POLİTİKA - 12 Mart 2025 Çarşamba 17:09

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "İstiklal Marşı bizim milletimizin yürekten gelen avazıdır, haykırışıdır"

A
A
A

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "İstiklal Marşı bizim milletimizin yürekten gelen avazıdır, haykırışıdır" dedi.

İstiklal Marşı’nın kabulünün 104’ncü yıl dönümü vesilesiyle Adana, Hatay, Burdur ve Ankara’da düzenlenecek sempozyumlarla Mehmet Akif Ersoy’un hayatı, milli mücadele yılları ve İstiklal Marşı’nın yazımına giden süreçler konuşulacak. ‘4 Şehir 4 Mekan 4 Akif Sempozyumu’nunun ilki Ankara’da Birinci TBMM binasında gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını gerçekleştiren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Mehmet Akif Ersoy’un milli tarihlerinde çok önemli bir yere sahip olduğunu ve kıyamete kadar da Türk milletinin gönlünde müstesna yerini koruyacak olan önemli şahsiyetlerden biri olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, "Bizim üzerimize düşen hem o dönemin şartlarını en iyi şekilde anlamak, hem Mehmet Akif Bey’in Türkiye’ye, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine yaptığı katkıları en iyi şekilde değerlendirmek ve onun müstesna yerini gelecek nesillere aktarabilmektir. Bu çerçevede dört üniversitemizin ortak olarak içine katılmış olduğu Adana, Hatay, Burdur ve Ankara’daki Mehmet Akif Ersoy’un hayatı, hayatının geçtiği dönemlerden ilham alarak dört şehir, dört mekan üzerinden Mehmet Akif’in hayatıyla ilgili önemli toplantılar yapılacak. O toplantıların ilkini burada bugün gerçekleştirmiş oluyoruz. Bunun aynı zamanda 12 Mart’a denk gelmesi, yani İstiklal Marşı’mızın kabulü üzerinden 104 yıl geçtikten sonra önemli bir yıl dönümünde bu toplantının yapılıyor olması da ayrıca önemli bir noktadır" ifadelerini kullandı.

"İstiklal harbimizi nasıl sevk ve idare edeceklerini bu Mecliste konuştular"

Birinci Meclis’in, yani gazi Meclisin fevkalade önemli bir mekan olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle gençler için söylüyorum. Tarihin, Türk tarihinin dönüm noktalarından birisinin gerçekleşmiş olduğu bir mekan. Osmanlı’nın son döneminde, o büyük savaşların yaşandığı dönemlerde Polatlı’ya kadar düşman gelmişken, İzmir’in işgalinden sonra arkasından Kütahya’ya ve Ankara’ya doğru ilerleyen o süreç içerisinde burada Meclis-i Mebusan’dan gelen mebuslar ve Anadolu’nun farklı yerlerinden halkın temsiyle katılan milletvekilleriyle birlikte Birinci Meclis toplandı. Bildiğiniz gibi Birinci Meclisin özelliği, hem bir meclis olarak kararların alındığı, fikirlerin ortaya konulduğu, istişarelerin yapılmış olduğu, bir yönetim merkezi olması. Ama en az bunun kadar önemli olan bir kısmı ise, Türkiye’nin kurtuluş mücadelesinin, istiklal harbimizin gerçekleştiği karargahı, onun kararlarının verildiği karargahın da bu mekan olduğu gerçeği. O zor şartlarda hiçbir şekilde milli birliğimizden, beraberliğimizden, istiklalimizden, istikbale olan ümidimizden vazgeçmeksizin, her birisi abidevi birer şahsiyet olan Birinci Meclis’in önemli insanları burada bir araya geldiler, hem istiklal harbimizi nasıl sevk ve idare edeceklerini hem de yeni Türkiye’nin nasıl kurulacağına ilişkin kararları istişare ettiler. Zor dönemin zor şartları altında bir araya gelmiş olan insanlar, gerçekten çok az millete nasip olacak, şimdi bugün konuşmak kolay. Ama geçmiş dönemde, o günün şartları içerisinde düşünün. Ülkenin başkenti İstanbul, yabancılar tarafından istila edilmiş. Ülkenin bir ordusu, düzenli bir ordusu kalmamış. Halkın elinde, kendisini savunacak doğru düzgün silahı yok. Kazması küreği ne varsa, bunları bir araya alarak, bir araya gelerek, asla ve asla bağımsızlık fikrinden vazgeçmeyerek, burada bir karargah oluşturulmuş. Ve bu karargahın aldığı fikirlerle, işte onun için Gazi Meclis diyoruz. Meclisimiz Gazi imanını kazanmış ve burada alınan kararlarla da yeni bir dönemin başlangıcı gerçekleştirilmiştir. Ben başta Gazi Meclisimizin, Birinci Meclisimizin bütün üyeleri olmak üzere, ulusal kurtuluş mücadelemizde emeği geçen herkesi rahmetle ve şükranla yad ediyorum" dedi.

