POLİTİKA - 05 Mayıs 2026 Salı 11:26

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Macron’un Napolyonculuk hevesine kapılması, Türk ve Fransız ilişkilerine fayda sağlamaz"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Macron’un Napolyonculuk hevesine kapılması, Türk ve Fransız ilişkilerine fayda sağlamaz"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu.


Bahçeli, açıklamasında Türkiye’nin dış politika anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu vurguladı. Dış politikada Türkiye’nin gerilim arayan bir ülke olmadığını söyleyen Bahçeli, "Kıbrıs Türkünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezli temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiilî durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez" açıklamasında bulundu.


"Kıbrıs, Türk milletinin stratejik hafızasıdır"


Kıbrıs meselesinin bu çerçevede ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Kıbrıs yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs; Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkünün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz; kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır" ifadelerine yer verdi.


"Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak"


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak; Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak; Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir" diye konuştu.


"Terörün tasfiye edildiği Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır"


Bahçeli, dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacının, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı milli seferberlik anlayışı olduğuna dikkati çekti. Söz konusu seferberliklerin kültür, teknoloji, sanayi ve ekonomi alanlarında olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk Milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği; kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil; karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir" diye konuştu.


"Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez"


Türk milliyetçileri olarak vatanın her karışında kardeşliği hakim kılmak arzusunda olduklarının dile getiren Bahçeli, "Bu sorumluluğun bugünkü aşaması, terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak; şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı, Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa; Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa; Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı.


"Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte"


Bahçeli, İran-ABD-İsrail geriliminin Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek kadar büyük bir potansiyeli olduğunu söyleyerek, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte; değişen rotalar, mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerindeki her yükseliş, pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir" şeklinde konuştu.


"Terörü bitirmek artık farz olmuştur"


Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil; Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053’ün ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendirdiklerinin altını çizen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetlerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhep simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın Süryani’nin doğulunun, batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye; komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi, kol kola, el ele ve tek vücut halinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir. Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran; analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur."


"Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter"


Terörsüz Türkiye’nin güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacağını savunan Bahçeli, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşlüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil; kültür turizminin, gastronominin merkezi akla gelecektir" ifadelerine yer verdi.


"Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır"


Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktaran Bahçeli, "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemeli, kimse gazilerimizin fedakarlıklarına gölge düşürmemeli, kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemeli, kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır" şeklinde konuştu.


"Abdullah Öcalan için statü açığı Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır"


Bahçeli PKK terör örgütünün kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulmasının önemli olduğunu kaydederek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır" şeklinde konuştu.


"Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister"


