POLİTİKA - 24 Nisan 2026 Cuma 10:24

Milli İstihbarat Akademisi: ’Yapay zeka yeni güvenlik açıkları ortaya çıkarıyor’

A
A
A
Milli İstihbarat Akademisi: ’Yapay zeka yeni güvenlik açıkları ortaya çıkarıyor’

Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından hazırlanan raporda yapay zekanın yeni güvenlik açıkları ortaya çıkardığı belirtilerek, siber risklere karşı kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlendi.


Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Yapay Zeka Çağında Siber Güvenlik ve Türkiye’nin Stratejik Öncelikleri" başlıklı raporda, dijital teknolojilerde yaşanan hızlı gelişmelerin güvenlik anlayışını, risk ortamını ve kurumsal hazırlık ihtiyacını derinden dönüştürdüğü ifade edildi. Raporda, yapay zekanın yalnızca verimlilik, hız, otomasyon ve karar destek kapasitesi sunan bir teknoloji olmadığı, aynı zamanda siber tehditlerin niteliğini, kapsamını ve etkisini daha karmaşık hale getiren yeni bir güvenlik alanı oluşturduğu vurgulandı. Siber güvenliğin artık sadece teknik sistemlerin korunmasıyla sınırlı görülmemesi gerektiği, veri güvenliği, kurumsal süreklilik, kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi, toplumsal güvenin korunması ve ulusal kapasitenin güçlendirilmesi gibi başlıklarla birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığı kaydedildi.


Rapordaki önsözde Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse de yapay zeka destekli tehditlerin ortaya çıkardığı yeni risk alanlarının, büyük dil modeli tabanlı sistemlerin güvenlik boyutunun, kritik altyapılar üzerindeki etkilerinin ve kurumsal karar alma süreçlerine yönelik muhtemel tehditlerin stratejik bir çerçevede ele alınmasının gerekli olduğuna dikkat çekti. Köse, bugün temel ihtiyacın yalnızca teknolojik gelişmelere uyum sağlamak değil, bu gelişmelerin doğurabileceği riskleri önceden görmek ve gerekli kurumsal tedbirleri zamanında almak olduğunu ifade etti. Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde güvenlik, düzenleme, koordinasyon ve insan kaynağı alanlarında eş zamanlı ilerleme kaydetmesinin kritik önem taşıdığını ifade eden Köse, söz konusu sürecin kamu kurumları, özel sektör, akademi ve sivil toplumu kapsayan güçlü bir güvenlik ekosistemiyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.



Yapay zeka siber saldırıların maliyetini düşürürken etkisini artırıyor


Raporda, yapay zekanın siber güvenlik alanında yeni bir araç olmanın ötesine geçerek saldırı ölçeğini, savunma hızını ve düzenleyici ihtiyaçları aynı anda dönüştüren stratejik bir güç çarpanı haline geldiği ifade edildi. Kamu kurumları, özel sektör ve kritik altyapılarda yapay zeka kullanımının hızla yaygınlaştığı, buna karşılık güvenlik, denetim ve yönetişim mekanizmalarının aynı hızda gelişmemesinin verimlilik artışıyla birlikte kırılganlıkları ve dijital bağımlılığı da büyüttüğü belirtildi. Bu çerçevede yapay zeka çağında siber güvenliğin yalnızca teknik güvenlik önlemleri üzerinden değil, ulusal kapasite, yönetişim ve stratejik hazırlık başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi.



