POLİTİKA - 08 Ocak 2026 Perşembe 17:29

TBMM Başkanı Kurtulmuş PMD’yi ziyaret etti

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş PMD’yi ziyaret etti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak" dedi.


Kurtulmuş, Parlamento Muhabirleri Derneği’ni 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ziyaret etti.


PMD Başkanı Kemal Aktaş, 2025 yılında kapanan televizyonlar, el koymalar ve ekran karartmaları yapıldığını belirterek, gazetecilerin işsiz kaldığını ifade etti.


Kurtulmuş, 2026 yılının hem Türkiye’ye hem insanlığa barış, esenlik, iyilikler ve güzellikler getirmesi temennisinde bulunarak, "Mecliste olan gelişmeleri yakinen takip edip Türkiye siyasetinin nabzını Türk demokrasisinin kalbinin olduğu bu yüce mekanda, bu gazi mekanda olan biteni millet adına gözlemliyorsunuz" ifadelerini kullandı.


Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu


Kurtulmuş gazetecilerin sorularını da cevapladı. Kurtulmuş, ortak rapor konusunda bir toplantı yapıldığını hatırlatan gazeteci nasıl bir metin ortaya çıkacağına ilişkin soruya, "Türkiye için, Türkiye demokrasisi için bu büyük bir hak eden demokrasi göstergesi olarak kabul ettim. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na verdikleri katkılar için hem bütün siyasi partilere, bütün siyasi partilerin yöneticilerine, hem de komisyonda görev yapan arkadaşlarımıza buradan teşekkürü ifade etmek bir borçtur. Gerçekten fevkalade üst düzey bir demokrasi örneği ortaya konuldu. Toplumun farklı kesimleri dinlendi. Herkes birbirinin sözünü büyük bir dikkate, sizler 20 toplantının hepsini takip ettiniz. Herkes katılmadığı fikirler bile olsa büyük bir dikkatle, büyük bir nezaketle karşı tarafı dinledi. Demokratik olgunluk içerisinde, çoğulculuk anlayışıyla ve çok güçlü bir demokratik katılımla komisyon bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Şimdi bundan sonra nihayet safhaya girdik. Öncelikle siyasi partilerimizin, komisyona katılan siyasi partilerimizin hepsi kendi raporlarını hazırladılar ve başkanlığa bunu sundular. Böylece her parti bu konuyla ilgili kendi siyasal tutum belgesini kamuoyuna deklare etmiş olur. Şimdi bundan sonra tabii partilerimizin ortaklaştığı noktalar var, ayrıştıkları noktalar var. Bundan sonra çok titiz bir şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak şu anda ayrılmış gibi görülen, ayrışmış gibi görülen noktalarda da eğer yapılabilirse bir mutabakat ortaya konuları, bir nihayet raporu hazırlayacağız. Bunun çok uzamayacağını ümit ediyoruz. İki toplantı yaptık, komisyonda temsil edilen grubu bulunan partilerin temsilcileriyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim, toplantılara katılan arkadaşlarımızın hepsi büyük bir iyi niyetle ve uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası Meclisin Genel Kurulu partilerin çalışmaları ile ortaya tespit edilen bu konularda tavsiye edilen konulardaki yasal hazırlıkların yerine getirilmesidir" dedi.


