POLİTİKA - 03 Nisan 2025 Perşembe 17:21

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Boykot maskesiyle operasyona kalkışmanın tarif ve tercümesi ifade ve düşünce hürriyetiyle, demokratik hak ve kazanımlarla bağdaşmayacağı gibi vatan ve millet sevgisiyle de izah ve ifade edilemeyecektir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Boykot maskesiyle operasyona kalkışmanın tarif ve tercümesi ifade ve düşünce hürriyetiyle, demokratik hak ve kazanımlarla bağdaşmayacağı gibi vatan ve millet sevgisiyle de izah ve ifade edilemeyecektir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Boykot maskesiyle operasyona kalkışmanın tarif ve tercümesi ifade ve düşünce hürriyetiyle, demokratik hak ve kazanımlarla bağdaşmayacağı gibi vatan ve millet sevgisiyle de izah ve ifade edilemeyecektir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş’in ölümünün 28’inci yıl dönümü münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Bahçeli mesajında, "Tarihin omuzlarına basarak ilerlemek yerine tarihi omuzlayıp devletin ve milletin istikbal haklarını hasbi ve hadim bir ruhla savunan liderler, sınırlanmış devir ve dönemlere sığmayan ve sıkışmayan özelliktedir. Bilinen ve kolay yollardan geçmektense cesurca yeni yollar açıp risk ve tehlikeleri göğüsleyenler, bununla da kalmayıp canıyürekten, cansiperane ve civanmert mücadeleleriyle öne geçenler her zaman takdir, tebcil ve tebrike layıktır. İşte böylesi liyakat ve liderlik vasıflarına sahip olan merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’in Türk siyaset ve devlet hayatında muhterem ve müstesna bir mevkii bulunmaktadır. Ebediyete irtihalinin üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen ona duyduğumuz hürmet ve muhabbet hiç azalmamış, hiç zayıflamamıştır" ifadelerini kullandı.

"Merhum Türkeş Bey her şeyden önce dava ve gönül insanıdır"

Alparslan Türkeş’in yaktığı meşalenin günbegün daha da güçlenerek hem Ülkücü gönülleri aydınlattığını hem de milleti heyecanlandırıp kutlu hedeflere ulaşma azmini kamçıladığını belirten Bahçeli, "Elbette insan fani, dava bakidir. Sonlu hayatın sonsuz ve sınırsız ülkülerini tıpkı bir bayrak gibi taşımak ancak ve ancak davasının onur ve varoluş potasında fedakarlığın sıcaklığıyla eriyen yüksek vasıflı insanların harcıdır. Merhum Türkeş Bey her şeyden önce dava ve gönül insanıdır. Bu saygın karakteristik niteliği onu, devlet ve siyaset alanında daha ilkeli, daha itibarlı, daha iradeli duruşuyla temsil ve temayüz edilmesini sağlamıştır. Türk milletinin, Türkiye’nin ve Türk dünyasının özlemlerini 80 yıllık ömrüne muazzez bir mücadele azmiyle serpiştirmiş, geçmiş ile gelecek arasında inanç, ülkü ve fikir köprüsünün kurulmasına yılmayan bir mizaçla hizmet etmiştir" açıklamasında bulundu.

"Milliyetçi Hareket Partisi’nin müessir siyaset felsefesi önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışıyla tebarüz etmiştir"

Kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulmuş Türk milliyetçiliği davasının bir yanda Türkiye’nin umut halesi, diğer yanda da gönül ve kültür coğrafyası ile mazlum toplumların uyanış hareketi olduğuna dikkat çeken Bahçeli, "Türkeş Bey, karmaşa içindeki sadeliği gören, karanlıkta saklı duran ışığı gösteren, durgun yüzeyin dip akıntısını fark eden, zorlu etapları fırsat ve fikir akımına çevirmesini bilen bir liderdi. Tıpkı bugünlere benzer şekilde azgın ve şımarık bir azınlığın tahakkümü suretiyle oligarşik meramlarını icra ve infaz etmelerinin önünde direniş kuvveti olmayı, Türkiye karşıtlarının habis senaryolarını kararlılıkla reddetmeyi başarmıştı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin müessir siyaset felsefesi önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışıyla tebarüz etmiştir. Bu kapsamda her şeyden önce Türkiye ve Türk milletinin varlığı, birliği, bekası, toplumsal huzur ve barışı esas ve ehemmiyetlidir" dedi.

Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde devletine, hukukuna, milli kurumlarına, milli ekonomisine ve meşru hükümetine demokrasi dışı vasıtalarla cephe açan, devamlı şiddet saçan bir muhalefet anlayışına tesadüf edilmediğini aktaran Bahçeli, "Sorumsuz ve soysuz bir siyasi çarpıklığın kendi ülkesine ıslah ve terbiyeden muaf bir ihtiras tufanıyla, aynı zamanda kaotik bir zihniyetle saldırması olağandışı vakıa olup, milli güvenlik tehdididir. Esnafımıza, eşrafımıza, velhasıl sosyal ve ekonomik hayatımıza boykot maskesiyle operasyona kalkışmanın tarif ve tercümesi ifade ve düşünce hürriyetiyle, demokratik hak ve kazanımlarla bağdaşmayacağı gibi vatan ve millet sevgisiyle de izah ve ifade edilemeyecektir. Türkeş Bey bu tip fiili Türkiye düşmanlığına teşne odaklarla nasıl kıran kırana mücadele etmişse, bugün de söz konusu mücadelenin fevkindeki dirayetimizle, sarsılmaz tavrımızla safımız ve durduğumuz yer devletimizin ve milletimizin yanıdır. Utanç duyulan, ucuzluğu aşikar olan, uçurum dibine konuşlanan siyasi muhalefetin melun ve menfur gayesi Türkiye’nin mahvına ve ekonomik çöküşüne doğrudan hizmettir. Fakat Türk milleti tuzağa düşmeyecek, oyuna gelmeyecek, sırtına hançer sallayan ve kale içinde yuvalanmış siyasi sömürgecileri affetmeyecek ve inanıyorum ki kaçınılmaz bedeli muhataplarına ödetecektir. Güya demokrasiyi diline dolayıp düşman taktikleriyle ve organize halde Türkiye’yi zor duruma düşürmenin çabasında olan siyasi hizip ve yolsuzluk şebekesi çok derin hayal kırıklığına uğrayacaktır" açıklamalarında bulundu.

"Merhum Türkeş Bey’in dava, siyaset ve fikri çizgisi de Milliyetçi Hareket Partisi’yle bir ve beraberdir"

"56 yıl önce nerede duruyorsak gelişmiş ve güçlenmiş fikir ve siyaset yapımıyla aynı sevdaların, aynı düşüncelerin, aynı ülkülerin merkezindeyiz" diyen Bahçeli, "Merhum Türkeş Bey’in dava, siyaset ve fikri çizgisi de Milliyetçi Hareket Partisi’yle bir ve beraberdir. Bunun hilafına nifak üretimi yapan istismarcı ve inkarcıların hevesleri ise boşunadır. Vefatının 28’inci yıl dönümünde, yani 4 Nisan 2025 Cuma günü şahsımın kurucusu olduğu ‘Türkiye Alparslan Türkeş Siyaset Akademisi Vakfı’nın yeni hizmet binasının açılışının yapılacak olması gerçek bağlılığın, eksilmeyecek vefanın, bitmeyecek saygı ve sevginin tezahürüdür. Bu duygu ve düşüncelerle Alparslan Türkeş hizmet binasının hayırlı olmasını diliyorum. Vatan ve millet sevdasının nişanesi ve partimizin kurucu Genel Başkanı Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey başta olmak üzere bütün ülkücü şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle anıyor, manevi hatıraları önünde tazimle eğiliyorum. Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun diyorum. Mekanlarının cennet, ruhlarının da şad olmasını niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.

Mehmet Kalay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.