POLİTİKA - 18 Mayıs 2025 Pazar 17:56

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Bahçeli mesajında, "Şayet doğru bakılırsa, şayet dikkatle okunup anlaşılırsa yaşanmış hayat ve hadiseler mecmuunun kovuklarından sızan ve süzülen tarihi tecrübeler istikbalin karanlıkta kalan noktalarını tıpkı bir deniz feneri gibi aydınlatacaktır. Elbette zaman geriye değil ileriye doğru akmaktadır. Ancak ilerinin ve ilerlemenin sırrına hakim ve vakıf olabilmenin gerek şartı adım adım yürünerek geride bırakılan çetin, çetrefilli ve çileli yolları her cihetiyle idrak etmektir" ifadelerini kullandı.

Millet olmayı başarmış toplumların tarihin fırtınalı dönemlerinde sadece ayakta kalmayı başarmakla iktifa etmemiş, sert ve şiddetli mücadele süreçlerinde akıl, ahlak, cesaret ve asalet cevherlerini elbirliğiyle gün ışığına çıkarmasını bildiklerini ifade eden Bahçeli, "Hiç kuşku yoktur ki, milletleşme en medeni insanlık seviyesidir. Söz konusu yüksek demokratik ve gelişmiş beşeri mertebeden bihaber olanların komünal toplum önermesi emperyalizmin bayatlamış bir telkini, bayağı bir tembihidir. Bu merkezde olmak suretiyle Türk milleti tarihin gerisine asla düşmeyecek, etnik kalıntıların zoraki ittifakı veya kabilelere ayrılmış parçalı toplum yapısı halinde tarif, tahdit ve tefrik edilemeyecektir. Devlet ve millet harici toplumsal sistem önerilerinin tartışılıp gündemde tutulması, bu öneri sahiplerinin ciddiye alınması abesin ve akıl dışılığın son eşiğinden başka bir şey değildir. Türkiye’miz muktedir idare ve irade marifetiyle terörsüz geleceğin kalın perdesini aralamış, daralan husumet çemberini yarmak için vaziyet almış, milli birlik ve beraberliği bozucu tesirlere her kesimin katılım ve desteği mucibince, üstelik tamamıyla karşı ve kapalı bir evreye geçmiştir" dedi.

"Türkiye Cumhuriyeti devleti meşru, hukuki, egemen varlığını sonuna kadar müdafaa etmekle birlikte terörizmle müzakere ve mütareke çaba ve çalışmasında hiç olmamış, bundan sonra da olmayacaktır"

Bölücü terör örgütü PKK’nın 12 Mayıs 2025 tarihinde silahları bırakma ve örgütsel fesih kararını ilan etmesiyle hassas, nazik, kırılgan ve bir o kadar da sabır gerektiren yeni bir aşamaya geçildiğini aktaran Bahçeli, "Provokasyon ortamının tahrik ve tahkimine, sudan sebeplerden dolayı yeşerecek alınganlıklara ve yanlış anlamalara fırsat verilmemelidir. Herkesin sorumlu bir dil kullanması, sonu uçuruma açılan polemik dehlizlerine kapılmaktan uzak durulması, siyasi ve ideolojik çıkar hesaplarına itibar edilmemesi, sağduyu ve aklıselimin çizgisinden sapılmaması hayati değer ve önemdedir. Papaza kızıp oruç bozmak bizim itikat ve inancımızda olmayan bir şeydir. Türkiye Cumhuriyeti devleti meşru, hukuki, egemen varlığını sonuna kadar müdafaa etmekle birlikte, terörizmle müzakere ve mütareke çaba ve çalışmasında hiç olmamış, bundan sonra da olmayacaktır" ifadelerine yer verdi.