Suriye


Suriye konusundaki soruya Kurtulmuş, "Son derece kırılgan bir ortam olduğunu biliyoruz. En başından itibaren Suriye devriminin gerçekleştiği dakikadan itibaren söylediğimiz şey şudur. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesi Suriye halkının menfaatinedir. Ayrıca Suriye’de yeni yönetimin katılımcı, çoğulcu bir anlayışla bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, yeni bir sistemi Suriye’de inşa etmesi de Türkiye’nin önemli önceliklerinden birisidir. Şimdiye kadar zaten çok çekmiş olan, uzun yıllar iç savaştan, uzun yıllar, on yıllar boyunca süren diktatör bir rejimden çok çekmiş olan Suriye halkının artık herkesin temsil edildiği güçlü bir demokratik yapıya her şeyden fazla ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği bir yönetim anlayışını teşvik ediyoruz. Bu konuda da fikirlerimizi, telkinlerimizi hem Suriye yönetimine hem de ilgili taraflara sürekli bu tavsiyeleri ifade etmeye çalışıyoruz. Tabii ki bizim bölgedeki, politikadaki yaklaşımlarımızla, özellikle bazı ülkelerin bölge politikalarındaki yaklaşımları arasında çok büyük bir zıtlığı da ifade etmek zorundayız. Biz Türkiye olarak, bu bölgenin Türklerinin, Kürtlerinin, Araplarının, Acemlerinin, Sunnilerin, Şiilerin, Müslümanların, Gayrimüslimlerin herkesin birlikte beraber yaşamasının, yani daha fazla entegrasyonun ve iş birliğinin esas olduğu bir siyasi istikamette işlerimizi görmeye davet ediyoruz. Ama biliyoruz ki bazı bölge ülkelerinin temel amacı bu bölgeyi daha fazla parçalamak, daha fazla bölmek, etnik, dini ve mezhebi temellerde bölge halklarını hatta birbirine düşman hale getirmek istediklerini biliyoruz" ifadelerini kullandı.


Kurtulmuş şöyle konuştu:


"Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Çok net söylüyorum, İsrail Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor da İsrail Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. Yani kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Dolayısıyla bölge halklarının ve özellikle Suriye bağlanında Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonun sağlanması lazım. Bu Suriye Kürtlerinin lehine olandır. Bu Suriye Araplarının lehine olandır. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır."


Meclis’te istismar


Meclis’te istismar konusundaki soruya Kurtulmuş, "Ayın 19’u yanılmıyorsam 19 Kasım’da konu bize geldi. Biz 20 Kasım sabahı soruşturmalarımızı başlattık. Bunun sonucu olarak 5 kişi adli makamlara sevk edildi. 4 tanesi mahkeme tarafından tutuklandı, birisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Daha sonra soruşturmayı derinleştirdik. Bu süreçte ihmali görülen bir yönetici önce zaten ilk anda aşağı alınmıştı. Daha sonra da ceza verilerek görevinden yani idari görevinden uzaklaştırıldı. Dolayısıyla idari soruşturma yapılabilecek en süratli şekilde, en titiz şekilde, en etkin şekilde yerine getirildi. Zaten mahkemenin büyük oranda iddianamesinin esası da bizim yaptığımız idari soruşturmalarda ortaya çıkan suçlamalardı. Bu süreçte üzerimize düşen bir meclis olarak yaptık. En ufak bir ihmal, en ufak bir kayırma, en ufak bir örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak da en hafif tabiriyle gerçekten usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir. Kefek Komisyonumuz üyeleri her aşamada bilgilendirildi. Bütün partilere şu söylendi ki bu sürece isterseniz başından sonuna kadar takip edecek arkadaşlarımızı temsilci olarak görebilirsiniz. Yine aynı şekilde siyasi parti grupları da bu süreçle ilgili bilgilendirildi. Son derece açık, şeffaf, etkin bir soruşturma. Şimdi bundan sonra 16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak. Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek" şeklinde konuştu.


Anayasa değişikliği


Anayasa değişikliği konusunda sorulan soruya Kurtulmuş, "Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunu, en yakıcı sorunu, 102 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına başımıza bela olmuş terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partiler bir araya gelip dünyaya örnek olacak bir etkinlikle ve demokratik olgunlukla bir komisyon çalışması yapıyor. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir. Ayrıca Meclise bütün yasal çalışmalar, herkesin katıldığı, herkesin kendi fikrini söylediği, yeri geldiği zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla her türlü müzakere yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği bir meclis. Bu meclis mi etkisiz bir Meclistir? Yani meclisin ikide bir, bu Türkiye’de maalesef belli dönemlerden kalma bir hastalık. Açık konuşuyorum, dün bir vesilede yine şey yapıyorduk, efendim meclisteki çay çorba gündeme gelir, ya milletvekilleri ucuz şey yapıyorlar, milletvekilleri bedava arabaya biniyorlar, milletvekilleri bedava uçaklara biniyorlar gibi bir takım algılarla meclisin hep itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir şey oluyor, bir odak var Türkiye’de. Tam tersi de evet Meclis daha fazla, daha etkili çalışmak için bir görev milletvekillerine düşüyor. Hep beraber eksik taraflar varsa ki var, biz de görüyoruz, o eksik tarafların gidebilmesi için çalışmak meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır ve orayı en itibarlı hale getirmiyor. Milletin nezdinde de problem çözen bir merci haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede hepimizin hem eylemlerimizle hem söylemlerimizle meclis itibarını yükseltmemiz lazım" diye konuştu.


