GÜNDEM - 07 Mayıs 2025 Çarşamba 17:50

İletişim Başkanlığı Sentetik Medya Çalıştayı’nda yapay zekayı konuşturdu

A
A
A
İletişim Başkanlığı Sentetik Medya Çalıştayı’nda yapay zekayı konuşturdu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında gerçekleştirilen Sentetik Medya ve Enformasyon Güvenliği Çalıştayı’nda konuşmacı olarak yer alan İletişim Başkanlığı’nın geliştirdiği yapay zeka programı YZ/CIB/2018-1’in açıklamaları, katılımcılardan büyük ilgi gördü.

 

Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığında Sentetik Medya ve Enformasyon Güvenliği Çalıştayı düzenlendi. "Yapay Zeka Çağında Yeni Medya ve Riskler" ve "Enformasyon Güvenliği ve Stratejik İletişim" konulu iki oturum şeklinde gerçekleşen çalıştayda ilk kez bir yapay zeka, konuşmacılar arasında yer aldı. Çalıştay kapsamında İletişim Başkanlığı içerisinde Yapay Zeka Deneyim Alanları oluşturuldu ve bu alanlarda katılımcılar "Kariyer Planlama", "Fotoğraf Dönüştürücü" ve "Gazete Kupürü Oluşturma" programlarını bizzat deneyimleme imkanı buldu.

"Derin analizler ve soruşturmacı gazetecilik için insan muhakemesi şarttır"

Sentetik Medya ve Enformasyon Güvenliği Çalıştayı’nın "Yapay Zeka Çağında Yeni Medya ve Riskler" konulu ilk oturumun moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dijital Medya Koordinatörü Aslan Değirmenci üstlendi. Değirmenci, konuşmasında yapay zekanın büyük veri setlerinden öğrenerek ve belirli kalıpları analiz ederek etkileyici sonuçlar üretebildiğini ancak, gerçek anlamda duyguları hissedemeyeceğinin altını çizdi.

Haberin sadece bilgi değil, bir anlatı olduğunu belirten Değirmenci şöyle konuştu:

"İnsanın duygusal zekası ve sezgileri burada devreye girer. Ve yapay zekâyı alt edebilir. Derin analizler ve soruşturmacı gazetecilik için insan muhakemesi şarttır. Yapay zeka ise geçmişi ve kültürel bağlamı anlamakta zorlanır. Yapay zekâ, olayların insani yönünü asla tam kavrayamaz. Hassas konularda yanlış veya duyarsız bir dil kullanabilir."

Yapay zeka kabiliyetleri, yabancı hükümetlerin örtülü faaliyet alanlarını çeşitlendiriyor

Milli istihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Yenal Göksun, yapay zekanın getirdiği yeni kabiliyetlerin istihbarat ve güvenlik açısından yabancı hükümetlerin örtülü faaliyet alanlarını çeşitlendirdiğini ifade etti. Siber alanda yeni bir boyut kazanan yıkıcı faaliyetlerin bunların başında geldiğini dile getiren Göksun, "Yıkıcı faaliyetlerin amacı, hedef ülkenin siyasi ve toplumsal yapısını istikrarsızlaştırmak, kitleleri manipüle etmek, doğrudan güç kullanımına başvurmadan stratejik hedefleri gerçekleştirmek ve yıkıcı etkiler bırakmaktır" diye konuştu.

Söz konusu yıkıcı faaliyetler tespit edilse bile ana kaynağı keşfetmenin, bunları ifşa etmenin zor olduğunun altını çizen Göksun, "Yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş mesajlar, platform algoritmaları, grup davranışlarının manipülasyonu ve kutuplaşmanın yönetimi gibi başlıklar günümüzde yıkıcı faaliyetlerin dijital alanda getirdiği tehditlerden bazılarıdır" dedi.

