EĞİTİM - 07 Ekim 2025 Salı 16:48

Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: (4+4+4 zorunlu eğitim sistemi) "Daha kısa ama nitelikli eğitim modeli erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacaktır"

A
A
A
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: (4+4+4 zorunlu eğitim sistemi) "Daha kısa ama nitelikli eğitim modeli erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacaktır"

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde görüşülecek olan ’4+4+4’ zorunlu eğitim sistemine yönelik değerlendirmesinde, "Daha kısa ama nitelikli ve bireysel farklılıklara duyarlı bir eğitim modeli hem erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacak hem de eğitim sisteminin daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır" dedi.


Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "4+4+4" zorunlu eğitim sistemine yönelik öğretmen, öğrenci ve velilerin bulunduğu 36 binden fazla katılımcıyla yapılan araştırma sonrası gelen sorular üzerine Memur-Sen Genel Merkezi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Raporun sadece Türkiye değil geniş anlamda uluslararası medyada geniş bir yankı bulduğunu söyleyen Yalçın, 4+4+4 zorunlu eğitim sistemine yönelik saha araştırması başlığıyla yayınladıkları çalışma 2012 yılından beri uygulanan zorunlu eğitim sisteminin mevcut durumunu değerlendiren en kapsamlı çalışmaların başında olduğunu ifade etti.



"Araştırmanın en dikkat çekici sonucu zorunlu eğitim süresinin 12 yıl olmasının uzun bulunmasıdır"


Türkiye’nin 81 ilinden 36 bini aşkın katılımcıyla yürütülen 4+4+4 zorunlu eğitim sistemine yönelik saha araştırması başlığıyla yayınladıkları çalışmanın 2012 yılından bu yana uygulanan zorunlu eğitim sisteminin mevcut durumunu değerlendiren en kapsamlı çalışma olduğunu belirten Ali Yalçın, "Bu saha araştırmamızda katılımcılardan 17 bin 762 öğretmen, 7 bin 34 yönetici, 5 bin 415 lise öğrencisi son sınıf öğrencisi ve 5 bin 907 kişi ise bunların velilerinden oluşuyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu zorunlu eğitim süresinin 12 yıl olmasının uzun bulunduğu. Öğretmenlerin yüzde 93,8’i yöneticilerin yüzde 97,1’i, öğrencilerin yüzde 78,5 ve velilerin de yüzde 78,8’i bu süreyi uzun buluyor. Sürenin toplum ve çalışma hayatının beklentilerle uyumlu olmadığını düşünenlerin oranı öğretmenlerin yüzde 75,2’i, yöneticilerin yüzde 82,8’i, velilerin ise yüzde 58,9’u oluşturuyor. Öğretmenleri yüzde 70’i yöneticilerin de yüzde 78,9’u bu kanaati paylaşıyor. Katılımcıların çoğu öğrencilerin meslek seçiminde yeterince yönlendirilmediğini, öğretmenler yüzde 66,6 bu kanaatte. Yöneticilerin yüzde 71’i bu kanaatte, meslek seçimini yeterince yönlendirmediğini, sistemin sosyal duyusal gelişimi sınırladığını vurguluyorlar. Öğretmenlerin yüzde 83,6’sı öğrencilerin yüzde 75,9’u son yılın gerekli olmadığı görüşünü paylaşıyor" şeklinde konuştu.



"En çok önerilen model ise 3+1 yani 3 yıl zorunlu, 1 yıl isteğe bağlı eğitim"


Araştırma sonucu zorunlu eğitim süresinin toplumun beklentileri ve hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, "Katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ı lise son sınıfın üniversite hazırlık ve kariyer planlama yılına dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor. Araştırma esnek ve modüler orta öğretim modellerine güçlü bir destek sunuyor. En çok önerilen model ise 3+1 yani 3 yıl zorunlu 1 yıl isteğe bağlı eğitim ve 2+2, 2 yıl zorunlu 2 yıl isteğe bağlı şeklinde 2 seçenek bu araştırmada öne çıkıyor. Eğitim Bir-Sen olarak bu bulguların sistemin süre, içerik ve yapı bakımında yeniden düzenlenmesi ve bir yol haritası oluşturulması konusunda önemli ipuçları sunduğunu düşünüyoruz. Sonuç olarak araştırmamızda elde ettiğimiz bulgular doğrultusunda zorunlu eğitim süresi toplumun beklentileri ve hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmelidir" açıklamalarında bulundu.



"Daha kısa ama nitelikli eğitim modeli erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacaktır"


TBMM tutanaklarını da taradıklarını ifade eden Ali Yalçın, "Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarına baktığımızda çeşitli tarihlerde taradığımız yazılı soru önergelerinde şu başlıkların yer aldığı gözüküyor. Sürenin uzatılmasının yapısal sorunları artırması, sürenin uzatılmasının eğitimi nitelikli hale getirmemesi, uzun sürenin öğrenciler için yük oluşturması, sürenin artışının erken okul terklerine yol açması, sürenin esnek ve yeniden yapılandırılması gerektiği, kısa ve odaklanmış modellerin geliştirilmesi gerektiği gibi bu anlamda meclis tutanaklarında pek çok kez görüşler ifade ediliyor. Zorunlu eğitim süresi, toplumsal fayda ve toplumun değişim beklentileri, hızla gelişen teknoloji, yapay zeka ve bu konudaki hızlı gelişmeler, bilgi temelli eğitimden beceri temelli eğitime dönüşen eğitim sistemleri gibi çeşitli nedenlerle zorunlu eğitim sisteminin dönüştürülmesi bir beklenti olarak önümüzde durmaktadır. Daha kısa ama nitelikli ve bireysel farklılıklara duyarlı bir eğitim modeli hem erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacak hem de eğitim sisteminin daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır" diye konuştu.



"OECD ülkeleriyle uyumlu biçimde zorunlu eğitim süresi 11 yıla çekilir"


Ali Yalçın, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in zorunlu eğitim süresine ilişkin bakanlık ön çalışmasını Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne sunacaklarını ifade ettiğini hatırlatarak, "Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere bu anlamda saha araştırmamız tüm kamu kurumlarına ulaştırılmış ve bu konuda saha beklentileri kamuoyuna yansıtılmıştır" dedi.


Lisans eğitim süresine ilişkin YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın konuya ilişkin görüşlerini aktaran Yalçın, bu çalışmaları yakından takip ettiklerini söyledi.


Öğrenciler, öğretmenler ve velilerin farklı ihtiyaçlara yanıt verebilecek alternatif modellerin aynı sistem içerisinde yer almasını talep ettiğini söyleyen Ali Yalçın, raporda ortaya çıkan modelin öngördüğü katkıları şu şekilde ifade etti:


"Birincisi sistemin verimliliğini artırmaya vesile olabilir. Zorunlu eğitimin 12 yıldan 11 yıla esnetilmesi kaynakların daha etkin ve hedefe yönelik kullanımını mümkün kılabilir. Okul türleri arasında esnek geçişlerin olması kapasite fazlası yerine ihtiyaç temelli planlama yapılmasına imkan sağlar. 2’ncisi bireysel yönelimi güçlendirir. Öğrenciler 11’inci sınıfın sonunda akademik, mesleki ya da alternatif yönelimlere göre kendileri için yol haritası çizebilirler. 3’üncü olarak istihdam ve beceri uyumunu arttırabilir. Bu da isteğe bağlı son yıl doğrudan iş gücüne geçişi hedefleyen öğrenciler için sektörel modüller, kısa sertifika programları ve mesleki yeterlilik belgeleriyle desteklenir. 4’üncü olarak akademik kaliteye bunun etkisi olabilir. Üniversiteye hazırlık sürecinde yer alan öğrenciler için yapılandırılmış, odaklı ve destekleyici akademik içerikler sunulur. Zorunluluktan çıkarılan 12’nci sınıf bu grubun ihtiyaçlarına göre daha özgür şekilde tasarlanabilir. 5’incisi uluslararası uyum artar. OECD ülkeleriyle uyumlu biçimde zorunlu eğitim süresi 11 yıla çekilir. Ayrıca modüler ve kişiselleştirilmiş öğrenme yapıları UNESCO’nun geleceğin eğitimi vizyonu ve ’OECD’nin öğrenme pusulası 2030’ ilkeleriyle de örtüşmüş olacaktır. Biz bu tartışmalar ışığında, saha araştırması verileri ışığında konunun sosyal taraflarla tartışılması Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda 21’inci Milli Eğitim Şurası’nı düzenleyerek bunu tartışmaya açmasını son derece önemli buluyoruz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Kızılcıklı Mahallesi’nde Trafik Eğitim Sokağı açıldı Nilüfer Belediyesi, çocuklara erken yaşta trafik bilinci kazandırmak amacıyla Kızılcıklı Mahallesi’nde "Trafik Eğitim Sokağı"nı hizmete açtı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Sokağı araç trafiğine kapattık. Asıl sahiplerine, yani çocuklarımıza verdik" dedi. Nilüfer Belediyesi, Kızılcıklı Mahallesi’nde trafik güvenliği bilincinin artırılması amacıyla hayata geçirilen Trafik Eğitim Sokağı’nın açılışı gerçekleştirildi. Açılışa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Kızılcıklı Mahalle Muhtarı Ülkü Celep, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve Hasanağa Şehit Piyade Er Kadir Çavuşoğlu İlkokulu ve Ortaokulu idarecileri ve öğrencileri katıldı. Başkan Şadi Özdemir, kadınlar, gençler, çocuklar ve dezavantajlı grupların her zaman için öncelikleri arasında olduğunu söyledi. Bu doğrultuda projeler ürettiklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Kentimizde trafik eğitim parkurları var. Ancak baştan sona bu amaca ayrılmış bir sokak henüz yoktu. Burası Bursa’nın ilk trafik eğitim sokağı olacak. Bu yeri özenle seçtik. Okul çıkışlarında burada çok trafik oluyordu. Velilerimiz ve öğretmenlerimiz bu sorunu bize iletti. Biz de hemen harekete geçtik. Bu sokağı araç trafiğine tamamen kapattık. Sokağı asıl sahiplerine, yani çocuklarımıza verdik. Burada çocuklarla birlikte olmak bizlere büyük bir mutluluk veriyor. Her şey onlar için" dedi. Çocukların burada trafik eğitimi alacaklarını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, "Burada tam 40 tane trafik tabelası var. Sadece yürüyüş kurallarını öğrenmeyeceksiniz. Özel bisiklet yolumuz da var. Burada bisiklet kullanmayı güvenle öğreneceksiniz. Üstelik çevremizi de koruyoruz. Bazı tabelalarımız enerjisini doğrudan güneşten alıyor" diye konuştu. 2-8 Mayıs’ın Trafik Haftası olduğunu hatırlatan ve kutlayan Başkan Şadi Özdemir, "Amacımız burayı kalıcı bir trafik eğitim merkezine dönüştürmek. Emniyet ile birlikte çalışacağız. Başka okullardan çocuklarımız da buraya gelecek. Trafik kurallarını yaşayarak öğrenecekler" dedi. Kızılcıklı Mahalle Muhtarı Ülkü Celep ise sokağın hayırlı uğurlu olmasını diledi. Açılışın ardından trafik polisleri tarafından kısa bir eğitim verildi. Başkan Şadi Özdemir ile Milletvekili Yunus Emre, çocuklarla pedal destekli go-kart araçlarına binerek, uygulamalı trafik eğitimine katıldı.
Muğla İki Yaka Kültür Festivali’nde dostluk mesajları verildi Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında Yunan adalarından gelen misafirler Bodrum Cruise Port’ta coşkuyla karşılandı. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, belediye meclis üyeleri ve organizasyon komitesi tarafından gerçekleştirilen karşılamada Ege’nin iki yakasından gelen dostluk mesajları dikkat çekti. Karşılama programında müzikler söylendi, folklor gösterileri gerçekleştirildi ve iki halk arasındaki iyi niyet ile kültürel bağların güçlenmesine yönelik anlamlı görüntüler ortaya çıktı. Festivale katılım sağlayan Kos Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras, Nisyros Belediye Başkanı Christofis Koronaios, Leros Belediye Başkanı Michalis Kolias, Patmos Belediye Başkanı Konstantinos Mamakos, Kalymnos ve Lipsi belediye temsilcileri Bodrum’da dostluk mesajları verdi. Karşılama sırasında konuşan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, iki yaka arasında yıllardır süren kültürel bağların bu festivalle daha da güçlendiğini belirterek tüm vatandaşları festival etkinliklerine davet etti. Mandalinci açıklamasında, Ege’nin iki yakasında yaşayan halkların tarih boyunca ortak bir kültürü paylaştığını vurgulayarak, "Bu festival sadece bir etkinlik değil, dostluğun, kültürün ve ortak hafızanın buluşmasıdır. Bodrum olarak komşularımızı ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm vatandaşlarımızı 8-10 Mayıs boyunca Kumbahçe Meydanı’nda gerçekleşecek etkinliklere davet ediyoruz" dedi. Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında konserler, halk dansları gösterileri, workshoplar, söyleşiler, sergiler ve gastronomi etkinlikleri üç gün boyunca Kumbahçe Meydanı’nda devam edecek.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.