SAĞLIK - 27 Mart 2026 Cuma 12:50

Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak

A
A
A
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda etiketleme kılavuzunda yaptığı güncellemeyle restoran ve kafelerde sunulan ürünlerin içerik ve enerji değerlerinin tüketiciyle paylaşılmasını zorunlu hale getirirken, etiketlerde kullanılan ifadeler için de yeni kurallar getirdi.


Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda etiketleme ve tüketiciyi bilgilendirme alanında kapsamlı düzenlemeler yaptı. Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Kılavuzu 13 Mart tarihinde güncellenerek yürürlüğe girdi.


Yeni düzenleme kapsamında, çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyebilecek veya şiddeti özendirebilecek şekilde tasarlanan gıda ürünlerinin piyasaya sunulması yasaklandı. Bu çerçevede gıdaların silah, kafatası, beyin, dudak veya göz gibi şekillerde üretilmesi ya da ambalajlanması mümkün olmayacak.


Kılavuzda ‘krema’ ifadesinin kullanımına ilişkin de yeni kurallar getirildi. Tebliğ kapsamı dışında kalan ürünlerde ‘krema’ ifadesi kullanılamayacak, bu ürünler için ‘kremsos’ gibi tanımlayıcı ifadeler kullanılabilecek. Bitki çaylarında ise hazırlama yönteminin etiket üzerinde açık ve anlaşılır şekilde yer alması zorunlu hale getirildi.


Düzenlemeyle birlikte etiketlerde kullanılan ifadeler için de önemli sınırlamalar getirildi. Buna göre, ‘yüzde 100 doğal’, ‘en doğal’, ‘hakiki’ gibi ifadeler yasaklanırken, ‘doğal’ ifadesinin kullanılabilmesi için ürünün hiçbir katkı veya ilave bileşen içermemesi şartı getirildi. ‘Günlük’ ifadesi yalnızca raf ömrü 24 saat olan ürünlerde kullanılabilecek.


Ambalajlı ürünlerde ‘taze sıkılmış’, ‘fırından taze’ gibi ifadelerin kullanımı yasaklanırken, aroma içeren ürünlerde gerçek meyve görsellerinin kullanılması da engellendi. Sadece aroma içeren ürünlerde ‘aromalı’ ifadesinin yer alması zorunlu hale getirildi. Ayrıca ‘peynirli’, ‘çilekli’ gibi ifadelerin yalnızca ilgili bileşenin gerçekten kullanılması halinde yazılabileceği belirtilirken, endüstriyel ürünlerde ‘ev yapımı’ ifadesinin kullanımı tamamen yasaklandı.


Toplu tüketim yerlerine yönelik düzenleme kapsamında ise restoran, kafe ve yemekhane gibi işletmelerde sunulan gıdaların içeriği ve enerji (kalori) değerine ilişkin bilgilerin tüketiciye sunulması zorunlu hale getirildi. Bu bilgiler menü, pano, broşür, dijital ekran veya karekod aracılığıyla paylaşılabilecek. Karekod ile bilgilendirme yapılması durumunda işletmelerin ayrıca tüketiciyi bilgilendirmesi gerekecek, talep eden müşterilere ise bilgiler ayrıca sunulacak.


Düzenlemeye uyum için işletmelere kademeli süre tanındı. Ulusal zincir işletmelerin 1 Temmuz tarihine kadar, aynı ilde 3 ve üzeri şubesi bulunan işletmelerin 31 Aralık tarihine kadar, diğer işletmelerin ise içerik bildirimi için 31 Aralık tarihine kadar, enerji bildirimi için ise 31 Aralık 2027’ye kadar uyum sağlaması gerekiyor.



"Tüketicilerin ne tükettiğini bilmesi en doğal hakkı"


Gıda sektöründe şeffaflığın çok önemli olduğunu söyleyen ve bir çorbacıda servis elemanı olarak çalışan Feride Özbek, "Günümüzün rahatsızlıkları da göze alındığı zaman, ne tükettiklerini bilmesi, içeriğin görülebilmesi sağlıkları açısından önemli. Vatandaşlar zaten bize güvenerek geliyorlar ama istedikleri her içeriğe de ulaşabiliyorlar. Her konuda yardımcı oluyoruz. QR kod uygulaması da geçerli. Çok yerinde ve doğru bir karar olunmuş. Hatta geç kalınmış bir karar olmuş. Tüketicilerin ne tükettiğini bilmesi en doğal hakkı" dedi.



