EKONOMİ - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 08:56

Palandöken: "Araba fiyatına sigorta olamaz"

A
A
A
Palandöken: "Araba fiyatına sigorta olamaz"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sigorta ve kasko fiyatları kabul edilemez seviyelere ulaştı" dedi.


Trafik sigortası ve kasko fiyatlarının çok yüksek seviyelere çıktığını buna acilen bir çözüm getirilmesi gerektiğini vurgulayan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Trafikte 34 milyon araç var. Sadece 7 milyon aracın ne kaskosu ne de zorunlu trafik sigortası var. Sadece 9 milyon aracın da kaskosu var. Düşünebiliyor musunuz? 34 milyon araç trafikte her gün bu vaziyette sigortanın yüksek oluşu, norm birliği sağlanamayışından kaynaklanan herkesin araba fiyatına neredeyse sigorta bedeli ödediği bir dönemde insanlar sigorta yaptırmaktan imtina ediyor, ödeyemiyor. Farklı sigorta şirketlerinde de farklı uygulamalar var. Örneğin birisi 80’e yapıyorsa öbürü 60’a, öbürü 90’a yapıyor. Bir norm birliği sağlanamadığı için insanlar sigorta firmalarına da fazla güven duyamıyor. Dolayısıyla ucuzu tercih ederken kaskonun içerisindeki neler olduğunda çok fazla inceleyemiyor. Hasar olduğu zaman Allah göstermesin ölüm olduğu zamanda bunlar dahil değildir deniyor. Bunun için zorunlu trafik sigortası ve kasko sigortaları çünkü araçların da fiyatı yüksek. Buna göre bir norm birliği sağlanıp keyfe bırakılmaması lazım. Tavan taban mı olacak? Yoksa ödenebilir miktarlara geri mi çekilecek? Çünkü bir yılda yüzde 100 zam olur mu? Hani enflasyon rakamlarıyla uygun bir rakam değil. Hatta araç fiyatlarında da kampanyalar var. Geri de gelebiliyor" diye konuştu.


"Trafik sigortasında yeni model şart"


Sigorta firmaları arasında aynı araç için ciddi fiyat farklarının oluşmasının vatandaşta güvensizlik oluşturduğunu vurgulayan Bendevi Palandöken, "Ancak insanlar bu sigorta şirketlerinden mağduriyetleri var. Tabii ticari araçlarda da aynı problemler var. Veyahut efendim 10 senedir ehliyet almışsınız arabanız ama üzerinize değil. Şimdi yeni bir araç aldınız. Size ayrı bir kategori. Böyle bir uygulama olur mu? İnsanlar 30 sene şoförlük yaptığı halde kendi aracı yoksa ilk araba alındığı için de böyle bir uygulamanın yapılması abesle iştigal. Bunun için Kara yollarında seyri sefer yapan her türlü araç özel ticari nakliye tüm araçların sigortalarındaki bu sorun çözülmeli. Sebep efendim parça fiyatlarının yüksek oluşu. Bunun tekrar bir gözden geçirilip rakamların belirlenmesi adil bir şekilde enflasyonla örtüşmesi gerekiyor. Yoksa insanlar araç kullanmaktan imtina ediyor. Trafik sigortasını yaptırmayan 7 milyon sadece araç var. Demek ki burada bir sorun var. Bu sorunun çözülmesiyle ilgili de mutlak ve mutlak bir düzeltmeye ihtiyaç var" şeklinde konuştu.


"Vatandaş trafiğe çıkmaya korkuyor"


