GÜNDEM - 22 Nisan 2026 Çarşamba 14:43

Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır"

A
A
A
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır"

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) ve Memur-Sen’e bağlı Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylar bir kez daha göstermiştir ki, karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır" dedi.


Eğitim-Bir-Sen, son dönemde eğitim ortamlarında artan şiddet olaylarının toplumsal etkilerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek amacıyla "Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar Arası Koordinasyon ve Sorumluluklar" başlıklı çalıştay düzenledi. Çalıştayda eğitim ortamlarında şiddet olgusu sosyolojik, psikolojik ve dijital boyutlarıyla ele alınırken, okul iklimi ve öğretmenin rolü, kurumsal kapasite, aile, medya ve sosyal çevrenin etkisi, kurumlar arası koordinasyon ile mevcut yapısal sorunlar kapsamlı biçimde değerlendirildi. Ayrıca önleyici, koruyucu ve müdahale edici politika önerileri masaya yatırıldı.



"Karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde, yapısal bir sorunun yansımasıdır"


Eğitim ortamlarında artan şiddet olgusu üzerine ortak akıl üretmek üzere bir araya geldiklerini ifade eden Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylar bir kez daha göstermiştir ki, karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır. Bu bağlamda bizim için sendikacılık sadece hak arama mücadelesi değil, aynı zamanda eğitim politikalarına katkıda bulunma, sorunlara bilimsel ve kalıcı çözümler üretme sorumluluğudur. Bu nedenle biz buna ‘akademik sendikacılık’ diyoruz ve bugün burada gerçekleştirdiğimiz çalıştay da bu sorumlu yaklaşımın somut bir yansımasıdır. Bugün burada ele aldığımız mesele, sadece eğitim sisteminin değil, toplumsal yapının da beka meselesidir. Disiplin yönetmeliğindeki yetersizlikler, öğretmenlere adeta ‘başına iş alma, başından sav’ demektedir. Bedeli ödetilmeyen mesnetsiz CİMER şikayetlerinin okulu boğduğu ve öğretmeni yorduğu, aşırı müdahaleci ve okul üzerinde baskı kuran veli profilinin eğitimcileri gerdiği artık görülmelidir. Sanal dünyanın karanlık dehlizlerinde çocuklarımıza ve gençlerimize kurulan kumpaslar ortadadır. TBMM’de 15 yaş altına yönelik sosyal medya kullanımına ilişkin sınırlamaların görüşüldüğü bu süreçte aynı zamanda bu yaş grubunun internetle temasını daha kontrollü ve güvenli hale getirecek alternatif modeller de tartışmaya açılmalıdır" diye konuştu.



"Tuşlu telefonla okula gelmeleri yönündeki tedbirleri de artık konuşabilmeliyiz"


Çocukların korunması amacıyla bir dizi çalışma gerçekleşmesi gerektiğini ifade eden Yalçın, "Çocukların korunması amacıyla yalnızca temel iletişim imkanı sunan, internet erişimi olmayan tuşlu telefonla okula gelmeleri yönündeki tedbirleri de artık konuşabilmeliyiz. Sınıflarda cep telefonu kullanımı yasaklanmış olsa da okul çıkış saatlerinde internete bağlı akıllı telefon üzerinden yaşanan siber zorbalık ciddi bir tehdit oluşturmaya devam etmektedir. İnternet erişimi olmayan tuşlu telefonlar, bu noktada önleyici bir tedbir işlevi görebilir; velileri de eğitimcileri de büyük bir yükten kurtarabilir. Ne öğrenci eski öğrenci, ne şartlar eski şartlar. Geleneksel toplumsal yapılar bozulmakta, eğitim kurumları ve aileler bu yeni şartlarla baş etmekte zorlanmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak 2025 Temmuz ayında, 2012’de devrin şartları ve ihtiyaçları gereği hayata geçirilen ancak bugün değişen şartlar çerçevesinde yeniden ele alınması gereken ‘4+4+4’ zorunlu eğitim sistemine ilişkin 36 binden fazla katılımcıyla kapsamlı bir çalışma yürüttük. Çalışmada öğretmenlerin yüzde 93,8’i, okul yöneticilerinin yüzde 97,1’i, öğrencilerin yüzde 78,5’i ve velilerin yüzde 78,8’i 12 yıllık zorunlu eğitim süresinin kısaltılması gerektiğini ifade etmiştir. Üniversite öğrenim süresinin tartışıldığı bir düzlemde eğitimde çocukların hazır bulunuşluk düzeyi, hayata hazırlık ve mesleğe geçiş gibi temel işlevleri, lise düzeyinde de yeniden ele alınmalı ve bu konuda somut bir sonuca artık ulaşılmalıdır. Zorunlu eğitim, sorunlu eğitime dönmeden önlemler alınmalıdır" şeklinde konuştu.