"Müşterilerimizin de bu şekilde talepleri oluyordu"


Bir restoranda çalışan Murat Deniz, "Müşteri için güzel bir uygulama olur. Neden derseniz, ne yediğini, ne içtiğini, kaç gram yediğini, alerjik bir şey olup olmadığını bilmiş olur. Bazen müşterilerimizin de bu şekilde talepleri oluyordu. Tüketici ne yediğini içtiğini bilir" ifadelerini kullandı.



"Sağlığını düşünen kesim buna bakar"


Gıda sektöründe uzun yıllardır çalıştığını ifade eden Tayfun Tatar, "Uygulama güzel, daha kısa sürede yapılsa daha da iyi olur. Ben bildiğim yerde yiyorum zaten. Bilinmeyen markaların da olduğu yerde yemek yememeye çalışıyorum. Vatandaşın çok dikkat edeceğini de düşünmüyorum. Fiyat 50 liraysa, öbür tarafta olması gereken rakam 120 liraysa 50 liralık yer tercih ediliyor genelde. O uygulamaya bakacak olan vardır ama daha bilinçli, sağlığını düşünen kesim buna bakar" şeklinde konuştu.



"İnsanlar ne yediğini, ne kadara kalori aldığını bilir"


Hem restoranlardaki hem de ambalajlardaki güncellemeye değinen vatandaşlardan Emine Yüzyılmaz, "İnsanlar ne yediğini, ne kadara kalori aldığını bilir. Yiyecekleri içeriğini de yazarlarsa menülere, hangi yağları kullanıyorlar, doğal ürünler mi, hibrit ürünler mi bizim için çok iyi olur. İnşallah yapabilirler. İnsanlar ürünlerini satmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Çocukların ne yiyip ne içeceğini annesinin karar vermesi lazım. Bir çikolata istiyorsa önce içeriğini kendisi okuyacak, yararlıysa çocuğuna alacak. Çocuk her şeyi ister ama vermek zorunda değilsin" diye konuştu.



"Vatandaşın işine yarayacak"


Kafe ile restoranlarda hijyene dikkat edilmesini ve denetimlerin daha sıklaştırılması gerektiğini vurgulayan Filiz Süzen, "Tabii ki vatandaşın işine yarayacak. Bunu yemeniz sağlıklı ama şunu yemeniz sağlıklı değil gibi bilgiler verilebilir müşteriye. Çok iyi olur. Marketlerde, AVM’lerde denetimlerin fazla olması gerekiyor. Çocuk da torunlarımız da ne yiyeceğimizi bilir. Çocuk yaşta bunların eğitimini almış olurlar. Anne ve baba zaten eğitim veriyor ama dışarda da oturdukları yerde böyle bir şeyler karşılaştıklarında güzel şeyler olacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.



"Çocuklar daha çok çabuk etkileniyorlar"


Doğru bir kararın olduğunu belirten Murat Demirtaş ise, "Ne yediğimizi biliriz, kaç kalori aldığımızı biliriz. Okuyanlar için fark olur diye düşünüyorum. Sadeleşme iyi olur. Çocuklar daha çok çabuk etkileniyorlar. Ambalajın görseline dikkat ediyorlar. Nüfus çok fazla. İyi niyetli bir tedbir ama uygulamada çok yeterli olacağını düşünmüyorum" şeklinde konuştu.


Mevzuata aykırı faaliyet gösteren işletmeler ‘Denetim Elinde’ uygulaması, ‘Alo 174 Gıda Hattı’ ve ‘WhatsApp’ ihbar hattı üzerinden bildirilebilecek.



Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Savunmadan sanata: Genç tasarımlar ödül töreni Millî Eğitim Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı iş birliğinde hayat bulan bu anlamlı yarışma, yalnızca bir sanat etkinliği olmanın ötesine geçerek, kökleri tarihin derinliklerine uzanan aziz bir milletin ruhunu genç yüreklerde yeniden uyandıran güçlü bir kültür hamlesine dönüştü. Özel gün kartı ve tişört tasarımı kategorilerinde hayat bulan bu organizasyon, estetiğin diliyle Türk milletinin asırlık hafızasını, bayrakla yoğrulmuş onurunu ve vatan sevgisiyle beslenen iradesini görünür kıldı. Bu anlamlı programa İl Millî Eğitim Müdürü Süleyman Ekici de katılım sağlayarak gençlerimizin heyecanına ortak oldu. Erzurum Anadolu Lisesi Konferans Salonu’nda düzenlenen "Savunmadan Sanata: Genç Tasarımlar" Özel Gün Kartı ve Tişört Tasarım Yarışması Ödül Töreni’nde dereceye giren öğrencilerimize ödüllerini takdim eden Ekici, programda yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Savunma gücü yalnızca teknolojik imkânlarla değil; o güce anlam katan, onu sahiplenen ve geleceğe taşıyan bilinçli nesillerle mümkündür. Sanat ise bu bilincin en güçlü ifade alanlarından biridir. Bugün burada gençlerimizin ortaya koyduğu eserler, millî ruhumuzun, tarih şuurumuzun ve bağımsızlık irademizin en estetik yansımasıdır." Bu yarışma, aynı zamanda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin özünde taşıdığı "köklerden geleceğe uzanan insan" anlayışının canlı bir tezahürü oldu. Zira bu model; bireyi yalnızca bilgiyle donatan değil, onu kendi milletinin değerleriyle yoğuran, tarihine sahip çıkan ve istikbale emin adımlarla yürüyen bir şahsiyet olarak yetiştirmeyi hedefler. Yarışma da bu anlayışın sahadaki yansıması olarak, gençlerin kaleminde bir bilinç, renklerinde bir kimlik, çizgilerinde bir istiklal duruşu hâline geldi. Katılımcı öğrenciler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü ve savunma sanayiindeki yerli ve millî atılımları yalnızca teknik bir başarı olarak değil; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, İstiklâl Mücadelesi’nden günümüze uzanan bir diriliş ruhunun devamı olarak yorumladılar. Her bir tasarımda; ay yıldızın gölgesinde büyüyen bir milletin azmi, bağımsızlık sevdası ve sarsılmaz iradesi hissedildi. Yerli üretim anlayışı, genç zihinlerde bir tercih değil, bir sorumluluk; bir görev değil, bir şeref meselesi olarak karşılık buldu. Her bir çalışma, Türk kimliğinin zarafetle işlenmiş bir yansıması, millî hafızanın estetik bir dile dönüşmüş hâliydi. Renkler yalnızca renk değil; al bayrağın asaleti, göklerin enginliği ve toprağın bereketiyle anlam kazandı. Çizgiler yalnızca form değil; bir milletin yürüyüşü, bir tarihin akışı ve bir geleceğin inşası oldu. Gençler, kalemleriyle yalnızca tasarım üretmediler; aynı zamanda Türk milletinin ruh köklerini geleceğe taşıyan birer kültür neferine dönüştüler. Bu süreç, gençleri edilgen bir öğrenme anlayışından çıkararak onları kendi değerleriyle yüzleşen, onları yorumlayan ve yeniden üreten bireyler hâline getirdi. Düşünmek, sorgulamak, üretmek ve sahiplenmek. Tüm bu aşamalar, onların yalnızca zihinsel değil, millî ve manevi gelişimlerinde de derin izler bıraktı. Yarışma, bireyin kendi kimliğiyle kurduğu bağı güçlendirirken, onu milletinin büyük hikâyesinin aktif bir öznesi hâline getirdi. Eğitim ile millî savunma bilincinin aynı potada eridiği bu anlamlı buluşma, aslında Türk milletinin tarih boyunca sürdürdüğü "var olma ve var etme" mücadelesinin günümüzdeki yansımasıdır. Çünkü bir milletin gücü, yalnızca sahip olduğu imkânlarla değil; o güce ruh veren, onu anlamlandıran ve geleceğe taşıyan bilinçli nesillerle ölçülür. Türkiye’nin yarınlarını inşa edecek olan bu gençler, bugün attıkları her çizgide, kurdukları her kompozisyonda ve taşıdıkları her fikirde, "Türk olmak" şuurunu yeniden tarif ettiler. Bu şuur; tarihine yaslanan, değerleriyle yükselen ve geleceğe umutla yürüyen bir milletin ortak vicdanıdır. Ve belki de en kıymetlisi; bu yarışma, gençlerin kalbinde zaten var olan o derin millî heyecanı gün yüzüne çıkardı. Onlara sadece bir alan değil, bir kimlik; sadece bir imkân değil, bir ideal sunuldu. Bu ideal, sanatla yoğrulmuş bir millî bilinç, bilinçle güçlenmiş bir kimlik ve o kimlikle şekillenen güçlü bir geleceğin habercisi olarak anlam kazandı.