Cumhur İttifakı’nın, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği olmadığını kaydeden Bahçeli, "Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir. İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Seva Flats Balat’ta satışlar başladı Seva Holding çatısı altında faaliyet gösteren ve teknolojik sistemleri yenilikçi konseptlerle buluşturarak özgün mimari projelere imza atan Sevart İnşaat, yeni projesi Seva Flats Balat’ı satışa sundu. Lansmanıyla birlikte dikkat çeken proje, kısa sürede yoğun ilgi görmeye başladı. Bursa’nın gözde yerleşim bölgelerinden Balat’ta hayata geçirilen Seva Flats Balat, konforu, estetiği ve modern şehir yaşamını yeniden yorumlayan seçkin bir yaşam deneyimi sunuyor. Toplam 100 konuttan oluşan proje, aynı zamanda "Seva Med" adıyla sağlık sektörüne hizmet verecek ticari alanlarıyla da dikkat çekiyor. Modern yaşamın ihtiyaçları gözetilerek tasarlanan projede, 1+1 daire tiplerinde üç farklı seçenek yer alıyor. Yeşil alanların ön plana çıktığı terasları, sade ve şık balkonları ile kompakt yapıda planlanan daireler, kullanıcılarına fonksiyonel ve estetik bir yaşam alanı sunuyor. Seva Flats Balat, teknik mükemmeliyet ile konforu bir araya getirerek şehir hayatının dinamizmi ile huzuru buluşturmayı hedefliyor. Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Seva Holding Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahinkaya, "Yaptığımız her işte mükemmelliği esas alıyoruz. İnşaat sektörü bizim için ayrı bir öneme sahip. Tüm projelerimizi, içinde kendimiz yaşayacakmışız gibi tasarlıyor ve hayata geçiriyoruz. Kalite ve sağlamlık bizim vazgeçilmezlerimizdir. Seva Flats projemiz daha duyurulduğu ilk andan itibaren yoğun talep gördü. Kısa sürede satışların tamamlanacağını öngörüyoruz. Seva Holding’e ve Şahinkaya Ailesine gösterilen bu ilgi için teşekkür ediyoruz" dedi. Seva Flats Balat, sunduğu ayrıcalıklı yaşam alanları ve merkezi konumuyla Bursa’da modern yaşamın yeni adreslerinden biri olmaya hazırlanıyor.
Edirne Binlerce turist Edirne’ye akın etti, Selimiye Meydanı doldu taştı: Esnaf bayram etti Edirne’de her yıl 5-6 Mayıs tarihleri arasında kutlanan, yerli ve yabancı çok sayıda turistin katıldığı Kakava Şenlikleri öncesi kent ekonomisi hareketlendi. Kutlamalar Selimiye meydanında başladı. Şenlikler için kente akın eden turistler, tarihi noktaları dolaştı, alışveriş yaptı ve yemek yiyerek esnafa katkı sağladı. Bahar ayının bereketini taşıyan Kakava ve Hıdrellez Şenlikleri, Edirne esnafının da yüzünü güldürdü. Şenlikler için aylar öncesinden rezervasyonlar yapıldı. Esnaf ise hazırlıklarını tamamlayıp turistleri beklemeye başladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Edirne’ye akın eden yerli ve yabancı on binlerce turist, tarihi noktaları dolaştı, yemek yedi ve yaptığı alışverişlerle esnafın yüzünü güldürdü. Şehrin dört bir yanında şenlik havası hakimken, katılımcılar Selimiye Meydanı, Meriç Köprüsü civarı, Tahmis Meydanı ve Saraçlar Caddesi’nde Roman müzik gruplarının ritimlerine eşlik edip dans ederek baharın gelişini kutladı. Turistler, romanların çaldığı 9/8’lik oyunlara eşlik ederek gönüllerince eğlendi Şenlikler için kente akın eden turistler, Selimiye Meydanı başta olmak üzere kentin çeşitli noktalarında romanların çaldığı 9/8’lik oyunlara eşlik ederek gönüllerince eğlendi. Bahar tacı satıcılarının önünde de yoğunluk oluştu. Şenliğe uyum sağlamak için birbirinden renkli konseptlerle Edirne’ye akın eden turistler, aldıkları bahar taçları ile fotoğraf çektirdiler. Günler öncesinden hazırlıklarını tamamlayan işletmeler, artan talebi karşılayabilmek için hem ürün stoklarını artırdı hem de personel sayısını yükseltti. Şehrin en işlek noktalarında yer alan ciğercilerde sabahın erken saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluştu. Edirne’ye özgü lezzetleri deneyimlemek isteyen ziyaretçiler, işletmeleri doldurarak yoğun bir tempo oluşturdu. "Her şey çok güzel" İzmir’den gelen turistlerden İnci Yeşilkaya, "Turistik gezi için geldik. İlk defa geldim bayıldım. Edirne çok güzelmiş. Camiler her yer çok güzel. Kakava şenlikleri için geldik. Yöresel oyuncular her şey çok neşeli. Esnaf çok güzel, bizi