ÇEVRE - 30 Mart 2026 Pazartesi 14:22

Sıfır Atık’ta 9 yılda 90 milyon ton atık geri kazanıldı

A
A
A
Sıfır Atık’ta 9 yılda 90 milyon ton atık geri kazanıldı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, 9 yıl içerisinde 90 milyon ton atıktan geri kazanım sağlandığını açıkladı.


30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü bu yıl 4’üncü kez kutlanıyor. Türkiye’nin öncülüğünde ilan edilen günün 2026 teması "gıda israfı" olurken, COP31 sürecinde Sıfır Atık yaklaşımının küresel ölçekte öne çıkarılması hedefleniyor.


Sıfır Atık Hareketi, uygulamaya alındığı 2017 yılından bu yana çevre ve ekonomi alanında önemli kazanımlar sağladı. Türkiye genelinde 217 bin bina ve yerleşke sisteme dahil olurken, geri kazanım oranı 2017’deki yüzde 13 seviyesinden 2025 itibarıyla yüzde 37,53’e yükseldi. Türkiye, bu oranı 2035’te yüzde 60’a, 2053’te ise yüzde 70’e çıkarmayı planlıyor.


Proje kapsamında bugüne kadar 90 milyon ton geri kazanılabilir atık ekonomiye kazandırıldı. Bu süreçte yaklaşık 365 milyar liralık ekonomik katkı sağlandı. Aynı zamanda 270 milyar kilowatt saat enerji, 2 trilyon litre su ve 60 milyar litre petrol tasarrufu elde edildi. Sıfır Atık uygulamaları sayesinde 613 milyon ağacın kesilmesi önlendi, 180 milyon ton sera gazı salınımının da önüne geçildi.


Çevre Yönetimi Genel Müdürü Turan, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde Ankara’daki sıfır atık uygulamalarında örnek olan Altındağ Belediyesi Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde çocuklara verilen eğitimde bir araya geldi ve açıklamalarda bulundu.


"9 yıl içerisinde 90 milyon ton atıktan geri kazanım sağladık"


BM Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlayan Sıfır Atık Projesi’nin, bugün 9’uncu yılını tamamladığını belirten Turan, "Dünyaya ilham olan bu proje, 2022 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 30 Mart’ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesiyle taçlandırıldı. Bu seneki temamız, gıda israfının azaltılması. 2017 yılından bu yana geçen 9 yıl içerisinde kazanımlara sayısal olarak baktığımızda 90 milyon ton atıktan geri kazanım sağladık. Bu 90 milyon tonun 30 milyon tonu kağıt, karton, 10 milyon tonu plastik atıklar, 3,5 milyon tonu cam atıkları, 9 milyon tonu metal atıklar ve yine bir 30 milyon ton kadar organik atıklar var. Bu geri kazanımdaki maksat, bu atıkların bertarafı için ciddi bir enerji ve alan ihtiyacı söz konusu. Aslında bunlar ekonomiye kazandırıldığında bu çerçevede hem çevresel hem de iklim anlamında ciddi kazanımlar elde ettik. Bu geri kazanım sayesinde 55 bin futbol sahası kadar alanı atık depolamak için kullanmamış olduk. İstanbul’un 2 yıllık su ihtiyacına denk gelen 2 trilyon litre suyu tasarruf etmiş olduk. Aynı zamanda Türkiye’deki motorlu taşıtların 1 yıllık akaryakıt ihtiyacına denk petrol ürünlerini tasarruf etmiş olduk" dedi.



"Denizlerde 325 tondan fazla atık toplandı"


Altındağ Belediyesi’nin Millet Bahçesi’ndeki Sıfır Atık Atölye Sergisi’ne dair açıklamada bulunan Turan, "Çocuklarımıza sıfır atık bilinçlendirme eğitimleri veriliyor. Bu eğitimler sadece kuramsal, teorik, bilgi yükleme dayalı eğitimler değil aslında. Buradaki dene yap atölyesi içerisinde çocukların kendi el becerileriyle atık olarak değerlendirdiğimiz maddelerde yeni ürünlerin tasarımı, ekotasarım mantığıyla nasıl yapılabildiğinin farkındalığını oluşturmaya çalışıyoruz. Buradaki temel felsefemiz aslında, insanoğlu doğanın sahibi değil, doğanın bir parçası. Karşılıklı saygı içerisinde ilişkinin yürümesi gerekiyor. Öte taraftan doğayı ve çevreyi gelecek nesillere teslim edilebilecek bir emanet olarak bakıyoruz. Sıfır atık bir anlamda küresel iklim değişikliği için de anahtar bir rol üstlenmiş durumda. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak ülkemizin Sıfır Atık Mavi Hareketiyle ciddi deniz atıklarında, hayalet ağların toplanmasında çalışmalarımız oldu. Denizlerde 325 tondan fazla atık toplandı. Yaklaşık 23 bin kamyona denk geliyor" ifadelerini kullandı.



