KÜLTÜR SANAT - 12 Aralık 2025 Cuma 10:34

‘Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlenen şiir yarışmasının ödül töreni yapıldı

A
A
A
‘Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlenen şiir yarışmasının ödül töreni yapıldı

‘Doğumunun 120’nci, vefatının ise 50’nci yılında Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlenen ‘Milli Ruh, Milli Kimlik ve Kahramanlık’ şiir yarışması ödül töreni gerçekleştirildi.


Türk Eğitim Sen Genel Merkezi’nin, Türk fikir dünyasına, edebiyatına ve tarihine derin izler bırakan Hüseyin Nihal Atsız’ı anmak ve aziz hatırasını yaşamak amacıyla ‘Doğumunun 120’nci, vefatının ise 50’nci yılında Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlediği ‘Milli Ruh, Milli Kimlik ve Kahramanlık’ şiir yarışmasının ödül töreni gerçekleştirildi.


Törene, Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan ve eşi Havva Geylan, Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Ülkü Ocakları Genel Sekreteri İlhan Durak, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, Türk Mühendisler Derneği Genel Başkanı Yaşar Yekebağcı, Türk Orman Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Yerel Hizmet Sen Genel Başkanı Tuncay Erden, Türk İmar Sen Genel Başkanı Zafer Çelik, Türk Enerji Sen Genel Başkanı Şuayip Deniz Demir, Türk Eğitim Sen Genel Başkan Yardımcıları, Türk Eğitim Sen Merkez Kadın Komisyonu, Türk Eğitim Sen Ankara Şubeleri ve çok sayıda davetli katıldı.


Yarışma, Türk Dünyası’nın güçlü isimlerinden Nihal Atsız’ın fikirlerini ve eserlerini genç nesillere tanıtmayı amaçlarken, aynı zamanda Türk milletinin kahramanlık mirasına, kültürel zenginliklerine ve millî ruhuna şiir aracılığıyla taze bir nefes kattı.


Ödül töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim Tilaveti’nin ardından da Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan açılış konuşmalarını gerçekleştirdi.



"Milletler yalnızca zaferler kazanarak değil; dilini koruyarak, kimliğini yaşatarak değerlerini diri tutar "


Genel Başkan Geylan, ödül töreninin açılış konuşmasına şair yazar Hüseyin Nihal Atsız’ı şükranla anarak başladı. Geylan şunları söyledi: "Bugün burada, Türk fikir dünyasına, edebiyatına ve tarihine derin izler bırakmış büyük mütefekkir Hüseyin Nihal Atsız’ın; ‘Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş, Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş?’ Diyerek gönderdiği selamı almak, onu rahmet ve vefayla anmak; onun aziz hatırasını yaşatmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu buluşma; yalnızca bir anma programı değildir; millet olmanın temel mayası olan millî ruhu, millî kimliği ve kahramanlık şuurunu yeniden hatırlama vesilesidir. Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşü, yalnızca ‘destan yapanların’ yürüyüşü değildir; aynı zamanda destanı kelimeye dönüştürenlerin, hatırayı hafızaya, hafızayı şuura çevirenlerin de yürüyüşüdür. Tarih yapan kadar tarihi yazan; kılıç kullanan kadar kalem taşıyan; sınır çizen kadar sınırı anlamlandıran münevverler vardır. Çünkü milletler yalnızca zaferler kazanarak değil; dilini koruyarak, kimliğini yaşatarak, değerlerini diri tutarak büyür. Bu yüzden edebiyat, fikir, tarih ve kültür dünyamızın büyük isimleri, zamanın karanlığında ışığı yakan birer nöbetçilerdir" dedi.



"Türk milleti haysiyetini ve istikbal tasavvurunu korumak için mücadele etmiş büyük bir millettir"


Türk milletinin, tarih boyunca yalnızca sınırlarını değil; inancını, dilini, haysiyetini ve istikbal tasavvurunu da korumak için mücadele etmiş büyük bir millet olduğunu kaydeden Geylan, "İşte Hüseyin Nihal Atsız da bu nöbetin önemli isimlerindendir. O; tarih araştırmacısı, öğretmen, akademisyen, şair-yazar ve milletine karşı mesuliyet duyan büyük bir mütefekkirdir. O, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının yaktığı meşaleyi kimi zaman sisin içinde, kimi zaman fırtınanın karşısında taşımış ama her daim istikametini muhafaza etmiştir. Türk milleti, tarih boyunca yalnızca sınırlarını değil; inancını, dilini, haysiyetini ve istikbal tasavvurunu da korumak için mücadele etmiş büyük bir millettir. Bu mücadele, kimi zaman ordunun ön saflarında, kimi zaman kürsüde, kimi zaman kalemin ucunda, kimi zaman da bir ülkünün etrafında kenetlenen yüreklerde sürmüştür. Bu mücadelede, her çağın kendi öncüleri var olmuştur. Bilge Kağan’dan Sultan Alparslan’a, çağ açıp çağ kapatan Fatih’ten küllerinden yeni bir devlet kuran Atatürk’e uzanan bu yürüyüş; Türk devlet aklının ve Türk idealinin ufkunu temsil eder" diye konuştu.


