GÜNDEM - 07 Aralık 2025 Pazar 16:02

Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "44 bin engelli gönüllümüz Engelsiz Teşkilatı’nda gece gündüz hizmet ediyor"

A
A
A
Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "44 bin engelli gönüllümüz Engelsiz Teşkilatı’nda gece gündüz hizmet ediyor"

Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, "117 tane Türkiye genelinde teşkilat, 44 bin engelli gönüllümüz Engelsiz Teşkilatı’nda gece gündüz hizmet ediyor" dedi.


Türk Kızılay, 2026 yılında Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) bünyesinde yapılacak küresel lansmanla kapsayıcı gönüllülük modelini dünya genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kızılay’ın engelsiz gönüllülük alanında yürüttüğü çalışmaların anlatıldığı ‘İyiliğe Engel Yok’ temalı bir program düzenlendi. Programda konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Engelsiz Teşkilat’ın gayreti, azmi, gücü temsil eden bir teşkilat olduğunu vurgulayarak, "Engelsiz Kızılay Teşkilatı 2021 yılında ilk kurulurken mottomuz buydu. Türkiye’nin dört bir tarafından aslında engelleri nedeniyle zorluk yaşayan diye düşünülen bireyler, biz alan tarafta değil veren tarafta olmak istiyoruz, biz iyilik yapılan değil, iyilik yapan olmak istiyoruz diyerek bizim yanımıza geldiler. 2021 yılında Engelsiz Kızılay Teşkilatı kurulduğunda hemen 4 sene sonra acaba hangimiz düşünürdük, 117 tane Türkiye genelinde teşkilat, 44 bin engelli gönüllümüz Engelsiz Teşkilatı’nda gece gündüz hizmet ediyor. Ben burada çok büyük bir azim, çok büyük bir kararlılık görüyorum. Aslına bakarsanız bir engele sahip olmak hiçbirimizin elinde değil. Doğuştan olmak zorunda da değil engellerimiz. Bir deprem olur, bir trafik kazası geçiririz. Hepimiz aslında günün sonunda fiziksel bir durumumuzla alakalı zorlukla karşılaşabiliriz. Sizlerin bize burada en önemli verdiği ders aslında engelimiz ne olursa olsun onu aşmak bizim elimizde. Türk Kızılay olarak dirençli bir toplumun inşası için çalışıyoruz. Dirençli olmak düşünmek demek değildir. Düşebilirsiniz, insanız, hepimiz düşebiliriz. Deprem olur, sel olur, yangın olur, ekonomik zorluk olur, sağlıkla alakalı problem yaşarız ama önemli olan ona da düşseniz bile ayağa kalkıp yürümeye devam etmeyi başarabilmektir" diye konuştu.



"En prestijli ödül, Engelsiz Kızılay Teşkilatı’na verildi"


Gönüllülerin hepsinin kıymetli ama Engelsiz Kızılay Teşkilatı’nın ayrı bir değere sahip olduğunu belirten Yılmaz, "Bunu sadece biz söylemiyoruz. Bunu üye olduğumuz, 191 ülkenin bir araya gelip oluşturduğu Kızılay Kızılhaç Federasyonu da söylüyor. En prestijli ödül, Engelsiz Kızılay Teşkilatına verildi. Neden verildi biliyor musunuz? Şöyle söylediler, ‘biz şimdiye kadar hep engellilik çalışmalarında, engellileri kaldıralım diye uğraştık, hayatın içinde engellilerin önlerinde herhangi bir zorlayıcı etken olmasın diye uğraştık, hep onların yardım edilecek tarafta düşünmüşüz ama biz şimdiye kadar gönüllü olabilecekleriyle alakalı, iyiliğin önünde, gönüllünün önündeki engellileri kaldıralım diye bir çalışma yapmamışız’ dediler. Bu ödülü verdikten sonra da hemen büyük bir çalışma başladı. Bu sene mayıs ayında bunun da lansmanı yapılacak. Aslında sizler sadece Türkiye’ye örnek olmuş olmayacaksınız. 191 Kızılay, Kızılhaç Federasyonu’nda üyenin olduğu bütün ülkelerde engelsiz Kızılay ya da Kızılhaç Teşkilatlarının gönüllülük yapılarının kurulmasına da öncülük yapmış olacaksınız" şeklinde konuştu.


Yılmaz, Dünya Engelliler Günü ile Dünya Gönüllüler Günü’nün beraber kutlandığı bir hafta olmasını, bu buluşmaların her yıl sürmesini temenni ettiğini belirtti. Engelsiz Kızılay ailesinin birlikte öğrenen, birbirinden ilham alan güçlü bir yapı oluşturduğunu vurgulayan Yılmaz, dayanışma ve iyilik hareketinin daha güvenli ve kapsayıcı bir geleceğe katkı sunduğunu da ifade etti.


Programa Türk Kızılay Genel Başkanı Yılmaz, engelli bireyler, gönüllüler ve kamu temsilcileri katıldı.



Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "44 bin engelli gönüllümüz Engelsiz Teşkilatı’nda gece gündüz hizmet ediyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.