"Türk milleti terörsüz Türkiye hedefini ve atılan sağlam adımları doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle sevinçle karşılamış ve bağrına basmıştır"

Gerçekçi, gelişmiş ve geniş kapsamlı barışın gönüller ve görüşler arasında yapılan olduğunu bildiren Bahçeli, "Barış tek kanatlı kuş değildir. Kaldı ki tek kanatla havalanmak mümkün değildir. İkinci kanadın takılarak uçuşun sağlanabilmesi milletimizin tamamının özverisine, özgüvenine, alicenaplığına, metanetine, duasına ve sahiplenmesine bağlıdır. Türk milleti terörsüz Türkiye hedefini ve atılan sağlam adımları doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle sevinçle karşılamış ve bağrına basmıştır. Geldiğimiz bu süreçte Türkiye artık terörle anılan, hüzünlü manşetlerle hafızalara kazınan bir ülke olmayacaktır. Terörsüz Türkiye, hukukunun üstünlüğünü esas alan eşit hak ve yükümlülüklerin egemen olduğu kapsayıcı ve kucaklayıcı, demokrasisini güçlendirmiş, ekonomik refahını artırmış bir Türkiye’dir. Mezkur hedefin uzun süreli kalıcı başarıya ulaşması ‘terörsüz Türkiye’ stratejisinin geniş bir toplumsal uzlaşmayla milli gayeler doğrultusunda inşasını gerektirmektedir" dedi.

"TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir"

Önümüzdeki dönemin yol haritasını belirlemek üzere anayasal görev, yetki ve sorumlulukla birlikte milli iradenin tecelligahı olan TBMM’de bütün toplumsal kesimlerin temsilcileri olan siyasi partilerin katılımı ile bir komisyon kurulmasının akla en yatkın seçenek olduğunu aydeden Bahçeli, "Teamüllere uygun olarak TBMM Başkanı’nın çağrısı ile ‘Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’ kurulması samimi teklif ve temennimizdir Evvelemirde, komisyon çalışmalarının geniş katılımlı ve şeffaf yürütülmesi amacıyla, Gazi Meclis’te temsil edilen 16 siyasi parti temsilcilerinin bulunacağı komisyon 100 üyeden oluşmalı, çalışma şartlarına göre komisyonlar kurulmalıdır. İkinci olarak, TBMM’de temsil edilen her siyasi parti en az bir üye ile temsil edilmeli, diğer üyeler grubu bulunan partilerin temsil oranına göre belirlenmelidir. Üçüncü olarak, TBMM’de temsil edilen her siyasi parti komisyonda çalışmak üzere alanlarında uzman iki kişi görevlendirebilmelidir. Dördüncü olarak, komisyon çalışma usul ve esaslarını kendi belirlemelidir. Beşinci olarak, TBMM Başkanı komisyona başkanlık etmelidir. Altıncı olarak, komisyonda kararlar salt çoğunlukla alınmalıdır. Yedinci olarak da, komisyonda alınan kararlar milletvekilleri tarafından teklif haline getirilerek ilgili ihtisas komisyonlarına ve TBMM Genel Kurulu’na sunulmalıdır" dedi.

"Türkiye’miz ülkeler arası ihtilafların çözüm adresi, diplomatik manevraların ve diyalog manivelaların güvenilir merkezi, barış ve huzur arzularının sivrilen mihveridir"

Bölgesel ve küresel gelişmelerin hız kazandığı, siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin devamlı farklı yüz ve yönlerinin tezahür ettiği bir dönemde Türkiye’nin aracısız ve bağlantısız şekilde yalnızca kendi imkanlarıyla terörsüz yeni yüzyılı inşa etmesinin muazzam bir olay olduğunu belirten Bahçeli, "Hepsinden daha mühimi ise Türkiye’miz ülkeler arası ihtilafların çözüm adresi, diplomatik manevraların ve diyalog manivelaların güvenilir merkezi, barış ve huzur arzularının sivrilen mihveridir. Uluslararası müesses nizamın aldığı yıkıcı darbelerle yeni bir dünyanın doğum sancıları günbegün yoğunlaşıyorken, iç cephe ve barış ortamımızı adil, adalet ve hakkaniyet ölçülerine müzahir olarak güçlendirmek hem tarihe, hem ecdada, hem de gelecek nesillere vefa borcumuzdur. Bu borç mutlaka ödenecek, Türkiye Cumhuriyeti bölücü terör musibetini gündeminden söküp atacaktır. Statüko kaybetmiş, ezberler bozulmuş, tabular birer birer devrilmiştir" ifadelerini kullandı.