çok güzel karşılıyorlar. Hoşumuza gitti" dedi. Edirne Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, şenliklerin sabahın çok erken saatlerinde başladığını belirterek kentin ciddi bir yoğunluk yaşadığını ifade etti. Otobüslerin sabah saatlerinden itibaren şehre giriş yaptığını söyleyen İmrak, Edirne’nin bu özel günlerde adeta bayram havası yaşadığını vurguladı. Şenliklere katılmak için Almanya’dan geldiler Almanya’dan gelen bir diğer ziyaretçi Nurcan Kaçar ise Kakava’yı ilk kez deneyimlediklerini belirterek, ortamdan oldukça etkilendiklerini dile getirdi. Şehrin dört bir yanında müzik ve eğlencenin hakim olduğunu söyleyen Kaçar, insanların bir araya gelerek coşku içinde kutlama yapmasının kendilerini mutlu ettiğini ifade etti. Edirne’ye gelen herkesin tava ciğer yemeden dönmemesi gerektiğini vurgulayan Kaçar, hem tarihi yerleri gezdiklerini hem de yöresel lezzetleri tatma fırsatı bulduklarını belirtti. Şenliklere katılmak üzere Almanya’dan gelen Ali Rıza Kaçar da Kakava için özel olarak izin aldıklarını belirterek, yıllardır görmek istedikleri bu etkinliğe katılmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti. Şenlik atmosferinin oldukça etkileyici olduğunu söyleyen Kaçar, Türkiye’de bu tür etkinliklerin daha canlı ve anlamlı geçtiğini vurguladı. Geleneklerin yaşatılmasının önemine değinen Kaçar, yurt dışında da benzer etkinlikler düzenlediklerini ancak Edirne’deki atmosferin çok daha farklı olduğunu söyledi. "Her yıl Edirne’ye Kakava şenliklerine geliyoruz" Tur şirketi ile birlikte şenliklere geldiklerini söyleyen İzmir’den gelen Nazmiye Yaşa, "Her yıl Edirne’ye Kakava şenliklerine geliyoruz. Çok seviyoruz ve eğleniyoruz. Keyifli vakit geçiriyoruz" dedi. Bursa’dan gelen Meral Günaydın, " Sırf bu eğlenceyi bu ortamı görmek için 500 kilometre yol yaptık. 14 arkadaş geldik. Çok eğleniyoruz" dedi. Ankara’dan gelen Güler Zorbek, daha önce çok şenlik gezdiğini ancak Edirne’deki coşku ve heyecanı hiçbir yerde görmediğini, eğlencenin çok erken saatlerde başladığını söyledi. Sabahın erken saatlerinde Selimiye Meydanı’nda başlayan kutlamalar gün boyu Sarayiçi başta olmak üzere çeşitli noktalarda devam etti.
Ankara Bakan Göktaş: "Bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Türkiye olarak bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz, bu güçlü gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından biridir" dedi. Bakan Göktaş, Anneler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen "Kahramanlarımızın Anne ve Eşleriyle Anneler Günü Programı"na katıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı tarafından organize edilen programda konuşan Bakan Göktaş, şehit ve gazilerin emanetlerinin her zaman baş tacı olduğunu vurguladı. Göktaş, şehitlerin emaneti olan anneleri ve eşlerinin, Türk milletinin en değerli değerleri arasında olduğunu dile getirdi. Düzenlenen programda, şehit yakınları ve gazilerin aileleriyle de yakından ilgilenen Göktaş, onların taleplerini dinledi ve sohbet etti. Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türk milletinin her zaman şehit ailelerinin ve gazilerin yanında olduğunu sözlerine ekledi. "Şehitlerimizin emaneti, milletimizin gönlünde her daim özel bir yere sahiptir" Şehit annelerine ve eşlerine hizmet etmenin kendileri için özel ve güzel olduğunu belirten Bakan Göktaş, "Şehitlerimizin emaneti, milletimizin gönlünde her daim özel bir yere sahiptir. Siz kıymetli annelerimiz ise, aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı emanetlerin en kıymetli olanısınız. Bugün aynı sofrada buluşmamız, aramızdaki gönül bağını tazelemek ve sizlere olan minnetimizi bir kez daha ifade etmek bakımından çok değerlidir. Bu vesileyle sizlerin ve sizlerin nezdinde tüm annelerimizin, Anneler Günü’nü kutluyorum. Vatan uğruna canını feda eden şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, şehit ailelerine ve gazilerimize hizmet etmek, bizim için bir vefa meselesidir. Bir emanet meselesidir. Aziz şehitlerimizin hatırasına, gazilerimizin fedakarlığına ve siz kıymetli ailelerimizin asil duruşuna sahip çıkma meselesidir. Bu anlayışla, şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin hayatını kolaylaştıracak her adımı büyük bir hassasiyetle atıyoruz. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, istihdamda ve sosyal hayatta sizlerin yanında olmayı devletimizin asli sorumluluğu olarak görüyoruz. Bizim için en kıymetli hizmetlerden biri de hanelerinize misafir olmak, kapınızı çalmak, halinizi hatırınızı sormaktır. Bu inançla, 2017 yılından bu yana şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi 868 bin 450 kez ziyaret ettik" diye konuştu. "Şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımızın kamuda görev alabilmeleri için 52 bin 608 kardeşimizin atamasını gerçekleştirdik" Şehit ve gazi yakınlarının istihdamı için birçok proje gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bakan Göktaş, "Şehitlerimizin hatırasını, gazilerimizin kahramanlığını ve sizlerin taşıdığı emanet bilincini gençlerimizin yakından tanımasını önemsiyoruz. Bu amaç doğrultusunda 81 ilimizde düzenlediğimiz, ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ ile evlatlarımızı şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya getiriyoruz. İstihdam konusunda da bugüne kadar güçlü adımlar attık. Şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımızın kamuda görev alabilmeleri için yapılan düzenlemelerle 52 bin 608 kardeşimizin atamasını gerçekleştirdik. Ulaşımda da sizlerin hayatını kolaylaştıracak imkanları genişlettik. Sağlık hizmetlerine erişimde sizlere öncelik tanınması için önemli bir adım attık. Sağlık Bakanlığımızla yürüttüğümüz çalışma sayesinde bugün şehit yakınlarımız ve gazilerimiz, Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden öncelikli randevu alabiliyor. Geçtiğimiz yıl Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızla birlikte yeni bir uygulamayı hayata geçirdik. Evsel doğal gaz faturalarında yüzde 50 indirim sağladık. Özel öğretim kurumlarında ise şehit ve gazi çocuklarımızdan alınan ilave ücretleri kaldırdık. Barınmadan rehabilitasyona, sosyal konutlardan kültürel faaliyetlere kadar uzanan geniş bir alanda şehit ailelerimize ve gazilerimize öncelik veriyoruz. Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Projesiyle; kültür ve sanat faaliyetlerine daha aktif biçimde katılmalarını destekliyoruz. Diğer yandan, hizmetlere daha kolay ulaşmanız için dijital imkanları da devreye alıyoruz. Şehit Gazi Mobil Uygulamasıyla başvurulara, bilgilere ve haklara erişimi daha pratik hale getirdik. Geçtiğimiz Mart ayında, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını başlattık. Böylece daha önce ücretsiz seyahat kartından yararlanmış, ancak yaş şartı nedeniyle kartını iade etmek durumunda kalmış evlatlarımız, Şehit Gazi Mobil Uygulaması üzerinden tanıtım kartlarına ulaşabiliyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her çalışmamızda aynı samimiyet, özen ve yüksek sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz" şeklinde konuştu. "Bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir" ‘Terörsüz Türkiye Süreci’ ile hedeflerinin annelerin gönüllerinin rahat olduğu bir Türkiye oluşturmak olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, "Türkiye olarak bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz, bu güçlü gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından biridir. Bu hedefe yürürken en temel hassasiyetimiz şudur. Şehitlerimizin aziz hatırasına gölge düşürecek hiçbir adıma izin vermemek. Gazilerimizi incitecek hiçbir söze, hiçbir tavra müsamaha göstermemek. Şehit ailelerimizin gönlünü yaralayacak hiçbir yaklaşımı kabul etmemektir. Çünkü bu ülkenin birliği de, geleceği de, huzuru da şehitlerimizin bizlere bıraktığı mukaddes emanet üzerine yükselmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, terörle mücadelede büyük bir kararlılık ortaya koymuştur. Güvenliğiyle, diplomasisiyle, sosyal politikalarıyla ve kalkınma hamleleriyle geleceğe daha güçlü yürüyen bir ülke haline gelmiştir. Terörsüz Türkiye hedefi, aziz şehitlerimizin canları pahasına koruduğu emanetleri daha güçlü biçimde geleceğe taşımaktır. Bu hedef, ay yıldızlı bayrağımızın altında 86 milyonun aynı kardeşlik ruhuyla, aynı güven duygusuyla ve ortak bir gelecek inancıyla yoluna devam etmesidir. Bizler