Anayasa konusunda Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri var. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyacı olduğunu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerine yakalamasına vesile olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ama anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada, terörün sona erdirilmesi ve terörist Türkiye’nin tahkim edilmesi olduğu için. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor" şeklinde konuştu.


İsrail Filistin’e saldırıları


İsrail’in Filistin’e karşı saldırılarına yönelik soruya Kurtulmuş, "Şimdi biliyorsunuz biz ilk andan itibaren Gazze’deki meselelerin karşısında insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız, meclis başkanı olarak ben de, katıldığım bütün uluslararası toplantılar, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektik. İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak Türkiye olarak her platformda karşı çıktık. Gazze’deki soykırımı aslında Auschwitz’deki soykırıma Srebrenica’daki soykırımı ve Gazze’deki soykırımı bu üçünü birbirine çok benzetiyoruz. Her birisinin de aslında sadece o soykırımın muhatapları değil aynı zamanda insanlık da önemli bir geçiş dönemine girdi. Gazze soykırımı dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Uluslararası alanda kuralın esas olmadığı sadece gücün ve güçlüğünün sözünün geçerli olduğu ve maalesef arkasında siyasi ve askeri güç olanların da dilediklerini dilediği gibi yaptığı bir dönemin kapısı sonuna kadar açılmıştır. Bu anlamda Gazze soykırımına sessiz kalanlar en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır"ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Bayramın tüm mazlum coğrafyalarda barışa ve huzura vesile olmasını diliyoruz" HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, bayramların barışın, kardeşliğin ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna günler olduğunu belirterek, "Ramazan Bayramı’nın ülkemize, çalışanlarımıza, İslam âlemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve refah getirmesini diliyoruz. Bayramın zulüm altında yaşayan tüm mazlumların acılarının sona ermesine vesile olmasını temenni ediyoruz" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olarak kabul edilen mübarek Ramazan ayını geride bırakırken bir Ramazan Bayramı’na daha ulaşmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan ayı boyunca yardımlaşma, dayanışma, paylaşma ve kardeşlik duygularını en güçlü şekilde yaşadık. Bayramlar ise bu güzel duyguların pekiştiği, birlik ve beraberliğin güçlendiği müstesna zamanlardır. Ancak dünyanın birçok yerinde yaşayan Müslüman kardeşlerimiz bayramı gerçek anlamıyla yaşayabilmenin sevincinden mahrum bırakılmaktadır. Emperyalist ABD ve katil siyonist İsrail, Ramazan ayında İslam coğrafyasına ve Müslümanlara karşı alçak saldırılar başlatmıştır. İslam coğrafyasına yönelik saldırıları, yalnızca haydut ve katil politikalarının bir tezahürü değil, aynı zamanda insanlık, vicdan ve adalet adına savunduklarını iddia ettikleri tüm değerlerin de açık bir inkârıdır. Mazlum kanının asla durmadığı Filistin başta olmak üzere İran ve Lübnan’da devam eden savaşlar ve saldırılar, bayram sevincimizi gölgelemektedir. Masum sivillerin, kadınların ve çocukların hayatını kaybettiği, insanların kendi topraklarında büyük acılar yaşadığı bir dünyada bayramın gerçek anlamıyla idrak edilmesi mümkün değildir. Savaşların ve çatışmaların en ağır bedelini her zaman