"Dijital yayıncılığı dil modellerini de hedefleyecek şekilde kurgulayarak yapay zekayı beslemeliyiz"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Buğra Ayan ise, yapay zeka teknolojilerini kullanarak enformasyon üstünlüğü sağlanması gerektiğini belirterek, "Bugün dijital yayıncılığı sadece insanları değil dil modellerini de hedefleyecek şekilde kurgulayarak yapay zekayı beslemeliyiz. Bu sayede uluslararası meselelerdeki enformasyon üstünlüğünü sağlayabiliriz" dedi.

"Gerçeklik algısının aşınması etik ve politik düzeyde yeni tartışmaları tetikliyor"

Yapay zeka çağında dijital medyanın, güven inşasında ikinci bir sınavdan geçtiğini söyleyen GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer, "Gerçeklik algısının aşınması, kurgu ile haberin iç içe geçmesi ve algoritmaların hangi sesin duyulacağına karar vermesi, yalnızca medya değil, etik ve politik düzeyde de yeni tartışmaları tetikliyor. Bu süreçte dijital haber merkezlerinin ön alması ve güveni yeniden inşa edecek yeni yollar geliştirmesi kritik bir sorumluluk haline geliyor" şeklinde konuştu.

Medya manipülasyonu ve doğrulama yöntemlerine ilişkin teknikler

Fırat Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Ay ise sanayi devrimi ile yapay zeka devrimi karşılaştırması yaptı, dezenformasyon faaliyetlerine değindi, medya manipülasyonu ve doğrulama yöntemlerine ilişkin teknikleri dinleyicilerle paylaştı. Yapay zeka çağında dünyada uygulanan yeni medya çözümlerine de değinen Ay, bu teknolojinin bağımlılık ve psikolojik etkilerini ele aldı.

"Enformasyon güvenliği toplumsal istikrar ile ulusal güvenliğin temel unsurlarıdır"

Sentetik Medya ve Enformasyon Güvenliği Çalıştayı’nın "Enformasyon Güvenliği ve Stratejik İletişim" konulu ikinci oturumunu ise Gazeteci-Yazar Nil Gülsüm Gül yönlendirdi. Gül, konuşmasında içinde yaşanılan bu çağın, yalnızca teknolojinin değil, bilginin doğasının ve yayılma biçimlerinin de hızla dönüştüğü bir dönem olduğunu vurguladı. Dijital ortamlarda saniyeler içinde yayılan içeriklerin; insanlardan kurumlara, toplumdan devletlere kadar her düzeyi doğrudan etkilediğini belirten Gül, şunları dile getirdi:

"Bu nedenle enformasyon güvenliği, yalnızca teknik bir konu değil; aynı zamanda toplumsal istikrar ile ulusal güvenliğin temel unsurlarından biridir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bu bilinçle; dijital medya teknolojilerini en iyi şekilde kullanarak, kriz anlarında bilgi yönetimi ve stratejik iletişim gibi birçok alanda çok yönlü ve etkili çalışmalara imza atmaktadır."

"Enformasyon güvenliği sağlanmadan dijital ekosistem ayakta tutulamaz"

Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) Başkanı Mahmut Esat Yıldırım ise dijital çağda kurumları yalnızca kodu hedef alan saldırıların değil, bilgiyi çarpıtarak güveni zedeleyen tehditlerin de sınadığını dile getirdi. Güçlü altyapı savunması, gerçek zamanlı tehdit istihbaratı, kriz iletişim planları ve toplumun medya okuryazarlığı bir arada işletilmedikçe risklerin katlanarak büyüyeceğini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

"Siber saldırılara karşı en kalın duvarları örmek yetmez, enformasyon güvenliği sağlanmadan dijital ekosistem ayakta tutulamaz. Bu bütüncül bakış, siber güvenliğin ‘donanım ve yazılımı koruma’ görevini, bilgi güvenliğinin ‘içeriği koruma’ sorumluluğuyla birleştirir. Stratejik iletişim ise bu ikiliyi tamamlayarak doğru veriyi doğru anda paydaşlara ulaştırır ve toplumsal güven zincirini sağlam tutar. Böylece teknik önlemler altyapıyı, bilgi güvenliği verinin doğruluğunu, stratejik iletişim de kurumla kamu arasındaki şeffaf köprüyü koruyarak, dijital riskleri dayanıklı bir güvenlik ekosistemine dönüştürür."