Artan trafik cezalarının da vatandaş üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade eden Palandöken, "İnsanlar araçların trafikteki periyodik masraflarının benzin masraflarının, tamire gittiğiniz zaman 50-60 bin lirayla kurtulamıyorsunuz. Dolayısıyla insanlar neredeyse araba kullanmamayı tercih edecek. Ama diyeceksiniz ki şu trafikte bu kadar araç var. 34 milyon araç var. Ülke 86 milyon. Demek ki iki kişi de bir kişi de araba var. İlk kez Araba alan dolayısıyla bir taraftan taksitini borcunu öderken sigortayı yaptırırken de bu maliyetlerin çıkması insanları gerçekten de üzüyor. Araçlara binip benzinini koyup trafiğe çıktığınız zamanki trafik cezalarında köprü geçiş ücretlerinde trafik cezalarında artık yani insanlar eğitimle olacağı yerde cezayı ne kadar artırsanız kazalarda belki bir düşüş sağlıyor gibi görünüyor ama inanın ki bu kadar trafiğin seyri seferde olduğu yerde ölümlü kazaların her yıl katlanarak büyüdüğünü de görebiliyoruz" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Kardeşlerin çifte mutluluğu: Aynı gün evlenip, birbirlerine şahit oldular Mersin’in Tarsus ilçesinde kıyılan nikahla aynı gün evlenen kardeşler, birbirlerine de şahitlik yaparak çifte mutluluk yaşadı. Tarsus Belediyesi Nikah Salonunda gerçekleşen törende Sarıpınar ailesinden kardeşler aynı nikah yapıp, birbirlerine şahitlik etti. Aileden Ahmet Can Sarıpınar (31), Hayriye Ateş’le, kız kardeş Ayşe Sarıpınar (28) ise Çağlar Keskin’le evlilik kararı aldı. Bunun üzerine iki kardeş nikah tarihlerini ileriye dönük bir anı kalması için aynı güne kararlaştırdı. Çiftler aynı günde evlenmenin yanı sıra birbirlerinin nikah şahitliğini de yaptı. İlk önce Ayşe Sarıpınar ve Çağlar Keskin’in ardından da Ahmet Can Sarıpınar ve Hayriye Ateş’in nikahı kıyıldı. Çiftler bir birinin nikahına şahitlik etti. "Biz onların şahidiyiz, onlar da bizim şahidimiz" Çok mutlu olduğunu belirten kardeşlerden Ahmet Can Sarıpınar, Mersin’in Tarsus ilçesindeki bir ilki inşallah gerçekleştirdiklerini söyledi. Sarıpınar,"Aynı zamanda nikah kıymamız da yetmiyormuş gibi biz onların şahidiyiz, onlar da bizim şahidimiz olacak. Bu mutluluğumuz birbirimize daha teselli, daha daimi mutluluk vermesi umuduyla, inşallah onu bekliyoruz" dedi. Mutluklarını dile getiren Ayşe Sarıpınar ise "Ahmet Can Sarıpınar’ın kız kardeşiyim. Bu güzel kararı beraber aldık, ileriye dönük bir hatıra olarak kalmasını çok istedik. Bizim için de enteresan ve güzel bir anı olarak kalacak" diye konuştu. Damat Çağlar Keskin’de, "Normalde nikahta iki aile birleşir, şu an üç aileyi birleştireceğiz. Bu güzel günü beraber kutlayacağız inşallah" ifadelerini kullandı. "Bir ilk gerçekleşti, gerçekten çok mutluyuz" Evlendirme memuru Kadir Somer ise, "Dünya genelinde evlilik oranlarında düşüş var ama biz Tarsus’ta çifter çifter nikah akdi gerçekleştiriyoruz. Tarsus’ta bir ilk gerçekleşti. Gerçekten çok mutluyuz. İki kardeş aynı anda nikah akitleri gerçekleşti ve birbirlerine şahitlik yaptılar. Ben öncelikle Tarsus Belediye Başkanımız Ali Boltaç olmak üzere Tarsus Belediyesi ailesi olarak çiftlerimizin evliliklerinin hayırlı, kolay ve bereketli geçmesini diliyor, bu birlikteliğin çiftlerimize ve ailelerine hayırlar vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Temennimiz şudur, bir heves değil, bir nefes olsun. Heves yorar, nefes yaşatır. İnşallah birliktelikleri, bu samimiyetleri sonsuza kadar devam etsin" şeklinde konuştu. Somer, nikahları kıymasının ardından cüzdanları gelinlere verdi.
Erzurum Uzundere’de doğal ekmek mesaisi: Taleplere yetişemiyorlar Tortum Şelalesi’nin hemen yanı başında yaşayan Ömer Faruk Özgelen, annesiyle birlikte tamamen katkısız ve doğal yöntemlerle ürettiği ekmeklerle bölgeye gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Avrupa’nın en yüksek, dünyanın ise sayılı büyük şelaleleri arasında gösterilen Tortum Şelalesi’nin eşsiz atmosferinde üretilen doğal ekmekler, kısa sürede yoğun talep görmeye başladı. Uzundere’deki evlerinde geleneksel yöntemlerle üretim yapan anne-oğul, hiçbir katkı maddesi kullanmadan hazırladıkları ekmekleri, Tortum Şelalesi girişinde bulunan büfelerinde satışa sunuyor. Özellikle şelaleyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği ekmekler, gün içerisinde kısa sürede tükeniyor. Sabahın erken saatlerinde üretime başladıklarını belirten Ömer Faruk Özgelen, doğal ve sıcak ekmeğe olan ilginin her geçen gün arttığını söyledi. Üretime yetişmekte zorlandıklarını ifade eden Özgelen, "Tamamen doğal malzemeler kullanıyoruz. Annemle birlikte emek veriyoruz. İnsanlar katkısız ürün arıyor. Gelen birçok kişi tekrar almak için geri dönüyor" dedi. Şelale çevresine gelen ziyaretçiler ise hem doğanın eşsiz manzarasını izlediklerini hem de doğal köy ekmeği tatma fırsatı bulduklarını belirterek üreticilere teşekkür etti. Doğallığı ve aile emeğini ön plana çıkaran bu küçük üretim hikâyesi, Erzurum turizmine de farklı bir lezzet katkısı sunuyor.