"Bu kazanımları artırarak devam ettireceğiz"


Bu projeyi yaygınlaştırarak devam ettireceklerini belirten Turan, "Kasım ayında Antalya’da ev sahipliğini gerçekleştireceğimiz COP 31 İklim Zirvesi’nin ajandalarının başında sıfır atık geliyor. Bu çerçevede yine Kasım ayında İklim Zirvesi’nde de sıfır atık ile ilgili tüm tecrübe paylaşımlarını diğer ülkelerle paylaşacağız. Geçen hafta perşembe ve cuma günü New York’ta Bakanımız Murat Kurum’un başkanlığında, COP Başkanı olarak New York’ta, Birleşmiş Milletler’de hem sıfır atık gününü kutlamak hem de COP ajandası ile ilgili bilgi vermek için bulunduk. Orada yine üye ülkelerin tamamının ciddi bir teveccühü ile karşılaştık. Bu çerçevede biz bu kazanımları artırarak devam ettireceğiz" şeklinde konuştu.


Türkiye, depozito yönetim sistemi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması ve deniz kirliliğiyle mücadele gibi uygulamalarla Sıfır Atık yaklaşımını yaygınlaştırmaya devam ediyor. Yetkililer, bu sürecin gelecek dönemde daha da genişletilerek hem çevresel hem de ekonomik kazanımların artırılmasını hedefliyor.