Bahçeli, 27 Şubat İmralı çağrısıyla kabuğunu kıran, 10 Mart’ta PYD/YPG’nin silahları Suriye Arap Cumhuriyeti’ne teslim etmeyi, yeni yönetimin kurumlarına entegre olmayı bir mutabakat zaptıyla kabule dayanan, 12 Mayıs’ta ise PKK’nın silah bırakma ve fesih işlemini teyit eden zincirleme gelişmelerin Türkiye ve bölge ülkeleri adına çok hayırlı adımlar olduğunu bildirdi.

"Türkiye hepimizindir, Türk milleti büyük ve kudretli bir ailedir"

Mesajında "Ok yaydan çıkmıştır. Geriye dönüş yoktur. Bunun hilafına herhangi bir eylem, tertip, tuzak, kara propaganda ve ajitasyon vahim sonuçları teşhir edecek, tedavüle sokacaktır. Türkiye hepimizindir. Türk milleti büyük ve kudretli bir ailedir" diyen Bahçeli, "Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp bir defasında şöyle yazmıştır: ‘Türklerle Kürtler muazzez vatanımızı düşmandan, mukaddes dinimizi fesattan esirgemek için daima birlikte cihada atılmıştır.’ Ayrıca şunları ifade etmiştir: ‘Milli Misakımızın Türklerle Kürtlere aynı kıymeti, aynı ehemmiyeti vermesi gösteriyor ki, Türklerle Kürtler arasındaki vefa bağları, sadakat rabıtaları her türlü tasvirin fevkinde bir samimiliğe maliktir.’ Bin yıldır biriz, beraberiz ve kardeşiz. Hep birlikte Türk milletiyiz. Hiçbir emperyalist komplo, hiçbir yabancı senaryo ve oyun, hiçbir yalan ve dedikodu aramıza giremeyecek, millet çınarında buluşan ebedi dost ve kardeşliği heba ve israf edemeyecektir" değerlendirmelerinde bulundu.

19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışının bariz ve bilinen motivasyonunun topyekun Türk milletinin bağımsızlığına duyduğu emsalsiz hayranlık, hürmet ve haysiyetli bağlılık olduğunun tartışmasız bir tarih gerçeği olduğuna dikkat çeken Bahçeli, "Biri kadın, üçü çocuk 79 yolcu, altı at ve bir de otomobil ile 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra saat 16.30’da Galata rıhtımından kalkan vapur üç günlük yolculuğun ardından 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a ulaşmıştı. Samsun’a atılan ilk adım, girdiği dünya savaşında yıkılmış, parça parça edilmiş ve işgale uğramış mağrur imparatorluğumuzun kırık dökük harabelerinden yeni bir Türk devletinin inşa amacıydı. Bandırma Vapuru Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkülerini taşımıştı. Şunu bir defa kaydetmek ve açık açık ifade etmek arzusundayım ki, 19 Mayıs atılımı o güne kadar temerküz ve temayüz etmiş Türk devlet şuurunun ayağa kalkışı, kuvveden fiille geçişi, ölü toprağını üzerinden atışıdır. Nitekim 19 Mayıs 1919, Türk devletinin asırlar içinde oluşturup olgunlaştırdığı muhteşem bir mukavemet yeteneğidir. Muhasım ve müstevli unsurların işgal ve istilası gözü kapalı izlenemez, aciz ve korkak halde seyredilemezdi. Osmanlı Cihan Devleti’nin üst düzey devlet ricali felaketleri göğüslemek, esaret ve sömürgeleşmeyi önlemek amacıyla ufuk ötesini kavrayan, muhtemel beka sorunlarını önceden sezen, aziz millet varlığının bekasını muhafaza için canını dişine takan bir akla, bir anlayışa, maşeri vicdanın sessiz çığlığına tercüman olan derin bir müktesebata haiz ve sahipti. Bundan mütevellit, çareler aranmış, projeler hazırlanmış, bu süreçte de devletin her kademesinde görev alan vatansever ve milletsever kumandanlar ve siyaset insanları vazifeler üstlenmişti" dedi.