"Artık bu millete bir istiklal marşı lazım"

Kurtulmuş, "O dönemde kullanılan iki tane temel kavramın da, o döneme ışık tuttuğunu ifade etmek isterim. Bunlardan birisi, istiklal harbimizdir. O gün vermiş olduğumuz mücadeleye, ilk andan itibaren istiklal ismini vererek, bu millet aslında hangi meseleyi en önemli nokta olarak gördüğünü de ortaya koydu. Yani özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve hiçbir kimseye bağlı olmadan, hiçbir güç tarafında eğilmeden, Allah’tan başka hiçbir beşeri gücü kabul etmeden yoluna devam etme iradesini, tarif eden şey istiklal harbimizdir, kurtuluş mücadelemizdir, Kurtuluş Savaşı’mızdır. Böylece istiklalimize olan düşkünlüğümüzü ortaya koyduk. Bir başka kullanılan kavram da, milli mücadele kavramıdır. Milli mücadele, bu mücadelenin hep beraber, herkes tarafından kabul edilen ortak bir mücadele olması ve hiçbir kimsenin dışarıda bırakılmaksızın o anda Anadolu topraklarında, Trakya topraklarında, Osmanlı’dan miras kalan bu medeniyet coğrafyasında kim varsa, herkesin bir araya gelerek, milli bir mefkure etrafında birleşmesini temin etmek için kullanılmış bir kavramdır. Milli mücadele. Bu milli mücadeleyi de sonuna kadar başarıyla yürütmüş olan bir milletin torunlarıyız. Bundan ne kadar iftihar etsek azdır. Mücadele verildikten, ve o dönem içerisinde istiklalimiz kazanıldıktan sonra, yine bu meclisin içerisinde bulunan birinci meclisin üyeleri şöyle bir fikri ortaya attılar ve tartıştılar. Artık bu millete bir istiklal marşı lazım. Bu milletin bağımsızlığını, bu ülkenin birlik ve dirliğini, ortak bir düstur olarak herkese ilan edecek bir marşın önce şiirinin yazılması, güftesinin yazılması, sonrasında da beslenilerek ulusal marş haline getirilmesi kararı alındı. İlanlarla Türkiye’nin dört bir tarafına şairlere, ediplere ulaşacak şekilde bu fikir yaygınlaştırıldı. Zannediyorum 700’e yakın şiir o zaman geldi ve onların arasından istiklal marşı olabilecek bir şiir ne yazık ki bulunamadı" şeklinde konuştu.

"İstiklal Marşı bizim milletimizin yürekten gelen avazıdır, haykırışıdır"

