EKONOMİ - 26 Şubat 2026 Perşembe 09:37

Şubat ayı doğum yardımı ödemeleri annelerin hesaplarına yatırıldı

A
A
A
Şubat ayı doğum yardımı ödemeleri annelerin hesaplarına yatırıldı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şubat ayı doğum yardımı ödemelerinin bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırıldığını belirterek, "Bu kapsamda bugüne kadar 859 bin 775 annenin hesabına 12 milyar 77 milyon liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk" dedi.


Bakan Göktaş, geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ilan edilen Aile Yılı kapsamında doğum yardımı miktarının güncellendiğini hatırlatarak, bu kapsamda 1 ocak 2025 itibarıyla doğan ilk çocuğa 5 bin liralık tek seferlik, ikinci çocuğa aylık 1500 lira, üç ve sonraki çocuklar için aylık 5 bin lira destek verildiğini kaydetti. Göktaş, iki, üç ve üzeri 510 bin 924 çocuk için düzenli ödeme yapıldığını da vurguladı.


Aile Yılı’nda vatandaşlara verilen önemli desteklerden birinin doğum yardımları olduğunu belirten Göktaş, "Bu kapsamda şubat ayı doğum yardımı ödemelerini bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırdık. Böylece bugüne kadar doğum yardımından faydalanan toplam 859 bin 775 annenin hesabına 12 milyar 77 milyon liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk. Bakanlık olarak aile olmayı teşvik eden, sürdürülebilir destek mekanizmalarıyla sağlıklı, bilinçli aileleri güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ödemelerin bütün ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.


Doğum yardımına başvuruların e-Devlet ve ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden alındığını kaydeden Göktaş, başvurusu onaylanan ailelerin doğum yardımlarının yatırıldığı bilgisine ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması aracılığıyla ulaşılabileceğini bildirdi.


