POLİTİKA - 08 Ocak 2026 Perşembe 17:29

TBMM Başkanı Kurtulmuş PMD’yi ziyaret etti

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş PMD’yi ziyaret etti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak" dedi.


Kurtulmuş, Parlamento Muhabirleri Derneği’ni 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ziyaret etti.


PMD Başkanı Kemal Aktaş, 2025 yılında kapanan televizyonlar, el koymalar ve ekran karartmaları yapıldığını belirterek, gazetecilerin işsiz kaldığını ifade etti.


Kurtulmuş, 2026 yılının hem Türkiye’ye hem insanlığa barış, esenlik, iyilikler ve güzellikler getirmesi temennisinde bulunarak, "Mecliste olan gelişmeleri yakinen takip edip Türkiye siyasetinin nabzını Türk demokrasisinin kalbinin olduğu bu yüce mekanda, bu gazi mekanda olan biteni millet adına gözlemliyorsunuz" ifadelerini kullandı.


Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu


Kurtulmuş gazetecilerin sorularını da cevapladı. Kurtulmuş, ortak rapor konusunda bir toplantı yapıldığını hatırlatan gazeteci nasıl bir metin ortaya çıkacağına ilişkin soruya, "Türkiye için, Türkiye demokrasisi için bu büyük bir hak eden demokrasi göstergesi olarak kabul ettim. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na verdikleri katkılar için hem bütün siyasi partilere, bütün siyasi partilerin yöneticilerine, hem de komisyonda görev yapan arkadaşlarımıza buradan teşekkürü ifade etmek bir borçtur. Gerçekten fevkalade üst düzey bir demokrasi örneği ortaya konuldu. Toplumun farklı kesimleri dinlendi. Herkes birbirinin sözünü büyük bir dikkate, sizler 20 toplantının hepsini takip ettiniz. Herkes katılmadığı fikirler bile olsa büyük bir dikkatle, büyük bir nezaketle karşı tarafı dinledi. Demokratik olgunluk içerisinde, çoğulculuk anlayışıyla ve çok güçlü bir demokratik katılımla komisyon bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Şimdi bundan sonra nihayet safhaya girdik. Öncelikle siyasi partilerimizin, komisyona katılan siyasi partilerimizin hepsi kendi raporlarını hazırladılar ve başkanlığa bunu sundular. Böylece her parti bu konuyla ilgili kendi siyasal tutum belgesini kamuoyuna deklare etmiş olur. Şimdi bundan sonra tabii partilerimizin ortaklaştığı noktalar var, ayrıştıkları noktalar var. Bundan sonra çok titiz bir şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak şu anda ayrılmış gibi görülen, ayrışmış gibi görülen noktalarda da eğer yapılabilirse bir mutabakat ortaya konuları, bir nihayet raporu hazırlayacağız. Bunun çok uzamayacağını ümit ediyoruz. İki toplantı yaptık, komisyonda temsil edilen grubu bulunan partilerin temsilcileriyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim, toplantılara katılan arkadaşlarımızın hepsi büyük bir iyi niyetle ve uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası Meclisin Genel Kurulu partilerin çalışmaları ile ortaya tespit edilen bu konularda tavsiye edilen konulardaki yasal hazırlıkların yerine getirilmesidir" dedi.