Hamdullah Suphi Bey’in başvuruya yollanan şiirlerden hiçbirisinin istiklal marşı olarak, bir metin olarak, şiir olarak kabul edilmesinin doğru olmadığı fikrini yine Mecliste müzakereler sırasında dile getirdiğini belirten Kurtulmuş, "Özellikle bu marşı besteleyecek olan, güftesini yazacak olan kişinin Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy Bey olduğunu teklif etti, ifade etti. Ancak şöyle bir mesele vardı. Bu şiiri yazanlar arasında yarışmayı kazanana şu kadar miktar para da ödül olarak verilecek diye ilan edilmiştir. Mehmet Akif Bey’e bu şiiri yazması teklifi Balıkesir mebusu olan Hasan Basri Çantay Beyefendi tarafından iletildi. O da bir tek şartla, ’Ben de bu şiiri yazarım ama para almam. Eğer bir para karşılığında bu şiir yazılırsa zaten o istiklal marşı olmaz’ dedi. Ve ikna edildi. Burada Ankara’da hepimizin bildiği Taceddin Dergahı’na çekilerek, yaklaşık iki gün boyunca bütün dünyadan elini etiğini çekerek istiklal fikrine konsantre oldu. Bir marş nasıl yazılabilir? Bir şiir nasıl yazılabilir? Zaman zaman kağıt parçalarına, zaman zaman duvarlara yazarak, bugün on kıtadan ibaret olan hepimizin bildiği istiklal marşını ortaya çıkarmış oldu. İstiklal Marşı aslında ne bir şiirdir ne de bir marştır. İstiklal Marşı bizim milletimizin yürekten gelen avazıdır, haykırışıdır. Bağımsızlığı, istiklali ve istikbali için inançlarına, değerlerine, vatanına, milletine, dinine, diyanetine ve bayrağına bağlılığının ifadesidir. Hiçbir şart altında kayıt altında alınmamanın feveranıdır. Ve bu kolay kolay mısralara dökülebilecek bir şey değildir. Ancak bu söylediklerimin her birisini içinde fevkalade güçlü bir şekilde hisseden, bir şair olmanın ötesinde, bir abid olan, iyi bir Müslüman olan, iyi bir mücadele insanı olan, iyi bir vatansever olan ve bütün bu özellikleri içselleştirmiş bir mütefekkir olan Mehmet Akif Bey tarafından yazılır. Ve burada şiir kabul edildikten sonra başta Gazi Meclisin başkanı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün milletvekilleri sizin oturduğunuz sıralarda ayağa kalkarak, on kıtasının hepsi baştan sona Hamdullah Suphi Bey tarafından okundu ve her mısra ondan sonra alkışlarla milli marşımız kabul edildi" dedi.

"Bu marş yazıldıktan sonra bütün milletimiz tarafından benimsendi"

İstiklal Marşı’nın kağıda döküldüğü zaman okurken herkesi heyecanlandıran, herkese ümit veren, herkese istikbal çizen bir marş olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Ama hem yazılması, hem kabul edilmesi dönemin şartları içerisinde değerlendirilmeli ve bunun bir marş olmanın, bir şiir olmanın ötesinde çok daha büyük anlamlar taşıdığını idrak etmek durumundayız. Bu marş yazıldıktan sonra bütün milletimiz tarafından benimsendi. Herkes bunu kendi ortak hedefi olarak, ortak fikriyatı ve inancının yansıması olarak gördü, sahiplendi. Bugün de milletimizin ortak mutabakat metni halini almıştır. Bu mutabakat her bir satırında hem tarihi köklerinizi hatırlatan, ayrıca her bir kelimesinin içerisinde geleceğin güçlü büyük Türkiye’si idealini barındıran, mükemmel bir milli manifestodur. Bu anlamda istiklal marşımıza sadece okuyup ve onu anlamaya çalışmak değil, özellikle genç nesillerimizi özümseyerek çok daha güçlü bir şekilde Türkiye’yi ileriye götürmek için mücadele etmesi lazım. Milli marşımızın kabulünden sonra Mehmet Akif’in ve bütün arkadaşlarının ortak bir temennisi vardı. Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazmayı göstermesin. Allah’ın izniyle bir daha bu millete hiçbir şekilde istiklal marşı yazmak olmayacaktır. Tam tersine daha güçlü bir ülke olarak, bir asıl evvelki bütün şartları tespit ederek daha ileriye gideceğiz ve dünyada hakkaniyeti, adaleti, vicdanı, insafı hep birlikte ayağa kaldıracak bir insanlık cephesinin öncüsü olarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