"Eğitimin yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda karakter inşa etmek, değer yaşatmak ve mensubiyet duygusunu güçlendirmek olduğuna inanıyoruz"


Türk milletinin büyük yürüyüşlerinin sadece meydanlarda değil mısralarda da sürdüğünü kaydeden Geylan, "Geçmişte ve yakın tarihimizde ise Atsız gibi isimler, farklı şartlarda ama aynı hedef doğrultusunda, inandığı fikirleri savunmayı milli bir sorumluluk bilmiştir. Atsız’ın yürüyüşü; Türkçülük ve Turancılık davasını bir slogan kolaylığına teslim etmeyen, ödediği bedeliyle birlikte yaşayan bir fikrî seferberliktir. O, kalemini rüzgâra göre eğip bükmeyen; itirazın, yalnızlığın, hatta zaman zaman hedef gösterilmenin karşısında dahi duruşunu koruyan bir iradenin adıdır. Türk Eğitim-Sen olarak, eğitimin yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda karakter inşa etmek, değer yaşatmak ve mensubiyet duygusunu güçlendirmek olduğuna inanıyoruz. Tam da bu anlayışla, ‘Doğumunun 120’nci, Vefatının 50’nci Yılında Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa" temasıyla düzenlediğimiz ‘Millî Ruh, Millî Kimlik ve Kahramanlık’ Şiir Yarışması; Türk milletinin en asli unsurlarından olan kahramanlık, milliyetçilik, devletçilik gibi hasletleri yüceltmeyi; şiirin diliyle tarihe not düşmeyi ve bunu geleceğe emanet etmeyi hedeflemektedir. Çünkü milletlerin büyük yürüyüşleri yalnızca meydanlarda değil, mısralarda da sürer: Bazen bir mısra bir nesli ayağa kaldırır; bazen bir hissediş bir millete yön verir; bazen bir şiir bir çağrıyı tarihin vicdanına kazır" şeklinde konuştu.


"Bedel ödemek, doğru yoldan döndürmez; aksine doğruyu daha gür sesle söyleme cesareti verir"


Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen çatısı olarak emeğin onurunu ve kamu çalışanının hakkını savunmaktan her zaman vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Geylan, "Atsız’ı anlamak, sadece bir kişiyi hatırlamak değildir; öğretmenliğiyle, akademisyenliğiyle, şairliğiyle ve mütefekkir duruşuyla bedel ödemeyi göze alan bir fikrî ahlâkı da hatırlamaktır. Sendikal mücadelemizle fikrî mücadelenin aynı çizgide yürüdüğünü söylerken, aslında Hüseyin Nihal Atsız’ın şahsında, bugün de sendikal tercihi, fikrî duruşu, millet ve devlet hassasiyeti sebebiyle ekmeğiyle, işiyle, çalışma ortamıyla, ücretiyle tehdit edilen; baskıya, dışlanmaya ve gadre uğrayan kamu çalışanlarımızın hâlini görüyoruz. Atsız’ın Türkçülük ve Turancılık davasıyla başlayan yürüyüşünün tabutlukta işkenceye varan ağır süreçlerle sınandığı; fakat bütün mağduriyetlere rağmen yılmadan direndiği ve sonunda hakikatin yanında duruşuyla zaferi kazanarak bize 3 Mayıs Milliyetçiler Günü gibi nesilden nesile taşınan bir şuur mirası bıraktığı gerçeği, bizim için sadece bir hatıra değil; aynı zamanda bir moral ve motivasyon kaynağıdır. Çünkü o mücadele bize şunu öğretiyor: Bedel ödemek, doğru yoldan döndürmez; aksine doğruyu daha gür sesle söyleme cesareti verir. Bu inançla bizler de Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen çatısı altında, hangi şartla karşılaşırsak karşılaşalım, emeğin onurunu ve kamu çalışanının hakkını savunmaktan vazgeçmeyecek; birliğimizi büyüterek, teşkilatımızı güçlendirerek, haklı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.