de bu anlayışla; şehitlerimizin emanetini baş tacı ederek, gazilerimizin kahramanlığını her zaman yücelterek ve siz kıymetli ailelerimizin hayır duasını en büyük dayanağımız bilerek çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi. "Anne demek şefkat demektir" Anne figürünün, toplumun en önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen AK Parti Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ise "Anne demek şefkat demektir. Bir toplumu ayakta tutan en güçlü sütun demektir. Ancak şehit annesi ve şehit yakını demek, sabrın en büyüğü, metanetin en güçlüsü ve vatan sevgisinin bu dünyadaki en somut nişanesi demektir. Bizim inancımızda ve medeniyetimizde ise şehitlik bir faninin ulaşabileceği en ali makamdır. İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy, o ölümsüz dizelerinde şehidimize şöyle seslenir. ‘Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber. Sana avucunu açmış duruyor peygamber.’ İşte sizler evlatlarını o peygamber avucuna, o mübarek kucağa uğrayan seçilmiş annelersiniz" cümlelerine yer verdi. "Bugün Türkiye olarak tarihi bir eşikteyiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye için yoğun çaba gösterdiğini dile getiren Ercan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sizin evlatlarınız artık sadece sizin değil bu aziz milletin bu toprağın ve şanlı bayrağımızın evlatlarıdır. Onlar makamların en güzeline vardılar. Sizler de bu dünyada şehit annesi, şehit yakını ve gazi olmanın izzetini ve onurunu kuşandınız. Sizin medeniyetiniz bu toprakların tapusu, sizin doğalarınız bizlerin en büyük güç kaynağıdır. Bugün Türkiye olarak tarihi bir eşikteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sarsılmaz liderliği ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de öncü günde terörsüz bir Türkiye inşa etme yolunda tarihi bir irade sahibi oluyoruz. Cumhur İttifakı olarak tek bir gayemiz var. Bu topraklardan terörün gölgesini silip atmak ve artık hiçbir annemizin yüreğine evlat acısı düşürmemek. Bu süreç şehitlerimizin aziz kanıyla kullanan bu topraklarda huzuru ebedi kılma mücadelesidir. Biz bu kararlılığı sergilerken en büyük gücü sizlerin o asil, o mütevekkil duruşundan alıyoruz." Program, şehit annelerine hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
İstanbul Kağıthane’deki Nurtepe Merkez Camii yeni yüzüyle hizmet verecek Kağıthane’de riskli olduğu tespit edilen Nurtepe Merkez Camii yıkılarak yeniden inşa ediliyor. Proje kapsamında ibadethane, sosyal ve kültürel alanlarıyla birlikte çok yönlü bir yaşam merkezine dönüştürülecek. Kağıthane Belediyesi, ilçede depreme dayanıksız yapıların yenilenmesine yönelik çalışmalarını sürdürürken Nurtepe Mahallesi’nin önemli ibadethanelerinden biri olan Nurtepe Merkez Camii için kapsamlı bir dönüşüm projesini başlatıyor. 1964 yılında hayırseverlerin katkılarıyla inşa edilen cami, riskli yapısı nedeniyle kontrollü şekilde yıkılarak yeniden yapılacak. Yeni proje ile birlikte yapı, sadece bir ibadethane olarak değil; mahalle sakinlerinin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek çok fonksiyonlu bir merkez olarak hizmet verecek. Toplam bin 750 metrekare inşaat alanına sahip olacak proje kapsamında; modern bir Kur’an Kursu, taziye evi, çay ocağı ve görevli personel için lojman yer alacak. Estetik mimarisiyle bölgeye değer katması hedeflenen yeni külliye, aynı zamanda mahallede sosyal dayanışmayı güçlendirecek. Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, projeye ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "İlçemizde can güvenliğini esas alan bir anlayışla, depreme dayanıksız yapıların dönüşümünü kararlılıkla sürdürüyoruz. Nurtepe Merkez Camii, mahallemizin manevi hayatında önemli bir yere sahip. Bu değeri koruyarak, daha güvenli ve daha donanımlı bir yapıyı hemşehrilerimize kazandırıyoruz. Hayata geçireceğimiz külliye; ibadetin yanı sıra eğitim, paylaşım ve dayanışma kültürünü de güçlendirecek. Nurtepe ’ye yakışan, uzun yıllar hizmet verecek nitelikli bir eser ortaya koymayı hedefliyoruz. Şimdiden mahallemize hayırlı olmasını diliyorum." Projenin tamamlanmasıyla birlikte Nurtepe Merkez Camii, hem güvenli yapısıyla hem de çok yönlü kullanım alanlarıyla Kağıthane’nin önemli merkezlerinden biri haline gelecek.