Sıfır Atık’ta 9 yılda 90 milyon ton atık geri kazanıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Türk Ticaret Bankası’nın Erzurum şubesi hizmete açıldı Türkiye’nin ihracat odaklı büyümesinde etkin rol alma hedefiyle faaliyetlerine yeniden başlayan Türk Ticaret Bankası’nın Erzurum Şubesi hizmete açıldı. İhracatçının ana bankası olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Türk Ticaret Bankası, hizmet alanını genişletmeye devam ediyor. Bu yıl ihracatçılara 110 milyar TL finansman desteği vermeyi hedefleyen Türk Ticaret Bankası, açılışı gerçekleştirilen Erzurum Şubesi ile bölgedeki ihracatçılara hizmet sunacak. Açılış törenine, Erzurum Valisi Aydın Baruş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı ve Türk Ticaret Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Gültepe, Türk Ticaret Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü İlker Yeşil ile Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) Başkanı Ethem Tanrıver, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, ETSO Başkanı Saim Özakalın, Erzurum Merkez 1 OSB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Urkuç’un yanı sıra bölgede faaliyet gösteren çok sayıda ihracatçı katıldı. Mustafa Gültepe konuşmasında, üretim ve ihracatın Türkiye ekonomisi için taşıdığı önemin altını çizdi. İlker Yeşil ise sadece bir finansal kurum olmanın ötesinde stratejik bir yol arkadaşı olarak her adımda ihracatçının yanında yer almayı planladıklarını söyledi. Yeşil, bankanın 2025’te 76,3 milyar TL’ye ulaşan toplam finansman desteğini bu yıl 110 milyar TL’ye yükseltmeyi hedeflediklerini bildirdi. Ethem Tanrıver: "İhracatçılarımız artık doğrudan finansmana erişebilecek" DAİB Başkanı Ethem Tanrıver de, bölgenin ihracat potansiyelini en üst seviyeye taşıma hedefiyle çalıştıklarını söyledi. Tanrıver, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hedefe yürürken, güçlü bir paydaş olarak gördüğümüz Türk Ticaret Bankası’nın hizmet binamız çatısı altında şube açmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu önemli adım sayesinde ihracatçılarımız artık doğrudan finansmana erişecek; dış ticaret süreçlerinde ihtiyaç duydukları çözümlere vakit kaybetmeden ulaşabilecekler. İhracat ailemiz ile finans dünyasını omuz omuza çalışır hale getiren bu iş birliğinin, bölgemizin rekabet gücüne ivme kazandıracağına yürekten inanıyor, tüm üyelerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum."
Eskişehir Bu belirtiler varsa spora devam etmeyin uyarısı Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, diz ekleminde en sık görülen spor yaralanmalarından birinin menisküs yırtığı olduğunu belirterek, "Menisküsler diz sağlığı açısından kritik yapılardır. Bu nedenle oluşabilecek bir hasar, yalnızca ağrıya değil uzun vadede eklem problemlerine de neden olabilir" uyarısında bulundu. Menisküslerin diz eklemi içinde uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yer alan ve adeta bir "yastık" görevi gören yapılar olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kurnaz, "Bu yapılar yük dağılımını dengeler, darbe emilimini sağlar ve eklem stabilitesine katkıda bulunur. Menisküste en sık ani dönme hareketleri, çömelme, sıçrama sonrası yanlış basma veya dize aşırı yük binmesi sonucu yırtıklar oluşabilir. Futbol, basketbol, voleybol ve kayak gibi sporlarda risk yüksek olsa da sporcu olmayan kişilerde de menisküs yırtığı gelişebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe menisküs dokusu zayıflar ve daha basit hareketlerle dahi yırtık oluşabilir" dedi. Dizde kilitlenme ve takılma hissine dikkat Menisküs yırtıklarında en sık görülen belirtilerin dizde ağrı, şişlik, takılma hissi, kilitlenme ve hareket kısıtlılığı olduğunu belirten Kurnaz, "Özellikle merdiven çıkarken veya çömelirken ağrının artar. Bazı hastalarda dizde boşalma hissi de görülebilir. Yırtığın yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak kişi dizini tam açıp kapatmakta zorlanabilir. Bu durumda spora devam etmek ya da dizi zorlamak, yırtığın büyümesine neden olabilir" diye konuştu. İlk aşamada istirahat önemli Şikâyetler başladığında yapılması gereken en doğru yaklaşımın dizin zorlanmasını önlemek olduğunu belirten Kurnaz, "İlk aşamada istirahat, buz uygulaması ve elastik bandaj kullanımının fayda sağlayabilir. Ancak bu yöntem geçici rahatlama sağlar. Bu nedenle altta yatan sorun mutlaka bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yırtığın tipi ve boyutu net olarak belirlendiğinde doğru tedavi planı oluşturulabilir. Erken tanı kıkırdak hasarı ve diz kireçlenmesi gibi ileri sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar" ifadelerini kullandı. Kas güçlendirme egzersizlerinin diz çevresini desteklediğini belirten Kurnaz, "Ancak büyük, kilitlenmeye neden olan veya tedaviye yanıt vermeyen yırtıklarda artroskopik cerrahi gerekebilir" diye kaydetti. Basit önlemlerle korunmak mümkün Menisküs yaralanmalarını önlemek için spor öncesi ısınmanın büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, "Diz çevresi kaslarını güçlendiren egzersizlerin yaralanma riskini azaltır. Doğru teknikle spor yapmak, uygun ayakkabı seçimi ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınmak da koruyucudur. Dizde ağrı, takılma veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler hafife alınmamalı. Erken dönemde uzman desteği almak, ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçer ve kişinin aktif yaşamını korumasını sağlar" ifadelerini kullandı.
Erzurum "Kütüphaneler en güvenli liman" Erzurum Valisi Aydın Baruş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, 62. Kütüphaneler Haftası dolayısıyla İsmail Saib Sencer İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen programa katıldı. "İyileştiren Kütüphaneler" temasıyla gerçekleştirilen programda konuşan Vali Aydın Baruş, medeniyetimizin ilk emri "Oku" olan mukaddes kitabı esas aldığını belirterek, cehaletin en büyük hastalık; ilim, irfan ve kitabın ise bu hastalığın yegâne şifası olduğunu ifade etti. Kütüphanelerin yalnızca kitapların bulunduğu mekânlar olmadığını vurgulayan Vali Baruş, bu mekânların ruhun nefes aldığı, zihnin berraklaştığı ve gönüllerin sükûnet bulduğu birer şifahane olduğunu dile getirdi. Dijital dünyanın yoğunluğu içerisinde kitapların en sadık dost, kütüphanelerin ise en güvenli liman olduğunu kaydeden Vali Baruş, kütüphanelerin sadece sınavlara hazırlık yapılan yerler değil; hayatın her anında kendini inşa etme imkânı sunan mekânlar olduğunu belirterek, okuyan, sorgulayan ve bilgisini hayata aktaran bir neslin güçlü Türkiye idealinin en önemli teminatı olduğunu vurguladı. Sekmen: "Kitapla büyüyen bir nesil, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır" Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’de yaptığı değerlendirmede, " Kütüphaneler Haftası münasebetiyle düzenlenen açılış programına katıldık. Bilginin, hikmetin ve irfanın kapılarını aralayan kütüphaneler; sadece kitapların değil, aynı zamanda bir medeniyetin ruhunun muhafaza edildiği müstesna mekânlardır. Bizler de Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak, gençlerimizin ilimle, kültürle ve değerlerimizle yoğrulmuş bir şekilde yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; kitapla büyüyen bir nesil, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır. Bu anlamlı haftanın hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.