POLİTİKA - 05 Mayıs 2026 Salı 12:47

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması bizim açımızdan önemlidir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması bizim açımızdan önemlidir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu.


Bahçeli, açıklamasında Türkiye’nin dış politika anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu vurguladı. Dış politikada Türkiye’nin gerilim arayan bir ülke olmadığını söyleyen Bahçeli, "Kıbrıs Türkünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezli temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiilî durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez" açıklamasında bulundu.


"Kıbrıs, Türk milletinin stratejik hafızasıdır"


Kıbrıs meselesinin bu çerçevede ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Kıbrıs yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs; Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkünün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz; kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır" ifadelerine yer verdi.


"Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak"


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak; Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak; Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir" diye konuştu.


"Terörün tasfiye edildiği Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır"


Bahçeli, dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacının, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı milli seferberlik anlayışı olduğuna dikkati çekti. Söz konusu seferberliklerin kültür, teknoloji, sanayi ve ekonomi alanlarında olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk Milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği; kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil; karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir" diye konuştu.


"Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez"


Türk milliyetçileri olarak vatanın her karışında kardeşliği hakim kılmak arzusunda olduklarının dile getiren Bahçeli, "Bu sorumluluğun bugünkü aşaması, terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak; şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı, Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa; Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa; Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı.


"Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte"


Bahçeli, İran-ABD-İsrail geriliminin Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek kadar büyük bir potansiyeli olduğunu söyleyerek, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte; değişen rotalar, mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerindeki her yükseliş, pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir" şeklinde konuştu.


"Terörü bitirmek artık farz olmuştur"


Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil; Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053’ün ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendirdiklerinin altını çizen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetlerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhep simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın Süryani’nin doğulunun, batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye; komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi, kol kola, el ele ve tek vücut halinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir. Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran; analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur."


"Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter"


Terörsüz Türkiye’nin güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacağını savunan Bahçeli, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşlüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil; kültür turizminin, gastronominin merkezi akla gelecektir" ifadelerine yer verdi.


"Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır"


Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktaran Bahçeli, "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemeli, kimse gazilerimizin fedakarlıklarına gölge düşürmemeli, kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemeli, kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır" şeklinde konuştu.


"Abdullah Öcalan için statü açığı Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır"


Bahçeli PKK terör örgütünün kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulmasının önemli olduğunu kaydederek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır" şeklinde konuştu.


"Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister"


