POLİTİKA - 06 Ocak 2026 Salı 11:14

MHP lideri Bahçeli: "Yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye’ye gebedir"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye’ye gebedir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Devlet Bahçeli, "ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur" dedi.


MHP Genel Başkanı Bahçeli, 2026 yılının ilk TBMM Grup Toplantısını gerçekleştirdi. Bahçeli, 2026 yılının ilk TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada "ulaşılabilir stratejik hedefin Süper Güç Türkiye’nin inşası olduğunu" belirterek Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik müdahaleyi "zorla lider transferi" olarak nitelendirdi. Bahçeli, ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini 15 Temmuz ile benzeştirirken, küresel düzeyde egemenlik mücadelelerinin çatışma riskini büyüttüğünü söyledi.


Bahçeli, MHP’nin 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığı "Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri" ile "Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları" kapsamında bugüne kadar 81 il, 963 ilçede 49 bin 725 program düzenlendiğini kaydetti.


"Maduro’ya karşı yapılan gayri meşru ve hukuk dışı saldırıyı hepten lanetliyorum"


Konuşmasında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik askeri müdahale girişimine geniş yer veren Bahçeli, bunu "dijital çağın yeni sürüm eşkıyalığı" olarak tanımladı. Bahçeli, "Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz ‘Karayip Korsanları’ filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’ya karşı yapılan gayri meşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro’nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır; seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur" ifadelerini kullandı.


"Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"


Bahçeli, söz konusu müdahalenin 15 Temmuz ile benzerlik taşıdığını dile getirerek şu ifadeleri kullandı:


"Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak’ı, 3 Ocak’a bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir. Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye’de 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz’da, casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çapıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela’daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür."


"Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır"


Dünya genelinde artan jeopolitik gerilimlere de işaret eden Bahçeli, "Trump’ın yeni hedefleri; Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir. Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur. Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir. Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz. Şimdi anlaşıldı mı, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefindeki ısrar ve irademiz. Şimdi anlaşıldı mı, milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız. Şimdi anlaşıldı mı, Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık" şeklinde konuştu.


"İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir"


Venezuela’daki gelişmelerin etkilerinin süreceğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:


"Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları vurmuş, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki daha fazlası şu an küresel arenada tedavül halindedir. Venezuela’ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekâlet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze’de süregelen soykırım; Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz’i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir. Maduro’yu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netenyahu’nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir? Emperyalizm kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak; kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir."


"Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür"


Bir devlet için tehlikenin elindeki araçlarla ulaşması gereken hedefler arasındaki mesafenin, devletin güvenliğini tehdit edecek kadar açıldığında ortaya çıktığına dikkati çeken Bahçeli, "İnsan bir kez ölür, o da şerefiyle olmalıdır. Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür. Puf diyecek bir ağız olmadığı için yerinde sallananlara seyirci kalacak, sakince katlanacak ve alttan alacak bir acziyet Türk milletinde yoktur. Geldiğimiz bu aşamada evrensel adalet ilkelerini paylaşmak isterim: Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı iade etmek. En yüksek strateji, araçların büyük amaçlara dikkatli şekilde uyarlanmasıdır. Türkiye’miz bu yüksek stratejiyle güvenlik duvarlarını aşılmaz hale getirmelidir" değerlendirmesinde bulundu.


"SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi kaosu sertleştirecektir"


Suriye’de entegrasyon sürecinin hızlanması gerektiğini belirten Bahçeli, "SDG/YPG Suriye’nin Kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu Siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir" dedi.


"Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır"


Suriye’nin üniter yapısının korunmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır. Suriye’de İsrail planları bozulacaktır. Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır. Sormak lazımdır ki, Dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, on emirden birisi olan öldürmeyeceksin mesajını ne zaman dikte edeceklerdir? İsrail insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır. Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır. Netenyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz hakları korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum" ifadelerine yer verdi.


"DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi sorunlu bir açıklamadır"


Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ mensuplarına ilişkin açıklamalara da değinen Bahçeli, "Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ’lı teröristlerin akıbeti herkese de ders ve ibret olsun. Son olarak, bu DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır. Böylesi düşüncesiz ve her yöne çekilebilecek mahsurlu değerlendirmelerden özenle kaçınılmasını temenni ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yad ediyorum" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Aile içi tartışma faciayla bitti: 1 ölü, 1 yaralı Bayram izni için Isparta’ya gelen polis memuru iki kardeş arasında evde başlayıp araçta devam eden tartışma faciayla bitti. Silahı başına dayayan polis memuru oğlunu gören baba, kendi silahını çıkartıp müdahale etmek istediği sırada tabancalardan biri ateş aldı. Polis memuru hayatını kaybetti, baba ise yaralandı. Kurşunun kimin silahından çıktığı henüz belirlenemedi. Olay, gece saat 02.30 sıralarında Vatan Mahallesi 234. Cadde’de meydana geldi. İddiaya göre, bayram izni için memleketlerine gelen Antalya’da görevli polis memuru Ömer A. ile Denizli’de görevli polis memuru Deniz A., evde yaşanan aile içi tartışmanın sonrasında anne ve baba ile birlikte aynı araca binip evden ayrıldı. Tartışma araçta da devam edince ikametlerin önüne geldiklerinde anne araçtan inip eve gitti. Devam eden tartışma sırasında Deniz A., bir anda bağırarak silahını çıkartıp kendi kafasına doğrulttu. Ardından baba Mustafa A. da beylik tabancasını çıkararak araçtan indi. Silahları birbirlerinden almak isterken yaşanan arbede sırasında, tarafların tabancalarından birinin bir anda ateş alması sonucu baba M.A. ile oğlu Deniz A. boyunlarından vurularak yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla Isparta Şehir Hastanesine ve Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Isparta Şehir Hastanesine kaldırılan Deniz A., sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Mustafa A.’nın Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavisinin sürdüğü, olayda yaralanmayan ancak tedbir amaçlı hastaneye kaldırılan Ömer A.’nın da aynı hastanede gözetim altında olduğu öğrenildi. Öte yandan olay yerinde 2 tabanca, 1 boş kovan ve 1 dolu fişek ele geçirilerek incelemeye alındı. Kurşunun ise kimin silahından çıktığının henüz tespit edilemediği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Kocaeli İsmini taşıyan üniversite kampüsünü kira artışı için dava etti Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) ile kampüs binasının mülk sahibi Mehmet Şerif Kanık arasındaki kira artışı anlaşmazlığı yargıya taşındı. Konuyla ilgili yeni değerlendirmelerde bulunan Rektör Muzaffer Elmas, "5 yıl önce de ekspertiz değerine göre kiralama yapıldı. Bu süre zarfında her yıl resmi kira artışı yapılmıştır. Bunun üzerine ne oldu da beş yıl sonunda tekrar 15 kat kira artışı talep ediliyor?" dedi. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nin Başiskele’deki kampüsü için mal sahibi Mehmet Şerif Kanık, 15 kat kira artışı talep etmiş, üniversite yetkilileri ise bu talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığını söyleyince Kanık dava açmıştı. Konuyla ilgili mülk sahibinden yapılan açıklamada, "Uzmanlar tarafından emsal çalışmalar yapılmış ve ortaya çıkan kira bedeli karşı tarafa iletilmiştir. Süreç halen ilgili mahkemeler nezdinde devam etmekte olup, yargı sürecine duyulan saygı gereği konuya ilişkin detaylı değerlendirme yapılmamaktadır. Eğitim faaliyetlerinin ve öğrencilerin öneminin bilinciyle hareket edilmekte olup, sürecin sağduyu ve hukuk çerçevesinde sonuçlanması temennimizdir" denildi. Konuyla ilgili yeni değerlendirmelerde bulunan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ise talep edilen artış oranına tepki gösterdi. Sürece dair açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, şu ifadeleri kullandı: "5 yıl önce de ekspertiz değerine göre kiralama yapıldı. Bu süre zarfında her yıl resmi kira artışı yapılmıştır. Bunun üzerine ne oldu da beş yıl sonunda tekrar 15 kat kira artışı talep ediliyor? Ne olduğu açık, üniversitemizin 5 milyon dolar harcayarak yaptığı yatırım ve Know-How." "KOSTÜ bir ticarethane değildir" Ekspertiz sürecinin objektif ve hakkaniyetli verilere dayanması gerektiğini vurgulayan Rektör Elmas, açıklamasına şöyle devam etti: "Ekspertize objektif ve hakkaniyetli bilgi vermek lazım. Şöyle ki: Şurada ticari faaliyet gösteren ve 6 bin öğrenci okutan bir kurumun kirasını tespit et demek var; altı yıldır boş duran, üniversiteden başka bir kurumun kiralaması çok zor olan, okul iskanlı, 21 yıllık kira kontratı olan ve kiracının 5 milyon dolar harcayarak yaptığı tadilatı da göz önüne alarak değerleme yap demek var. İkisi farklı sonuçlar doğurur. Biz de ekspertiz yaptırdık. Gayet gerçekçi. Sonuçta yargıya intikal etmiş bir durum. Adalet en doğrusuna karar verir. Tekrar ediyorum, KOSTÜ bir ticarethane değildir. Cumhurbaşkanımızın talimat ve teveccühleriyle Kocaeli’ne gelmiştir. Vakıf zihniyetiyle yönetilmektedir. Mütevelli Heyet Başkanımız Dr. Talip Emiroğlu ile daha iyi eğitimle, daha fazla burslu öğrenci okutarak devlet büyüklerimizin itimadına layık olmaya çalışıyoruz. Bugün bin 200 öğrenciyi tam burslu okutuyoruz. Hedefimiz bu sayıyı her yıl artırmaktır. Gençlerin okuma hakkını sonuna kadar savunacağız, tüccarca yaklaşımlara fırsat vermeyeceğiz."