TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, " Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak. Hele hele bunu kürsü işgali gibi yemin edecek bakanı yemin ettirmemek gibi eskilerin tabiriyle bir takım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur" dedi.
Kurtulmuş, Slovenya Ulusal meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancic ile ortak basın toplantısı düzenledi. Tören Salonu’nda düzenlenen toplantıya Türk ve Slovenya yetkililer katıldı.
Kurtulmuş, Türkiye ve Slovenya hükümetleri arasında var olan ilişkilerin Parlamenter diplomasinin iki ülke Parlamentosu tarafından da güçlendirilmesinde ortak bir niyet ve enerjiye olduğunu belirterek, dostluk grupları yanında iktisat komisyonlarının ve ayrısı ayrıca iki ülke üyesi olduğu uluslararası asambleler çerçevesinde de iki ülkenin heyetlerinin, iki ülkenin üyeleri çok yakın temas içerisinde çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. Kurtulmuş, "Maalesef uzunca bir süredir devam eden yetmiş beş bin kişiyi aşkın insanın haksız yere hayattan koparıldığı büyük bir zulümle öldürüldüğü soykırımın yani İsrail tarafından Netanyahu tarafından uygulanan soykırım karşısında dünyada sessiz kalmayan ülkelerden birisi de Slovenya’dır. Slovenya özellikle Filistin davasına verdiği destekle orada zulüm gören soykırıma tabi tutulan Filistin’in masum insanlarına verdiği destekle ve en sonunda geçtiğimiz yıl Filistin Devleti’nin resmen tanınması sürecindeki olağanüstü destekleriyle tarihi doğru yol tarafında yer almış insanlık cephesinin içerisinde yer almış Avrupa’nın önemli ülkelerinden birisidir. İspanya Norveç ve İrlanda’yla birlikte Slovenya’nın yolunu açmış olduğu Filistin’i tanıma süreci geçtiğimiz sene bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında 11 batılı ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasına vesile olmuştur. Özellikle değerli bir arkadaşım Madam Zupancıç’in Slovenya Meclisi’ndeki oylamalar sırasında yani Filistin Devleti’nin tanınması oylaması sırasında göstermiş olduğu fevkalade güçlü liderlik dolayısıyla burada huzurlarınızda takdirlerimizi tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Gerçekten o zorlu oylamada muhalefetin engelleme çalışmalarına rağmen fevkalade dirayetli bir yönetim sergileyerek Filistin Devleti’nin tanınmasına vesile olmuş ve tarihi bir adımın atılmasına öncülük etmiştir. Bu adım Batı ülkeleri bakımından da yolu açan yol gösteren bir özellik taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Filistin’de hakkaniyet ve adalet sağlanmadan Filistin Devleti’nin de var olduğu iki devletli bir çözüm kabul edilmeden Orta Doğu’ya asla barış gelmeyecektir. Orta Doğu’daki ve dünyanın birçok yerindeki gelişmelerinde tekrar altını çizerek ifade etmek isterim ki Netanyahu ve çetesinin Gazze halkına karşı sürdürmekte olduğu katliamı, soykırımı unutturmasına da asla müsaade etmememiz lazım. Bu büyük bir insanlık suçudur. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük suçlardan birisidir. Dünyadaki diğer gelişmelerin gölgesinde asla kalmamalı. Her ne kadar bir barış dönemine geçiliyor görünüşte de asla bu katliamların, soykırımların unutturulmaması ve burada sözde bir barış sağlanıyormuş gibi yapılarak Netanyahu ve çetesinin elini yıkayarak bu kanlı senaryodan kendisini tecrit etmesine müsaade edilmemektir. Bunun için Filistin davasına böylesine yürekten destek veren dostlarımızla aynı platformla, aynı ülkelerde bulmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz."
