EĞİTİM - 14 Nisan 2026 Salı 17:01

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte"

A
A
A
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte"

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa’daki silahlı saldırı hakkında, "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir" dedi.


Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16 yaşındaki okulun eski öğrencisi olduğu belirlenen Ö.K. tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, okullarda şiddet olaylarının son bulmadığını ve giderek artmaya devam ettiğini kaydetti. Okullarda, güven ve huzurun bir an önce sağlanması gerektiğini belirten Geylan, okulların şiddet olaylarıyla anılmasının Türkiye’nin geleceğini doğrudan tehdit ettiğini dile getirdi.



"Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte"


Geçtiğimiz günlerde öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’in ardından şiddet olaylarının azalmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediğini belirten Geylan, "Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır. Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize ve öğrencilerimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu.



"Okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir"


Türkiye’deki okullara kamera sistemlerinin getirilmesini ve her okula kolluk desteği sağlanmasının önem arz ettiğini ifade eden Geylan, "Okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik" şeklinde konuştu.



"Okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır"


Bu tedbirlerin en başında şiddet konusunda yasal düzenlemelerin getirilmesi olduğunu vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü:



"Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir "Güvenlik Zirvesi" düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki, eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Şayet onları şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sultangazi’de sokak ortasında silahlı saldırı: 1 yaralı Sultangazi’de silahlı şahıslar, tartışma yaşadıkları genci sokakta takip edip ateş ederek kaçtı. Yaralanan genç, ambulansla hastaneye kaldırılırken, polis ekipleri konu ile ilgili çalışma başlattı. Olay, saat 16.30 sıralarında İstanbul Sultangazi 50. Yıl Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Tamer K. isimli genç ile şüpheliler arasında önceden yaşanan kiralık araba meselesi nedeniyle tartışma çıktı. Çıkan tartışma sonrasında şüpheliler, Tamer K.’yi telefonuna mesajlar atarak tehdit etti. Olayın ardından şahıslar, Tamer K.’yi sokakta takip ettikten sonra silahla yaralayıp olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan genç, sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri konu ile ilgili çalışma başlattı. "Çocuğum o anda beni aradı. ‘Baba beni vurdular’ dedi" Oğlunun yaşadığı silahlı saldırıyı anlatan Taner K., "Oğlum 5-6 ay önce araç kiralıyor. Mahallede çete şeklinde dolanan zorbalar var. Arabayı elinden almak istiyorlar. O da vermiyor. Çocuğuma karşı silahlı saldırı, tehdit etme, farklı numaralarla mesaj atma, hakaret, küfür var. Bununla ilgili binlerce kez şikayette bulunduk ama en sonunda çocuğumu bugün vurdular. Çocuğumu 15 gün sonra ameliyata alacaklar. Ayağında mermi kalmış. Olaydan önce yapanlar alındı ama bırakıldı. Kaç tane çocuğu burada darbettiler. Benim çocuğum tıraş olurken başkası mesaj atıyor. ‘Abin nerede?’ diye. Daha sonra benim çocuğu takip ediyorlar. Buradan çıkarken peşinden koşarak geliyorlar. Küfür edip arkadan ateş ediyorlar. Olay böyle gerçekleşiyor. Çocuğum o anda beni aradı. ‘Baba beni vurdular’ dedi. Şok olduk. Kendimizi dışarı attık. Polis geldi. Çocuğu hastaneye götürdük. Çocuğum şu anda da hastanede" dedi.
Zonguldak Zonguldak’ta balıkçılar limana demirledi, umutlar yeni sezona kaldı ZONGULDAK (İHA) – Yurt genelinde 15 Nisan’da başlayacak av yasağı nedeniyle balıkçılar teknelerini limanlara çekti. Zonguldak’ta da beklentilerin altında geçen sezonun ardından balıkçılar, yeni sezon öncesi bakım ve onarım çalışmalarına hız verdi. Alaplı ilçesindeki balıkçı limanına yanaşan teknelerde yoğunluk dikkat çekerken, balıkçılar 1 Eylül’de yeniden "vira bismillah" demek için hazırlıklara başlayacak. Alaplı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Adnan Duman, bu yıl balıkçıların genel olarak yeterli bir sezon geçirmediğini belirterek, "Sezona palamutla başladık ancak beklediğimiz avı gerçekleştiremedik. Suyun geç soğuması nedeniyle kış balıkçılığından da yeterince faydalanamadık" dedi. Midye avcılığı yapan teknelerin ise dönem dönem avlanabildiğini ifade eden Duman, "Onlar için ciddi bir kayıp söz konusu olmadı ancak genel anlamda bu sezon beklentilerin altında kaldı" diye konuştu. "Bu kadar kısır bir sezon görmedim" Balıkçılardan Tuncay Uludağ ise yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını belirterek, geride kalan sezonun son yılların en verimsiz dönemi olduğunu söyledi. Yaklaşık 30 yılı aşkın süredir balıkçılık yaptığını ifade eden Uludağ, "Meslek hayatım boyunca bu yıl ve 2025 sezonu kadar bereketsiz bir dönem yaşamadım. Türkiye’nin birçok bölgesinde balıkçılık yapılırken, bizim bölgemizde neredeyse hiç balık yoktu" dedi. Uludağ sezon boyunca palamut, lüfer ve çinakop avlayamadığını belirterek, "Bir tane palamut, bir tane lüfer, bir tane çinakop dahi tutamadım. Açıkçası çoğu zaman kayığımızı çözüp denize açılma ihtiyacı bile duymadık" diye konuştu. Diğer bölgelerde balıkçılığın daha hareketli geçtiğini internet ve videolar üzerinden takip ettiklerini belirten Uludağ, "Tekirdağ, Sinop, Trabzon, Giresun gibi yerlerde avcılık oldu ama bizim burada neredeyse hiç olmadı. ‘Siftah yapamadık’ desek yeridir. Her sezon olduğu gibi yine umutla hazırlanıyoruz. Teknelerimizin bakımını yaptık, ağlarımızı hazırlıyoruz. 2026 sezonunda özellikle palamutta yeniden bereket bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Kocaeli Kırsalda yangına ilk müdahale kadınlardan Kocaeli’e kırsal mahallelerde görev alan gönüllü itfaiyeciler, aldıkları eğitimlerle yangınlara ilk müdahaleyi sahada gerçekleştirecek. Afet anında hızlı aksiyon alabilmek için oluşturulan sistemle özellikle kadınların kırsalda aktif rol üstlenmesi sağlanırken, müdahale kapasitesinin de güçlendirilmesi hedefleniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde meydana gelebilecek yangınlara hızlı müdahale etmek ve vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak adına filosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, 2012 yılında başlatılan proje ile bugüne kadar 80 yangın söndürme tankeri dağıtıldı. Bugün düzenlenen törenle, 25 tankerin daha dağıtımı gerçekleştirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın da Kırsal Mahallelere Yangın Söndürme Tankeri Dağıtım Töreni’ne katıldı. "Yangınlara 6 dakikada müdahale" Başkan Büyükakın; belediye, valilik ve halk el ele verdiğinde zorlukların kolaya döndüğünü ifade ederek, "Normal şartlarda itfaiyenin 6 dakika içinde o yangına erişmesi gerekir. Biz bunu başarıyoruz. Ama böyle bir coğrafyada bunu sağlamak için sahanın tamamını çalışıp ona göre organize olmak gerekiyor. Biz 2012 yılında bu projeyi başlattık. Sahada 80 tankerimiz var. Bugün 25 noktaya daha bunları ulaştıracağız" diye konuştu. "Topyekün bir organizasyon şart" Başkan Büyükakın, afetlere hazırlık kadar sonrasına müdahale aşamasının da önemli olduğunu söyleyerek, Kocaeli’nin bu açıdan Türkiye’de örnek alındığının altını çizdi. Büyükakın, "Biz afet öncesi, anı ve sonrası ile ilgili tüm önlemleri alıyoruz. Ama bu topyekün çalışma gerektiriyor. İşin içinde halk olduğunda mücadele daha kolay hale geliyor. Bugün görüyoruz ki afetlerle mücadele açısından sivil yapının bu işin içinde olması da bambaşka bir güç demek. Biz bunu en son 6 Şubat depremlerinde gördük. Bu mücadele için koca bir teşkilat kurmak gerekiyor. Burada bir organizasyon aklı var ve bu, gerçekten şehrin her noktasına aynı sürede ilk müdahalenin yapılmasını kolaylaştırıyor. Şimdiye kadar inanılmaz işler yaptık. Ama öbür tarafta Hızır 41 Mutfağımız var. Afet işleri dairesi başkanlığımız ve AFAD ile koordinasyon halinde. Kentteki bütün arama kurtarma ekiplerini bir arada organize ediyoruz" şeklinde konuştu. "Biz yapıyoruz, onlar örnek alıyor" Geçen yıl yaşanan orman yangınlarına çok hızlı şekilde koordine olduklarını söyleyen Başkan Büyükakın, "Gerçekten güzel bir sistem kuruldu. Yine örnek bir sistem oldu. Zaten Kocaeli olarak öncülüğünü hep biz yapıyoruz. Diğerleri bakıyor ve beğeniyorlar. Ardından da yapıyorlar. Bundan gurur duyuyoruz. İnşallah başka yerlerde de bu çalışmaların örnekleri çoğalır. Bir teşekkür de gönüllülerimize. Bu işlerle ilgilenen gönüllüler olmadıktan sonra böyle bir sistem kuramazsınız. Bu, şehrimiz için bir şans. İsminizi sayamadığımız emeği geçen sayısız gönüllü var. Her birine yürekten teşekkürü borç biliyorum" ifadelerini kullandı. Törende köylüler, senaryo gereği hazırlanan tatbikatta alevlere hızlıca müdahale ederek yangını söndürdü ve tankerlerin nasıl çalıştığını gösterdi. Törenin sonunda tankerleri teslim alan muhtarlar ve köylüler, dualar eşliğinde mahallelerine doğru yola çıktı. Her bir tanker 3 ton su kapasiteli Yeni tankerlerin teslimi ile birlikte aktif olarak kullanılan 3 ton kapasiteli su tankeri sayısı 105’e ulaştı. Galvaniz kaplamalı, içme suyu taşımaya uygun çok fonksiyonlu yapıya sahip tankerlerin 10 bar basınçlı santrifüj pompa, 3 adet 20 metre yangın hortumu ve temel müdahale ekipmanları ile donatıldığı belirtildi. Gönüllü itfaiyecilik sistemiyle entegre biçimde yürütülen proje kapsamında mahalle sakinleri ve muhtarlar eğitildi ve profesyonel ekipler olay yerine ulaşana kadar ilk müdahalenin yapılabilmesi sağlandı. Bu sayede yangınların büyümeden kontrol altına alınması, can ve mal güvenliğinin artırılması ve kırsalda sürekli hazır güvenlik altyapısının oluşturulması amaçlandı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, gerçekleştirilen son dağıtımla birlikte bugüne kadar Başiskele’ye 7, Derince’ye 3, Dilovası’na 1, Gebze’ye 5, Gölcük’e 5, İzmit’e 15, Kandıra’ya 31, Karamürsel’e 8, Kartepe’ye 3 ve Körfez’e 2 adet tanker kazandırdı.