GÜNDEM - 25 Mayıs 2025 Pazar 12:54

Terörsüz Türkiye sürecine şehit ailelerinden destek

A
A
A

Terörsüz Türkiye sürecine dair konuşan Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Lokman Aylar ve şehit aileleri, terörün son bulmasını desteklediklerini açıkladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Ekim 2024’te, partisinin TBMM’deki Grup Toplantısı’nda, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın, terör örgütünün lağvedildiğini açıklaması çağrısında bulunmasıyla Terörsüz Türkiye süreci başlamıştı. 30 Ekim 2024 tarihinde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da partisinin TBMM Grup Toplantısında, "Ülke ve millet olarak, Sayın Bahçeli’nin, ittifak ortağımız MHP’nin, elini değil tüm vücudunu taşın altına koymasıyla çok daha büyük bir imkan ele geçirildi" ifadelerine yer vermişti. 28 Aralık 2024 tarihinde DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, İmralı’da terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüştü.

2 Ocak tarihinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Dem Parti heyetini kabul etti ve TBMM’de grubu bulunan partileri ziyaret etmeye başladı. 27 Şubat tarihinde ise İmralı’dan terör örgütü PKK’ya "silah bırakma ve kendini feshetme" çağrısı yapılmıştı. 10 Nisan tarihinde gelindiğinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’i kabul etti. Terör örgütü PKK 5-7 Mayıs tarihlerinde ise kongresini topladı ve 12 Mayıs tarihi geldiğinde fesih ve silahların teslim edileceğini açıklamıştı.

Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Lokman Ayalar ve şehit aileleri ise Terörsüz Türkiye sürecine dair duygu ve düşüncelerini İHA muhabirlerine aktardı.

"Başkaldıran herkesin başını ezdik"

Emniyet güçlerinin mücadelesiyle terörle 40 yıldır mücadele edildiğini belirten Başkanı Aylar, "Terörün bel kemiğini kırdık. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde terör örgütü olayları olmuyor, olmayacak gibi duruyor. Biz 40 yılı aşkındır terörsüz bir Türkiye hedefledik. Bu hedef üstüne şehitler verdik, gaziler verdik. Bir yerde bunu başardık, teröre çok kayıplar verdirdik. Başkaldıran herkesin başını ezdik. Terörsüz Türkiye projesini bizim kadar hiç kimse isteyemez. Canı yanan biziz, evlatlarını feda eden, uzuvlarını feda eden biziz. Genel af gibi bir sürecin olması şehit ve gazi ailelerimizi üzecektir. Abdullah Öcalan denen bebek katilinin dışarı çıkartılması bizi üzecektir. Hiç kimsenin pervasızca hareket etmesini istemiyoruz" diye konuştu.

Başkan Aylar, sözlerinin devamında şu ifadelere yer verdi:

"Sayın cumhurbaşkanımızın dediği gibi şehit ailelerini ve gazilerimizi üzecek hiçbir oluşumun olmasını arzu etmiyoruz. Devlet Bahçeli bey ilk açıkladığında şehit aileleri beni çok aradılar, dediler ki ne oluyor. Biz o zamanlar afalladık. Geldiğimiz noktada terör örgütünün beli kırıldı, elebaşı Abdullah Öcalan denen bebek katili PKK’nın feshedildiğini açıkladı, yenildiğini kabul etti. Bu süreci sonuna kadar destekliyoruz. Şehit anne babalarımızın bir çekincesi var. Bebek katili Öcalan’ın ev hapsi gibi, Özel Kürdistan naralarının atılması gibi ve genel affın çıkması şehit ailelerini derinden üzecektir. Bunun dışındaki devletin yaptığı çalışma bizim için kabuldür, devletimizin yanında olmaya devam edeceğiz"

"Bu işler kökünden halledilecekse ben devletten yanayım"

Polatlı Kuşçu Köyü’nde ikamet eden şehit babası Muhterem Çakır, "Başkanımız bizi Mardin’e götürdü. Oğlumun şehit olduğu yerleri görmek istedik. Tüm devlet hizmetleri, kaldığımız oteldekiler olsun kendi aile büyükleri gibi davrandılar. Nusaybin’de, oğlumun şehit olduğu yere götürdüklerinde oradaki çarpıştıkları yerleri gösterdiler. Oraların eski halinden eser kalmamış, yeni binalar dikmişler. Ben oğlumu şehit verdiğim halde bu işler kökünden halledilecekse ben devletten yanayım. Hiçbir zaman şahsi düşünmedim. Çünkü bugün bana yarın hepimize. 1972’lerde biz bu acıları daha çok yaşadık. Şu huzuru hiçbir zaman bulamadık. Çok güzel bir yaşantımız var" dedi.

"Ya öleceklerdi ya teslim olacaklardı"

Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit olan Üsteğmen Oğuz Kağan Usta’nın babası Canpolat Usta, "Gelmiş olduğumuz noktadaki başarı, terörün başladığı 1984 yılından itibaren devletimiz kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Milli İstihbarat Teşkilatımız, emniyet güçlerimiz ve en önemlisi aziz canlarını bu vatan için gözlerini kırpmadan veren şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin gecesini gündüzüne katarak ülkemizin bütünlüğü için çalışmaların bir sonucudur. Terör örgütü silahlarını bırakacak, daha sonra teslim olacak ve cezalarını alacak, ülkemiz mutluluk içinde yaşayacaktır. Terörle mücadele belli bir noktaya getirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin silah envanterinin bayağı bir yenilenmesi teröre hareket ettirecek bir alan bırakmadı. Ya öleceklerdi ya teslim olacaklardı, devletimize gelip teslim oldular" ifadelerini kullandı.

"Düşündüm, süreci gözden geçirdim. Dedim bir aşamayı görelim, aşamada buraya geldi"

Van Gürpınar’da şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Şehit Özgür Kara’nın annesi Eftadiye Kara, "Görevden gelmişti, tekrar göreve gitti. Ben oğlumu evde bilirken oğlumun şehit haberi geldi. Eğer ki bu kan duracaksa, eğer ki bu vatanımız için, evlatlarımız için hayırlı bir düşünceyse terörün bitmesini Allah bize nasip etsin. Eğer uykuya yatıp uykudan uyanacaklarsa biz buradayız. İlk duydum, şok oldum. Sonra düşündüm, süreci gözden geçirdim. Dedim bir aşamayı görelim, aşamada buraya geldi. Hiçbir annenin yüreği yanmasın. O kadar zor ki evlat acısı ama bir o kadar da gururlu. Başkanımız bize el uzatmasaydı, biz birbirimizin arasında yok olup gidecektik. Bizim ne yaşadığımızı, nasıl aşamalardan geçtiğimizi gözlerinin ucuyla değil, gözlerinin bebeğiyle görsünler" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.