Suriye


Suriye konusundaki soruya Kurtulmuş, "Son derece kırılgan bir ortam olduğunu biliyoruz. En başından itibaren Suriye devriminin gerçekleştiği dakikadan itibaren söylediğimiz şey şudur. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesi Suriye halkının menfaatinedir. Ayrıca Suriye’de yeni yönetimin katılımcı, çoğulcu bir anlayışla bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, yeni bir sistemi Suriye’de inşa etmesi de Türkiye’nin önemli önceliklerinden birisidir. Şimdiye kadar zaten çok çekmiş olan, uzun yıllar iç savaştan, uzun yıllar, on yıllar boyunca süren diktatör bir rejimden çok çekmiş olan Suriye halkının artık herkesin temsil edildiği güçlü bir demokratik yapıya her şeyden fazla ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği bir yönetim anlayışını teşvik ediyoruz. Bu konuda da fikirlerimizi, telkinlerimizi hem Suriye yönetimine hem de ilgili taraflara sürekli bu tavsiyeleri ifade etmeye çalışıyoruz. Tabii ki bizim bölgedeki, politikadaki yaklaşımlarımızla, özellikle bazı ülkelerin bölge politikalarındaki yaklaşımları arasında çok büyük bir zıtlığı da ifade etmek zorundayız. Biz Türkiye olarak, bu bölgenin Türklerinin, Kürtlerinin, Araplarının, Acemlerinin, Sunnilerin, Şiilerin, Müslümanların, Gayrimüslimlerin herkesin birlikte beraber yaşamasının, yani daha fazla entegrasyonun ve iş birliğinin esas olduğu bir siyasi istikamette işlerimizi görmeye davet ediyoruz. Ama biliyoruz ki bazı bölge ülkelerinin temel amacı bu bölgeyi daha fazla parçalamak, daha fazla bölmek, etnik, dini ve mezhebi temellerde bölge halklarını hatta birbirine düşman hale getirmek istediklerini biliyoruz" ifadelerini kullandı.


Kurtulmuş şöyle konuştu:


"Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Çok net söylüyorum, İsrail Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor da İsrail Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. Yani kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Dolayısıyla bölge halklarının ve özellikle Suriye bağlanında Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonun sağlanması lazım. Bu Suriye Kürtlerinin lehine olandır. Bu Suriye Araplarının lehine olandır. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır."


Meclis’te istismar


Meclis’te istismar konusundaki soruya Kurtulmuş, "Ayın 19’u yanılmıyorsam 19 Kasım’da konu bize geldi. Biz 20 Kasım sabahı soruşturmalarımızı başlattık. Bunun sonucu olarak 5 kişi adli makamlara sevk edildi. 4 tanesi mahkeme tarafından tutuklandı, birisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Daha sonra soruşturmayı derinleştirdik. Bu süreçte ihmali görülen bir yönetici önce zaten ilk anda aşağı alınmıştı. Daha sonra da ceza verilerek görevinden yani idari görevinden uzaklaştırıldı. Dolayısıyla idari soruşturma yapılabilecek en süratli şekilde, en titiz şekilde, en etkin şekilde yerine getirildi. Zaten mahkemenin büyük oranda iddianamesinin esası da bizim yaptığımız idari soruşturmalarda ortaya çıkan suçlamalardı. Bu süreçte üzerimize düşen bir meclis olarak yaptık. En ufak bir ihmal, en ufak bir kayırma, en ufak bir örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak da en hafif tabiriyle gerçekten usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir. Kefek Komisyonumuz üyeleri her aşamada bilgilendirildi. Bütün partilere şu söylendi ki bu sürece isterseniz başından sonuna kadar takip edecek arkadaşlarımızı temsilci olarak görebilirsiniz. Yine aynı şekilde siyasi parti grupları da bu süreçle ilgili bilgilendirildi. Son derece açık, şeffaf, etkin bir soruşturma. Şimdi bundan sonra 16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak. Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek" şeklinde konuştu.


