SAĞLIK - 15 Şubat 2026 Pazar 12:54

Nefesten şeker ölçümü sağlayan sensör geliştirildi

A
A
A
Nefesten şeker ölçümü sağlayan sensör geliştirildi

Aksaray Üniversitesi (ASÜ) nefesten şeker ölçümü sağlayan bir sensör sistemi geliştirdi.


ASÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Bayraklı tarafından geliştirilen ve nefes havası analizine dayalı olarak çalışan sistem, nefes havasından diyabet takibi yapabilen dünyadaki tek sensör olma özelliğini taşıyor.


Uluslararası standartlara göre yapılan testlerde yüzde 100 doğruluk oranına sahip olan sistem, oksijen temelli analiz yöntemiyle ölçüm maliyetini önemli ölçüde düşürüyor.


Diyabet hastalığının yaygınlığına dikkat çeken Prof. Dr. Bayraklı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2024 yılında dünya genelinde 550 milyon civarında diyabet hastası bulunduğunu, bu rakamın 2030 yılında 650, 2045 yılında 800 milyona çıkmasının beklendiğini vurguladı.


Mevcut ölçüm yöntemlerinin hastalar için ciddi bir zorluk oluşturduğuna dikkat çeken Bayraklı, "Diyabet hastaları günlük şeker düzeylerini kontrol etmek için iğne kullanıyorlar, parmak uçlarını delmek durumunda kalıyorlar. Bu gerçekten acılı bir yöntem. Özellikle küçük yaştaki çocuklar için çok daha zor" ifadelerini kullandı.


Bu sorundan yola çıkarak yeni bir yöntem geliştirdiklerini belirten Bayraklı, "Bu yöntem kullanıldığında artık iğneye ve parmak delmeye gerek kalmayacak. Sadece nefes havası analiz edilerek diyabet takibi yapılabilecek" diye konuştu.


Bu tür kan şekeri izleme sistemleri için uluslararası bir standart bulunduğunu bildiren Bayraklı, "Amerikan Diyabet Derneği toplantısına katılan 100 diyabet uzmanı tarafından oluşturulan bu standartta, ölçümlerin güvenilirliğini gösteren bölgeler yer alıyor. Bizim yaptığımız analizlerde, 150 hastadan elde edilen tüm sonuçlar, en güvenilir aralık olarak kabul edilen bölgede yer aldı. Yani yüzde yüzlük bir doğruluk oranına ulaşmış olduk." ifadelerini kullandı.


Çalışmanın prototip aşamasını geçtiğini belirten Bayraklı, şu anda cihazın taşınabilir hale getirildiğini söyledi. Bayraklı, "Bundan sonraki süreçte saat, kolye, yüzük ya da maske gibi insan vücuduna giyilebilir forma hazır hale geldi. Hastanede klinik çalışmalara başladık ve 150 hasta üzerinde yaptığımız analizlerde çok olumlu sonuçlar elde ettik" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de 50 yılda bir görülen meteorolojik tablo: Dalgalar 1 metreye ulaştı İzmir’de en yüksek rüzgar hızı saatte 137,5 kilometreye ulaşırken, 1 metreye ulaşan dalgalarla birlikte kıyı hattında toplam su etkisi 1,5 metreye yaklaştı. İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, "Bu tablo sıradan bir lodos kabarması değil. Ön hesaplara göre yaklaşık 50 yılda bir görülebilecek ölçekte dalga ve seviye koşullarına işaret ediyor. Meteorolojik kaynaklı ve geçici olsa da kıyı şeridinde dikkatli olunmalı" dedi. İzmir, 15 Şubat’ta son yılların en güçlü meteorolojik olaylarından birini yaşadı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü verilerine göre kent genelinde ölçülen en yüksek rüzgar hızı 137,5 km/saate ulaştı. Menderes’in Çileme köyü, Çiğli Havalimanı, Dikili’nin Çukuralan, Güzelbahçe Feneri ve Balçova başta olmak üzere birçok noktada fırtınanın hızı saatte 100 km’ye ulaşırken, rüzgar çatıların yerinden sökülmesine, ağaçların devrilmesine neden oldu. Bostanlı ve Pasaport istasyonlarından alınan verilere göre İzmir Körfezi’nde deniz seviyesi son 24 saatte yaklaşık 60 santimetre yükseldi. Kuvvetli lodosun oluşturduğu 90 santimetre ile 1 metre arasındaki dalgalarla birlikte kıyı hattında hissedilen toplam su etkisi yer yer 1,5 metreye ulaştı. Bu durum özellikle düşük kotlu bölgelerde deniz baskını, dalga aşması ve yağmursuyu sistemlerinde geri basma riskini artırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU ekipleri, kıyı hattında ve riskli bölgelerde su tahliyesi ve kontrol çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. "Bu değerler yaklaşık 50 yılda bir görülebilecek ölçekte" İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, "İzmir’de şu an güneyli rüzgârlar zaman zaman 35–40 knot hızlara ulaşıyor. Körfez genelinde dalga yüksekliği 90 santimetre ile 1 metre arasında ölçülüyor. Uzun süredir etkili olan düşük basınç sistemi ise deniz seviyesinde yaklaşık 60 santimetrelik bir yükselmeye neden olmuş durumda. Bu iki etki birleştiğinde kıyı hattında 1,5 metreye varan bir su etkisi oluşuyor. Ön hesaplamalarımıza göre bugün gözlenen dalga koşulları istatistiksel olarak yaklaşık 50 yılda bir görülebilecek şiddette bir olaya işaret ediyor. Bu sıradan bir lodos kabarması değildir" diye konuştu. Salı gününe dikkat Güler, Alsancak ve Karşıyaka kıyılarında gözlenen geri basmaların yapısal bir sorundan değil, eş zamanlı meteorolojik şartlardan kaynaklandığını vurgulayarak, "Düşük basınç deniz seviyesini doğal olarak yükseltir. Rüzgâr bu suyu kıyıya doğru ittiğinde dalga aşmaları görülebilir. Aynı dönemde yağışın devam etmesi, yağmursuyu sistemlerinin denize deşarjını zorlaştırarak mazgallardan geri basmaya neden olur. Bu geçici bir meteorolojik tablodur. Basınç yükselip rüzgâr zayıfladığında deniz seviyesi normale dönecektir. Salı günü öğle saatlerinde basıncın 1000 mb’nin altına düşmesinin bekleniyor. Bu nedenle deniz seviyesinde kısa süreli yeni bir artış daha yaşanabilecek" dedi. Neden deniz yükseldi? Denizin yükselmesinde uzmanlara göre üç ana etken aynı anda devreye girdi. Alçak basınç deniz seviyesinde yaklaşık 60 cm yükselmeye neden olurken, kuvvetli lodos (35–40 knot) denizi kıyıya doğru iterek 90 cm ile 1 metrelik dalgalar oluşturdu. Yağış ise suyun denize akışını zorlaştırarak geri basma riskini artırdı. Bu üçlü etki birleşince özellikle düşük kotlu alanlarda deniz baskını riski ortaya çıktı. Yetkililer, kıyı tahkimatlarının normal dalga şartlarına göre tasarlandığını ancak çok kuvvetli rüzgâr, düşük basınç ve yükselen deniz seviyesinin aynı anda etkili olduğu ekstrem durumlarda dalga aşmalarının görülebileceğini vurguluyor. Bu durumun yapısal bir yetersizlik değil, olağanüstü meteorolojik şartların geçici sonucu olduğu belirtildi.