masum siviller ödemektedir. Kadınların, çocukların ve savunmasız insanların hayatını kaybettiği her çatışma, insanlığın ortak vicdanında derin yaralar açmaktadır. Bu nedenle dünyanın neresinde olursa olsun sivilleri hedef alan saldırılar asla kabul edilemez. İnsanlığın ortak sorumluluğu, savaşların sona erdirilmesi ve kalıcı barışın tesis edilmesi için güçlü bir irade ortaya koymaktır" dedi. "Bayramın başta İslam coğrafyası olmak üzere bütün mağdur ve mazlum coğrafyalarda barışın ve huzurun yeniden tesis edilmesine vesile olmasını diliyoruz" diyen Arslan, şu ifadeleri kullandı: "İnsanlığın ortak vicdanını yaralayan zulümlerin son bulduğu, Müslümanların ve tüm mazlum halkların bayramı gerçek anlamıyla bayram olarak yaşayabildiği bir dünyanın en büyük temennimiz olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. Bayramlar aynı zamanda paylaşmanın, yardımlaşmanın ve dayanışmanın en güçlü şekilde yaşandığı günlerdir. Bu mübarek günlerde yetimleri, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini ve dünyanın dört bir yanında zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren kardeşlerimizi unutmamalıyız. Mazlumların acıları sona ermeden, zulüm ortadan kalkmadan bayramların gerçek anlamıyla bayram olamayacağını bir kez daha hatırlıyoruz. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak üyelerimizin, çalışanların, emek hareketinin ve İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı en içten duygularımızla kutluyor, sağlık, barış, huzur ve kardeşlik içerisinde nice bayramlara hep birlikte ulaşmayı temenni ediyoruz."
Muğla Muğla’da "Bayram sensiz olmaz" mesaisi Muğla İl Emniyet Müdürlüğü, Ramazan Bayramı tatili öncesinde trafik güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla hem şehir içi hem de şehirler arası yollarda denetimlerini sıkılaştırdı. 416 personel ve 93 ekiple sahada olan emniyet güçleri, "sıfır can kaybı" hedefiyle görev yapıyor. Turizm merkezi Muğla’da, Ramazan Bayramı nedeniyle artan trafik hareketliliği üzerine İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri seferber oldu. Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri şehir merkezlerinde, Bölge Trafik ekipleri ise şehirler arası güzergahlarda eş zamanlı uygulamalar başlattı. Sürücülere kuralları hatırlatan ekipler, aynı zamanda vatandaşların bayramını tebrik etti. Denetim noktasında açıklamalarda bulunan Bölge Trafik Amiri Adil Haçan, önceliğin güvenli seyahat olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kazaların en aza indirilmesi ve can kayıplarının sıfıra yakın hale getirilmesi adına; 416 personel ve 93 motorize ekibimizle il genelinde denetimlerimize devam ediyoruz. Karadaki ekiplerimizi helikopter, dron ve motorize unsurlarımızla destekliyoruz. Vatandaşlarımızın huzurlu bir bayram geçirmesi için tüm imkanlarımızı sahaya yansıtmış durumdayız" Kritik uyarı: "Takip mesafesi hızın yarısı kadar olmalı" Amir Adil Haçan, sürücülerin özellikle dikkat etmesi gereken teknik detaylara değinerek; otobüs yolcularının emniyet kemeri takmasının hayati önem taşıdığını, uzun süre araç kullananların dinlenme saatlerini aksatmaması gerektiğini ve kavşak girişlerinde ışık ihlallerine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Haçan, "100 km hızla giden bir araç, önündekiyle en az 50 metre mesafe bırakmalı" diyerek takip mesafesi uyarısında bulundu. Şehir içinde "Bayram sensiz olmaz" mottosu Şehir içindeki denetimlerden sorumlu Trafik Tescil ve Denetleme Şubesi Komiseri