Yapay zeka yeni güvenlik açıkları ortaya çıkarıyor


Raporda, büyük dil modeli tabanlı sistemlerin istem enjeksiyonu, güvensiz çıktı işleme, hassas bilgi sızıntısı, tedarik zinciri zafiyetleri, aşırı yetki ve aşırı güven gibi yeni riskler ürettiği ifade edildi. Bu risklerin yalnızca teknik zaaflar olarak görülmemesi gerektiği, veri yönetişimi, denetim, hesap verebilirlik ve kurumsal karar kalitesi sorunları olarak değerlendirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. Yapay zeka destekli siber tehditlerin etkisinin teknik sistemlerle sınırlı kalmadığı, ulusal güvenlik, kritik altyapılar, kurumsal kapasite ve toplumsal güven üzerinde doğrudan sonuçlar ürettiği ifade edildi. Özellikle derin sahte ve sentetik medya üretiminin bilgi ekosistemini bozma, kurumsal meşruiyeti aşındırma ve kriz anlarında kamu güvenini zayıflatma potansiyeli taşıdığı ifade edildi. Raporda, bu çerçevede yapay zeka tabanlı tehditlerin yalnızca siber güvenlik alanında değil, aynı zamanda bilgi güvenliği, kamu otoritesinin sürekliliği ve toplumsal istikrar bakımından da stratejik sonuçlar doğurduğu vurgulandı. Bu nedenle teknolojik yaygınlaşmanın güvenlik boyutunun yalnızca yazılım ve donanım koruması düzeyinde değil, karar süreçlerinden kamu güvenine uzanan daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.



Siber güvenlikte en etkili model: İnsan ve yapay zeka iş birliği


Hazırlanan raporda, yapay zeka sistemlerinin büyük veri kümeleri üzerinden saldırı örüntülerini, anomali sinyallerini ve olağan dışı davranışları daha hızlı tespit edebilse de insanların bağlamı yorumlama, yanlış pozitifleri ayıklama, kritik kararları doğrulama ve kurumsal etkileri değerlendirme kapasitesinin halen vazgeçilmez olduğu ifade edildi. Bu nedenle en gerçekçi ve sürdürülebilir yaklaşımın insan uzmanlığını dışlamayan, aksine yapay zekanın hız ve ölçek avantajını insan denetimiyle birleştiren hibrit savunma modeli olduğu vurgulandı. Kurumsal kapasite açısından temel meselenin ise otomasyonun güvenli, denetlenebilir ve sorumluluğu açık biçimde tanımlanmış hale getirilmesi olduğu bildirildi.



Türkiye için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlendi


Raporda, Türkiye için politika yanıtının kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere dayanan, çok aktörlü ve güvenlik ekosistemiyle bütünleşik bir yol haritası şeklinde kurgulanması gerektiği ifade edildi. Kısa vadede merkezi koordinasyonun güçlendirilmesi, yapay zeka destekli siber riskler için ortak bir kurumsal çerçevenin oluşturulması ve kamu kurumları ile kritik altyapı işletmecilerinde kullanılan yapay zeka sistemleri için zorunlu envanter çıkarılması gerektiği belirtildi. Ayrıca sistemlerin işlediği veri türü, etki ettiği karar süreçleri, sahip olduğu yetki düzeyi ve bağlı olduğu dış servis sağlayıcıların görünür hale getirilmesinin önem taşıdığı, büyük dil modeli ve ajan tabanlı sistemler için veri sınıflandırması, işlem günlüğü, çıktı doğrulama ve insan onayı gibi asgari güvenlik kurallarının belirlenmesi gerektiği aktarıldı.


Orta vadede regülasyon, standart, denetim ve sektörel dayanıklılık mekanizmalarının kurumsallaştırılması; kritik altyapılar ve kamu hizmetlerinde kullanılan yapay zeka sistemleri için sektörel teknik standartların geliştirilmesi; kamu alımlarında güvenlik, denetlenebilirlik, kayıt tutma, olay raporlama, tedarik zinciri görünürlüğü ve insan denetimi şartlarının açık biçimde tanımlanması gerektiği ifade edildi. Uzun vadede ise dış teknoloji bağımlılığının güvenlik sonuçlarını yönetebilen güçlü bir ulusal kapasite oluşturulması, test, doğrulama, sertifikasyon ve denetim kapasitesinin geliştirilmesi, uzman insan kaynağını güçlendiren sürdürülebilir iş birliği mekanizmalarının kurulması ve yerli siber güvenlik ile yapay zeka ekosisteminin desteklenmesinin hedeflendiği belirtildi. Ayrıca kimlik manipülasyonu, derin sahte, sentetik medya ve bilgi güvenliği risklerine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının ve yapay zekanın güvenli, denetlenebilir, hesap verebilir ve dayanıklı bir yönetişim çerçevesi içinde yönetilmesini sağlayacak kalıcı bir ulusal yapının kurulmasının önem taşıdığı vurgulandı.