Ankara 2025 yılında 133 ülkeye 2,2 milyar dolarlık su ürünleri ihracatı yapıldı Ticaret Bakanlığı, 2025 yılında toplam 133 ülkeye 2,2 milyar dolarlık su ürünleri ihracatı yapıldığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, geçen yılın su ürünleri ihracatına ilişkin verileri paylaştı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin su ürünleri sektöründe üretim kapasitesi, kalite altyapısı ve ihracat performansıyla küresel ölçekte güçlü konumunu pekiştirdiğinin altı çizildi. Uluslararası verilere de yer verilen açıklamada, dünya su ürünleri ihracatının 2021-2025 döneminde yaklaşık yüzde 11 artışla 167,9 milyar dolardan 186 milyar dolara yükseldiği, Türkiye’nin su ürünleri ihracatının ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 64 artışla 1,38 milyar dolardan 2,26 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Uluslararası verilere göre, dünya su ürünleri ihracatı 2021-2025 döneminde yaklaşık yüzde 11 artışla 167,9 milyar dolardan 186 milyar dolara yükselirken, Türkiye’nin su ürünleri ihracatı aynı dönemde yaklaşık yüzde 64 artışla 1,38 milyar dolardan 2,26 milyar dolara ulaşmıştır. Son bir yılda da Türkiye’nin yükselişi devam etmiş; 2024-2025 döneminde dünya su ürünleri ihracatı yüzde 7 artarken, Türkiye’nin su ürünleri ihracatındaki artış oranı yüzde 10,9 olarak gerçekleşmiştir. Üretim kapasitesi, kalite altyapısı ve ihracat performansıyla dikkat çeken su ürünleri sektörümüz; ülkemizin gıda arz güvenliğine, sürdürülebilir üretim vizyonuna ve ihracat hedeflerine önemli katkılar sunmayı sürdürmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak; su ürünleri sektörümüzün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya, ihracatçılarımızın küresel pazarlardaki etkinliğini güçlendirmeye ve sektörümüzün katma değerli büyümesini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz."
Aydın Ajan filmlerinin uydu telefonu Aydın’da yeniden çalıştı Aydın’da antika dükkanı işleten emekli polis Mustafa Demirel, 1980 öncesine ait Finlandiya yapımı uydu telefonunu tamir ederek yeniden çalışır hale getirdi. Bir dönem filmlerde ajanların kullandığı ve doğrudan uyduya bağlanarak iletişim sağlayan cihaz, artık koleksiyonluk bir parça olarak saklanacak. Bir dönem istihbarat operasyonlarının ve aksiyon filmlerinin vazgeçilmez iletişim araçlarından olan uydu telefonlarından biri, Aydın’da emekli polis Mustafa Demirel’in elinde yeniden hayata döndü. Tarihi çarşıdaki 5 metrekarelik dükkanında antika cihazları tamir eden Demirel, 1980 öncesi Finlandiya yapımı uydu telefonunu çalışır hale getirerek teknoloji tarihinin dikkat çekici parçalarından birini yeniden gün yüzüne çıkardı. Bir gencin dedesinden kalan ve uzun yıllardır kullanılmayan cihazı tamir için getirdiğini anlatan Demirel, telefonun 1980 öncesine ait Finlandiya yapımı olduğunu söyledi. Uydu telefonlarının bir dönem teknoloji açısından oldukça ileri bir sistem olduğunu belirten Demirel; "Bu cihaz doğrudan uyduya bağlanan bir telsizdir. Uydu telefonu olarak da bilinir. Eskiden dünyanın her yerinden iletişim kurmayı sağlardı. Özellikle filmlerde çok görürdük. İstihbarat çalışmalarında da sıkça kullanılırdı. Ajanların kullandığı telefonlardandı çünkü dinlenemezdi" dedi. "Eskiden bunlar çok kullanılırdı" Demirel, küçük dükkanında geçmişin izlerini yaşatmaya devam ettiğini belirterek "Bu uydu telefonu tamir amacıyla bana geldi. Genç bir kardeşimize dedesinden kalmış. 1980 öncesi bir cihaz bu. Orijinal Finlandiya yapımı. Aydın’da yapan biri var mı diye araştırmış, tesadüfen de bizim sokaktan geçerken bana geldi ve yapacağımı söyledim. Şu anda onunla uğraşıyorum. Bu direk uydudan bağlanan bir telsiz, uydu telefonu olarak da bilinir. Eskiden bunlar çok kullanılırdı, direk uyduya bağlanarak dünyanın her yerinde görüşmeye imkan sağlardı. Özellikle filmlerde çok görürdük. İstihbarat çalışmalarında çok kullanılırdı. Ajanlar kullanırdı. Çünkü bunlar dinlenemez. Cep telefonları icat edilmeden önce bu direk uydu üzerinden görüşmeyi sağlardı. Sonuçta bu atık bir üründü. Ben de tamir edip yeniden hayata döndürdüm. Tabi çalışsa da artık kullanılamaz. Artık bir eser olarak saklanabilir. Çünkü koleksiyonluk ürünlerden bu. Bu telefonu yaptık çalışıyor ama şu anda sisteme uygun olmadığı için uyduya frekans gönderemiyor. Çünkü uydudaki sistemler dönüştürüldü. Bu 1980 öncesi çok mükemmel bir uydu telefonu. O dönem çok kullanılıyordu. Bizim de elimizden Allah’a şükür her iş geldiğinden dolayı yapabildim bunu da, sahibine teslim edeceğim" dedi.