Dün TBMM’de Bakanların yemini öncesinde yaşananları hakkında sorulan soruya Kurtulmuş, "Dünkü yemin töreni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın amir hükümleri uyarınca ve Türkiye Büyük Millet Meclisi iç tüzüğü gereğince gerçekleştirilmiştir. Ve bu çerçevede yasal bir zorunluluktur. Bakanların yemin etmesiyle birlikte işlem tamamlanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’dan kaynaklanan bu işlemin yerine getirilmesini önlemeye kalkmak. Hele hele bunu kürsü işgali gibi yemin edecek bakanı yemin ettirmemek gibi eskilerin tabiriyle bir takım yöntemlerle önlemeye kalkmak asla ve asla demokrasinin içerisinde yoktur. Demokrasinin içerisinden yüksek perdeden eleştirilerinizi yaparsınız. Görüşlerinizi kalkar söylersiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu anlamda herkesin görüşünü rahatlıkla ifade edebileceği imkana sahiptir. Ama asla benim görüşüme uymayan konuya ben zorla idare ederim ve bunu yaptırmam diyemezsiniz. Bu anayasaya da aykırıdır. Demokratik tahammüllere de aykırıdır. Ve asla kabul edilemez. Ben bu davranışın son derece haksız, yersiz ve Türkiye demokrasisine karşı yapılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. Beğenmeyebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nde bakanların nasıl atanacağı bellidir. Milletimiz sandıkta kararını vermiş. Ve Sayın Cumhurbaşkanı milletimizi belli süre içerisinde yönetme yetkisine vermiştir" dedi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu taslak raporu grubu olmayan partilere gönderilip gönderilmediğine ilişkin soruya Kurtulmuş, "Bir anlamda gibi süreç gidiyor. Bu anlamda komisyonda olan bütün partilerin temsilcilerine raporun nihayet şekli gönderilecektir. Ve tabii ki yine bu salonda arkadaşlarımızı toplayarak kendi arkadaşımızı toplayarak rapor hakkındaki müzakere yapılacak. Oynamayla birlikte de rapor tamamlanarak bu süreç bütünüyle nihayet etmiş olacaktır" diye konuştu.
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafetiyle ilgili tartışmaya Kurtulmuş şöyle cevap verdi:
"Bu çok bayat bir tartışma. Ben geçmiş yıllarda başörtüsü yasakları üzerinden ne kadar büyük bedeller ödediğimizi ülke olarak biliyoruz. Hatta kimileri tamamıyla kendi şahsi tasarruflarıyla kendilerini devlet, yasa, Anayasa hatta Anayasa Mahkemesi yerine koyarak bu anlamda çeşitli yasakları uyguladılar ve bu memleketin gencecik evlatları üniversite kapılarında kamu görevlilerini devlet hizmetinden mahrum bıraktılar. Çok şükür bunların hepsi geride kaldı. Ama öyle anlaşılıyor ki insanların kıyafetlerini yasaklayan bu örümcek kafa hala tamamıyla ortadan kalkmamış. Bu örümcek kafanın zaman zaman korkmadığını görmekten büyük bir üzüntü duyuyor. Halkın oyuyla seçilmiş olan bir belediye başkanına kıyafeti dolayısıyla hakaret etmek kimin haddi nedir? Böylesine bir hadsizlik olabilir mi? Sana mı soracak hangi kıyafeti giyeceğini? Dolayısıyla bu fevkalade yanlıştır. Ancak dediğim gibi sağda solda uyumuş gibi görünen, susmuş gibi görünen örümcek kafalıların bir daha hortlamaması için Türkiye’de bireysel özgürlükler alanının kılık kıyafetle başta olmak üzere tamamıyla garanti altına alınması için Anayasal bir düzenleme şarttır. Bunun için de zaten bizim baştan beri söylediğimiz yeni, sivil, demokratik, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılması konusunda bütün siyasi partiler bundan sonraki süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirir ve bir çalışma yapılır. Bu Türkiye’nin ödevidir. Bu sadece konulardan birisidir. Yani Türkiye hala darbecilerin yapmış olduğu bir Anayasayla yönetilmemelidir."
Zupancic, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki eylemlerin giderek arttığına yönelik soruya, "Hala hayatlar kaybediliyor. Yerleşimlerin bir genişlemesi söz konusu. Çok samimiyete söylemek istiyorum. Benim kişisel görüşüm. Özellikle bu barış nihayete erdirdiğinde bu barışın istikrarsız olacağı şekildeydi. Filistin halkı temel yaşam hakkına, yaşama hakkına sahiptir. Bu noktada istikrarlı bir barışa ihtiyaçları var. Ancak bu olmayacak. İsrail’deki makamlar hala aynı kalırsa benim şahsi görüşüm, hala ceza mahkemesinden bir karar çıkmış, bir kişi hala bu mahkemenin karşısına gelmiş ve bu ülkeyi yönetmeye devam ediyorsa bu durum böyle devam edecek. Ve bu nedenle asgari en iyi istikrara ulaşabilmek için hem Filistin halkıyla hem de İsrail’de serbest görüşlü zihni salim insanlarla görüşmek lazım diye düşünüyorum. Çünkü İsrail’deki birçok kişi birlikte yaşamak istiyorlar zaten. Yani kaliteli bir şekilde Filistinlerle birlikte yaşamak isteyen İsrailler var. Tek çözüm iki devletli Ancak bunun sağlanması için bizim liderliğe ihtiyacımız var. Liderlere ihtiyacımız var. Ve bu liderlerin böylesi bir çözümü uygulamaya ehil olmaları lazım. Ve böylesi liderler olana kadar yani açık bir şekilde bu soykırıma sebep olanları ve bu soykırıma devam ettirenler devam ettikçe böylesi bir çözüme ulaşmak maalesef çok zor olacak" diye konuştu.