Siber güvenlik ulusal güvenliğin temel unsurlarından biri haline geliyor


Raporda sonuç olarak, yapay zeka çağında siber güvenliğin yalnızca sistemleri korumanın ötesinde devlet kapasitesini, kurumsal karar kalitesini, toplumsal güveni ve stratejik özerkliği birlikte yönetme meselesi olduğu ifade edildi. Türkiye açısından başarı ölçütünün yapay zekanın güvenli, denetlenebilir, hesap verebilir ve dayanıklı bir ulusal çerçeve içinde yönetilebilmesi olduğu vurgulandı. Raporda, yapay zekanın teknik bir yenilik alanı olmanın ötesine geçtiği, ulusal hazırlık, stratejik dayanıklılık ve kurumsal eşgüdüm başlıklarıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir güvenlik alanı haline geldiği kaydedildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Geleneksel yağlı güreş müsabakaları Gaziantep’te kortejle başladı Şahinbey Belediyesi ev sahipliğinde Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu’nun düzenlediği, Türkiye Yağlı Pehlivan Güreş Ligi sezonunun 1. ayağı Gaziantep’te düzenlenen kortejle başladı. Şahinbey Belediyesi ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu’nun birlikte düzenlediği Yağlı Güreş müsabakaları 24-25-26 Nisan tarihleri arasında Şahinbey Geleneksel Spor Merkezi’nde düzenlenecek. 24-25-26 Nisan tarihleri arasında Türkiye Yağlı Pehlivan Güreş Ligi sezonunun 1. ayağı Şahinbey Belediyesi tarafından Şahinbey Geleneksel Spor Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Yağlı güreş müsabakaları öncesi Gaziantep’in tarihi noktalarından olan Mecidiye Han’dan Balıklı Parkı’na kadar kortej yürüyüşü düzenlendi. Düzenlenen törende konuşan Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, "Cumhuriyet tarihinde ilk kez yağlı güreşin tanınırlığı üzerine Türkiye genelinde bilimsel bir anket gerçekleştirdik. Sonuçlar oldukça dikkat çekiciydi. Gaziantep’in, yağlı güreşi tanıma ve bilme oranının oldukça yüksek olduğu görüldü. Bu da yapılan çalışmaların karşılık bulduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu anmada Şahinbey Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz" dedi. "Bu hafta şehrimizde önemli bir organizasyon gerçekleştiriliyor" AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik ise, "Yağlı güreşte lig sisteminin kurulması önemli bir adımdı. Bu organizasyonun bir ayağının Gaziantep’te yapılması ve bu yıl dördüncüsünün düzenlenmesi, şehrimiz adına büyük bir kazanımdır. AK Parti olarak iktidara geldiğimiz günden bu yana sporu tabana yaymayı ve altyapıyı güçlendirmeyi temel hedef olarak belirledik. Sporun gelişmesi ve uluslararası başarıların artması için altyapının güçlü olması gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, gençlerin ihtiyaç duyduğu spor alanlarını yaygınlaştırdık. Şehrimizin birçok noktasına spor sahaları kazandırdık. Bu hafta şehrimizde önemli bir organizasyon gerçekleştiriliyor. Tüm vatandaşlarımızı bu etkinliğe katılmaya davet ediyorum. Hafta sonu boyunca Gaziantep’te bir festival ve şölen havası yaşanacak. Herkesi Şahinbey Geleneksel Sporlar Merkezi’nde düzenlenen yağlı güreş etkinliğine bekliyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’de spor önemli bir gelişim göstermiştir" Şahinbey Belediyesi olarak spora ve sporculara desteklerini devam ettireceklerini söyleyen Başkan Tahmazoğlu, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’de spor önemli bir gelişim göstermiştir. Biz de Şahinbey Belediyesi olarak, özellikle geleneksel sporlarımızı yaşatmak ve geliştirmek amacıyla Geleneksel Sporlar Merkezimizi inşa ettik. Bu tesisi yaklaşık üç yıldır