SAĞLIK - 15 Kasım 2025 Cumartesi 11:48

Sağlık-Sen: "Diş hekimleri kamuya atanmalı ve uzmanlaşmalarının önü açılmalıdır

A
A
A
Sağlık-Sen: "Diş hekimleri kamuya atanmalı ve uzmanlaşmalarının önü açılmalıdır

Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen), vatandaşların diş sağlığı hizmetlerine kolayca ulaşabilmesi için kamuda diş hekimi sayısının artması gerektiğini belirtti.


Sağlık-Sen tarafından kamuda diş hekimi atanması yapılmasına yönelik açıklama yayımlandı. Türkiye’de her yıl binlerce gencin, diş hekimliği fakültelerini bitirdiğini ancak mezun olan birçok diş hekiminin iş bulamadığı ve kamuda istihdam beklediği belirtilen açıklamada, senede iki kez yapılan Diş Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın (DUS) tek seferle sınırlandırılmasının olumsuz etkilediği dile getirildi.


Açıklamada, Türkiye’de yaklaşık 50 bin diş hekiminin görev yaptığı ve gelecek 5 yıl içerisinde de yaklaşık 50 bin genç diş hekiminin mezun olacağı belirtilerek, bu çerçevede diş hekimliği mesleğinde istihdam sorununun daha da büyüyeceği ifade edildi.


Mevcut diş hekimlerinin yalnızca 21 bini kamu kurumların olduğu ve geri kalan 29 bini ise özel sektörde olduğu kaydedilirken, kamuda istihdam oranının düşük olmasının vatandaşların kamu ağız diş sağlığı hizmetlerine erişimine olumsuz etki edeceği aktarıldı.


Kamuda diş hekimi istihdamının yetersiz olmasından dolayı vatandaşların özel hizmete yönelmek zorunda kaldığı ve ekonomik olarak da zorlandığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:


"TÜİK ve OECD verilerine göre, Türkiye’de hanehalkı sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 15’i diş sağlığı hizmetlerinden kaynaklanmakta, bu harcamalar birçok aile için "’katastrofik sağlık harcaması’ boyutuna ulaşmaktadır. Koruyucu diş sağlığı hizmetleri yaygınlaştırılsa, bu ekonomik yük ciddi biçimde azaltılabilir. Ağız ve diş sağlığı, yalnızca estetik değil; genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Koruyucu hizmetler ile; birçok sistemik rahatsızlığın görülme sıklığını azaltmak mümkündür. Koruyucu diş sağlığı hizmetleri 4-7 kat maliyet etkin olmakla birlikte, uzman diş hekimi istihdamı ise yaklaşık yüzde 20 oranında tedavi başarısını artırmakta ve uzun vadede aynı oranda sağlık maliyetini azaltmaktadır. MHRS’de en çok randevu alınan branşlardan olan diş hekimliğinin yükü koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ağırlık verilerek ve diş hekimi ataması yapılarak azaltılmalı, diş hekimlerinin iş yoğunluğu makul seviyelere getirilmeli, hastalara yeteri kadar zaman ayırması sağlanmalıdır."


Diş hekimliği istihdamının az olmasından ötürü yaşanan sorunlara ilişkin çözüm önerilerine de yer verilen açıklamada, diş hekimlerinin kamuda istihdam edilmesi, koruyucu ağız ve diş sağlığı politikaları güçlendirilmesi, eğitimli genç hekimlerimizin emeği heba edilmemeli, ülkemizin bilimsel birikimi korunması ve OECD ülkelerinin gerisinde kalan uzman diş hekimi oranı artırılması gerektiği vurgulandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.