POLİTİKA - 18 Mayıs 2025 Pazar 17:56

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Bahçeli mesajında, "Şayet doğru bakılırsa, şayet dikkatle okunup anlaşılırsa yaşanmış hayat ve hadiseler mecmuunun kovuklarından sızan ve süzülen tarihi tecrübeler istikbalin karanlıkta kalan noktalarını tıpkı bir deniz feneri gibi aydınlatacaktır. Elbette zaman geriye değil ileriye doğru akmaktadır. Ancak ilerinin ve ilerlemenin sırrına hakim ve vakıf olabilmenin gerek şartı adım adım yürünerek geride bırakılan çetin, çetrefilli ve çileli yolları her cihetiyle idrak etmektir" ifadelerini kullandı.

Millet olmayı başarmış toplumların tarihin fırtınalı dönemlerinde sadece ayakta kalmayı başarmakla iktifa etmemiş, sert ve şiddetli mücadele süreçlerinde akıl, ahlak, cesaret ve asalet cevherlerini elbirliğiyle gün ışığına çıkarmasını bildiklerini ifade eden Bahçeli, "Hiç kuşku yoktur ki, milletleşme en medeni insanlık seviyesidir. Söz konusu yüksek demokratik ve gelişmiş beşeri mertebeden bihaber olanların komünal toplum önermesi emperyalizmin bayatlamış bir telkini, bayağı bir tembihidir. Bu merkezde olmak suretiyle Türk milleti tarihin gerisine asla düşmeyecek, etnik kalıntıların zoraki ittifakı veya kabilelere ayrılmış parçalı toplum yapısı halinde tarif, tahdit ve tefrik edilemeyecektir. Devlet ve millet harici toplumsal sistem önerilerinin tartışılıp gündemde tutulması, bu öneri sahiplerinin ciddiye alınması abesin ve akıl dışılığın son eşiğinden başka bir şey değildir. Türkiye’miz muktedir idare ve irade marifetiyle terörsüz geleceğin kalın perdesini aralamış, daralan husumet çemberini yarmak için vaziyet almış, milli birlik ve beraberliği bozucu tesirlere her kesimin katılım ve desteği mucibince, üstelik tamamıyla karşı ve kapalı bir evreye geçmiştir" dedi.

"Türkiye Cumhuriyeti devleti meşru, hukuki, egemen varlığını sonuna kadar müdafaa etmekle birlikte terörizmle müzakere ve mütareke çaba ve çalışmasında hiç olmamış, bundan sonra da olmayacaktır"

Bölücü terör örgütü PKK’nın 12 Mayıs 2025 tarihinde silahları bırakma ve örgütsel fesih kararını ilan etmesiyle hassas, nazik, kırılgan ve bir o kadar da sabır gerektiren yeni bir aşamaya geçildiğini aktaran Bahçeli, "Provokasyon ortamının tahrik ve tahkimine, sudan sebeplerden dolayı yeşerecek alınganlıklara ve yanlış anlamalara fırsat verilmemelidir. Herkesin sorumlu bir dil kullanması, sonu uçuruma açılan polemik dehlizlerine kapılmaktan uzak durulması, siyasi ve ideolojik çıkar hesaplarına itibar edilmemesi, sağduyu ve aklıselimin çizgisinden sapılmaması hayati değer ve önemdedir. Papaza kızıp oruç bozmak bizim itikat ve inancımızda olmayan bir şeydir. Türkiye Cumhuriyeti devleti meşru, hukuki, egemen varlığını sonuna kadar müdafaa etmekle birlikte, terörizmle müzakere ve mütareke çaba ve çalışmasında hiç olmamış, bundan sonra da olmayacaktır" ifadelerine yer verdi.

"Türk milleti terörsüz Türkiye hedefini ve atılan sağlam adımları doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle sevinçle karşılamış ve bağrına basmıştır"

Gerçekçi, gelişmiş ve geniş kapsamlı barışın gönüller ve görüşler arasında yapılan olduğunu bildiren Bahçeli, "Barış tek kanatlı kuş değildir. Kaldı ki tek kanatla havalanmak mümkün değildir. İkinci kanadın takılarak uçuşun sağlanabilmesi milletimizin tamamının özverisine, özgüvenine, alicenaplığına, metanetine, duasına ve sahiplenmesine bağlıdır. Türk milleti terörsüz Türkiye hedefini ve atılan sağlam adımları doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle sevinçle karşılamış ve bağrına basmıştır. Geldiğimiz bu süreçte Türkiye artık terörle anılan, hüzünlü manşetlerle hafızalara kazınan bir ülke olmayacaktır. Terörsüz Türkiye, hukukunun üstünlüğünü esas alan eşit hak ve yükümlülüklerin egemen olduğu kapsayıcı ve kucaklayıcı, demokrasisini güçlendirmiş, ekonomik refahını artırmış bir Türkiye’dir. Mezkur hedefin uzun süreli kalıcı başarıya ulaşması ‘terörsüz Türkiye’ stratejisinin geniş bir toplumsal uzlaşmayla milli gayeler doğrultusunda inşasını gerektirmektedir" dedi.

"TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir"

Önümüzdeki dönemin yol haritasını belirlemek üzere anayasal görev, yetki ve sorumlulukla birlikte milli iradenin tecelligahı olan TBMM’de bütün toplumsal kesimlerin temsilcileri olan siyasi partilerin katılımı ile bir komisyon kurulmasının akla en yatkın seçenek olduğunu aydeden Bahçeli, "Teamüllere uygun olarak TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir Evvelemirde, komisyon çalışmalarının geniş katılımlı ve şeffaf yürütülmesi amacıyla, Gazi Meclis’te temsil edilen 16 siyasi parti temsilcilerinin bulunacağı komisyon 100 üyeden oluşmalı, çalışma şartlarına göre komisyonlar kurulmalıdır. İkinci olarak, TBMM’de temsil edilen her siyasi parti en az bir üye ile temsil edilmeli, diğer üyeler grubu bulunan partilerin temsil oranına göre belirlenmelidir. Üçüncü olarak, TBMM’de temsil edilen her siyasi parti komisyonda çalışmak üzere alanlarında uzman iki kişi görevlendirebilmelidir. Dördüncü olarak, komisyon çalışma usul ve esaslarını kendi belirlemelidir. Beşinci olarak, TBMM Başkanı komisyona başkanlık etmelidir. Altıncı olarak, komisyonda kararlar salt çoğunlukla alınmalıdır. Yedinci olarak da, komisyonda alınan kararlar milletvekilleri tarafından teklif haline getirilerek ilgili ihtisas komisyonlarına ve TBMM Genel Kurulu’na sunulmalıdır" dedi.

"Türkiye’miz ülkeler arası ihtilafların çözüm adresi, diplomatik manevraların ve diyalog manivelaların güvenilir merkezi, barış ve huzur arzularının sivrilen mihveridir"

Bölgesel ve küresel gelişmelerin hız kazandığı, siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin devamlı farklı yüz ve yönlerinin tezahür ettiği bir dönemde Türkiye’nin aracısız ve bağlantısız şekilde yalnızca kendi imkanlarıyla terörsüz yeni yüzyılı inşa etmesinin muazzam bir olay olduğunu belirten Bahçeli, "Hepsinden daha mühimi ise Türkiye’miz ülkeler arası ihtilafların çözüm adresi, diplomatik manevraların ve diyalog manivelaların güvenilir merkezi, barış ve huzur arzularının sivrilen mihveridir. Uluslararası müesses nizamın aldığı yıkıcı darbelerle yeni bir dünyanın doğum sancıları günbegün yoğunlaşıyorken, iç cephe ve barış ortamımızı adil, adalet ve hakkaniyet ölçülerine müzahir olarak güçlendirmek hem tarihe, hem ecdada, hem de gelecek nesillere vefa borcumuzdur. Bu borç mutlaka ödenecek, Türkiye Cumhuriyeti bölücü terör musibetini gündeminden söküp atacaktır. Statüko kaybetmiş, ezberler bozulmuş, tabular birer birer devrilmiştir" ifadelerini kullandı.

Bahçeli, 27 Şubat İmralı çağrısıyla kabuğunu kıran, 10 Mart’ta PYD/YPG’nin silahları Suriye Arap Cumhuriyeti’ne teslim etmeyi, yeni yönetimin kurumlarına entegre olmayı bir mutabakat zaptıyla kabule dayanan, 12 Mayıs’ta ise PKK’nın silah bırakma ve fesih işlemini teyit eden zincirleme gelişmelerin Türkiye ve bölge ülkeleri adına çok hayırlı adımlar olduğunu bildirdi.

"Türkiye hepimizindir, Türk milleti büyük ve kudretli bir ailedir"

Mesajında "Ok yaydan çıkmıştır. Geriye dönüş yoktur. Bunun hilafına herhangi bir eylem, tertip, tuzak, kara propaganda ve ajitasyon vahim sonuçları teşhir edecek, tedavüle sokacaktır. Türkiye hepimizindir. Türk milleti büyük ve kudretli bir ailedir" diyen Bahçeli, "Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp bir defasında şöyle yazmıştır: ‘Türklerle Kürtler muazzez vatanımızı düşmandan, mukaddes dinimizi fesattan esirgemek için daima birlikte cihada atılmıştır.’ Ayrıca şunları ifade etmiştir: ‘Milli Misakımızın Türklerle Kürtlere aynı kıymeti, aynı ehemmiyeti vermesi gösteriyor ki, Türklerle Kürtler arasındaki vefa bağları, sadakat rabıtaları her türlü tasvirin fevkinde bir samimiliğe maliktir.’ Bin yıldır biriz, beraberiz ve kardeşiz. Hep birlikte Türk milletiyiz. Hiçbir emperyalist komplo, hiçbir yabancı senaryo ve oyun, hiçbir yalan ve dedikodu aramıza giremeyecek, millet çınarında buluşan ebedi dost ve kardeşliği heba ve israf edemeyecektir" değerlendirmelerinde bulundu.