aktif şekilde kullanıyoruz. Merkezimizde yağlı güreş, aba güreşi, okçuluk, atlı okçuluk ve cirit gibi birçok geleneksel sporu icra etme imkânı sunuyoruz. Bu vesileyle federasyon başkanımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Dört yıl önce lig sistemi kurulurken, organizasyonun bir ayağının Gaziantep Şahinbey’de yapılmasını talep ettik ve sağ olsun kendisi bunu kabul etti. Böylece Gaziantep’te ilk kez yağlı güreş organizasyonları düzenlenmeye başlandı. Bugün gelinen noktada Gaziantep halkı yağlı güreşe alışmış durumda. Bölgemizde geleneksel olarak aba güreşi yaygın olsa da yağlı güreşe olan ilgi de her geçen gün artıyor. 21 Haziran’da Aba Güreşi Türkiye Şampiyonası’nı da yine merkezimizde gerçekleştireceğiz. Şu an yaklaşık 150 Gaziantepli sporcu bu güreşlere katılıyor. Üç gün sürecek organizasyonda ise toplamda 1500’e yakın pehlivan mücadele edecek. Kırkpınar’da güreşen önemli isimlerin tamamı da burada yer alıyor. Lig sistemine geçilmesi, rekabeti artırması açısından oldukça olumlu oldu. Çünkü artık şampiyonluk tek bir müsabakaya göre değil, sezon boyunca yapılan 7-8 karşılaşmanın ortalamasına göre belirleniyor. Bu da sporcuların tüm organizasyonlara katılımını teşvik ediyor ve daha güçlü bir rekabet ortamı oluşturuyor. Bu vesileyle üç gün sürecek yağlı güreş organizasyonuna tüm halkımızı davet ediyorum" diye konuştu.
İstanbul Garanti BBVA, web sitesine yapay zeka destekli dijital erişilebilirlik çözümünü entegre etti Garanti BBVA, Corpowid iş birliğiyle web sitesine entegre ettiği yapay zeka destekli erişilebilirlik çözümüyle tüm kullanıcılar için daha kapsayıcı bir dijital deneyim sunmayı hedefliyor. Garanti BBVA, dijital kanallarında erişilebilirlik ve kapsayıcılığı güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir adım atarak, web sitesine yapay zeka destekli dijital erişilebilirlik çözümünü entegre etti. Corpowid iş birliğiyle hayata geçirilen uygulama sayesinde, farklı ihtiyaçlara sahip tüm kullanıcılar için daha eşit, erişilebilir ve kişiselleştirilebilir bir dijital deneyim sunulabiliyor. Yeni çözüm kapsamında garantibbva.com.tr’ye entegre edilen erişilebilirlik aracı sayesinde görme engelli, az gören, disleksi, epilepsi ve renk körlüğü gibi farklı ihtiyaçlara sahip kullanıcıları site deneyimini kendi tercihlerine göre düzenleyebiliyor. Kullanıcılar sesli yönlendirme, içerik büyütme, kontrast ve renk filtreleri gibi özelliklerin yanı sıra disleksi dostu yazı tipleri gibi desteklerle web sitesini daha rahat ve etkin bir şekilde kullanabilecekler. Sistemin altyapısı, uluslararası WCAG ve Uluslararası Erişilebilirlik Standartlarıyla (ADA) uyumlu bir yapı sunarak kapsayıcı dijital deneyimi global ölçekte destekliyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, bu yeni dijital deneyimle ilgili olarak şunları söyledi: "Garanti BBVA’da teknolojiyi herkes için erişilebilir kılmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Dijital kanallarımızda hayata geçirdiğimiz bu çözümle, farklı ihtiyaçlara sahip tüm kullanıcılarımızın hayatını daha kapsayıcı ve eşit bir deneyim ile kolaylaştırmayı amaçladık. Erişilebilirliği herkes için eşit ve bağımsız bankacılık deneyimi sunmanın temel unsurlarından biri olarak konumluyoruz ve bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Hayatı kolaylaştıran çözüm daha da yaygınlaştırılacak Bu adım, Garanti BBVA’nın yalnızca ürün ve hizmetlerinde değil, tüm temas noktalarında erişilebilirliği odağına alan yaklaşımının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Banka, erişilebilir bankacılık çözümleri, TalentAccess Engelli Staj Programı ile fırsat eşitliğini destekleyen uygulamaları ve çeşitlilik, kapsayıcılık ve erişilebilirlik alanındaki eğitimleriyle bu alandaki bütünsel yaklaşımını sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde söz konusu erişilebilirlik çözümünün, Garanti BBVA’nın diğer dijital platformlarında da yaygınlaştırılması planlanıyor.
Manisa Yunusemre’de 23 Nisan coşkusu yeşil sahada yaşandı Yunusemre Belediyesi tarafından düzenlenen 23 Nisan Futbol Turnuvası, 16 takımın kıyasıya mücadelesine sahne oldu. Minik sporcuların centilmence sergilediği performans izleyenlerden büyük alkış topladı. Yunusemre Belediyesi ev sahipliğinde, Yunusemre Belediyespor koordinesinde gerçekleştirilen 23 Nisan Futbol Turnuvası, Tevfik Lav Spor Tesisleri’nde düzenlenen final müsabakalarıyla tamamlandı. U10 yaş kategorisinde toplam 16 takımın katıldığı organizasyonda, minik futbolcuların sahadaki azmi ve renkli görüntüleri turnuvaya damga vurdu. Büyük heyecana sahne olan turnuvanın sonunda Manisaspor birincilik kürsüsüne çıkarken, Şehitler Spor Kulübü ikinci, Karşıyaka üçüncü, ev sahibi Yunusemre Belediyespor ise dördüncü oldu. Dereceye giren takımlara kupaları protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Başkan Balaban: "Çocuklarımız bizim geleceğimiz" Turnuvanın açılış programına eşi Serap Balaban ile birlikte katılan Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, sporun çocuk gelişimindeki önemine vurgu yaptı. Başkan Balaban, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günü böylesine güzel bir organizasyonla kutlamaktan büyük gurur duyuyoruz. Sahada mücadele eden her bir çocuğumuz bizim geleceğimizdir. Onların sporla iç içe büyümesi, sağlıklı ve özgüvenli bireyler olarak yetişmesi en büyük önceliğimizdir. Çocuklarımızın yüzündeki mutluluk her şeye değer. Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" Törene ayrıca Belediye Başkan Yardımcıları Seyit Ali Özmen ve Ali Kuyumcu, Yunusemre Belediyespor Kulüp Başkanı Bülent Kanik, Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Tuncay Öztürk, TÜFAD Manisa Şube Başkanı Cemil Uğur ile çok sayıda veli katıldı.
Çanakkale Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü anma etkinlikleri, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenle başladı. Törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir" dedi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, "Çanakkale; ne denizden ne karadan ne havadan ne de deniz altından geçilememiştir" diye konuştu. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü töreni, Türkiye Cumhuriyeti adına Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman’ın Şehitler Abidesi önünde bulunan Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu. Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törende konuşan Vali Ömer Toraman, "Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler, bu tarihî mirası; barışın, iş birliğinin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi yönünde önemli bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Geçmişin acılarından ders çıkararak, geleceği daha huzurlu ve daha güvenli kılmak ortak görevimizdir. Bugün burada, vatan savunması uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarken; aynı zamanda bu topraklarda hayatını kaybeden tüm yabancı askerleri de yad ediyoruz. Onların hatırası, bizlere barışın değerini hatırlatmaya devam etmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün bizlere düşen en önemli sorumluluk; bu anlamlı mirası gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak, barış kültürünü güçlendirmek ve insanlığın ortak değerlerini korumaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor; bu anlamlı törene katılım sağlayan siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Barışın, dostluğun ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir gelecek temennisiyle, sizleri saygıyla selamlıyorum" dedi. Anma töreninde konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tarihin en çetin mücadelelerinden birine sahne olan Çanakkale’de, Kara Muharebeleri’nin 111. yıl dönümünde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bugün burada, yalnızca bir askeri mücadeleyi anmak için değil; insanlık tarihine derin izler bırakan bir dönemin hatırasını yaşatmak, o günlerin fedakârlıklarını ve acılarını ortak bir anlayışla yâd etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çanakkale, savaşın yıkıcılığını ve insan hayatı üzerindeki ağır bedelini en açık şekilde ortaya koyarken; aynı zamanda cesaretin, fedakârlığın ve insanlık onurunun en güçlü şekilde tecelli ettiği bir tarih sahnesi olmuştur. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, Çanakkale’nin hatırası ilk günkü anlamını ve önemini korumaktadır. Çünkü burada yaşananlar, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; aynı zamanda günümüz dünyası için güçlü mesajlar barındıran evrensel bir tecrübedir" diye konuştu. Çanakkale’nin buluşma, diyalog ve anlayışın simgesi haline geldiğini söyleyen Alan Başkanı Kaşdemir, "Bu anlamlı anma törenleri, geçmişte cephelerde karşı karşıya gelen milletleri bugün aynı değerler etrafında bir araya getirmektedir. Bu yönüyle Çanakkale; ayrışmanın değil buluşmanın, çatışmanın değil diyalogun, düşmanlığın değil karşılıklı saygı ve anlayışın simgesi haline gelmiştir. Çanakkale Kara Muharebeleri’nin başlangıcının 111. yıl dönümü törenleri vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Tarihi Alan Başkanlığı olarak, davetimize icabet ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sözlerimin başında, Çanakkale’yi geçilmez yapan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi yaptığımız bu mübarek topraklarda bir ölüm-kalım mücadelesi vererek büyük bir zafer kazanan ve rahmet ve şükranla anıyor, o büyük insanları hayırla yâd ediyorum. Ve yine, 111 yıl önce ülkeleri için buraya savaşmaya gelen İtilaf Devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor, hayatlarını kaybeden askerlerin artık bu toprakların bir evladı olduğunu, barış ve huzur dolu bu topraklarda Mehmetçiklerle yan yana ve koyun koyuna yattıklarını bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerini kullandı. Çanakkale Kara Muharebelerinin dünya tarihinde emsali az görünen bir muharebe olduğunu vurgulayan Alan Başkanı Kaşdemir, "Türk milleti, Çanakkale’de büyük ve şanlı bir vatan müdafaası yapmış ve başarılı olmuştur. Çok açık ve haklı bir zafer kazanmıştır. Üzerinde tören yaptığımız bu topraklar, büyük acılara ve gözyaşlarına şahitlik etmiştir. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük ve en çetin savaşlardan birisi bu topraklarda yaşanmıştır. Türk milleti, birlik ve beraberlik içerisinde çok önemli bir mücadele vermiş ve Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. Genç neferler ve genç komutanlar, büyük bir sorumluluk duygusu ve büyük bir cesaretle, tarihine yakışır bir mücadele sonunda galip gelmeyi bilmişlerdir. Zaferin mimarları olan askerler 20’li yaşların başında, komutanlar ise 30’lu yaşların başındaydılar. Bu kahraman gençler, omuzlarındaki