Cumhur İttifakı’nın, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği olmadığını kaydeden Bahçeli, "Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir. İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı Enduro tutkunları 3 bin 200 rakıma tırmanacak Ağrı, Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun 2026 yılı yarış takviminde yer alan, Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası’na ilk kez ev sahipliği yapacak. Doğal güzelliklerinin yanı sıra 5 bin 137 metre ile ülkemizin en yüksek dağına sahip Ağrı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ağrı Valiliği ve Türkiye Motosiklet Federasyonu iş birliğiyle 3-4-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında yüzlerce enduro tutkununu bir araya getirecek. Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası’nın bilgilendirme ve tanıtım toplantısı Ağrı Valiliğinde düzenlendi. Toplantıya Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt, İl Gençlik ve Spor Müdürü Ahmet Çelebi, Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkan Vekili Ogün Baysan, Asbaşkan Mahmut Nedim Akülke ve il protokolü katıldı. Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt: "Bu organizasyonla Ağrı’nın spor turizminde güçlü bir marka haline gelmesini hedefliyoruz" Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt, düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, 3-4-5 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek organizasyonun etapları ve bölgeye sağlayacağı katkılar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Vali Bozkurt, yarışların ilk etabının Ağrı Merkez’de, ikinci etabının Diyadin Kanyonu’nda, üçüncü etabının ise Tendürek ve Ağrı Dağı güzergâhında gerçekleştirileceğini belirterek, "İlimizde ilk kez böyle büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmanın gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. Bu önemli gelişmeyi basın mensuplarımız aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. Enduro sporunun doğasına da değinen Bozkurt, bu branşın hızdan ziyade dayanıklılık, denge ve teknik beceriye dayandığını vurguladı. Sporcular açısından rota bilgisi, zihinsel ve fiziksel dayanıklılık ile risk yönetimi gibi birçok önemli yetkinliği bir arada barındırdığını ifade eden Bozkurt, Ağrı etaplarının bu yönleriyle sporun tanıtımına önemli katkı sağlayacağını söyledi. Organizasyonun turizme sağlayacağı katkılara dikkat çeken Bozkurt, "Ağrı’ya gelecek ziyaretçiler, ilimizin sosyal ve kültürel yapısını yakından tanıma fırsatı bulacak. Doğal güzelliklerimiz, coğrafyamız ve etaplarımız daha geniş kitlelere ulaşacak. Bu sayede kültürel etkileşim artarken, şehrimiz önemli bir katma değer kazanacak" ifadelerini kullandı. Sporun gençler üzerindeki etkisine de değinen Bozkurt, motor sporlarına ilgi duyan gençlerin bu tür organizasyonlar sayesinde spora kazandırılacağını belirterek, organizasyonun yerel ekonomi üzerinde de olumlu yansımalar oluşturacağını dile getirdi. Bölgedeki huzur ve güven ortamına da vurgu yapan Bozkurt, "Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda bölgemizde önemli çalışmalar yürütüyoruz. Bu organizasyon da bu sürecin önemli bir parçasıdır" dedi. Organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Bozkurt, başta Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun desteklerinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Vali Bozkurt, sözlerini "Ağrı’ya Uluslararası Motorsporları Merkezi ve Kamp Karavan alanı kuracaklarının müjdesini vererek, inşallah bu organizasyonu kazasız belasız tamamlayarak ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı sonuçlar kazandırırız" temennisiyle tamamladı. TMF Başkan Vekili Baysan: "Ağrı’da atılan bu adım, Doğu’da spor turizmi adına bir mihenk taşı olacak" Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkan Vekili Ogün Baysan, Ağrı’da gerçekleştirilen basın lansmanında yaptığı konuşmada organizasyonun bölge açısından tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Baysan, etkinliğin yalnızca bir lansman olmadığını belirterek, Doğu Anadolu’da spor turizmi adına önemli bir başlangıç niteliği taşıdığını ifade etti. Protokol üyeleri ve basın mensuplarına teşekkür ederek konuşmasına başlayan Baysan, Ağrı’da gerçekleştirilecek organizasyonun gelecekte çok daha büyük bir vizyona ulaşacağını söyledi. Yarışların üç etap halinde düzenleneceğini belirten Baysan, bu organizasyonun Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir ilk olacağını kaydetti. Ağrı’nın bundan sonraki süreçte şampiyonanın önemli duraklarından biri olacağını dile getiren Baysan, "Planlamamız doğrultusunda her yıl organizasyonun bir ayağını Ağrı’da gerçekleştirmeyi hedefliyoruz" dedi. Uzun vadeli hedeflerine de değinen Baysan, organizasyonu uluslararası bir platforma taşımak istediklerini belirterek, "Amacımız, Ağrı’nın ön planda olduğu bu önemli spor organizasyonunu uluslararası bir formata dönüştürerek tüm dünyaya tanıtmak. Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak bu hedef doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. TMF Asbaşkanı Akülke: "Spor turizmi gelecektir, hedefimiz bu potansiyeli Anadolu’ya yaymak" Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, Ağrı’da düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada spor turizminin Türkiye için taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Akülke, federasyon olarak "Spor turizmin geleceğidir" mottosuyla ülke genelinde çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez Ağrı’da bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Ağrı’da gerçekleştirilen organizasyonun bir başlangıç olmasını temenni ettiklerini vurgulayan Akülke, "İnşallah bu ilk adım kalıcı olur ve önümüzdeki yıllarda geleneksel hale gelir" dedi. Spor turizminin dünya genelinde turizm gelirlerinin yaklaşık yüzde 35 ila 40’ını oluşturduğunu belirten Akülke, küresel spor turizmi pazarının ciddi rakamlara ulaştığını kaydetti. Türkiye’nin ise bu büyük pastadan yalnızca yaklaşık yüzde 1’lik pay alabildiğine dikkat çeken Akülke, mevcut gelirin büyük ölçüde Antalya, Alanya, İzmir ve İstanbul gibi batı illerinde yoğunlaştığını ifade etti. Akülke, Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak hedeflerinin bu potansiyeli ülkenin tüm bölgelerine yaymak olduğunu belirterek, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da düzenlenecek motosiklet ve farklı ekstrem spor organizasyonlarıyla spor turizmini geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Ağrı’nın bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Akülke, "Sayın Valimizin destekleriyle burada spor turizminin temellerini atacağımıza ve önemli bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz" diye konuştu. Enduro tutkunları 3 bin 200 rakıma tırmanacak Ağrı 51Ağrı Dağı’nın zorlu etaplarında gerçekleştirilecek yarışlar, enduro ve ATV sporcularının sınırlarını zorlayacak. Yaklaşık 100 profesyonel motosiklet ve ATV sporcusunun katılması beklenen şampiyonanın açılış ayağı, bölgenin spor turizmine önemli katkılar sunacak. Türkiye’nin en prestijli motor sporları organizasyonlarından biri olan Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası’nda adrenalin tutkunları; dik yamaçları ve yemyeşil doğasıyla öne çıkan Diyadin (Murat) Kanyonu’nu, volkanik yapıları ve zorlu coğrafyasıyla dikkat çeken Tendürek Dağı eteklerini, tarihi İshak Paşa Sarayı’nı, Meteor Çukuru’nu ve Nuh’un Gemisi iziyle bilinen Doğubayazıt rotalarını aşarak Ağrı Dağı’nın 3 bin 200 metre rakımındaki finiş noktasına ulaşmak için mücadele edecek. Dayanıklılık ve teknik becerinin ön planda olacağı bu heyecan dolu yarışlar, sporseverlere unutulmaz anlar yaşatacak.
Ankara AK Parti’den Erol Güngör için anma programı AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı tarafından düzenlenen ’Kütüphane Sohbetleri’ çerçevesinde sosyal-psikolog Prof. Dr. Erol Güngör anıldı. AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı olarak düzenlenen ‘Erol Güngör’ü Anma ve Anlama programı’, AK Kütüphane’de gerçekleştirildi. Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın yanı sıra TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Vedat Bilgin, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı ile AK Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu ve çok sayıda partili katıldı. "Erol Güngör erken kaybettiğimiz bir münevver" Burada konuşan Yayman, Erol Güngör’ün sadece düşünceleriyle değil, şahsiyeti ve pratikleri ile çok önemli bir aydın olduğunu söyleyerek, "Güngör, çok önemli eserlere imza attı. ‘Erol Güngör’ü ben henüz üniversiteye başladığım zamanlarda, ’İslam’ın Bugünkü Meseleleri’ kitabını İstanbul’da Sahaflar Çarşısı’nda elime almak suretiyle tanıdım. Onun çok önemli ve değerli eserlere imza attığını biliyoruz. Kendisini çok erken yaşta kaybettiğimiz bir münevver. Henüz 45 yaşında, hayatının baharında belki de en büyük eserini daha yazamadan kaybettiğimiz büyük bir aydın. Bir siyasi partide ilk defa onun düşüncelerini, fikirlerini ve bıraktığı mirası bugün mütalaa edileceğiz" diye konuştu. "Kültüre, sanata, okumaya, irfana ihtiyacımız var" Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı’nın kurulduğu ilk günden itibaren Türkiye’nin düşünce ve fikir hayatında olanları mütalaa etmek ve kültürü kimlik olarak görme esasıyla meselelere yaklaştıklarını da ifade eden Yayman, "Siyaseti hep beraber uzun uzun konuşuyoruz ama hepimizin kültüre, sanata, okumaya, irfana ihtiyacımız var" dedi.