POLİTİKA - 03 Mart 2026 Salı 11:35

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi.


MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.


MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi.


"ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"


Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi.


"Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"


İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu.


"Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"


İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu.


"Ölümden öte köy yoktur"


MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.


Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi.


"Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"


Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.


Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti.


"Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"


Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu.


"Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"


Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi.


"Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"


Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:


"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Balıkesir’de geleneksel Ramazan Sokağı kuruldu Balıkesir Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 3. Geleneksel Ramazan Sokağı ve 5. Geleneksel Öğrenci İftarı gerçekleştirildi. Ramazan Sokağı Sergisi Hasan Basri Çantay Konferans salonunda Türk Tasavvuf Musikisi Korumuzun ilahi konseri icra edildi. Akşam ezanı sonrası 300’ün üzerinde öğrencinin katıldığı iftar gerçekleştirdi. Fakültenin zemin katında hazırlanan Ramazan Sokağı sergisinin açılışı BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu’nun açılış konuşmasının ardından İl Müftüsü Hasan Hayri Yaşar’ın duasıyla başladı. Din Eğitimi hocası Doç. Dr. Ahmet Ali Çanakcı’nın rehberliğinde hazırlanan Ramazan Sokağı Sergisinin materyallerinin çoğu, öğrencilerin materyal tasarımı derslerinde hazırladığı ürünlerden oluştu. Serginin gezilmesinin ardından Türk tasavvuf musikisi korosunun ilahi konseri yapıldı. Sunuculuğunu Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Akkuş’un yaptığı programda İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Özkan’ın açış konuşmasının ardından hazırlık sınıfı öğrencisi Furkan Yıldız Aşr-ı şerif tilavetinde bulundu. Sonrasında Dini Musiki hocası Öğr. Gör. Ömer Efe’nin yönetiminde koro ilahileri seslendirdi. Salon programı belge takdimiyle sona erdi. Akşam ezanı sonrası 300’ün üzerinde öğrencinin katıldığı iftar gerçekleştirdi. Dekan Yardımcısı Doç. Dr. İsmail Başaran’ın rehberliğinde gerçekleşen iftar programımıza Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Fatih Satıl, Prof. Dr. Murat Doğdubay, İl Milli Eğitim Müdürü Selahattin Kal ve Özbekistan’dan gelen misafir öğretim üyelerinin yanı sıra Müsiad Balıkesir Şube Başkanı Tuğrul Demirbaş, öğrenciler, Öğretim görevlileri ve bazı danışma kurulu üyelerimiz katıldı. Programın açılış ve ilahi konseri bölümüne Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Özbekistan’dan AIFU University Rektörü Golibjon Botirov ve Oxus University Rektörü Shakhzod Yovkochev katıldı. Programda ayrıca BAÜN Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murat Doğdubay ve Prof. Dr. Fatih Satıl, Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Mehmet Özkan, fakülte dekanları, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürleri, Balıkesir İl Müftüsü Hasan Hayri Yaşar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci yer aldı.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’ndaki ve bölgedeki su yollarındaki gelişmeleri anbean takip ediyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Hürmüz Boğazı’ndaki ve bölgedeki su yollarındaki gelişmeleri anbean takip ediyoruz. Bölgede Türk bayraklı gemimiz olmamakla birlikte sahibi Türk olan 16 gemiyi yakından izliyoruz" dedi. Bakan Uraloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Hürmüz Boğazı ve çevresindeki su yollarında yaşanan gelişmelerin yakından takip edildiğini bildirdi. Uraloğlu, bölgede bulunan Türk bayraklı gemilerle birlikte sahibi Türk olan toplam 16 geminin de anbean izlendiğini belirtti. Uraloğlu yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Hürmüz Boğazı’ndaki ve bölgedeki su yollarındaki gelişmeleri anbean takip ediyoruz. Bilindiği üzere Ortadoğu’da yaşanan savaş nedeniyle 28 Şubat’tan itibaren Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişleri durduruldu. Şu anda Basra Körfezi’nde yüzlerce gemi bekliyor, bazı ticari gemilerde ise hasar bilgileri mevcut. Bölge halihazırda yüksek risk taşıyor. Denizcilik Genel Müdürlüğümüz koordinasyonunda bölgede seyir halinde bulunan Türk bayraklı gemiler için ISPS Kod kapsamında Güvenlik Seviyesi 3’e çıkarmıştık, bu seviye halen geçerli. Gemilerimize seyir duyurularını yakından takip etmelerini ve ihtiyaç halinde Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezimiz ile ivedilikle temas kurmalarını bildirdik. Bölgede Türk bayraklı gemimiz olmamakla birlikte sahibi Türk olan 16 gemiyi yakından izliyoruz. Tüm bu gelişmeler, uluslararası deniz kurallarının temel ilkelerinden olan seyrüsefer serbestisinin korunmasının hayati önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Denizcilerimizin güvenliği ve ticaret filomuzun korunması için gerekli tüm diplomatik ve idari tedbirleri kararlılıkla almaya devam edeceğiz."
Erzurum 227 bilim insanının katkı sunduğu "Göğüs Cerrahisi" kitabı yayımlandı Türk göğüs cerrahisinin bilimsel birikimini ve klinik deneyimini yansıtan, 227 bilim insanının katkı sunduğu iki ciltlik "Göğüs Cerrahisi" kitabı yayımlandı. Türk Göğüs Cerrahisi Derneği öncülüğünde hazırlanan eser, toplam 145 bölüm ve 2 bin 32 sayfadan oluşuyor. Alanında ulusal ölçekte hazırlanmış en kapsamlı başvuru kaynaklarından biri olarak gösterilen kitapta; göğüs cerrahisinin temel ilkelerinden ileri cerrahi tekniklere, güncel literatür verilerinden kanıta dayalı klinik uygulamalara kadar geniş bir içerik sunuluyor. Türkiye’ye özgü klinik deneyimler ve uygulama gerçekleri de sistematik ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor. Kitabın editörlüğünü, Dernek Başkanı ve Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Eroğlu ile Prof. Dr. Hakan Kutlay, Prof. Dr. Korkut Bostancı ve Prof. Dr. Nurettin Karaoğlanoğlu üstlendi. Bilimsel çalışmanın mimarlarından Prof. Dr. Atilla Eroğlu, eserin geniş bir akademik kadronun özverili emeğiyle hazırlandığını belirterek, "Türk Göğüs Cerrahisi Derneği öncülüğünde 227 bilim insanının katkısıyla hazırlanan bu büyük bilimsel çalışmanın editörlerinden biri olmak benim için büyük bir mutluluk, gurur ve onur kaynağıdır. Emeği geçen tüm yazarlarımıza ve meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum. Kitabımızın camiamıza ve ülkemiz göğüs cerrahisine değerli katkılar sağlamasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Türk göğüs cerrahisinin akademik gücünü ve kurumsal dayanışmasını ortaya koyan eser, hem akademik camia hem de sahada görev yapan uzman hekimler için önemli bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor. Yayınevi tarafından 12 bin TL bedelle satışa sunulan kitabın, Dernek Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda bine yakın üyeye ücretsiz dağıtılacağı bildirildi. Bilim dünyasında önemli bir boşluğu doldurması beklenen "Göğüs Cerrahisi" kitabının, Türkiye’de göğüs cerrahisi pratiğine uzun yıllar yön vermesi öngörülüyor.