"Dün vatanı kurtarmak için sergilenen milli diriliş, bugün yine Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak iradeyi ortaya koymaktadır"

19 Mayıs hamlesinin ezcümle Türk devletinin göz kamaştıran stratejik hamlesi olduğunu belirten Bahçeli, mesajında şu ifadeleri kullandı:

"Yıkım sürecinde dahi yeni bir Türk devletinin kuruluşunı düşünmek, bunu da zora ve zorbalığa direnerek hayata geçirmek esasen Türk milletinin zamanlar üstü muvaffakiyet beratıdır. 19 Mayıs 1919, 29 Ekim 1923’ün kuluçkasıdır. Tarihten ibret almayanların sonu ise vahi akıbettir. 19 Mayıs 1919’a müdrik olmayanların durmaksızın hamaset ve habaset saçmaları, tekrar Samsun’a çıkmayı duyuran aklıevvel ahmakların saçmalıkları aslında terörsüz Türkiye’den korkmaları, kendilerine ve küçücük siyasetlerine yer bulamayacaklarını hissetmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Fakat korkunun ecele faydası yoktur. 19 Mayıs, zulme karşı milli onurun dik duruşu, taviz ve teslimiyeti reddeden şerefli tutumudur. 19 Mayıs, anlık dürtülerin veya dar bir kadronun kararı değil, Türk devlet aklının Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarıyla eyleme geçmesidir. Dün vatanı kurtarmak için sergilenen milli diriliş, bugün yine Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak iradeyi ortaya koymaktadır. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı badireler dikkate alındığında Cumhur İttifakı temelinde şekillenen tarihi ve milli mutabakata aziz milletimizin sonuna kadar destek vereceğinden de şüphem yoktur. 1919’dan 2025 yılına kadar geçen 106 yıllık dönem tarihin yeniden uyanışına ve büyük Türk milletinin şahlanışına şahitlik etmektedir. Türk milletinin istiklal ve istikbali can pahasına korunacaktır. Kim ne yarsa yapsın, hangi kirli ve karanlık hesabın içinde olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti devletini takatten düşürmeye kimsenin gücü ve nefesi yetmeyecektir. 19 Mayıs şuuru geçmişte olduğu gibi canlı, Samsun’a çıkan irade hala meydandadır. Muhtaç olduğumuz kudret ise damarlarımızda akan kanda gizlidir. Bu düşüncelerle, 19 Mayıs 1919’un 106’ıncı yıldönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi şükranla, minnetle ve rahmetle anıyor, muhterem hatıraları önünde hürmetle eğiliyorum. Türk gençliğinin ve Türk milletinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı yürekten kutluyorum."

