EKONOMİ - 17 Şubat 2026 Salı 12:41

SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü

A
A
A
SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlığı arttırmaya yönelik iş birliği anlaşması imzaladı.


Polis Akademisi Başkanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) arasında finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ve SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün katılımıyla Polis Akademisi Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen programda, siber suçlara yönelik risklerin azaltılması hedeflendi.



"Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar"


Programda bir konuşma gerçekleştiren Balci, Polis Akademisi açısından da finansal okuryazarlığın son derece önemli olduğuna vurgu yaparak, "Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar. Tabii gerek öğrencilerimiz gerek buradan mezun olduktan sonra polis memurlarımız ve polis yöneticilerimiz ellerindeki cep telefonu üzerinden kısa bir yoldan gerek Forex piyasalarına bilgi sahibi olmadan borsaya ve daha da kötüsü iddia ve bahis gibi bataklıklara saplanabilmektedir. Bunun son derece üzüntü verici neticeleri de oluyor" ifadelerine yer verdi.


Kolay para kazanma hırsının bir müddet sonra maalesef kişileri ekonomik zorluklara düşürdüğünü öne süren Balci, "Bu bataklıktan çıkamayan bazı arkadaşlar maalesef onları da kaybediyoruz. Bu bizim teşkilatımız açısından en önemli meselelerden birisi. Bugün kurumsal olarak Sermaye Piyasası Kurulu’yla bu eğitimleri vermek istiyoruz ki burada hem öğrencilerimizi hem de Hizmet İçi Eğitim Müdürlüğümüz üzerinden polis memurlarımıza, teşkilatımıza yönelik kapsamlı bir finansal okuryazarlık dersi vermek suretiyle çağımızın en önemli tuzakları olan forex gibi kripto para gibi sanal bahis gibi çeşitli tuzaklara personellerimiz düşmesin" diye konuştu.


"Polisimize gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz"


SPK Başkanı Gönül ise finansal okuryazarlığın toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırılması için çalışmalara devam edeceklerini dile getirerek, "Polis Akademimizle yapacağımız bu protokol sayesinde iş birliğimizi daha da güçlendirerek polisimize de gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bugünün önemi ülkemiz için güvenliğimiz için en önemli unsurlardan biri olan Polis Akademimizin polisimizin bu eğitimle birlikte sadece fiziksel güvenlik unsuru olarak değil ama aynı zamanda mental ve finans alanındaki gelişmene de katkı bulunmayı istiyoruz. Günümüz dünyasında artık suçlar siber suçlara taşınmış ve finansal açıdan işlenen bu suçlar adeta bir milli güvenlik sorunu haline gelmeye başlamıştır. Bilindiği üzere başta sanal kumar yasa dışı bahis ve yasa dışı kripto işlemleri finansal okur yazarlığı düşük kesimler için oldukça büyük riskler içermektedir. Bütün çabamız finansal okuryazarlığının artmasıyla birlikte tüm bu risklere karşı gerekli önlemler açısından da bilinci oluşturmaktadır" açıklamasında bulundu.


Konuşmaların ardından SPK Başkanı Gönül ve Polis Akademisi Başkanı Balci, iş birliği protokollerini imzaladı.



SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Orta Doğu 27 yıl önce bir kez daha kaosun merkezi haline getirilmek istendiğini söyleyerek, "Afganistan’dan Irak’a, oradan Libya’ya ve tüm Orta Doğu’ya uzanan kaos planının ilk adımlarından biri, Öcalan’a yapılan 15 Şubat uluslararası komplosuydu. 15 Şubat, bugün bile devlet aklı ve Türkiye siyaseti tarafından çözümlenmeyi bekleyen büyük bir komplodur. Bugüne kadar kaybedilen tam 27 yıl var. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybetti. Sonuç olarak Türkiye kaybetti. Oysa 27 yıldır İmralı Adası’nda bir çözüm iradesi var. Bu irade, 15 Şubat komplosunu 27 Şubat çağrısıyla boşa çıkarmıştır. Bu komplocu akıl, Rojava’ya saldırılarla devam ettirilmek istendi. Öcalan, bu sürece müdahale ederek Arap-Kürt savaşının önüne geçti ve 2. uluslararası komployu da boşa çıkardı. Şimdi biz de soruyoruz: 22 Ekim’de kendisine barış çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 27 Şubat çağrısıyla 52 yıllık çatışmalı ortamı tek seferde bitirdi mi? Bitirdi. Milyonlarca insan "siyasi irademdir" diyor mu? Diyor. Fikirleri sadece Kürtler tarafından değil; fikirleri tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor mu? Ediliyor. Bu bir yılda Öcalan, süreci şiddet ve ayrışma zemininden demokratik siyaset ve toplumsal zemine geçirmiştir. Bu müzakere yeteneği ve gücü inkâr edilemez. Daha açık soralım: Öcalan daima çözüm merciiyken neden bilinçli bir biçimde sanki sorunun kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor? Tarihin tanıklığı, onun çözüm adresi olduğunu gösteriyor. O zaman herkes tutarlı davranmalı, gereken ciddiyeti göstermeli ve rolünü oynaması önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu netlik hem sürecin başarısı hem de toplumsal huzur için vazgeçilmezdir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için Öcalan’ın statüsü ve çalışma şartları fiilî değil, resmî ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli, güvence altına alınmalıdır. Çünkü fiilî düzenlemeler geçicidir, değişkendir ve her an geri alınabilir. Adı konulmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme kalıcı barış için yeterli temel oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Liderler Zirvesi yapması teklifinde bulunan Bakırhan, "Dün heyetimiz İmralı’da Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, "Süreçte demokratik entegrasyon aşamasına geçiyoruz" diyerek çok tarihi bir tespitte bulunmuş. Diyor ki Öcalan: "Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz, bu da Kürtsüz olmaz". Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugün değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temeller üzerine kurmaktır. Şimdi çok önemli bir çağrı yapmak istiyorum. 100 yıllık bir meseleyi tartışırken, bütün siyasi parti liderlerini bir zirvede beraber olmaya çağırıyoruz. Artık ayrımızı, gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım. Bu sebeple buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarını çözmek için Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde "Liderler Zirvesi" toplanmalıdır. Artık Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ertelenemez; önüne başka gündemler konamaz, gündelik siyasetin malzemesi yapılamaz"şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecine değinen Bakırhan, "TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu gerek yaptığı dinlemeler gerekse de İmralı Adası’nda Öcalan’la görüşme gerçekleştirmesiyle önemli çalışmalar yapmıştır. Komisyonun önünde şimdi çok önemli bir görev var. Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp Meclis’e sunmasının zamanı geldi. Süreç, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak komisyonun çalışmaları ve Türkiye’nin temel toplumsal gerçekleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu rapor, yeni tariflerle uğraşmamalı; sürecin gerekliliklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihi korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı; yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle Demokratik Türkiye inşa edilemez. Çok açık söyleyelim: Kırk yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül atarak söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi.
Iğdır Iğdır’da donan Karasu Sazlığı’nda buzlar eriyor Ağrı Dağı Milli Parkı sınırlarında yer alan Karasu sazlığında, havaların ısınmasıyla buzlar erimeye başladı. Buzların çözülmesiyle birlikte ortaya çıkan manzara ve canlanan yaban hayatı doğaseverleri bölgeye çekiyor. Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesine bağlı Bulakbaşı, Aktaş, Yazlık, İslam ve Hıdırlı köylerinin çevrelediği Karasu sazlığı, doğaseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Ağrı Dağı Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan sazlık alan, Ağrı Dağı zirvesindeki buzulların erimesiyle oluşan sularla besleniyor. Kış aylarında dondurucu soğukların etkisiyle tamamen buzla kaplanan sazlık, havaların ısınmasıyla birlikte yeniden çözülmeye başladı. Beyaz örtünün ortadan kalkmasıyla birlikte bölge, eşsiz manzarası ve zengin yaban hayatıyla ziyaretçilerini karşılıyor. Su kaplumbağası, su yılanı ve yörede "su maymunu" olarak bilinen canlıların yanı sıra birçok yabani kuş türüne ev sahipliği yapan Karasu sazlığı, özellikle kuş gözlemcileri için önemli bir durak olarak öne çıkıyor. Doğal yaşamın canlanmasıyla birlikte kuşlar daha net gözlemlenebilirken, sazlık alanda hareketlilik de artmış durumda. Bölgeyi gezmeye giden Harun Cengiz, doğanın sunduğu manzaraya hayran kaldığını belirterek şunları söyledi: "Burası Ağrı Dağı Milli Parkı’nın Bulakbaşı Köyü tarafı. Havaların soğumasıyla birlikte göl tamamen buz tutmuş, adeta beyaz bir örtüyle kaplanmıştı. Ancak sıcaklıkların artmasıyla birlikte buzlar çözüldü ve ortaya eşsiz bir manzara çıktı. Şu anda doğa tüm güzelliğiyle kendini gösteriyor. Kuşları yakından ve net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Hatta su maymunlarını da burada görmek mümkün. Bu eşsiz manzarayı ve yaban hayatını yerinde deneyimlemek isteyen tüm doğaseverleri buraya bekliyoruz". Doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Karasu sazlığı, her mevsim farklı bir manzara sunarak bölge turizmine de katkı sağlıyor.