Göktaş, doğum yardımı ödemelerinin Halkbank aracılığıyla hesaplara yatırıldığını belirterek, ödemelerin çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar kesintisiz olarak devam edeceğini hatırlattı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana BMW ile ölümden döndü, milyonluk otomobil hava yastığı açmadı Adana’da BMW marka lüks otomobiliyle kaza yapan ve hava yastığının açılmadığını öne süren Rıdvan Bilgin, firmadan şikayetçi oldu. Bilirkişi raporunda aracın gizli ayıplı satıldığı belirtilirken Bilgin, "Ağır bir kazaydı, ölümle sonuçlanabilirdi ve BMW yine sessiz kalacaktı. Bu ihmalin araştırılmasını istiyorum" dedi. Adana’da yaşayan esnaf Rıdvan Bilgin, geçtiğimiz sene 2. el 01 BAN 34 plakalı BMW marka lüks bir otomobil satın aldı. Bilgin, geçtiğimiz 6 Şubat Cuma günü ise Yüreğir ilçesi Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’nda direksiyon hakimiyetini kaybedip refüje çarptı. Ancak BMW marka lüks otomobilin hava yastıkları kaza sonucu açılmadı ve Bilgin ölümden döndü, araç ise ağır hasar aldı. Otomobilini tamirciye götüren Bilgin, hava yastıklarının yerinde olduğunu, sistemsel bir hata yüzünden açılmadığını öğrenince BMW’ye ulaştı. Ancak firma, Bilgin’e herhangi bir dönüş yapmadı. Yaşadığı kaza ve BMW’nin mağduriyeti üzerine Rıdvan Bilgin, bilirkişi raporu alıp firmayı Tüketici Hakem Hakları Heyeti’ne şikayet etti. Gizli ayıp olduğu ortaya çıktı Bilirkişi raporunda ise BMW marka lüks otomobilin, üretimden kaynaklı gizli ayıpla satıldığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Aracın gövdesine ait önemli bileşenleri puntalı kaynak bağlantılarından koparacak büyüklükte ve önden gelen bir çarpışma kuvvetine maruz kalmasına rağmen, normal şartlarda ilk aşamada sürücü ve yolcu hava yastıklarının, daha sonraki aşamada sağ yan hava yastıklarının açılması beklenirken, tespite konu olan otomobilde herhangi bir hava yastığının açılmamış olduğu ve buna bağlı olarak yolcu konumunda bulunan kişilerin kaza nedeniyle yaralanmış olduğu; Bu nedenle araçta üretime dayalı gizli ayıptan bahsedilebileceği, bu gizli ayıbın çıplak gözle fark edilebilecek ayıplardan olmadığı, satın alındığı tarihte bu tür bir gizli ayıp bulunan aracı gizli ayıptan haberdar olmadan satın aldığınız kanaati oluşmuştur." "Firma bize cevapsız kaldı" Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Rıdvan Bilgin, "Kötü bir kazaydı, ölümden döndüm. Yaptığımız bütün resmi başvurulara rağmen BMW’den hiçbir şekilde dönüş alamadım. Aracın kazadan sonra hava yastığı açmaması bizi tedirgin etti. Araç hava yastığı açmayınca Borusan Otomotiv’e, BMW ile iletişime geçtik, aracın incelenmesini istedik ancak firma bize cevapsız kaldı" ifadelerini kullandı. "İhmalin araştırılmasını istiyorum" Otomobilin kusurlu olduğunu ve bilirkişi raporuyla bunu kanıtladığını anlatan Bilgin, "Firma bize cevapsız kalınca kendimiz dışarıdan avukatımız aracılığıyla bilirkişi raporu aldık. Aracın kusurlu olduğu orada belli oldu. Bu, üretim hatalı bir araç. Gözle görülmeyecek şekilde gizli bir ayıbı var. Ağır bir kazaydı, ölümle sonuçlanabilirdi ve BMW yine sessiz kalacaktı. Bu ihmalin araştırılmasını istiyorum" dedi.
İzmir Dr. Öğretim Üyesi Yağmur: "Oruç, bireyin kendini inşasıdır" Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Temel İslami Bilimler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Oğuzhan Şemseddin Yağmur, Ramazan ayının kutsiyetinden oruç ibadetinin tarihi gelişimine kadar pek çok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bu mübarek ayın "kendini inşa süreci" olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Yağmur, İslam’daki oruç ibadetinin özgünlüğü ve toplumsal yansımaları üzerine önemli açıklamalar yaptı. İbadetlerin tarihi sürekliliğine ve İslamiyet’teki orucun özgün yapısına değinen Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, orucun insanlık tarihi boyunca var olduğunu hatırlattı. Kur’an’daki ilgili ayete atıfta bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Ayet, ‘Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı’ der. Burada iki vurgu vardır. Bir, farz kılınması; ikincisi, öncekilere de farz kılındığı. Dolayısıyla oruç, insanlık tarihi boyunca olan bir şey. Dünya tarihinde orucun bulunmadığı hiçbir inanç sistemi yok diyebiliriz ama bu, farklı farklı tezahür etmiş. Hristiyanlara baktığınız zaman 40 günlük perhiz orucu; Yahudilere baktığınız zaman özellikle Yom Kippur’da tuttukları kefaret ve tövbe orucu karşımıza çıkıyor. İslam’ın getirdiği oruçta iki temel unsur var. Birincisi, bir dini hafıza oluşturuyor. Geçmişten beri gelen oruçlar kefaretti, bağışlanmaydı ama İslam’daki oruç sadece bunlar değil. Evet, nefis terbiyesi var, bir fakirin açlık durumunu anlamak var ama İslam’da oruç, bir bireyin kendisini inşa etmesine yöneliktir" dedi. "Toplumun Ramazan’a ilgisi artıyor" Günümüz bilgi çağında toplumsal gözlemlerini paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, dijitalleşmenin etkisiyle oluşan algının aksine, toplumun Ramazan’a olan ilgisinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Geçmişte bu kadar çok bilgi ağına sahip değildik. Türkiye’nin neresinde ne olduğunu görmüyorduk. Şu anda her şeyden haberdar olduğumuz için gelişmeleri gözlemleyebiliyoruz. Dizilerde oruca yer verilmesi, okullarda ve camilerde bu sene gerçekleştirilen etkinlikler, Ramazan’a olan ilginin arttığını gösteriyor" diye konuştu. "Oruç tutanlar iyi örnek olmalı" Ramazan ayının ruhunun daha iyi kavranabilmesi için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, ibadetin ahlaki boyutla bütünleşmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Gençlerin bu ayı daha iyi idrak edebilmesi için oruç tutanların iyi örnek olması lazım. Oruç tutan, tuttuğu oruçla beraber ahlakını ve davranışını daha da güzelleştirirse, iyi örnek olursa, oruç tutmayanlarla olan diyaloğunu ve ilgisini artırırsa inanıyorum ki ondan etkilenenler de oruç tutacaktır" dedi.
İstanbul İş Bankası, KGF Tarım Kefalet Destek Programı ile çiftçilere çözüm sunuyor Tarım alanında verimlilik artışına ve sürdürülebilir üretime katkı sağlamayı amaçlayan Türkiye İş Bankası, çiftçilerin finansal ihtiyaçlarına yönelik çözümlerini, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle hayata geçirilen Tarım Kefalet Destek Programı ile daha da genişletiyor. Tarımı stratejik sektörlerden biri olarak gören İş Bankası, bu yaklaşımla teknoloji, finans ve tarımı buluşturarak çiftçileri tüm üretim süreçleri boyunca destekliyor. Son olarak finansal anlamda üreticileri desteklemek üzere Kredi Garanti Fonu (KGF) iş birliğine giden banka, Tarım Kefalet Destek Programı’nı hizmete sundu. Yapılan açıklamaya göre, üreticilere finansmana kolay erişim imkânı sunarken sektör için sürdürülebilir bir finans modeli oluşturan KGF Tarım Kefalet Destek Programı ile tarımda verimliliğin artışına; modern, sürdürülebilir üretim tekniklerinin yaygınlaşmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Programdan, tarım (bitkisel üretim ve hayvancılık) sektöründe faaliyet gösteren üreticiler yararlanabilecek olup tohumdan gübreye, traktörden tarım makine ekipman ve tarımsal arazi alımlarına kadar tüm finansman ihtiyaçlarını karşılayabileceklerdir. "Ülkemizin tarımsal kalkınmasını desteklemeye devam edeceğiz" İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, programın, sektörün finansman ihtiyacını karşılayabilecek ve ülkemizdeki sürdürülebilir tarım üretimini güçlendirecek kritik bir rol üstleneceğini belirterek şöyle konuştu: "Tarım hem dünyada hem de ülkemizde hayati öneme sahip. Bu nedenle gıda güvenliğini ve kırsal kalkınmayı sağlamaya yönelik her çaba çok kıymetli. KGF iş birliğiyle uygulamaya sunduğumuz Tarım Kefalet Destek Programının, tarım üreticilerinin finansmana erişimi için önemli bir hamle olduğuna inanıyoruz. Bu program ile çiftçilerimizi desteklerken; ülkemiz tarımının sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Ülkemizin dört bir yanında açtığımız tarım ihtisas şubelerimizle, çiftçilere yönelik zirai okuryazarlık eğitimlerimizle, teknolojik ve finansal çözümlerimizle ülkemizin tarımsal kalkınmasını desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz."