KÜLTÜR SANAT - 27 Eylül 2025 Cumartesi 13:19

Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve ender yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı

A
A
A
Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve ender yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı

Troya’da 160 yılı aşkın süredir devam eden kazılar, 2025 yılında da dünya arkeoloji literatürüne girecek nitelikte bir buluntuya sahne oldu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras" projesi kapsamında sürdürülen çalışmalarda, Troya uygarlığının Erken Tunç Çağı’na (M.Ö. 2.500) ait altın bir halkalı broş gün yüzüne çıkarıldı.

Toplumsal statü ve güç sembolü olarak kullanılan bu broşun yanı sıra, aynı tabakada bronz iğne ile ender rastlanan bir yeşim taşı da bulundu.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, gün ışığına kavuşturulan yeni buluntularla ilgili olarak sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda eserlerin arkeoloji dünyası açısından önemli buluntular arasında olduğuna vurgu yaptı.

Troya Müzesi’nin eserlere ev sahipliği yapacağını belirten Ersoy’un paylaşımı şöyle:

"Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı! 160 yılı aşkın süredir süren Troya kazılarında, Erken Tunç Çağı’na tarihlenen altın halkalı broş ile son derece ender bir yeşim taşı bulundu. Dünya üzerinde bilinen sadece 3 örnekten en iyi korunmuş olan bu broş, son 100 yılın en önemli buluntuları arasında. Troya II kenti tabakalarından çıkan buluntu milattan önce 2 bin 500 yıllarına tarihleniyor. Yeşim taşı ise 4 bin 500 yıl önceki lüks tüketim ürünlerinden biri olarak dikkati çekiyor. Bu eşsiz eserler çok yakında Troya Müzesi’nde sergilenecek. Geleceğe Miras projemiz kapsamında büyük bir titizlikle çalışan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."

Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve ender yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı

Altın broş, tipolojik ve tarihsel açıdan son 100 yılın en önemli buluntularından biri olarak değerlendiriliyor. Dünya üzerinde yalnızca üç örneği bilinen halkalı broş tipinin en iyi korunmuş örneği olması, buluntuyu benzersiz kılıyor.

Kronolojik tartışmalara son verdi

Broşun Troya II tabakalarında bulunması, uzun yıllardır süren Troya II’nin başlangıç tarihine ilişkin tartışmalara da son verdi. Daha önce MÖ 2200-2300 yılları arasına mı, yoksa daha erken bir döneme mi ait olduğu tartışılan bu evre, buluntuyla birlikte kesin biçimde MÖ 2500 civarına tarihlendi.

Aynı konteksten çıkan yeşim taşı, hazine buluntuları içinde son derece ender görülen bir örnek olarak öne çıkıyor. Muhtemelen yüzük taşı ya da süs eşyası işleviyle kullanıldığı düşünülen bu taş, 4500 yıl önce Troya’daki lüks tüketim ürünlerinden birinin parçasıydı.

Troya Müzesi’nde sergilenecek

Buluntuların, kazıların gerçekleştirildiği topraklarda sergilenmesi ilkesine uygun olarak Troya Müzesi’nde ziyarete açılması planlanıyor. Böylece eserler, çıktıkları topraklarda bilim dünyasına ve ziyaretçilere ışık tutacak.

Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve ender yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı

Gülçin Kazancı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Adalet Bakanı Tunç: "Bugün terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak katettiğimiz mesafe sayesindedir" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak, bu 23 yılda katettiğimiz mesafe sayesindedir. Bu, binlerce şehidimiz ve gazimiz, güvenlik güçlerimizin başarısı ve temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ile mümkün olmuştur. Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen Karadeniz Günleri, düzenlenen resmi açılış töreniyle başladı. Törene Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende katılımcılara hitap eden Bakan Tunç, siyasetin merkezine birlik ve beraberliği koyduklarını vurguladı. Tunç, "Bölgesel ayrım yapmıyoruz. Bölgesel milliyetçiliğe de, dinsel milliyetçiliğe de, etnik milliyetçiliğe de ’hayır’ dedik. 780 bin kilometrekare vatan toprağımızda hiçbir ayrım yapmadan, ayrımcılığı ortadan kaldırarak Türkiye’nin son 23 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde fiziki kalkınmayı sağladık" ifadelerini kullandı. "Terörün kökünü kazıyıncaya kadar mücadele sürecek" Türkiye’nin hem ekonomik hem de demokratik kalkınma süreçlerini eş zamanlı yürüttüğünü belirten Bakan Tunç, "Bugün terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak, bu 23 yılda katettiğimiz mesafe sayesindedir. Bu, binlerce şehidimiz ve gazimiz, güvenlik güçlerimizin başarısı ve temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ile mümkün olmuştur. Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu da ancak iç cephemizi güçlendirmekle, birlik ve beraberliğimizi kuvvetlendirmekle mümkün olacaktır" dedi. "Gençleri ve çocukları korumak devletin anayasal görevi" Konuşmasında küresel tehditlere ve sanal ortamlardaki tehlikelere de değinen Tunç, çocukların korunmasının devletin anayasal görevi olduğunu hatırlattı. Tunç, "Çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu illetinden, yasa dışı bahisten ve internetin yol açtığı zararlardan korumak zorundayız. Bu konuda aldığımız tedbirler var ve bu tedbirleri daha da sıkılaştırarak yolumuza devam edeceğiz" dedi.
İstanbul Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı: "Adımın dahi geçmediği, 5 adet dekontun benimle ne alakası olabilir?" Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın 3’üncü gününde devam ediyor. Duruşmada savunma yapan Avcılar Belediye Başkan Yardımcılığı görevinden uzaklaştırılan sanık Erhan Daka, "Benim rüşvete aracılık etmem mümkün değildir. Seçim henüz yapılmamış sonucu da belli değilken 5 milyon bin lira rüşvet olarak verilmesi anlamsızdır. Ben ihalelerle ilgili tek bir bilgiye sahip değildim. Dosyada rüşvete ilişkin ne bir delil, ne de bir beyan vardır. Aziz İhsan Aktaş ve Akın Kumanlı’nın beyanları dikkate alınsa bile ben kamu görevlisi değilim. Üzerime suçu atan kişiler 1 gün bile tutuklanmadı, şüpheli bile olmadı" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık ilk kez 27 Ocak’ta hakim karşısına çıkmıştı. Duruşma, 3’üncü gününde devam ederken, Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde ki yargılamada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya, çok sayıda partili ve milletvekilleri de izleyici olarak katıldı. "Benim adımın dahi geçmediği, 5 adet dekontun benimle ne alakası olabilir?" İddianamede, Beşiktaş Belediyesi’nden hak ediş ödemesi alabilmek için Başkan Yardımcısı Alican Abacı ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın seçim çalışmalarında kullanması için 5 milyon 5 yüz bin lira ve araç talep ettiği öne sürülen Avcılar Belediye Başkan Yardımcılığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Erhan Daka savunma yaptı. Daka savunmasında, "Utku Caner Çaykara’nın davetiyle seçimlerden sonra özel kalem müdürü olarak atandım. Daha sonraki seçimlerde de belediye başkan yardımcısı olarak atandım. Ailem ve yakın çevremle görüşerek, bu görevin sorumluluğuna girdim. CHP’de İstanbul’un 3. bölgesinde 13 ilçeden sorumluydum. Bayrak asımı gibi çeşitli işlerden sorumluydum. Araç temini benim sorumluluğumda değildir" şeklinde konuştu. Duruşma, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü tutuklu sanık Adnan Acar’ın savunması ile devam ediyor.