SAĞLIK - 23 Temmuz 2025 Çarşamba 09:18

Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun"

A
A
A
Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun"

Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" dedi.


Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ ve sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kabul edilen kanunla sigara kullanımını azaltmağa dair uygulamalar getirildi. Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu.


"Bireysel ceza işletmeyle beraber uygulanacak"


Ülke genelinde tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini belirten Müdür Demirkol, "Dumansız Türkiye kampanyası, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tütünle mücadele konusunda almış olduğumuz yolun önemli aşamalardan biri. Bu kapsamda 2025 yılı içerisinde başlatmış olduğumuz çapraz denetimlerimizi çok daha fazla yapmaya başlayacağız. Dün itibariyle 3 büyük ilimiz İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere tüm illerimizde ve çevre illerimizden gelen ekiplerimizin de desteğiyle aktif bir çapraz rutin denetimi başlatıyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzün ve kolluk kuvvetlerimizin de desteklediği ekiplerimiz kapalı alanda sigara içme ihlalinin ortadan kalkması için yoğun çalışıyorlar. Bu kapsamda sadece 2025 yılı içerisinde çapraz denetimlerde 4 bine yakın cezai müeyyide uygulandı. Bu denetimde daha da hassas olduğumuz konu artık içen bireye de ceza uygulanmasıdır. Yani bireysel cezanın da işletmeyle beraber uygulanacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz" diye konuştu


"Vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor"


Kampanyanın Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "İdeal kilonu öğren ve sağlıklı yaşa uygulaması kapsamında 10 milyona yakın vatandaşımızın sokakta boy ve kilosunu ölçtük. Bu uygulama sırasında hemen yanına açtığımız stantta sigara konusunda da bilgilendirme çalışmalarımız etkin bir şekilde devam ettik. Yüzde 85 oranında sigara bırakma polikliniğine başvuru arttı. Demek ki vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor. Sadece bir destek, elini tutan bir yapı istiyor. Biz bu eli sımsıkı tutma noktasında yoğun bir çalışmayı arttırarak devam ettiriyoruz. Toplamda 700’e yakın sigara bırakma polikliniğimiz oldu. Son 3 ay içerisinde 150’ye yakın sigara bırakma polikliniği açtık. Hedefimiz bu yıl sonunda bine yakın sigara bırakma polikliniği hayata geçirmek" şeklinde konuştu.


"Sigara her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi"


Sigaranın dünyada her yıl 8 milyon kişinin ölümüne neden olan önlenebilir bir sebep olduğuna değinen Demirkol, "Yılda 1 milyonu sadece pasif etkilenimle ölüyor dünyada. Türkiye’de ise her yıl 100 bine yakın vatandaşımız sigara ve sigaraya bağlı sebeplerle ölüyor. Çok büyük bir oran bu. Pandemide bir canımız ne kadar önemliydi değil mi? Sigara aslında her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi. Sigara ve tütün ürünleri bu denetimlerde elektronik sigara, puf gibi satışı yasak olanların da kolluk kuvvetleriyle yakın denetimi yapılacak. Bununla ilgili bir tespit yapıldığında ise el koyulacak. Bununla ilgili yakın takiplerimiz devam edecek. İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."