tarihi sorumluluğu çok iyi idrak eden o nesil, Çanakkale’de dünyaya meydan okumuş ve devrin süper güçlerine kafa tutmuşlardır. Yaklaşık 8,5 ay süren, şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda galip gelen, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan kahraman Türk ordusu olmuştur" diye konuştu. Çanakkale’nin denizden, karadan ve havadan geçilemediğine dikkat çeken İsmail Kaşdemir, "Çanakkale; ne denizden ne karadan ne havadan ne de deniz altından geçilememiştir. Çanakkale’de, küllerinden yeniden doğan Türk milleti, onurluca verdiği Millî Mücadele’den sonra, Cumhuriyetini kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasında ve temellerinde Çanakkale kahramanlığı ve Çanakkale ruhu vardır ve bu ruh, hâlâ canlılığını korumakta ve ebediyen de korumaya devam edecektir. Aziz milletimizin evlatları bu ruha her zaman sahip çıkacaktır. 111 yıl önce büyük acılara sahne olan bu topraklar, simdi barışın ve huzurun diyarı olmuştur. Dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olan Tarihi Alan, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Bizim bir hedefimiz var; bir gün gelecek, bu müstesna toprakları ziyaret etmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kalmadığı gibi, buralar milyonlarca yabancı ziyaretçi ile dolup taşacaktır" şeklinde konuştu. Alan Başkanı İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Tarihi Alan Başkanlığı olarak, tüm vatandaşlarımızı bu müstesna topraklara, Çanakkale ruhunu teneffüs etmeye; yabancı misafirlerimizi de daha büyük kalabalıklarla buradaki törenlere katılmaya davet ediyoruz. Sadece törenler zamanı değil, tüm yıl boyunca, onları Tarihi Alan’da misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyacağımızı ifade ediyoruz. Çünkü Çanakkale Tarihi Alan’ı, hem dünyada hem Türkiye’de bir buluşma noktası haline gelmiştir. Çanakkale’yi geçilmez yapan, başta Çanakkale kahramanı olarak tarih sahnesine çıkan ve milletimizin gönlünü kazanan, Milli Mücadelemizin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızı ve aziz Mehmetçiklerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Onların hatıralarına her daim sahip çıkacağız ve Onları unutturmayacağız. Vatan sağolsun diyerek kara toprağa girenleri, dünya durdukça hatırlayıp, hâyırla anacağız. Bu toprakların kara bağrında, sıradağlar gibi durup, can fedâ edenleri baş tâcı edeceğiz. Bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa giren civanmertlerin ayak izleri olan bu mübarek toprakları gözümüz gibi koruyup, kollayacağız. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimizi göremesek de onların bizi gördüklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Bu önemli günde, Çanakkale kahramanlarını, aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyorum. Aziz ruhları şâd, mekânları cennet, makamları âli olsun. Allah onlardan razı olsun. Tüm insanlığın ortak mirası olan dünyamızda hep huzur ve barış olsun." Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu ise yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti: "Çanakkale Savaşı’nın anıldığı bu kutsal günde, bu yarımadada hayatlarını feda eden, çoğu çok genç olan tüm cesur askerlere saygı göstermek üzere, Türk topraklarında sizlerin yanında bulunmak benim için bir onurdur. Bu boğaz, ortak tarihimizin en trajik olaylarından birinin sahnesi haline geldi. Mart 1915’ten Ocak 1916’ya kadar on binlerce asker, izleri bugün hâlâ görülebilen bir siper çıkmazında ateş ve yoksunlukla mücadele etti. Sadece savaşın şiddetine değil, aynı zamanda