SAĞLIK - 15 Kasım 2025 Cumartesi 16:40

Sabri Ülker Vakfı Başkanı İçöz: "Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin gerisinde"

A
A
A
Sabri Ülker Vakfı Başkanı İçöz: "Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin gerisinde"

Konferansın beslenme bilincini artırmaya dönük olarak konumlandırıldığını vurgulayan Sabri Ülker Vakfı Başkanı Talat İçöz, "Avrupa Gıda Bilgi Konseyi’yle yaptığımız bir çalışmada gördük ki Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin bir hayli gerisinde" dedi.


Bu yıl 5’ncisi düzenlenen ‘Uluslararası Beslenme, Sağlık Okuryazarlığı ve Eğitim Konferansı’, Sabri Ülker Vakfı’nın ev sahipliğinde Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sabri Ülker Vakfı’nın tanıtım filmiyle başlayan etkinlikte, ‘Gıda ve beslenmeyle ilgili doğru bilinen yanlışlar’, ’İnsan yanlış bilgiye neden inanır?’ ve ‘Sağlık iletişimi ve yanlış beslenme bilgileri’ başlıkları yerli ve yabancı uzmanlar tarafından ele alındı. Konferansa Sabri Ülker Vakfı Başkanı Dr. Talat İçöz, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hünkar Korkmaz ile çeşitli kurum ve kuruluşlardan akademisyenler ve bilim insanları katıldı.



"Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin gerisinde"


İnsan sağlığında beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyinin önemli olduğunu vurgulayan Sabri Ülker Vakfı Başkanı Talat İçöz, "Tüm dünyada gıda ve dengeli beslenmeye yönelik bir ilgi artarken, bilgi sahibi olmayan kişilerce yapılan açıklamalar, kamuoyunda kafa karışıklığına neden olabiliyor. Bu durum da dezenformasyonu ve bunu beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz yıl Avrupa Gıda Bilgi Konseyi’yle yaptığımız bir çalışmada bu konuyu araştırdık ve gördük ki Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin bir hayli gerisinde. Bu noktadan hareketle 15’inci yılımızda 5. Uluslararası Beslenme, Sağlık Okuryazarlığı ve Eğitim Konferansı’nın bilgi kirliliğiyle mücadele ve beslenme bilincini artırmaya dönük en önemli etkinliğimiz olarak konumlandırdık. Vakfımızın çekirdeğini oluşturan bilim kurulumuz, birikim ve tecrübeleriyle bu çalışmayı zenginleştirecek, konferansın gıda okuryazarlığı seviyesini yükseltmesine, bilgi kirliliğini azaltmasına, katkı sunmasını, gıda ve beslenme bilincindeki tercihlere yeni bir kapı aralamasını diliyorum" açıklamalarında bulundu.



"Çocuklarımın ve torunlarımın hala bir geleceği var"


Konferansın beslenme, sağlık ve eğitim alanlarında güçlü bir ses oluşturacağını vurgulayan Prof. Dr. Hünkar Korkmaz, "Toplantımız, sürdürülebilir bir gelecek için beslenme alanındaki kavram yanılgılarının giderilmesi, halk sağlığı ve eğitim konusundaki farkındalığının arttırılmasına duyulan ihtiyaç ve ilgiyi vurguluyor. Çocuklarımın ve torunlarımın hala bir geleceği var. Onların sağlıklı bir yaşam hakkı var, nitelikli bir eğitim hakkı var. Yenilikler yapmamız gerekecek, yeni ortaklara ulaşmamız gerekecek. Konferansta sunum yapacak olan değerli bilim insanlarının birikimleriyle ve deneyimlerini, insanlığa hizmet etme çabasıyla birleştirmeleri çok değerli bir adımdır. Bu sunumların her birinin içerikleri farklı olsa da hepsi bir bireyin onuruna yakışır, yaşam standartlarına ulaşabileceği daha adil bir dünya arayışıyla oluşturulmuştur. Toplumsal düzeyde beslenme ve gıda hakkı yazarlığının geliştirilmesi için beslenme, sağlık ve eğitim hizmetlerinin birlikte yürütülmesi gerekir. Konferansın beslenme, sağlık ve eğitim alanlarında ülkemiz ve uluslararası bir gündemde üst sıralara taşımak için yenilenmiş ve güçlü bir ses oluşturacağı umudunu taşıyorum" ifadelerini kullandı.



Sabri Ülker Vakfı Başkanı İçöz: "Türkiye’deki beslenme, sağlık ve gıda okuryazarlığı düzeyi, diğer ülkelerin gerisinde"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.