Mehmet Kalay

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da "Azerbaycan Yatırım Fırsatları: Nahçıvan Bölgesinin Stratejik Avantajları" semineri Iğdır Üniversitesi’nde düzenlenen seminerde Nahçıvan’ın yatırım ve ticaret alanındaki stratejik avantajları ele alındı. Iğdır Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesinde "Azerbaycan Yatırım Fırsatları: Nahçıvan Bölgesinin Stratejik Avantajları" semineri düzenlendi. Seminer, İstiklal Marşı ile Azerbaycan Milli Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Seminerde konuşmacılar, Nahçıvan’ın jeopolitik konumu, lojistik avantajları, yatırım imkanları ve bölgenin ekonomik potansiyeli hakkında bilgiler verdi. Nahçıvan’ın Türkiye ile olan stratejik bağlantısına dikkat çekilen programda, özellikle ticaret, sanayi, tarım ve ulaştırma alanlarında önemli fırsatlar sunduğu ifade edildi. Katılımcılara Azerbaycan’daki yatırım süreçleri ve teşvikler konusunda da sunum yapıldı. Nahçıvan Ekonomi Bakanı Kazım Hüseyneliyev, konum olarak Iğdır ve Nahçıvan’ın stratejik önemine değinerek, "Iğdır Azerbaycan ve Nahçıvan için çok önemli bir şehirdir. Yaşı müsait olanlar iyi hatırlar, 1990’lı yıllarda, Azerbaycan bağımsızlığı yeni kazandığı zaman çok çetin durumlar vardı. Aynı zamanda Azerbaycan’ın ayrılmaz parçası olan Nahçıvan’da da ekonomik durum iyi değildi. O zaman Nahçıvan’da halkın talebiyle Yüksek Meclis Başkanlığına Haydar Aliyev seçildi. Onun büyük tecrübesi sayesinde Nahçıvan bu çetin durumlardan kurtuldu" dedi. Nahçıvan’ın ekonomik gelişim sürecinde Türkiye ile Iğdır’ın büyük katkıları olduğunu ifade eden Hüseyneliyev, "Bunun en büyük vesilelerinden biri Türkiye ile sınır kapısının ve gümrük köprüsünün yapılması oldu. Bu köprü Nahçıvan için artık bir ümitti, aynı zamanda bu köprü üzerinden taşınan mallar Nahçıvan’ın ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir rol oynamıştır. Elbette ki Nahçıvan bunu hiçbir zaman unutmamıştır" diye konuştu. Türk dünyası arasındaki bağın güçlendiğine dikkat çeken Hüseyneliyev, "Şahit oluyoruz ki son dönemlerde Türk devletleri arasında ilişkiler varlık gösteriyor. Türk dünyası arasındaki bu alaka Iğdır ve Nahçıvan aracılığıyla birleşiyor. Yani Türkiye’nin Türk dünyasına açılan bir kapısı da Nahçıvan’dır. Bu bizim birliğimizi ve beraberliğimizi biraz daha arttıran bir meseledir." dedi. Programa Iğdır Valisi Mustafa Fırat Taşolar, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Kazım Hüseyneliyev, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, Azerbaycan’ın Türkiye’deki Ticaret Temsilcisi Tamerlan Tağıyev ile çok sayıda davetli katıldı.
İstanbul Mahkeme başkanından sanık avukatlarına: "Hızlanması için bize yardımcı olun, kaç gündür duruşma yapıyoruz, bu tempoda duruşma yapan heyet yok" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında mahkeme başkanı sanık avukatlarına, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 36. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık eski Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin savunma yaptı. Ahmet Şahin hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, örgütün Büyükçekmece’deki faaliyetlerinin takibi için örgüt lideri tarafından meclis üyesi olarak yerleştirildiği ifade edilmişti. Şahin’in başka soruşturma kapsamında tutuklanan Hasan Akgün’ün yerine Başkanvekili olarak görevlendirildiği ve örgüt yöneticisi Fatih Keleş tarafından Büyükçekmece Belediyesi’nde "sistem" için para toplaması amacıyla yetkili kılındığı aktarılmıştı. Şahin’in Büyükçekmece’de bulunan büyük inşaat projelerinin, alışveriş merkezlerin imar ve ruhsat konusundaki taleplerini örgüt lideri ve yöneticilerine ilettiği de iddianamede aktarılmıştı. Sanık Şahin iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Sözde örgütün faaliyetlerinin takibi için meclis üyeliğine yerleştirildiğim iddiası var. 2009 yılından beri meclis üyesiyim. Siyasetin her bir kademesinde emek verdim. Büyükçekmece’de 42 yıldır yaşıyorum. 4 seçim dönemi boyunca listelerin birinci sıralarından meclis üyesi seçildim. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün yerine seçildim. Belediye başkanvekilliğinin bir suç idaresine çevrildiğine inanmak istemiyorum. Ben Fatih Keleş’i siyasetten tanırım. Aramızda ast, üst emir talimat ilişkisi olamaz. Hiyerarşi iddiasını da kabul etmiyorum. Üzerime atılı örgüt üyeliği suçunu kabul etmiyorum" dedi. Duruşmada ardından Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi Cevat Kaya’nın savunmasına geçildi. Kaya hakkında iddianamede, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun kayınbiraderi olduğu, bu sebeple nüfuzunu kullanarak belediye ile sivil vatandaşlar arasındaki aracı kişi olduğu belirtilmişti. Kaya’nın sivil vatandaşların belediyedeki iş ve işlemleri için resmi bir sıfatı olmamasına rağmen nüfuzunu kullanarak devreye girdiği, belediyeye işe alınacak şahıslar konusunda da yine belediyede resmi sıfatı bulunmamasına rağmen aracılık yürüttüğü iddianamede kaydedilmişti. Kaya’nın İBB kaynaklarından kendisine maddi menfaat temin etmeye çalıştığı iddianamede açıklanmıştı. Kaya, mesleğinin iş insanı olduğunu ve aylık gelirinin 300 bin TL olduğunu söyleyerek, "Ben İBB’de çalışan değilim, altyapı üstyapı yapmıyorum. Ekrem İmamoğlu’na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Ben ne yaptım, ne talimat vermiş bana, ne işini yapmışım? Bu dosyada bana yöneltilen bir eylem yok. Sanıklar arasında tanığım 2-3 kişi var, biri eniştem Ekrem İmamoğlu. Ben haksız zenginleşmedim ben zengindim zaten. Zenginleşmeye ihtiyacım yoktu benim. Ben çok üzgünüm böyle bir olay bana yaşatıldığı için. Ben bu ülkeye yatırım yapmış, SSK, vergi primi ödemiş, işçisinin parasını zamanında ödeyen, bu ülkeye döviz kazandıran biriyim. İddianame çıktı okudum, ‘mahkeme başkanı beni tensip ile bırakır’ dedim. Ortada bir şey yok. Tek bir şey var 380 gündür ben cezaevindeyim. Ben iyi bir iş insanıyım. Ben o koltukta olsam bunların hepsini bırakırım. Eğer kamuya zarar vermişsem ödeyeceğim 10 katını. İş adamıyım ben. Kendi paramdan ödeyeceğim" dedi. Mahkeme başkanı Kaya’nın avukatlarının savunmasının ardından yaptığı açıklamada, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Süreci biz de uzatmaktan memnun değiliz. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi. Duruşma yarına ertelendi.
Çankırı Çankırı’da yollar göle döndü, ev ve iş yerlerini su bastı Çankırı’da etkili olan sağanak yağış sebebiyle ev ve iş yerlerinde su baskınları meydana geldi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından kuvvetli sağanak yağış uyarısının yapıldığı Çankırı’da etkili olan şiddetli sağanak hayatı olumsuz etkiledi. Sağanak sebebiyle ev, iş yeri ve yollarda su baskınları yaşandı. Vatandaşlar su baskınlarının yaşadığı bölgelerde zor anlar yaşadı. Yağış ile birlikte harekete geçen ekipler, su baskınlarının olduğu bölgelerde tahliye çalışması yaptı. Su baskınlarının yaşandığı binalarda tahliye çalışması yaptıklarını söyleyen İtfaiye Eri Umut Kapdan, "Şehrimizde öğleden sonra meydana gelen su baskınlarına itfaiye ekiplerimizce müdahale edilmekte olup baskın yerlerinde büyük oranında çalışmalarımızı tamamladık. Su çekme işlemlerimiz hızla devam etmektedir, şu an bir sıkıntımız yoktur" dedi. Ercan Karabudak isimli vatandaş ise, "Aşırı yağıştan dolayı sitemizi su bastı, beş tane daireye su girdi eşyalar, parkeler hepsi göl oldu. Sağ olsun itfaiye ekipleri gelip suyu boşalttılar. İnşallah tekrar olmaz" diye konuştu Belediyeden uyarı Çankırı Belediyesi yaptığı yazılı açıklamada ise vatandaşlar yaşanabilecek su baskınlarına karşı uyarılarak, "İlimizde şu anda yaşanan aşırı yağışların devam edeceği değerlendirilmekte olup sel ve su baskını riski bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın bodrum katlarda bulunan dairelerde ve iş yerlerinde dikkatli olmaları, mümkün olmadıkça bu alanlarda bulunmamaları önem arz etmektedir. Dere yatakları, su taşkını riski bulunan bölgeler ve eğimli alanlardan uzak durulması, araçların güvenli bölgelere çekilmesi ve yetkili kurumların yapacağı uyarıların takip edilmesi gerekmektedir. Tüm ekiplerimiz ve iş makinelerimiz sahada görev yapmakta olup olumsuzluklara karşı çalışmalar aralıksız devam etmektedir. Can ve mal güvenliği açısından vatandaşlarımızın tedbirli olmaları önemle rica olunur" ifadelerine yer verdi.