"Türk Eğitim-Sen bir yıldız gibi parlıyor"


Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ise şunları kaydetti: "Türk Eğitim-Sen, yalnızca eğitim çalışanlarımızın ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumakla kalmıyor. Ülkemizin bilimsel ve entelektüel kapasitesinin artırılması, milli değerlerimizin yaşatılması ve geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuk ve gençlerimizin, şanlı tarihimizin ve kahramanlarımızın ışığında yetişerek devletine ve milletine bağlı bireyler olması yolunda son derece önemli çalışmalara da imza atıyor. Bu çerçevede yazar, Türkolog, düşünür, şair ve her şeyden önemlisi bir öğretmen olan Hüseyin Nihal Atsız’ın hatırasını yaşatmak, düşünce dünyasını genç dimağlarda sürdürmek adına son derece anlamlı bir yarışmayı da düzenlemiş olması, Türk Eğitim-Sen’in neden hizmet kolundaki diğer bütün sendikalar içinde bir yıldız gibi parladığını da ortaya koyuyor. Başta Atsız olmak üzere; bu millet için yazan, düşünen, mücadele eden, fikriyle yol açan tüm münevverlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Bu güzel programımıza katılan tüm misafirlere saygılarımı sunuyor; Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’."


Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ve TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz dereceye giren eser sahiplerine ödüllerini takdim etti. Buna göre; birincilik ödülünü Türk Eğitim Sen Uşak Şubesi’nden Ömerali Şimşek’in "Atsız Ata" isimli eseri kazandı. İkincilik ödülünü Türk Eğitim Sen Gümüşhane Şube’den Talat Ülker’in "Kızılelma Muştusu" isimli eseri alırken iken, üçüncülük ödülünü ise Türk Eğitim Sen Gaziantep 1 No’lu Şube’den Abdulhamit Koçoğlu’nun "Hilalin Gölgesinde Atsızlar" isimli eseri kazandı.


Ödül töreni, Atilla Yılmaz’ın ‘Yolların Sonu’ adlı konseri ile son buldu.



‘Hüseyin Nihal Atsız’a Vefa’ temasıyla düzenlenen şiir yarışmasının ödül töreni yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Başkan Seçer: "Kıyı kentlerinin geleceği, Türkiye’nin geleceğinin çok önemli bir parçasıdır" Mersin’de Türkiye Belediyeler Birliği iş birliğinde ‘Ülkenin Kıyısından Yönetimin Odağına’ mottosuyla düzenlenen çalıştayda, kıyı kentlerinin sorunları ve sürdürülebilir yönetimi ele alınırken, Başkan Vahap Seçer, "Kıyı kentlerinin geleceği, Türkiye’nin geleceğinin çok önemli bir parçasıdır" dedi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde ‘Ülkenin Kıyısından Yönetimin Odağına’ mottosuyla gerçekleştirilen ‘Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politikaları Çalıştayı’na katıldı. İlk kez düzenlenen ve başlangıcı Mersin’den yapılan çalıştayda, deniz ve kıyı ilişkisi, atık su yönetimi, liman ve marina faaliyetleri, sulak alanlar, kıyı planlaması ile altyapı ve çevre yönetimi konuları ele alındı. Kongre ve Sergi Sarayı Meclis Salonunda gerçekleştirilen çalıştaya Başkan Seçer’in yanı sıra, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve bazı ilçe belediye başkanları ile çevre illerin ilçe belediye başkanları, TBB bürokratları ile Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politikaları Komisyonu üyeleri, Mersin, Adana, Hatay olmak üzere 3 büyükşehir belediyesi ile 19 ilçe belediyesinin bürokratları, sivil toplum örgütleri ile oda temsilcileri ve alanında uzman isimler katıldı. Çalıştayda kıyıların kamu yararına kullanımı, kamusal alanlar, kent hakkı, engelli erişimi ve mekansal erişilebilirlik, kıyıların özelleştirilmesi ve toplumsal eşitlik gibi başlıkların yanı sıra, kıyı ve deniz ekosisteminin korunması, iklim değişikliği, deniz su seviyesi değişimi, biyolojik çeşitlilik, çevresel kirlilik ve doğa esaslı çözümler ele alındı. Ayrıca planlama süreçleri, yerel ve merkezi yönetimler arasındaki ilişkiler, kıyı bölgelerindeki nüfus artışının etkileri ile ticari limanlar, sürdürülebilir turizm, yenilenebilir enerji ve küçük ölçekli balıkçılık gibi kıyı ekonomisine ilişkin konular değerlendirildi. Çalıştay, kıyı kentlerinde sürdürülebilir yönetim anlayışının geliştirilmesini, çevresel koruma ile ekonomik faaliyetler arasında denge kurulmasını ve kıyı alanlarının kamu yararı gözetilerek planlanmasını hedefliyor. "Kıyı bölgeleri bir coğrafi alan olmasının ötesinde, medeniyetlerin buluşma noktasıdır" Başkan Seçer, çalıştay dolayısıyla Mersin’e gelen katılımcıları kentte ağırlamaktan duydukları mutluluğu ifade etti. Kıyı kentlerinin yönetimi ve korunması amacıyla kurulan ‘TBB Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politikaları Komisyonu’nun ilk çalışmasını Mersin’den başlattıklarını ifade eden Seçer, "Umut ediyorum kentimiz bu güzel projeye uğurlu gelir ve değerli çıktılar ediniriz" dedi. Kıyı kentlerinin geleceğini düşünmek, ortak sorunları konuşmak ve çözüm yollarını üretmek için bir araya geldiklerini kaydeden Seçer, "Kıyı bölgeleri bir coğrafi alan olmasının ötesinde, medeniyetlerin, ticaretin, kültürlerin ve toplumların buluşma noktasıdır. Aynı zamanda ekonomik faaliyetlerin, turizmin, ulaşımın ve sosyal yaşamın en yoğun yaşandığı alanlar arasındadır. Kıyı bölgeleri, en hassas ve kırılgan ekosistemlerden biri olma özelliğine de sahiptir" diye konuştu. "Kıyı kentlerinin geleceği, Türkiye’nin geleceğinin çok önemli bir parçasıdır" Artan nüfusun, turizm baskısının, konut gelişmelerinin, sanayi yatırımları ile altyapı ihtiyaçlarının kıyı alanları üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğundan ve kimi zaman doğal dengeyi zorlayan sonuçlar doğurduğundan söz eden Seçer, "Ülkemiz, yaklaşık olarak 8 bin 333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip. Yani toplan sınırımızın yaklaşık olarak 3’te 2’sinden daha büyük bir alanını kıyılar oluşturuyor. Denizlerimize kıyısı bulunan 28 ilimizin, 15’i büyükşehir, 13’ü de il belediyesi statüsünde olmak üzere toplam 196 belediye yer alıyor. Bu belediyelerimizin sınırları içerisinde yaklaşık olarak 22 milyon kişi yaşıyor. Bu da Türkiye nüfusunun yaklaşık olarak 4’te 1’ini oluşturuyor. Bu veriler bize çok açık bir gerçeği gösteriyor, kıyı kentlerinin geleceği, Türkiye’nin geleceğinin çok önemli bir parçasıdır. Türkiye’nin coğrafyasının bunun stratejik önemini, komşularını tarihi, kültürel birikimini düşünerek kıyı kentlerinin önemli olduğunu da anlayabiliriz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de lojistik filosu güçlü olan 2 ilden 1’i Mersin’dir" Seçer, kıyı alanlarında turizm faaliyetlerinin yanı sıra birçok alanda faaliyet yapıldığını anlatarak, "Mersin’de olduğu gibi diğer kıyı alanlarında da limanlar, tersaneler, enerji tesisleri açılmakta. Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali, kıyı kenti olan Mersin’de projelendiriliyor. Kıyı alanlarında lojistik merkezleri açılmasının yanı sıra balıkçılık faaliyetleri de yapılmaktadır. Kısaca çok sayıda ekonomik sektör aynı alanları paylaşmakta. Türkiye’de lojistik filosu güçlü 2 ilden 1’i İstanbul, 2.’si ise Mersin’dir" dedi. "Kıyı Kentleri Komisyonu ile yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli kurmayı hedefledik" Kıyı Kentleri Çalıştayı kapsamında bölgesel toplantıların ilk adımının Mersin’de atıldığını belirten Seçer, "Ardından Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek bölgesel toplantılar ve çalıştaylarla Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesinin hazırlanması planlanmaktadır. Bu belge ile ‘Kıyı Alanlarının Planlanması’, ‘Çevresel Sürdürülebilirlik’, ‘İklim Değişikliğine Uyum’, ‘Kamusal Erişim Hakkı’ ve ‘Mavi Ekonomi’ başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Mersin Büyükşehir olarak, uluslararası iş birlikleri ile çalışmalar yürütüyoruz" Mersin Büyükşehir Belediyesinin kıyılar konusunda yürüttüğü çalışmalardan söz eden Seçer, 321 kilometrelik sahilde lojistiğin, turizmin, ekolojinin ve halkın yaşam kalitesinin buluştuğu bütünleşik bir planlama belirlediklerini vurguladı. Mersin’in kıyı yapısına dair konuşan Seçer, "Mersin kıyı alanları; liman faaliyetleri, turizm, konut gelişimi, sanayi kullanımları ve hassas doğal ekosistemlerin aynı mekânsal bantta kesiştiği ve bu nedenle yüksek kullanım baskısı altında bulunan alanlar olarak öne çıkmaktadır. Belediye olarak yürüttüğümüz projelerle kıyı dirençliliği, etkin afet yönetimi, deniz kirliliğinin azaltılması, ekosistem korunması ve iklim risklerine uyum konularında uluslararası iş birlikleriyle çalışmalar yürütmekte faaliyetler sürdürmekteyiz" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından Dr. Işıkhan Güler çerçeve sunumu gerçekleştirdi.