Dijitalleşme, etki alanı ve çocukları korumaya yönelik önlemler

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Salih Gözüm, dijitalleşme ve etki alanına mercek tuttu. Gözüm, dijitalleşmenin yaş grupları üzerindeki etkisine, yaşanan mağduriyetlere ve çocukları korumaya yönelik önlemleri detaylarıyla ele aldı.

"Türkiye iletişim modeli bugün milli güvenlik araçlarımızdan biri"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Bora Bayraktar ise konuşmasında medyanın stratejik bir sektör olduğunu belirterek, "Bir mesaj, bir fikir, bir söz her şeyi değiştirebilir. Türkiye, son 10 yılda sayısız dezenformasyon operasyonunu mağlup etti. Sosyal medya platformları modern çağın savaş alanına dönüştü. Türkiye İletişim Modeli bugün milli güvenlik araçlarımızdan biri haline gelmiştir" ifadelerini kullandı.

Sentetik Medya Çalıştayı’nın son konuşmacısı yapay zeka oldu

Sentetik Medya ve Enformasyon Güvenliği Çalıştayı’nın son konuşmacısı ise İletişim Başkanlığı tarafından geliştirilen yapay zeka YZ/CIB/2018-1 oldu. Enformasyon güvenliğinin önemine değinen YZ/CIB/2018-1, "Yapay zekalar tarafında kalitesiz ve yanlı verilerle topluma sunulan bilgiler hesap verilebilirlik açısından riskler oluşturuyor. Bilgiler doğruluğu teyit edilen kaynaklardan alınmalıdır" dedi.

