkaraman Mahallesi’nde yaklaşık 13-14 yıldır kapya biber üretimi yapan Hasan Arslan, don tehlikesine karşı ilk nöbeti 5 dekarlık serasında başlattığını söyledi. Toplamda 10 dekar serası bulunduğunu belirten Arslan, "İlk don nöbetini buradan başlattım. Allah’ın izniyle diğer seralarımı da sırayla yakacağım. Sabah 07.30’a kadar seranın içindeyiz, bitkilerimiz üşümesin diye nöbet tutuyoruz" dedi. Soğuk havanın etkisini erken saatlerde hissettirdiğini ifade eden Arslan, "Dün gece sobaları 23.30-00.00 civarında yaktık. Bugün ise hava daha erken soğuduğu için 20.00- 20.30 gibi sobaları faaliyete geçirdik. Sabaha kadar don nöbetimiz devam edecek" diye konuştu. Don nöbetinin ailece tutulduğunu dile getiren Arslan, üretimin büyük bir özveri gerektirdiğini vurguladı. "Eşim ve çocuklarım da burada. Odun taşımada, sobaların kontrolünde bana yardımcı oluyorlar. Bu serada 9 soba yakıyoruz. Sabaha kadar sürekli kontrol etmek zorundayız" ifadelerini kullandı. Akdeniz bölgesinde olunmasına rağmen üreticinin soğukla mücadele ettiğini belirten Arslan, "Doğuda insanlar karda kışta yollarla mücadele ediyor. Biz de Antalya’da, sahil kesiminde ürettiğimiz ürünü dondan koruyabilmek için sabaha kadar serada bekliyoruz. Bitkiler üşümesin diye gözümüzü kırpmıyoruz" dedi. Don nöbetinin üreticiye ciddi bir yük getirdiğini belirten Arslan, maliyetlerin her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Bir sobaya sabaha kadar defalarca odun atıldığını ifade eden Arslan, "Her sobaya gecede yaklaşık 150 kilo odun yakıyoruz. Odunun tonu 7 bin lira. Geçen yıl 19 ton odun aldım. Bu şartlarda üretim yapmak giderek zorlaşıyor" sözleriyle yaşadıkları zorluğu dile getirdi. "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz" Kurşunlu Mahallesi’nde domates üreticisi Songül Çimen’de dondan korunmak için gece boyunca serasını terk etmeyen üreticiler arasında yer aldı. 5,5 dekarlık alanda domates üretimi yaptığını belirten Çimen, sobaları akşam saatlerinden itibaren yakmaya başladıklarını söyledi. Çimen, "Saat 20.30 gibi sobalarımızı yaktık. Sabaha kadar, saat 07.00’ye kadar don nöbeti bekliyoruz. Dün de sabaha kadar buradaydık" dedi. Don nöbetinin uykusuz ve yoğun bir çalışma gerektirdiğini ifade eden Çimen, "Bugün hiç yatmadık desek yeridir. Odunlarımızı, kömürlerimizi taşıdık, sobaların başında bekledik. Çalışmasak olmuyor. Bu iş kolaylıkla olmuyor" diye konuştu. Domates üretiminin hem yazın sıcakla hem de kışın soğukla mücadele gerektirdiğini vurgulayan Çimen, "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz. Domates zor ama biz seve seve yapıyoruz. Zorluklarla yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum" Serasındaki domateslerin henüz bir kez hasat edildiğini belirten Çimen, "Domatesimiz bir sefer toplandı, geri kalanı duruyor. Bugün piyasa 45 lira olarak okunmuş. İnşallah umduğumuz gibi olur, yüzümüz güler" dedi. Çiftçinin ayakta kalmasının herkes için önemli olduğunu vurgulayan Çimen, "Çiftçinin yüzü gülerse Türkiye’nin yüzü güler. İlaççının da, komisyoncunun da yüzü güler. Hepimiz mutlu oluruz. Bütün don nöbeti bekleyen kardeşlerime kolaylıklar diliyorum. Mücadele edelim, üretmeye devam edelim. Türkiye’mizi biz doyuruyoruz" ifadelerini kullandı. Devletin verdiği desteklere de değinen Çimen, "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum. Destek oldu, yardımcı oldu. Fiyatlar yükseldi" diyerek sözlerini tamamladı.