Hasan Özkan - İbrahim Çakmak



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’nin turizmi canlandırmak için yol haritası belirleniyor Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger başkanlığında gerçekleştirilen Turizm Tanıtım Platformu Toplantısı’nda, Denizli’nin turizmde hak ettiği noktaya ulaşması için master plan ve güçlü iş birliği vurgusu yapıldı. Denizli’de turizmin geliştirilmesi, çeşitlendirilmesi ve daha etkin tanıtılması amacıyla "Turizm Tanıtım Platformu Toplantısı", Yavuz Selim Köşger başkanlığında Valilik Makam Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör temsilcileri ve ilgili paydaşların geniş katılımıyla düzenlenen toplantı, ilin turizm potansiyelinin daha verimli kullanılması adına önemli, önemli kararlar alındı. Toplantının açılışında konuşan Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, tüm paydaşların ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Denizli turizmini bulunduğumuz noktadan daha ileri taşımak için eşgüdüm içerisinde çalışmak zorundayız. Tanıtım faaliyetleriyle turist çekmek kadar, gelen ziyaretçilerin beklentilerini karşılamak da büyük önem taşıyor" dedi. Denizli turizminin lokomotifinin Pamukkale olması gerektiğini vurgulayan Vali Köşger, özellikle bölgede yaşanan hijyen ve altyapı sorunlarının ivedilikle çözülmesi gerektiğine dikkat çekti. Karahayıt ile birlikte turizm bölgelerinde planlama ve düzenleme eksikliklerinin giderilmesinin önemine değinen Köşger, imar uygulamaları ve yenileme alanlarıyla ilgili sorunların da çözülmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasında güvenlik konusuna da değinen Vali Köşger, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda turizm tesislerinin yangın güvenliği raporlarını 31 Mayıs’a kadar tamamlamasının hayati önem taşıdığını belirtti. Kartalkaya’da yaşanan benzeri olayların bir daha yaşanmaması gerektiğini vurgulayan Köşger, belediyeler ve itfaiye teşkilatlarının bu süreçte rehberlik edici bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi. Denizli’nin inanç, termal sağlık, kültür ve gastronomi turizmi açısından önemli değerlere sahip olduğunu ifade eden Vali Köşger, bu potansiyelin planlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İlin turizm master planının bulunmadığını dile getiren Köşger, ilgili kurumlara ivedilikle kapsamlı bir plan hazırlanması talimatını verdi. Bu plan sayesinde günübirlik ziyaretlerin ötesine geçilerek, konaklamalı turizmin artırılmasının hedeflendiğini kaydetti. Toplantı kapsamında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından "Denizli’nin Kültür ve Turizmine Genel Bakış" sunumu yapılırken, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı temsilcileri de "Michelin Yıldızı" sürecine ilişkin bilgilendirmede bulundu. T oplantıya Bülent Nuri Çavuşoğlu, Vali Yardımcısı Nurettin Ateş, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, akademisyenler ile oda ve dernek temsilcileri katıldı. Toplantı, katılımcıların görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.
Nevşehir Sobesos Antik Kenti kazı statüsü yükseltildi Nevşehir’de bulunan Sobesos Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı kararlı kazı statüsüne yükseltildi. NEVÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Bilsen Şerife Özdemir başkanlığında yürütülecek olan Sobesos Antik Kenti kazıları, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile NEVÜ iş birliğinde ‘Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı’ statüsüne yükseltildi. Kapadokya bölgesinin önemli arkeolojik alanlarından biri olan Sobesos Antik Kenti’nde yürütülen kazıların, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde bilimsel çalışmalarla sürdürüleceği bildirildi. Alınan bu statü ile birlikte kazı çalışmalarının daha kapsamlı ve uzun soluklu şekilde yürütülmesinin önü açıldı. Nevşehir il sınırları içerisinde yürütülecek önemli arkeolojik projelerden biri olan Sobesos kazılarının, bölgenin kültürel mirasının korunması ve gün yüzüne çıkarılması açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Özellikle sahip olduğu mozaikler, hamam yapısı ve villa kalıntılarıyla dikkat çeken alanın, bilimsel kazılarla daha detaylı incelenerek turizme kazandırılması hedefleniyor. Sobesos Antik Kenti, ilk olarak 2002 yılında kaçak kazı ihbarı üzerine başlatılan çalışmalar sırasında gün yüzüne çıkarıldı. Yapılan arkeolojik araştırmalarda Roma ve erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen mozaikli yapılar, hamam kompleksi ve çeşitli yaşam alanları tespit edildi. Bölgede bulunan mozaiklerin figürlü ve geometrik motifleriyle dikkat çektiği, bu yönüyle Kapadokya’daki nadir örnekler arasında yer aldığı belirtildi. Kazı çalışmalarının yeni statü ile birlikte yıl boyunca sürdürülebileceği, elde edilecek bulguların hem bilim dünyasına hem de bölge turizmine önemli katkılar sunmasının beklendiği kaydedildi.