Bursa İnegöl’de 8. Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri için geri sayım başladı Bursa’nın İnegöl ilçesinde belediyenin ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde bu yıl 8’incisini düzenlediği Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri 01 Nisan’da başlıyor. Kültürpark içerisindeki Belediye Spor Salonunda yapılacak organizasyonda 26 üniversite, 35 meslek tanıtım standı ve 3 yurt dışı eğitim danışmanlık firması öğrencilerle buluşacak. 01-03 Nisan tarihlerinde Kültürpark içi belediye spor salonunda yapılacak organizasyonda ülkenin dört bir yanından 26 farklı üniversite ile farklı alanlarda 35 mesleğin tanıtımı yapılacak. Ayrıca 3 yurt dışı eğitim danışmanlık firması öğrencilerle bir araya gelecek. Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri etkinliği 01 Nisan Çarşamba günü 09.30’da düzenlenecek törenle açılacak ve 03 Nisan Cuma günü mesai bitimine kadar öğrencileri ağırlayacak. Üniversite ve meslek tanıtım günleri kapsamında 3 gün boyunca düzenlenecek toplam 9 seminer ile katılımcılara eğitim ve kariyer alanında farklı başlıklarda önemli bilgiler sunulacak. Bu büyük organizasyon, gençlerin sadece bilgi edinmesini değil, aynı zamanda ilgi alanlarını keşfetmesini ve geleceklerine yön vermesini amaçlıyor. Bu organizasyonla öğrencilerin geleceğinin şekillendiği dönemde; üniversite ve meslek seçimleri konusunda onlara destek olunması, en doğru tercihleri yapabilmelerine imkan sağlaması, kendilerine uygun meslekleri seçmelerini sağlanması ve gidecekleri üniversiteleri tanımalarına yardımcı olunması hedefleniyor. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Üniversite ve Meslek Tanıtım Günlerinin öğrenciler adına önem arz eden bir organizasyon olduğunu ifade ederek; "Başta üniversite sınav sürecinde olan 11 ve 12’nci sınıf öğrencilerimiz olmak üzere tüm öğrencilerimizin bu organizasyondan faydalanmasını arzu ediyoruz. Bu nedenle hem öğrencilerimizi hem ailelerimizi etkinliğe bekliyoruz" dedi.
Manisa Manisa’da badem ağaçları çiçeklerle bezendi Türkiye’nin önemli meyve üretim merkezlerinden biri olan Manisa’nın Demirci ilçesinde, baharın gelişiyle birlikte badem ağaçları çiçek açtı. Çiçek açan badem ağaçlarının oluşturduğu görsel şölen dronla havadan görüntülendi. Baharın gelmesiyle birlikte beyaz ve pembe çiçeklerin yaylalardaki sarı çiçeklerle buluştuğu Manisa’nın Demirci ilçesinde, doğa adeta renk cümbüşüne büründü. Doğal görsel şölen havadan görüntülendi Kiraz, ceviz ve hünnap üretiminde söz sahibi olan Demirci, badem üretimiyle de adından söz ettiriyor. İlçe genelinde etkili olan bahar yağmurlarının ardından uyanan doğa, kartpostallık görüntüler oluşturdu. Özellikle yüksek kesimlerdeki yaylalarda, badem ağaçlarının zarif çiçekleri ile yerdeki sarı çiçeklerin uyumu göz kamaştırdı. Doğa tutkunlarının ve fotoğrafçıların ilgisini çeken bu eşsiz manzara, dron ile havadan görüntülendi. Yıllık 400 ton badem üretimi yapılıyor Tarımsal çeşitliliğiyle bölge ekonomisinin lokomotifi olan Demirci’de, badem üretimi her geçen yıl stratejik önemini artırıyor. İlçede toplam 3 bin 500 dekar arazide gerçekleştirilen profesyonel badem yetiştiriciliği meyvelerini vermeye devam ediyor. Modern tarım tekniklerinin uygulandığı bu geniş arazilerden, iklim şartlarına bağlı olarak yılda yaklaşık 400 ton badem üretimi gerçekleştirilerek ülke ekonomisin katkı sağlanıyor. Doğanın canlanmasıyla birlikte oluşan renk cümbüşü, üreticiler için de bereketli bir sezonun habercisi olarak nitelendirildi.