19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışının bariz ve bilinen motivasyonunun topyekun Türk milletinin bağımsızlığına duyduğu emsalsiz hayranlık, hürmet ve haysiyetli bağlılık olduğunun tartışmasız bir tarih gerçeği olduğuna dikkat çeken Bahçeli, "Biri kadın, üçü çocuk 79 yolcu, altı at ve bir de otomobil ile 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra saat 16.30’da Galata rıhtımından kalkan vapur üç günlük yolculuğun ardından 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a ulaşmıştı. Samsun’a atılan ilk adım, girdiği dünya savaşında yıkılmış, parça parça edilmiş ve işgale uğramış mağrur imparatorluğumuzun kırık dökük harabelerinden yeni bir Türk devletinin inşa amacıydı. Bandırma Vapuru Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkülerini taşımıştı. Şunu bir defa kaydetmek ve açık açık ifade etmek arzusundayım ki, 19 Mayıs atılımı o güne kadar temerküz ve temayüz etmiş Türk devlet şuurunun ayağa kalkışı, kuvveden fiille geçişi, ölü toprağını üzerinden atışıdır. Nitekim 19 Mayıs 1919, Türk devletinin asırlar içinde oluşturup olgunlaştırdığı muhteşem bir mukavemet yeteneğidir. Muhasım ve müstevli unsurların işgal ve istilası gözü kapalı izlenemez, aciz ve korkak halde seyredilemezdi. Osmanlı Cihan Devleti’nin üst düzey devlet ricali felaketleri göğüslemek, esaret ve sömürgeleşmeyi önlemek amacıyla ufuk ötesini kavrayan, muhtemel beka sorunlarını önceden sezen, aziz millet varlığının bekasını muhafaza için canını dişine takan bir akla, bir anlayışa, maşeri vicdanın sessiz çığlığına tercüman olan derin bir müktesebata haiz ve sahipti. Bundan mütevellit, çareler aranmış, projeler hazırlanmış, bu süreçte de devletin her kademesinde görev alan vatansever ve milletsever kumandanlar ve siyaset insanları vazifeler üstlenmişti" dedi.

"Dün vatanı kurtarmak için sergilenen milli diriliş, bugün yine Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak iradeyi ortaya koymaktadır"

19 Mayıs hamlesinin ezcümle Türk devletinin göz kamaştıran stratejik hamlesi olduğunu belirten Bahçeli, mesajında şu ifadeleri kullandı:

"Yıkım sürecinde dahi yeni bir Türk devletinin kuruluşunı düşünmek, bunu da zora ve zorbalığa direnerek hayata geçirmek esasen Türk milletinin zamanlar üstü muvaffakiyet beratıdır. 19 Mayıs 1919, 29 Ekim 1923’ün kuluçkasıdır. Tarihten ibret almayanların sonu ise vahi akıbettir. 19 Mayıs 1919’a müdrik olmayanların durmaksızın hamaset ve habaset saçmaları, tekrar Samsun’a çıkmayı duyuran aklıevvel ahmakların saçmalıkları aslında terörsüz Türkiye’den korkmaları, kendilerine ve küçücük siyasetlerine yer bulamayacaklarını hissetmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Fakat korkunun ecele faydası yoktur. 19 Mayıs, zulme karşı milli onurun dik duruşu, taviz ve teslimiyeti reddeden şerefli tutumudur. 19 Mayıs, anlık dürtülerin veya dar bir kadronun kararı değil, Türk devlet aklının Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarıyla eyleme geçmesidir. Dün vatanı kurtarmak için sergilenen milli diriliş, bugün yine Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak iradeyi ortaya koymaktadır. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı badireler dikkate alındığında Cumhur İttifakı temelinde şekillenen tarihi ve milli mutabakata aziz milletimizin sonuna kadar destek vereceğinden de şüphem yoktur. 1919’dan 2025 yılına kadar geçen 106 yıllık dönem tarihin yeniden uyanışına ve büyük Türk milletinin şahlanışına şahitlik etmektedir. Türk milletinin istiklal ve istikbali can pahasına korunacaktır. Kim ne yarsa yapsın, hangi kirli ve karanlık hesabın içinde olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti devletini takatten düşürmeye kimsenin gücü ve nefesi yetmeyecektir. 19 Mayıs şuuru geçmişte olduğu gibi canlı, Samsun’a çıkan irade hala meydandadır. Muhtaç olduğumuz kudret ise damarlarımızda akan kanda gizlidir. Bu düşüncelerle, 19 Mayıs 1919’un 106’ıncı yıldönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi şükranla, minnetle ve rahmetle anıyor, muhterem hatıraları önünde hürmetle eğiliyorum. Türk gençliğinin ve Türk milletinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı yürekten kutluyorum."

Mehmet Kalay

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.