"Sabah programları ile aile yapımız, şiddet içerikli dizilerle neslimiz hedef alınmaktadır"


Şiddet içerikli olayların medyada ve sosyal medyada sunuş biçiminin de ayrı bir sorun alanı olduğuna işaret eden Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Sabah programları ile aile yapımız, şiddet içerikli dizilerle neslimiz hedef alınmaktadır. Kontrolsüz dijital mecralar ve sapkın akımlarla toplum çürütülmek istenmektedir. Bu tabloyu görmeli ve önlemler almalıyız. Dijital yayın platformlarında sapkınlığı yayan içerikleri de konuşmalıyız. Bu konuya da bir çerçeve çizilmesinin, daha güçlü bir düzenleme ve denetim mekanizmalarının zamanı gelmiş ve geçmektedir. Tüm bu başlıkların eğitim sistemimizin geleceğini şekillendirecek bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması ve ilgili paydaşlarla ortak akıl doğrultusunda hareket edilmesi büyük bir önem taşımaktadır. İşte bu çalıştayı düzenleme amacımız da budur. Bu kapsamda eğitimde şiddetin güncel görünümünü ve nedenlerini; şiddetin sosyolojik, psikolojik ve dijital boyutlarını; okul iklimini ve öğretmenin rolünü; aile, medya ve sosyal çevrenin etkisini; kurumlar arası koordinasyon ve sorumluluk alanlarını hep birlikte değerlendireceğiz. Amacımız dert yanmak değil, çare bulmaktır. Hiç kimse kendini bu süreçten soyutlamamalı, çünkü sorun hepimizin ortak sorunudur. Bir Kızılderili atasözü, ‘Bir çocuğun eğitiminden bütün kasaba sorumludur’ der. Bu yüzden herkese düşen bir sorumluluk bulunmaktadır. Bu masa etrafında bir araya gelmemizin anlamı da budur: Ortak akıl üretmek, sorumlulukları paylaşmak ve birlikte çözüm yolları bulmak."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Galatasaray’da lig maçına göre 11’de 9 değişiklik Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Gençlerbirliği ile ligde oynadıkları maçın 11’ine göre kupadaki karşılaşmada 9 değişiklik yaptı. Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde Galatasaray, RAMS Park’ta Gençlerbirliği ile karşılaşıyor. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, ligde Başkent ekibiyle ile oynadığı maçın 11’ine göre kupada rotasyona gitti ve 9 değişiklikle saha çıktı. Mauro Icardi ve Leroy Sane’ye yine 11’de görev veren Buruk; Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Gabriel Sara, Yunus Akgün ve Barış Alper Yılmaz’ın yerine Günay Güvenç, Sacha Boey, Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Eren Elmalı, Renato Nhaga, Mario Lemina, Ahmed Kutucu ve Noa Lang’a şans verdi. Sarı-kırmızılılarda Uğurcan Çakır, Abdülkerim Bardakcı ve Gabriel Sara ise kadroda yer almadı. Galatasaray, bu karşılaşmada kırmızı retro formasıyla sahaya çıktı. Sarı-kırmızılılar, daha önceki kupada müsabakasında da sarı retro formasını kullanmıştı. Osimhen 4 maç sonra kadroda UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda deplasmanda İngiliz ekibi Liverpool ile oynanan rövanş maçında sağ kolu kırılan ve ameliyat edilen Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen, Gençlerbirliği ile oynanan müsabakanın 21 kişilik kadrosunda yer aldı. Sakatlığının ardından ilk kez kadroda olan Osimhen bu süreçte; Trabzonspor, Göztepe, Kocaelispor ve Gençlerbirliği karşılaşmalarında oynayamamıştı. Kaan, Günay ve Nhaga, 8 maç sonra 11’de Galatasaraylı futbolcular Günay Güvenç, Kaan Ayhan ile Renato Nhaga, Gençlerbirliği karşısında 11’de başladı. En son Corendon Alanyaspor ile 3 Mart tarihinde oynanan mücadelede 11’de şans bulan Günay, Kaan ve Nhaga, 8 resmi müsabaka sonra 11’de görev aldı. Galatasaray’ın 11’i Sarı-kırmızılılar mücadeleye; Günay Güvenç, Sacha Boey, Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Eren Elmalı, Renato Nhaga, Mario Lemina, Leroy Sane, Ahmed Kutucu, Noa Lang ve Mauro Icardi 11’i ile başladı. Yedeklerde ise Batuhan Şen, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Roland Sallai, Yunus Akgün, İlkay Gündoğan, Lucas Torreira, Victor Osimhen, Barış Alper Yılmaz ve Arda Ünyay bekledi. 23 Nisan kutlandı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Galatasaraylı futbolcular, ısınmada özel tişörtlerle yer aldı. Tişörtlerde Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı, Türk bayrağı ve ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun’ yazısı yer aldı. İki takım futbolcuları ve hakemler de seremoniye üzerinde ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun’ pankartıyla çıktı.
Aydın Büyükşehir’in Çocuk Gelişim Merkezleri’nde 23 Nisan etkinlikleri düzenlendi Aydın Büyükşehir Belediyesi Çocuk Gelişim Merkezleri’nde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında etkinlikler gerçekleştirildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 106’ncı yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde çocuklar, öğretmenleriyle birlikte hazırladıkları çalışmaları sergiledi. Günün anlam ve önemine yönelik hazırlanan programlarda minikler, çeşitli etkinlikler ile bayramın ruhunu yansıttı. Çocukların yaş gruplarına uygun olarak planlanan etkinliklerde, eğitici ve geliştirici içerikler ön planda tutuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 106’ncı yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, "Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu müstesna günü çocuklarımıza armağan ederek, onlara olan sarsılmaz güvenini ve Cumhuriyetimizi emanet edeceği nesillere verdiği değeri en açık şekilde ortaya koymuştur. Bu duygu ve düşüncelerle, tüm çocuklarımızın ve milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.