Alperen Aykırı ise İçişleri Bakanlığı ve Trafik Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Aykırı, şu bilgilendirmeyi yaptı:" ’Bayram Sensiz Olmaz’ mottosunu vurgulamak amacıyla yoğun kavşaklara bilgilendirici afişler astık. Sabit uygulamaların yanı sıra dron, helikopter, KGYS kameraları ve Plaka Tanıma Sistemleri (PTS) ile kural ihlallerini anlık takip ediyoruz" Komiser Aykırı, bayram süresince yoğun kullanılacak otobüslerde sivil trafik personellerinin yolcu olarak görevlendirildiğini açıkladı. Bu personeller, yolcuların emniyet kemeri kullanımı konusunda duyarlılığı artırırken, sürücülerin hız limiti, seyir halinde cep telefonu kullanımı ve kırmızı ışık ihlallerini denetliyor. Muğla emniyeti, tüm birimleriyle bayram süresince 24 saat esasına göre görev başında kalarak vatandaşların sağ salim sevdiklerine ulaşmasını hedefliyor.
Bursa Bursa’da Ramazan’ın bereketi paylaştıkça çoğaldı Bursa Büyükşehir Belediyesi, düzenlediği etkinlikler ve verdiği iftarlarla Ramazan’ın paylaşma ve birliktelik ruhunu, manevi atmosferini Bursalılara doyasıya yaşattı. On bir ayın sultanı Ramazan’da dayanışma ve paylaşma kültürünü güçlendiren Bursa Büyükşehir Belediyesi, 17 ilçede gerçekleştirdiği organizasyonlarla bereket sofralarını büyüttü. Büyükşehir Belediyesi birimleri ve iştirakleri tarafından yürütülen çalışmalarla, Ramazan’ın bereketi ve sevinci tüm ilçelerde yaşandı. Ramazan ayı boyunca Fomara Katlı Otoparkı, Emirsultan Meydanı ve İnegöl İshakpaşa BURULAŞ Otoparkı ve Değirmenönü Mahallesi’ndeki sabit iftar noktalarında 145 bin vatandaşa hizmet verildi. Yüz binlerce iftariyelik ve tatlı ikramı 17 ilçedeki 28 farklı noktada düzenlenen iftarlarda ise yaklaşık 85 bin Bursalı aynı sofrada buluştu. İftara yetişemeyenleri de unutmayan Büyükşehir Belediyesi, 14 farklı noktada bir ay boyunca 125.000 kişiye iftariyelik paket ve 140 bin adet çorba ikram etti. Ayrıca 1060 mahallenin tamamında teravih namazı sonrası tatlı ikramında bulunan Büyükşehir Belediyesi, 10 bin adet seccade setini de vatandaşlara ulaştırdı. Ramazan Sosyal Desteği kapsamında ise 41 bin 679 vatandaşa kişi başı 2 bin TL olmak üzere nakdi yardımda bulunuldu. Bursa sınırlarını aşan destek Ramazan ayı boyunca ilçe belediyeleriyle de işbirliğini sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Mustafakemalpaşa Belediyesi’nin iftar hizmetlerine toplam 12 bin adet ekmek desteği sağladı. Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yaşayan depremzedelere de toplam 30 bin adet ekmek ulaştıran Büyükşehir Belediyesi, Hatay’ın Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi’ndeki ihtiyaç sahiplerine de 850 adet erzak kolisi teslim etti. Yapılan çalışmalarla Ramazan ayı boyunca 900 bin’den fazla insana dokunan Bursa Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek bir sosyal belediyecilik anlayışı sergiledi.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda dünya genelinde artan çatışma ve istikrarsızlıklara işaret ederek, barış çağrısında bulundu. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin insanlığın temel haklarında ciddi tahribat oluşturduğunu belirten Bahçeli, "Dünya genelinde hâkim olan huzursuzluk, umutsuzluk ve istikrarsızlık sarmalı doğrudan doğruya insanlığın temel ve evrensel haklarında devasa yarıklar oluşturmaktadır. Silahların koyu gölgesi, savaş ve çatışmaların ağır gövdesi mazlum coğrafyaların, buralarda hayat süren biçarelerin üstüne düşmüş vaziyettedir. Derin bir anlam ve ahlak bunalımının pençesinde biteviye kıvranan ve olağanüstü bir kırılganlığın dibine yuvarlanan bugünkü dünya tablosu neresinden bakarsak bakalım insani ve vicdani iflasın da göbeğindedir. 