Anayasa değişikliği


Anayasa değişikliği konusunda sorulan soruya Kurtulmuş, "Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunu, en yakıcı sorunu, 102 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına başımıza bela olmuş terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partiler bir araya gelip dünyaya örnek olacak bir etkinlikle ve demokratik olgunlukla bir komisyon çalışması yapıyor. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir. Ayrıca Meclise bütün yasal çalışmalar, herkesin katıldığı, herkesin kendi fikrini söylediği, yeri geldiği zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla her türlü müzakere yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği bir meclis. Bu meclis mi etkisiz bir Meclistir? Yani meclisin ikide bir, bu Türkiye’de maalesef belli dönemlerden kalma bir hastalık. Açık konuşuyorum, dün bir vesilede yine şey yapıyorduk, efendim meclisteki çay çorba gündeme gelir, ya milletvekilleri ucuz şey yapıyorlar, milletvekilleri bedava arabaya biniyorlar, milletvekilleri bedava uçaklara biniyorlar gibi bir takım algılarla meclisin hep itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir şey oluyor, bir odak var Türkiye’de. Tam tersi de evet Meclis daha fazla, daha etkili çalışmak için bir görev milletvekillerine düşüyor. Hep beraber eksik taraflar varsa ki var, biz de görüyoruz, o eksik tarafların gidebilmesi için çalışmak meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır ve orayı en itibarlı hale getirmiyor. Milletin nezdinde de problem çözen bir merci haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede hepimizin hem eylemlerimizle hem söylemlerimizle meclis itibarını yükseltmemiz lazım" diye konuştu.


Anayasa konusunda Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri var. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyacı olduğunu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerine yakalamasına vesile olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ama anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada, terörün sona erdirilmesi ve terörist Türkiye’nin tahkim edilmesi olduğu için. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor" şeklinde konuştu.