Kocaeli Başiskele’de elektrikli çöp kamyonu dönemi başlıyor Başiskele Belediyesi, ayda yaklaşık 20 bin litre yakıt tüketimi yapılan çöp kamyonlarında tasarruf sağlamak ve karbon salınımını azaltmak amacıyla elektrikli araç testlerine başladı. Belediyeye ait güneş enerjisi santraliyle şarj edilmesi planlanan araçlardan beklenen verim alınması halinde, ilçedeki tüm temizlik işleri araç filosu elektrikliye dönüştürülecek. Test süreci kapsamında Başiskele Belediyesine geçici olarak temin edilen elektrikli çöp kamyonu, Belediye Başkanı Yasin Özlü tarafından kullanılarak test edildi. Başkan Özlü, test sürüşüne ilişkin değerlendirmelerini sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı bir video ile kamuoyuna anlattı. Mevcut sistemde çöp kamyonlarının yüksek yakıt tüketimine dikkat çeken Başkan Özlü, "Sadece çöp kamyonlarında ayda yaklaşık 20 bin litre yakıt tüketiyoruz. Elektrikli araçlar, beklediğimiz verimi sunarsa bizim için çok ciddi bir ekonomik avantaj sağlayacak ve önemli ölçüde tasarruf elde edeceğiz" dedi. Elektrikli araçların yalnızca ekonomik değil, çevresel açıdan da büyük kazanımlar sunacağını vurgulayan Özlü, bu araçların karbon salınımının azaltılmasına katkı sağlanacağını belirtti. Şehir içinde en fazla kullanılan araçların çöp kamyonları olduğuna dikkat çeken Başkan Özlü, elektrikli sistem sayesinde ses ve gürültü kirliliğinin de önemli ölçüde azalacağını dile getirdi. Başiskele Belediyesinin hayata geçirdiği güneş enerjisi santraline de değinen Başkan Yasin Özlü, elektrikli araçlarda kullanılacak enerjinin büyük ölçüde buradan karşılanabileceğini ifade etti. Bu sayede hem maliyetlerin düşeceğini hem de çevreci bir yaklaşımın güçleneceğini belirtti. Elektrikli çöp kamyonunun birkaç ay boyunca test edileceğini belirten Başkan Özlü, süreç sonunda beklenen verimliliğin sağlanması halinde tüm temizlik işleri araç filosunun elektrikli araçlara dönüştürülmesinin planlandığını açıkladı. Özlü, "İstediğimiz verimi alırsak, öncü ve çevreci bir yaklaşımla filomuzu tamamen dönüştürmek istiyoruz" diye konuştu.
İstanbul Ataşehir Belediyesi’nde Afet Yardım Gönüllüleri tanışma toplantısı Ataşehir Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi’ne (ATAK) katılacak yeni üyeler için "Gönüllüler Tanışma Toplantısı" 31 Mart Salı günü Ataşehir Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) düzenlenecek. Afet risklerine karşı hazırlık çalışmalarını sürdüren Ataşehir Belediyesi; deprem, yangın ve sel başta olmak üzere, acil durum ve afetlerde yaşanabilecek kayıpları en aza indirmek için arama kurtarma ekibi ATAK’ı 7/24 nöbet sistemiyle görev başında hazır tutuyor. Ataşehir Belediyesi’ne bağlı personel ve ilçedeki gönüllülerden oluşan Ataşehir Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (ATAK), her yıl yeni üyelerin katılımıyla daha da büyüyor ve güçleniyor. Ataşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren ATAK ekibine katılacak yeni üyeler için "Gönüllüler Tanışma Toplantısı" düzenlenecek. 31 Mart Salı günü Atatürk Mahallesi Ataşehir Bulvarı’nda bulunan Ataşehir Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) saat 19.30’da başlayacak tanışma toplantısı yaklaşık iki saat sürecek. ATAK ekibine katılmak isteyen tüm gönüllü yurttaşlara açık olan toplantıda; Afet İşleri Müdürlüğü’nün yapısı, görevleri ve projeleri anlatılacak ayrıca katılımcıların birbirleriyle ve ekip ile tanışması sağlanacak. ATAK ekibine kayıt işlemleri de bu toplantı esnasında gerçekleştirilecek. Toplantıyla birlikte ekip içerisinde tanışma ve kaynaşma sağlanarak, saha deneyimleri paylaşılarak daha güçlü bir ekip oluşturulacak.