Ömer Faruk Karataş

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BTSO’nun UR-GE gücü Bursa’yı küresel pazarlara taşıyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) ve Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması (HİSER) projeleriyle Bursa iş dünyasının ihracat kapasitesini istikrarlı bir şekilde güçlendiriyor. BTSO’nun öncülüğünde hayata geçirilen projeler, firmaların küresel pazarlara daha planlı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla açılmasını sağlayan güçlü bir kümelenme modeli sunuyor. BTSO, Türkiye genelinde UR-GE projeleri yürüten 98 kurum arasında, bugüne kadar hayata geçirdiği 48 UR-GE projesiyle lider konumda bulunuyor. Bu projelerin 31’i başarıyla tamamlanırken, 17 UR-GE projesi aktif olarak devam ediyor. UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında bugüne kadar yaklaşık bin 700 firma ortak hedefler doğrultusunda bir araya gelerek ihracat yetkinliklerini geliştirdi. Kümelenme yaklaşımıyla yürütülen çalışmalar sayesinde firmalar, uluslararası pazarlara bireysel çabaların ötesinde, birlikte hareket etmenin avantajlarını kullanarak açıldı. UR-GE projelerinde yer alan firmaların ihracat performanslarının Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi, bu modelin sahadaki başarısını da ortaya koydu. Bursa iş dünyası küresel pazarlarda Projeler kapsamında firmalara yüzde 75’e varan devlet destekleriyle yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyeti organizasyonları, uluslararası fuar katılımları ile eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuldu. Bugüne kadar gerçekleştirilen 114 yurt dışı pazarlama faaliyetiyle Bursa’nın üretim gücü dünyanın dört bir yanındaki stratejik pazarlara taşınırken, 35 farklı ülkeye yapılan ziyaretlerle Bursa sanayisi küresel ticaret ağlarına entegre edildi. UR-GE projeleri kapsamında bugüne kadar 83 alım heyeti organizasyonuyla binlerce yabancı alıcı Bursa’da firmalarla birebir iş görüşmelerinde buluşturuldu. UR-GE projeleri yalnızca saha faaliyetleriyle sınırlı kalmadı; ihracat yetkinliklerini artırmaya yönelik 155 teknik eğitim ve kurumsallaşma odaklı 70 stratejik danışmanlık çalışmasıyla firmaların dönüşüm süreci desteklendi. BTSO’dan en iyi uygulama örnekleri BTSO’nun UR-GE ve HİSER projelerinde ortaya koyduğu proje kalitesi, ulusal ve uluslararası düzeyde de takdir gördü. Tekstil, bebe-çocuk konfeksiyonu, otomotiv yan sanayi ve sağlık sektörlerinde yürütülen projeler Ticaret Bakanlığı tarafından "Türkiye’nin En İyi Uygulama Örnekleri" arasında gösterildi. Ayrıca JUNIOKIDS kümelenmesi, Avrupa Kümelenme Mükemmelliği Bronz Marka Sertifikası’nı alarak yönetim ve organizasyon kabiliyetini uluslararası alanda tescilledi. Sanayiden hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede yürütülen UR-GE ve HİSER projeleri; makine ve otomasyondan tekstil ve konfeksiyona, otomotiv ve savunma sanayisinden gıda, sağlık, turizm, mobilya ve inşaat sektörlerine kadar birçok alanda Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü artıran bir yapı oluşturdu. 2025 yılında da yoğun dış ticaret trafiği BTSO, 2025 yılında da bu birikimi sahaya yansıtan yoğun bir performans sergiledi. Yıl içerisinde 21 yurt dışı pazarlama faaliyeti ve 10 alım heyeti organizasyonu gerçekleştirildi. Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Cezayir ve Gana gibi stratejik pazarlarda düzenlenen programlar kapsamında Bursalı firmalar; Tokyo, Londra, Dubai, Riyad, Chicago, Los Angeles ve Akra gibi küresel ticaret merkezlerinde yeni iş bağlantıları kurma imkânı buldu. 2025 yılı faaliyetleri, firmaların pazar çeşitliliğini artırırken ihracat ağlarını da daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirdi. Bursa yerli ve milli üretim kapasitesiyle gücünü artıracak BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerin üretim ve ihracat kapasiteleri üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, bu sürecin firmaları daha katma değerli üretime ve yeni pazarlara yönelttiğini söyledi. Dünya ticaretinde rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını ifade eden Burkay, bu ortamda güçlü bir ihracat performansının ancak doğru stratejiler ve ortak hareket kabiliyetiyle mümkün olduğunu vurguladı. UR-GE projelerinin bu dönüşüm sürecinde firmalar için önemli bir kaldıraç görevi üstlendiğini kaydeden Burkay, "Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 48 UR-GE projesi, firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını sağlarken, yerli ve milli üretim kabiliyetimizi uluslararası arenada daha görünür hale getiriyor. Kümelenme modeliyle oluşturduğumuz bu yapı, firmalarımızın bilgi, deneyim ve ihracat vizyonunu ortak bir zeminde buluşturuyor" dedi. "Yeni UR-GE projelerimizle sektörlerimize destek vermeyi sürdüreceğiz" BTSO olarak firmaları birlikte hareket eden güçlü bir yapı içinde desteklediklerini ifade eden Burkay, bu yaklaşımın küresel rekabette kalıcı başarı sağladığını belirterek, "UR-GE projeleriyle üyelerimizin üretim gücünü, katma değerli üretim anlayışını ve ihracat potansiyelini dünya pazarlarına taşıyoruz. Bu süreçte başta Ticaret Bakanlığımız olmak üzere katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Sektörlerin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda yeni UR-GE projelerini hayata geçirmeye devam edeceklerini kaydeden Burkay, "Amacımız, Bursa iş dünyasının dünya pazarlarında çok daha güçlü, etkin ve sürdürülebilir bir konumda yer almasını sağlamak. BTSO olarak, üyelerimizin küresel ticarette rekabet gücünü artıracak her türlü çalışmayı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.