İsrail Filistin’e saldırıları


İsrail’in Filistin’e karşı saldırılarına yönelik soruya Kurtulmuş, "Şimdi biliyorsunuz biz ilk andan itibaren Gazze’deki meselelerin karşısında insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız, meclis başkanı olarak ben de, katıldığım bütün uluslararası toplantılar, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektik. İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak Türkiye olarak her platformda karşı çıktık. Gazze’deki soykırımı aslında Auschwitz’deki soykırıma Srebrenica’daki soykırımı ve Gazze’deki soykırımı bu üçünü birbirine çok benzetiyoruz. Her birisinin de aslında sadece o soykırımın muhatapları değil aynı zamanda insanlık da önemli bir geçiş dönemine girdi. Gazze soykırımı dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Uluslararası alanda kuralın esas olmadığı sadece gücün ve güçlüğünün sözünün geçerli olduğu ve maalesef arkasında siyasi ve askeri güç olanların da dilediklerini dilediği gibi yaptığı bir dönemin kapısı sonuna kadar açılmıştır. Bu anlamda Gazze soykırımına sessiz kalanlar en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır"ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türk Müziği Çocuk Şarkıları Beste Yarışması sonuçlandı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) iş birliğinde düzenlenen 2’nci Türk Müziği Çocuk Şarkıları Beste Yarışması sonuçlandı. Türk müziği repertuarını zenginleştirmek, bestecileri nitelikli eserler üretmeye teşvik etmek ve yeni bestecilerin yetişmesine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen yarışmada, Türk müziğinin asli unsurlarını kapsayan, daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış eserler değerlendirmeye alındı. Yarışma kapsamında birinciye 90 bin lira, ikinciye 70 bin lira, üçüncüye 50 bin lira para ödülü verildi. Ayrıca üç mansiyon eserine kişi başı 30 bin lira olmak üzere toplam 90 bin lira ödül takdim edilirken Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün 90’ıncı kuruluş yıl dönümü dolayısıyla ‘90. Yıl Özel Ödülü’ adıyla 40 bin lira tutarında özel bir ödül de yarışmanın kazananlarına verildi. Böylece yarışmada finalistlere toplam 340 bin lira para ödülü verilmiş oldu. Ödüle layık görülen bestecilere ayrıca başarı belgeleri de takdim edildi. Yarışmada başarı ödülü alan eserler, sonuçları takip eden eğitim-öğretim yılında okul müfredatlarında, ilgili temsil ve konserlerde icra edilerek repertuara dahil edilecek. Geleceğimizin teminatı olan çocuk ve gençlerin kültür ve sanatımızı doğru kaynaklardan öğrenmeleri, ilerleyen yıllarda eser üreterek kültür mirasına katkı sunmaları büyük önem taşırken, bu anlayışla sanatı ve sanatçıyı desteklemeye yönelik yeni yarışmaların hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Kocaeli Kocaeli’de 16 okul için yıkım kararı alındı Kocaeli’de deprem riski nedeniyle 16 okul için yıkım kararı alındığı, tahliye ve taşınma sürecinin başlatıldığı açıklandı. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, kent genelinde 16 okulda yıkım kararı verildiğini belirterek, deprem performansı yetersiz bulunan kamu binalarına ilişkin sürecin ertelenmeden başlatıldığını söyledi. Can güvenliğinin öncelik olduğunu vurgulayan Aktaş, okullar başta olmak üzere risk taşıyan tüm kamu yapıları için tahliye, yıkım ve yeniden inşa çalışmalarının eleştirilere rağmen kararlılıkla yürütüldüğünü ifade etti. "Kocaeli genelinde 16 okulumuz için yıkım kararı çıktı" Konuya ilişkin açıklama yapan Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, "Geçen hafta Kocaeli genelinde 16 okulumuz için yıkım kararı çıktı. Bu 16 okulda toplam 25 bina bulunuyor; bazı okullar ayrı bloklardan oluşuyor. Biz bu yıkım kararlarını hiçbir şekilde sümen altı etmeden, halının altına süpürmeden, bize ulaştığı gün toplantımızı yaptık. Talimatlarımızı tüm okullara, ilçelerimize, il milli eğitim müdürlüklerine ve kaymakamlıklara, yeni planlamaların yapılması için ilettik. ’Şubat tatilini bekleyelim, yaz tatilini bekleyelim’ gibi bir yaklaşım sergilemedik. Elbette bu nedenle eleştirilebiliriz; ’Kışın ortasında okul mu taşınır, neden Şubat tatili beklenmedi?’ denilebilir. Ancak bizim kimsenin canıyla ilgili olarak ’yarın’, ’bir saat sonra’ ya da ’bir dakika sonra’ deme lüksümüz yok" diye konuştu. "Şu anda 16 okulumuz başka okullara taşınma sürecinde" Bu konunun, bürokratik tereddütlerle ertelenebilecek bir mesele olmadığının altını çizen Vali Aktaş, "Yıkım kararı olan tüm kamu kurum ve kuruluşları için aynı hassasiyeti gösteriyoruz. Şu anda 16 okulumuz başka okullara taşınma sürecinde. Hem taşınan okullarımız hem de ev sahipliği yapan okullarımız açısından zorluklar yaşanacaktır. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimiz elbette zorlanacaktır. Ancak bizim için en temel öncelik can güvenliğidir. Hiçbir şey candan, sağlıktan daha önemli değildir. Bu nedenle her türlü eleştiriye rağmen bu kararlılığı okullar için gösterdik. Şubat tatilini beklemeden okullarımız yeni yerlerine taşınmaktadır. Aynı zamanda bu okulların yerine de ivedilikle planlama yapılarak yenilerinin inşa edilmesi süreci başlatılacaktır" şeklinde konuştu. "Bu binalar diğer kamu yapılarıyla kıyaslanamaz" Bu yaklaşımın yalnızca okullar için değil, diğer kamu kurum ve kuruluşları için de geçerli olduğunu belirten Vali Aktaş, "Performans testleri olumsuz sonuçlanan kamu hizmet binalarının yeniden yapılması için hem tüm il müdürlüklerimiz hem de bizler, bakanlıklar nezdinde bu yapıların yeni yatırım programlarına alınması için gerekli girişimleri sürdürüyoruz. Bu binalar diğer kamu yapılarıyla kıyaslanamaz. Ne sıradan bir kamu binasıdır ne de konut ya da özel yapılarla aynı niteliktedir. Bu yapılarda bulunan vatandaşlarımızın ve personelimizin can ve sağlık güvenliği her şeyin üzerindedir. Bu nedenle gerekli tüm tedbirleri almak ve bu süreci kararlılıkla yürütmek zorundayız" ifadelerini kullandı.
Muğla Muğla Valisi Akbıyık’tan ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ mesajı Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle mesaj yayımladı. Vali Akbıyık, kamuoyunun doğru, tarafsız bilgiye hızlı ulaşabilmesi için gece gündüz demeden, büyük bir sorumlulukla görev yapan tüm gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığını açıkladı. Vali Akbıyık masajında, "Basın, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Gazeteciler; yalnızca haber aktaran değil, aynı zamanda toplumun gözü, kulağı ve sesi olan; gerçeğin, doğrunun ve adaletin izini süren önemli bir kamu görevi üstlenmektedir. İlkeli, tarafsız ve sorumlu bir anlayışla görev yapan basın mensuplarımız; toplumsal bilincin güçlenmesine ve demokrasinin sağlıklı işlemesine büyük katkılar sunmaktadır. Oluşturduğunuz arşivlerle geçmişe ışık tutarak dünü bugüne bağlayan bir köprü olmanız, son derece kıymetlidir. Muğla’mızın değerlerini, kültürünü ve eşsiz doğal güzelliklerini etkili bir biçimde yansıtarak ilimizin tanıtımına sunduğunuz katkılar; eğitimden sağlığa, kültürden sanata ve turizme kadar her alanda gelişimimizin devam etmesine vesile olmaktadır. Afetlerde, felaketlerde ve zor zamanlarda kamuoyunu bilgilendirirken ortaya koyduğunuz emek ve fedakârlık, toplumsal dayanışma ruhunun güçlenmesinde çok önemlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır." sözü, basının toplum hayatındaki vazgeçilmez yerini ve gazeteciliğin taşıdığı ahlaki sorumluluğu açıkça ortaya koymaktadır. Basın camiasında başarılarıyla gurur kaynağımız olan kadın gazetecilerimizin varlığı da ayrı bir iftihar kaynağımızdır. Bu vesileyle, görevlerini başarıyla yerine getiren tüm kadın basın mensuplarımızı ayrıca tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, basın özgürlüğü demokratik hayatımızın temel taşlarından biridir ve bu özgürlüğün istismar edilmesine asla müsaade edilmeyecektir. Meslek ilkelerine bağlılıkla görev yapan tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kez daha kutluyor, görevleri başında hayatını kaybeden basın mensuplarımızı rahmetle anıyor; tüm basın çalışanlarına sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum" dedi.
Mersin Vali Toros: "Mersin, potansiyeli ve gücüyle çok kıymetli bir şehir" Mersin Valisi Atilla Toros, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla kentte görev yapan gazetecilerle bir araya geldi. Programda konuşan Vali Toros, basının kamu hizmetlerinin doğru ve etkin şekilde vatandaşlara ulaştırılmasında vazgeçilmez bir rol üstlendiğini vurguladı. Gazetecilerin davetine icabet etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Toros, ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak, "Sizlerle bir arada olmaktan ve görüşlerinizi dinlemekten büyük memnuniyet duyuyorum. Gazetecilerin bakış açısı, değerlendirmeleri ve sahadaki gözlemleri bizim için son derece kıymetli" dedi. Göreve başlayalı yaklaşık bir yılın dolmak üzere olduğunu ifade eden Toros, önümüzdeki günlerde basın mensuplarıyla kapsamlı değerlendirme toplantıları gerçekleştireceklerini belirtti. Mersin’in