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş duruşmasında 3’üncü gün tamamlandı: Duruşma yarına ertelendi Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı dava yarına ertelendi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık ilk kez 27 Ocak’ta hakim karşısına çıkmıştı. Duruşma, 3’üncü gününde devam ederken, Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki yargılamada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya, çok sayıda partili ve milletvekilleri de izleyici olarak katıldı. "Ne bahsi geçen kişilerle ne de bir başkasıyla yaklaşılmayan gizli bilgi, avantaj sağlanacak hiçbir husus paylaşılmamıştır" Duruşmada, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü tutuklu sanık Adnan Acar savunma yaptı. Sanık savunmasında, "İddianamede geçen bilirkişi raporunda da rekabetin engellenmesi konusunda açıklamalar yapılmış olup, kendi danışmanlıklarının da kullanılmaması ve piyasa şartlarında satın alınıp ya da kiralanan araçların temizlenebileceği belirtilmektedir. Elektronik satın alınması konusunda yaptığımız araştırmalarda kamu ihalelerinde kullanıldığını o gün teknik şartlarına son halinde ihtiyaçlarında görmüştük, tetkikini yapmıştık. Kurumların ihale sonuç forumlarında da aynı teknik araçların birçok farklı firmalar tarafından yüklenicilerin olduğunu görmüştük. Bu araçlar bir önceki ihalede ayrı ayrı araçlardı. Bunları tek bir araç haline getirerek araçların kullanımı açısından kamu yararına getirildi. İsteklilerin önünü kesmek amacıyla fiyat dışı unsur uygulanması iddialarıyla ilgili şunu söylemek istiyorum; İhale dokümanında itiraz sayısında 46, İkinci griler teklifimizde 0 adet teklif şikayet edildi. İddianame de bilirkişi raporlarına atıfta bulunarak, ihale iptal edilerek yapılmış bir şartnameden bahsedilmektedir. Buradaki değişiklik sonrasında da buradaki fiyat yaklaşık maliyeti yazdırılmakta tespit edilmiştir. Ne bahsi geçen kişilerle ne de bir başkasıyla yaklaşılmayan gizli bilgi, avantaj sağlanacak hiçbir husus paylaşılmamıştır. Aynı dönemde mevcut iş kapsamında 6-7 firmayla görüşme yapılmıştır. Bu görüşmelerde mevzuata uygundur. İdarenin teknik kapasitesini güçlendirmeye amaçlı yapılan görüşmelerdir. Bu görüşmeler şartlanmaya müdahale edilmesi, rekabetin kısıtlanması ve avantaj sağlanması olmadığını, açık ihaleleri takip işlerine bakılarak, rekabetin engellenmesi iddia edilen araçların ne kadar kullanıldığı görülecektir" ifadelerini kullandı. "Savcılığın iddiaları ihale öncesi sürece aittir" Duruşmada savunma yapan görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Esenyurt Belediyesi İhale Komisyon üyesi Ali Fırat Baycan, "İşlem belgesi, firma tarafından sisteme yüklenmiş belgelerdir. Bu belgelerde eksiklik veya yanlışlık bulunan firmalar ilk oturumda elenir. İkinci oturumda kalan firmalar arasından ise en uygun teklifi veren firma ihaleyi kazanır. Komisyon üyesi olarak görevim tamamen bundan ibarettir. Savcılık, söz konusu ihalede usulsüzlük olduğunu ve ihaleye fesat karıştırıldığımı iddia etmiştir ve bu iddiasını teknik şartnamede belirli bir markanın ve modelin işaret edildiğini söyleyerek menetmiştir. Yani savcılığın iddiaları ihale öncesi sürece aittir. Bahsi geçen özel teknik şartname ise Temizlik İşleri Müdürlüğü’nce bu bilimin uzmanları tarafından hazırlanmış, bu belgeler hazırlandıktan sonra da resmi bir üst yazıyla destek ekimleri müdürlüğüne gönderilir. Bu konularda herhangi bir yetki ve sorumluluğum yoktur. 13 aydır tutukluyum. Silivri’de 2 kış gördüm. 20 kişi olması gereken koğuşlarda 65-70 kişi kaldığım günleri biliyorum. Yeterli sayıda yatak yok diye 6 ay kilit pencere dibinde beton üzerinde yattım, beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu. Duruşma, diğer sanıkların savunmalarının alınması için yarına ertelendi.