28 Şubat tarihinden bu yana İran İslam Cumhuriyeti’nin tepesinden yeni nesil füzeler ve tahribat gücü çok yüksek bombalar yağdırılmaktadır. Henüz Gazze soykırımının yaraları sarılmadan, bu surette kesif bir hesaplaşma sayfası açılmadan, Türkiye’nin yanı başında, sınırlarımızın diğer yakasında savaş ve insanlık suçunun en vahim örnekleri günbegün yaşanmakta ve yaşatılmaktadır. Geride bıraktığımız mübarek Ramazan-ı Şerif’in her gününde İslam alemi siyonist-emperyalist tasallutun zora ve zorbalığa dayalı ağır sonuçlarına maruz kaldığı alenen meydandadır. Körfez ülkelerini içine alacak yaygın ve yoğun bir savaşın düzenekleri maalesef hızla inşa edilmektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın terör devleti İsrail’in tek yanlı dayatmasıyla ibadete kapatılması ise Müslüman vicdanlarda infial uyandırmış, bu kapsamda inanç hakları ve dini hürriyetler her cepheden saldırıya uğramıştır. Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır. Komşu ülkelerdeki gelişmeler giderek çok daha kötüleşmektedir. İran İslam Cumhuriyeti’nin dini liderlerine, üst düzey siyaset ve devlet görevlilerine yönelik ardı arkası kesilmeyen nokta suikastlar, sivil ve masum halkı sistematik şekilde katleden saldırganlıklar, artık şiddet ve vahşetin serbest dolaşıma sokulduğunun, savaş hukukunun ise devre dışı bırakıldığının bariz göstergesidir. Barışın diliyle münasebet ve mutabakat ağını genişletmek varken savaşın ve silahın divanesi olmak, üstelik bunu yaparken kat’i yalanlarla, kasti yanlışlarla ve kaskatı kesilmiş önyargılarla yıkıma meşruiyet kılıfı aramak en hafif tabirle utanmazlıktır. Jeopolitik depremlerin, çıta yükselten askeri ve siyasi gerilimlerin belirli bir coğrafyayla sınırlı kalmayıp eş zamanlı olarak bölgeselleşip küreselleşmesi çok büyük bir felaket ihtimali olarak gündemdedir" ifadelerini kullandı. Uluslararası sistemin yetersiz kaldığını ifade eden Bahçeli, barışın tesis edilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "İsrail’in başını çektiği bu muhtemel felaketin dünyanın muhtelif bölgelerine sıçramadan durdurulması, ateşkes ve barış adımlarının kademeli şekilde atılması herkesin ortak çıkar ve yararınadır. Ancak zaman gittikçe daralmakta, ateş hattı fiilen genişlemektedir. Ramazan ayının sonunda karşıladığımız bayram günlerinin başta İslam ülkeleri ve tüm insanlığın barışmasına, kucaklaşmasına, en azından sorunların diplomasi ve diyalog yoluyla çözmek için bir vesile olması hassaten dileğimdir. Türkiye yediden yetmişe, gencinden yaşlısına, küçüğünden büyüğüne, dahası doğudan batıya, kuzeyden güneye gönülden bayramlaşmakta, tarihi barış ve kardeşlik duygularıyla kenetlenmektedir. Nitekim ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi Türk milletinin yeni yüzyıldaki bayramı ve kışı olmayan barış mevsimidir. Bölgesel ve küresel dengeler altüst olurken, çatışmaların kara bulutlarından dolayı göz gözü görmezken Türkiye’nin doğru zamanda, doğru adımlarla, doğru siyaset ve stratejiyle iç cephesini muhkem hale getirmesi tarihi bir hamlenin bayram kıvamındaki barışçıl lezzetidir." Bahçeli, mesajının sonunda "Temennim savaş ve çatışmaların bir an evvel son bulmasıdır" diyerek, Ramazan Bayramı’nın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlık için barış ve kardeşliğe vesile olmasını diledi.