İstanbul Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde küresel barışı tehdit eden savaşlar ele alınacak Türkiye’nin uluslararası alanda en önemli sivil toplum organizasyonlarından biri olan ve Marmara Grubu Vakfı (MGV) tarafından 11-13 Mayıs tarihlerinde 29’uncusu düzenlenecek Avrasya Ekonomi Zirvesi için hazırlıklar devam ediyor. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) iş birliğinde düzenlenecek zirveye, 48 ülkeden yaklaşık 300 siyasetçi, diplomat, akademisyen, inanç önderi ve iş insanı katılacak. Türkiye’nin uluslararası alanda en önemli sivil toplum organizasyonlarından biri olan Avrasya Ekonomi Zirvesi, Marmara Grubu Vakfı (MGV) ve İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ile beraber düzenleniyor. Zirveye 48 ülkeden yaklaşık 300 siyasetçi, diplomat, akademisyen, inanç önderi ve iş insanı katılacak. Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, "Bu yıl düzenleyeceğimiz zirve, değişen güç dengelerini anlamak ve daha adil bir gelecek vizyonu oluşturabilmemiz için önemli bir platform olacak. Zirvede savaşların ve bölgesel çatışmaların yanı sıra kadınların barış ve diplomasi süreçlerindeki rolüne özel bir vurgu yapacağız" dedi. "Son üç yıldır yaşadığımız sorunlara rağmen küresel hazır giyim ihracatının yaklaşık yüzde 3’ünü gerçekleştiriyoruz" İHKİB Başkan Yardımcısı Selçuk Mehmet Kaya, "Avrasya Ekonomi Zirvesi insanlık için fırsatların ve tehditlerin bütün boyutlarıyla ele alındığı bir platform. İş insanları arasında yeni iş birliklerinin gelişmesine de katkı sunan bu organizasyonu moda endüstrimizin gücünü dünyaya tanıtan bir etkinlik olarak görüyoruz. Biz bu organizasyonu aynı zamanda moda endüstrimizin gücünü dünyaya tanıtan bir etkinlik olarak görüyoruz. Hazır giyim katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile Türkiye ekonomisi için stratejik önem taşıyor. Üretimde marka ülke ve aynı zamanda küresel oyuncuyuz. Rekabetçilik konusunda son üç yıldır yaşadığımız sorunlara rağmen küresel hazır giyim ihracatının yaklaşık yüzde 3’ünü gerçekleştiriyoruz. Dünyanın yedinci, Avrupa Birliği’nin (AB) üçüncü büyük tedarikçisiyiz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilir üretim, dijital dönüşüm ve tasarım odaklı katma değer, sektörümüzün rekabet gücünü belirleyen en kritik unsurlar olacak. Yeşil mutabakat ve karbon ayak izi gibi kriterlere uyum sağlayarak, sadece üretimde değil sürdürülebilirlikte de öncü ülke kimliğimizi güçlendireceğiz. Türkiye’yi hazır giyimde yalnızca güçlü bir üretici değil, aynı zamanda küresel ölçekte markaları olan, trend belirleyen bir moda merkezi haline getireceğiz" ifadelerini kullandı. ’’Zirvede ortak akıl ve diyalog ihtiyacına güçlü bir yanıt vereceğiz’’ 29’uncu Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin, küresel ölçekte derinleşen krizler karşısında ortak akıl ve diyalog ihtiyacına güçlü bir yanıt oluşturacağını vurgulayan Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, "Avrasya Ekonomi Zirvesi ile biz barış, demokrasi, ekonomik iş birliği ve toplumsal kapsayıcılık ekseninde yeni perspektifler geliştirmeyi hedefliyoruz. 29 yıldır ülkelerinde kritik görevler üstlenmiş siyasetçileri, akademisyenleri, iş insanlarını, inanç önderlerini ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getiriyoruz. Bu yıl düzenleyeceğimiz zirve, değişen güç dengelerini anlamak ve daha adil bir gelecek vizyonu oluşturabilmemiz için önemli bir platform olacak. Zirvede savaşların ve bölgesel çatışmaların yanı sıra kadınların barış ve diplomasi süreçlerindeki rolüne özel bir vurgu yapacağız. Enerji jeopolitiği, küresel ekonomik kırılganlıklar, güvenlik mimarisi ve demokratik kurumların dayanıklılığı, Avrupa Birliği’nin (AB) dönüşümü ve Türkiye’nin bu süreçteki konumunu çok boyutlu bir perspektifle ele alacağız. Su ve yeşil kaynakların hızla tükenmesi de zirvenin ana temalarından biri olacak. Yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve insani boyutları olan küresel bir tehdit haline gelen sorunla ilgili somut önerileri ve altyapı çözümlerini konuşacağız" şeklinde konuştu.