Aydın Kuşadası’nda deniz kaplumbağası ölümleri artıyor: Bir haftada 7 kayıp Aydın’ın Kuşadası ilçesi kıyılarında bir hafta içinde 7 deniz kaplumbağasının ölü bulunması dikkat çekerken, ölümlerin trol ağlarına takılma sonucu boğulmadan kaynaklandığı değerlendirildi. Aydın’ın Kuşadası ilçesi kıyılarında deniz kaplumbağası ölümlerinde artış yaşandı. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından yapılan açıklamada, geçtiğimiz hafta kıyıya vuran 2 yeşil deniz kaplumbağası ve 1 caretta caretta olmak üzere 3 kaplumbağanın ardından, bu hafta da aynı bölgede 2 juvenil yeşil deniz kaplumbağası ile 2 dişi caretta carettanın daha ölü bulunduğu bildirildi. Böylece bir haftada ölü bulunan kaplumbağa sayısı 7’ye yükseldi. Yapılan incelemelerde kaplumbağaların vücutlarında darp ya da dış müdahale izine rastlanmadığı belirtilirken, ölümlerin trol ağlarına takılarak boğulma sonucu gerçekleştiğinin değerlendirildiği ifade edildi. Kaplumbağaların aynı bölgede ve benzer şartlarda kıyıya vurmasının, kıyıya yakın alanlarda yapılan trol avcılığıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekildi. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, yaptığı açıklamada, ölü bulunan bireylerin genelinin dişi olmasının ve yeşil deniz kaplumbağalarının juvenil bireylerden oluşmasının, türlerin geleceği açısından ciddi risk oluşturduğu vurguladı. Başkan Sürücü; "Ölü bulunan kaplumbağaların ölçümleri yapılmış, doku ve keratin örnekleri alınmıştır. Numuneler, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Türkozan’a gönderilecektir. Bu ölümler önlenebilir. Trol teknelerinin kıyıya yakın alanlarda avlanması derhal ve etkin şekilde engellenmeli, denetimler artırılmalı, ihlallere caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Kuşadası Körfezi başta olmak üzere kritik alanlar deniz koruma alanı ilan edilmelidir. Deniz kaplumbağaları ve yunuslar başta olmak üzere birçok deniz canlısı için büyük risk oluşturan trol teknelerinin kıyıya yakın alanlarda avlanmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Özellikle denizel biyoçeşitlilik açısından zengin türlere ev sahipliği yapan Kuşadası Körfezi’nde deniz koruma alanlarının oluşturulması, kıyı ve deniz ekosistemlerinin korunması açısından hayati önem taşımaktadır" dedi.
Tekirdağ Ölüm hattıydı, yuvalara dönüştü: Bini aştı TREDAŞ, Trakya genelinde leyleklerin elektrik direklerinde güvenli şekilde yuvalanması için 2020 yılından bu yana binin üzerinde platform kurdu. Çalışmalar kapsamında yuvalar düzenli olarak dron ve saha ekipleriyle kontrol edilerek bakım ve onarımları yapılıyor. Trakya’da elektrik hatlarıyla iç içe yaşayan leyleklerin güvenliği için TREDAŞ tarafından başlatılan platform çalışmaları her geçen yıl genişletiliyor. Elektrik direklerine kurulan özel platformlarla hem kuşların yaşam alanları korunuyor hem de muhtemel elektrik çarpmalarının önüne geçiliyor. 2020 yılından bu yana binin üzerinde platformun kurulduğu bölgede bakım ve kontroller de düzenli olarak sürdürülüyor. Dron ve saha ekipleriyle yapılan çalışmalar sayesinde leyleklerin yuvaları güvenli hale getiriliyor. TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin yaptığı açıklamada, "TREDAŞ olarak yaklaşık 20 bin kilometrekarelik bir alanda ve 40 bin kilometre hat uzunluğuyla hizmet veriyoruz. Bu hat uzunluğu dünyanın etrafında neredeyse bir tur atacak seviyededir. Trakya bölgesinde doğayla iç içe bir yapımız var. Bölge aynı zamanda göçmen kuşların konaklama ve göç güzergahında yer alıyor. Zamanla leyleklerin elektrik direklerine yuva yaptıklarını ve özellikle yavrulama dönemlerinde çarpılma riskiyle karşı karşıya kaldıklarını gözlemledik. Bu riskleri ortadan kaldırmak amacıyla ekiplerimizle yaptığımız çalışmalar sonucunda leylek platformlarının bu ihtiyaca çözüm olacağını belirledik. 2020 yılından bu yana binin üzerinde platformu, leylek popülasyonunun yoğun olduğu bölgelere kurduk. Bu süreçte muhtarlarımızın bildirdiği noktalar, arıza ekiplerimizin tespitleri ve çağrı merkezimize iletilen talepleri değerlendiriyoruz. Sadece platform kurmakla kalmıyor, her yıl bu yuvaların bakım ve onarımını da gerçekleştiriyoruz. Dron ve sepetli araçlarla yuvaları kontrol ediyor, temizlik ve onarım ihtiyaçlarını gideriyoruz. Yapılan çalışmalar sonucunda oldukça olumlu geri dönüşler aldık" dedi.