sahip olduğu potansiyele dikkat çeken Toros, "Mersin; tarımı, sanayisi, lojistiği, turizmi ve bereketli topraklarıyla son derece kıymetli bir şehir. Ortak paydamız Mersin’in daha ileriye gitmesi. Sizler bu hedefe ulaşma noktasında en önemli meslek gruplarından birisiniz. Yapılan hizmetlerin duyurulması ve kamuoyuna aktarılması noktasında basın olmazsa olmazdır" ifadelerini kullandı. Dijitalleşen dünyada medyanın dönüşümüne de değinen Toros, yerel ve ulusal basını yakından takip ettiklerini belirterek, "Sizlerin yazdıkları ve aktardıkları, bizim için yol gösterici nitelik taşıyor. Basının eleştirileri ve önerileri kamu hizmetlerinin geliştirilmesinde önemli katkı sağlıyor" dedi. Programda konuşan Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kaya Tepe ise 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün gazeteciler açısından tarihi bir öneme sahip olduğunu belirtti. Tepe, "10 Ocak 1961, gazetecilerin mesleki haklarını kazandığı önemli bir tarihtir. Bu özel günlere sahip çıkmak, mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşıyor" diye konuştu. Yerel basının demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Tepe, "Yerel basın güçlü olursa demokrasi de güçlü olur. Basın sustuğunda toplumda birçok sorun görünmez hale gelir. Devletimizin ve milletimizin desteğini yanımızda hissetmek bizler için son derece kıymetlidir. Güçlü Türkiye için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Program, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.
Ankara HAK-İŞ’ten ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne kutlama mesajı HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Gazetecilik, fedakârlık ve sorumluluk isteyen, zor şartlarda yapılan, toplumun bilgilendirmesi noktasında oldukça önemli bir meslektir" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Arslan, mesajında şunları kaydetti: "Basın mesleğinde çalışanlarla, çalıştırılanlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hakkındaki 212 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği, 10 Ocak 1961 tarihi ülkemizde ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak anılmakta ve basın emekçilerinin hak mücadelesinin simgesi olmaya devam etmektedir. Gazetecilik, fedakârlık ve sorumluluk isteyen, zor şartlarda yapılan, toplumun bilgilendirmesi noktasında oldukça önemli bir meslektir ve demokrasinin temel taşlarından biridir. Basın emekçileri, her şartta toplumun bilgilendirilmesi, ülke yararı için doğru bilgilerin verilmesi, farklı görüş ve düşüncelerin objektif ve tarafsız olarak kamuoyuna aktarılması gibi önemli bir görevi yerine getirmektedirler. Dünyaya açık, ülkesinin ve insanlığın meselelerini yakından takip eden, her konuda söyleyecek sözü olan, gerçeklerin en doğru ve en hızlı biçimde kamuoyuna aktarılmasını sağlayan basın emekçileri, toplumun sesi olma konumundadır. Bu görevi yerine getirirken kimi zaman canları pahasına, gece gündüz demeden fedakârca çalışmaktadırlar. Abluka altındaki Gazze başta olmak üzere ulusal ve uluslararası alanda, savaşlarda ve afetlerde gece-gündüz, kar-kış demeden büyük bir özveri ile çalışan bütün basın mensuplarına içtenlikle teşekkür ediyoruz. Özellikle Filistin ve Gazze’de yaşanan vahşet ve soykırımın tüm dünyaya duyurulması için canı pahasına çalışan basın emekçilerinin mücadelesini yakından takip ediyoruz. Uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayan Siyonist İsrail devletinin masum insanlara ve basın emekçilerine yaptığı insanlık dışı müdahaleleri en sert şekilde telin ediyoruz." Arslan, basın mensuplarının yaşadıkları bütün zorlukların yanı sıra sendikalı olma haklarını kullanamadığı ve sendikalı olduklarında ise işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığını hatırlatarak "Toplumsal sorunları büyük bir özveriyle kamuoyunun gündemine getiren gazetecilerin ulusal ve özellikle de yerel basında kayıt dışı çalıştırılmasını, düşük ücret ve ağır çalışma şartlarına mahkum edilmesini maalesef üzüntüyle karşılıyoruz. Gazetecilerin her türlü ekonomik ve sosyal haklarının koruma altına alınması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması temel öncelik olmalıdır. Bu nedenle gazetecilerin diğer iş kollarından daha öncelikli olarak sendikal mücadelenin içinde yer alması gerekmektedir. Tüm basın emekçilerini, Konfederasyonumuz bünyesinde bulunan Medya-İş Sendikamızın çatısı altında örgütlenmeye ve haklarını aramaya davet ediyoruz. Gelin birlikte yürüyelim, sorunları birlikte çözelim" dedi.