sıcağa, susuzluğa, açlığa ve hastalığa da göğüs geren bu askerler, tarihte kesin bir iz bıraktı. Bu çatışmaların insan kaybı çok büyüktür. Her iki taraf için de kayıplar ağırdır: İtilaf Devletleri’nde en az 60 bin ölü, buna ek olarak 125 bin yaralı ve hastalık nedeniyle 100 bin ölü. Ne kayıpların büyüklüğü ne de çatışmaların şiddeti bu adamların cesaretini azaltmadı. Onların cesareti ve fedakarlık ruhu asla unutulmayacak. Bugün, düşüncelerimiz bu şiddetli çatışmada savaşan, hayatını kaybeden veya yaralanan Türkiye ve eski Osmanlı Cihan Devleti, Birleşik Krallık ve İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz Milletler Topluluğu, Fransa ve denizaşırı topraklarından gelen askerlere yöneliyor. Bu savaşın ortak hafızamızda bıraktığı iz, ülkelerimizin bu savaşçılara duyduğu minnettarlığın bir kanıtıdır." Koramiral Bossu konuşmasına şöyle devam etti: "Türk milletinin kurucusu ve bu savaşta görev yapmış bir üst düzey subay olan Mustafa Kemal Atatürk, bu yarımadada ölen tüm milletlerin askerlerinin anısını onurlandırmaya önem göstermişti. Bu topraklarda, ordularımızın yaşadığı zorlukların hatırası hâlâ canlıdır. Ancak bu hatıra, barış adına halklarımızı birleştiren ve giderek güçlenen dostlukla zenginleşmiştir: Çanakkale Savaşı’nın anılması, dün savaşan tarafların uzlaşmasını, halklarımızın kardeşliğini ve ülkelerimizin barış için birlikte mücadele etme kararlılığını her zamankinden daha fazla somutlaştırmaktadır. Şiddetiyle hafızalarda yer etse de Gelibolu Seferi, Fransa’nın üç büyük dost ülkesi olan Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda için kurucu bir olay haline gelmiştir. Avrupa topraklarında savaşın yeniden başlamasının üzerinden dört yıl geçti. NATO, topraklarımızı savunma konusundaki etkinliğini sürdürürken, her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olmak bizim görevimizdir çünkü Atatürk’ün şu temel sözüne göre ’Büyük işler, önemli girişimler, ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir.’ Barış ve istikrar gibi ortak bir hedef doğrultusunda güçlerimizi birleştirerek daha güçlüyüz. Dostlar ve müttefikler olarak bugün gösterdiğimiz teyakkuz, ortak bir anı ve duygu mekanı olmasının yanı sıra, affetme ve uluslararası dayanışmanın da sembolü haline gelen Gelibolu Yarımadası’nda savaşmış olanların torunlarına saygı göstermenin en güzel yoludur. Son olarak, bu anma törenlerini düzenleyen Türk ortaklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Fransa ve Türkiye bir zamanlar düşman ittifakların üyeleriydi, ancak düşmanlıklarımızı aşmayı başardık ve bugün birbirimiz için, aynı zamanda ortaklarımız için de güvenilir müttefikler haline geldik. Bu Fransız-Türk ve bugün uluslararası iş birliği, dünyanın geri kalanına bir mesaj olsun. Teşekkür ederim." Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve şehitler için dua edildi. Ardından mehteran takımı gösterisi yapıldı. Daha sonra askeri bando eşliğinde askeri birlik, konuk askerler, gaziler ve izciler resmi geçit töreni gerçekleştirildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Türk Yıldızları gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Türk Yıldızları gösterisi nefesleri kesti. Törenlere; Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Bahtiyar Ersay, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Yeni Zelanda Genel Valisi Dame Cindy Kiro, Avustralya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jilly Morris, daire müdürleri, askeri erken, yabancı ülkelerin temsilcileri, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.