POLİTİKA - 16 Temmuz 2025 Çarşamba 20:36

Türkiye- BAE arasında 7 önemli anlaşma

A
A
A
Türkiye- BAE arasında 7 önemli anlaşma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan huzurunda, iki ülke arasında farklı alanlarda işbirliklerini kapsayan 7 anlaşma imzalandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile BAE Devlet Başkanı Al Nahyan’ın baş başa gerçekleştirdikleri görüşme ve Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey’in ilk toplantısının ardından iki ülke arasında gerçekleşen yedi anlaşmanın imza törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, imza töreninde yaptığı konuşmada, Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey’in ilk toplantısı vesilesiyle BAE Devlet Başkanı Al Nahyan ve heyetini Ankara’da misafir etmekten memnuniyet duyduğunu belirterek ziyaretin ve bugünkü istişarelerin hayırlara vesile olmasını temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2023 yılında Abu Dabi’ye yaptığım ziyarette değerli kardeşim Şeyh Muhammed bin Zayed ile temelini attığımız stratejik ortaklığımız hamdolsun hemen her alanda meyvelerini vermeye başladı. Ticaretten altyapıya, savunma sanayinden enerjiye, teknolojiden ulaştırmaya kadar her alanda ciddi mesafe kat ettik" ifadelerini kullandı.

Bugün gelinen aşamada Emirlikler’in, Türkiye’nin Orta Doğu’da en önde gelen ticaret ortağı haline geldiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha üç yıl öncesine kadar, ’ticaret hacminde 10 milyar dolara ulaşır mıyız?’ diye hesap yaparken bu yıl 20 milyar doları aşmayı temenni ettiklerini kaydetti. Erdoğan, "Orta vadeli hedefimiz olan 40 milyar dolara da her iki tarafın kararlı adımlarıyla ulaşacağımıza inanıyorum. Bu arka plan ışığında değerli kardeşimle az önce verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Sadece ikili meseleleri değil Gazze başta olmak üzere Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri olarak bölgesel meselelerde atabileceğimiz adımları etraflıca değerlendirdik" diye konuştu.

İmzalanan anlaşmalarla da ilişkilerini daha ileriye taşıyacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor, kıymetli kardeşime iş birliğimize yaptığı katkılar için bu vesileyle bir kez daha teşekkür ediyorum" dedi.

Bu kapsamda iki ülke arasındaki "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti Arasında Turizm ve Otelcilik Alanında Yatırım İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı"na Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve BAE Yatırım Bakanı Mohammed Hassan Al Suwaidi imza atarken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Birleşik Arap Emirlikleri Yatırım Bakanlığı Arasında İlaç Sektöründe Yatırım İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve BAE Yatırım Bakanı Mohammed Hassan Al Suwaidi tarafından imzalandı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti Arasında Sanayi ve İmalat Sektöründe Yatırım İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptını Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve BAE Yatırım Bakanı Mohammed Hassan Al Suwaidi imzaladı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti Arasında Gıda ve Tarım Alanlarında Yatırım İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı"nı Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve BAE Yatırım Bakanı Mohammed Hassan Al Suwaidi imzaladı.Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti Arasında Ortak Konsolosluk Komitesi Teşkili İçin Mutabakat Muhtırası’nı da Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz ve BAE Devlet Bakanı Khalifa Shaheen Al Marr imzaladı.

Kutup Bölgelerinde Araştırma Alanında İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve BAE Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Dr. Sultan bin Ahmed Al Jaber tarafından imza altına alınırken Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti Arasında Gizlilik Dereceli Bilgilerin Karşılıklı Korunmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nı da Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile BAE Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Mohammed Mubarak Al Mazrouei tarafından imza altına alındı.

Hülya Keklik



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Şehit yakınları ve gaziler sanatla buluştu Antalya’da şehit yakınları, gaziler ve gazi aileleri tarafından hazırlanan resim sergisi, düzenlenen törenle sanatseverlere kapılarını açtı. Program kapsamında sahne alan koro, seslendirdiği türkülerle izleyenlerin beğenisini topladı. Programın başlangıcında, şehit yakınları ve gazilerin el emeğiyle hazırladığı resim sergisi için tören düzenlendi. Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, İl Müdürü Galip Sökmen ve beraberindeki protokol üyeleri, dualar eşliğinde açılış kurdelesini keserek sergiyi ziyarete açtı. Kurdele kesiminin ardından protokol üyeleri ve davetliler, kahramanların ve emanetlerinin fırçasından çıkan eserleri tek tek inceleyerek bilgi aldı. Eserler büyük beğeni topladı Sergide özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk portreleri, Çanakkale savaşlarını simgeleyen çalışmalar ve Türk bayrağı temalı tablolar dikkat çekti. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergi, katılımcılardan tam not aldı. "Yaklaşık 3- 4 aylık kısa bir sürede bu kıymetli eserleri sizlerin beğenisine sunduk" Etkinlikte konuşan İl Müdürü Galip Sökmen, projenin Bakanlık talimatıyla hayata geçirildiğini belirterek "Sergimizin hazırlanma sürecinde şehit eşimiz Seher Demirkıran hocamızdan büyük destek aldık. Yaklaşık 3- 4 aylık kısa bir sürede bu kıymetli eserleri sizlerin beğenisine sunduk. Ayrıca Büyükşehir Belediyemizin katkılarıyla, Melek hocamızın yönetiminde kurumumuzda görev yapan mesai arkadaşlarımızdan oluşan bir koro kurduk" İfadelerini kullandı. Sergi açılışının ardından sahne alan Ay Yıldız Türk Halk Müziği Korosu, salonu dolduranlara unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu. Şef Melek Yıldız yönetimindeki koro, Anadolu’nun dört bir yanından derlenen türküleri seslendirdi. İzleyicilerin büyük beğenisini kazanan konser, alkışlarla sona erdi. Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinesinde Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda düzenlenen programa; Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen, protokol üyeleri, şehit yakınları, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Gaziantep Filmlerden esinlenen genç, ata mesleği olan kılıç ustalığını sürdürüyor Gaziantep’te yaşayan kılıç ustası Mustafa Yaşar, üçüncü kuşak olarak sürdürdüğü aile mesleğini büyük bir tutkuyla yaşatıyor. Dedelerinden miras kalan el sanatını modern dokunuşlarla geliştiren Yaşar, kılıç yapımını sadece bir meslek değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak görüyor. Tarih ve sanata olan ilgisini mesleğine dönüştüren kılıç ustası Yaşar, Osmanlı dönemine ait kılıçları geleneksel yöntemlerle üreterek hem yurt içinde hem de yurt dışında müşterilerin ilgisini çekiyor. Küçük yaşlardan itibaren sanatın içinde büyüdüğünü belirten usta Yaşar, meslek seçiminde özellikle Türk dizileri ve Osmanlı temalı yapımların büyük etkisi olduğunu söyledi. Dizi ve filmlerin hem üretim sürecine ilham verdiğini hem de satışlarda önemli rol oynadığını ifade eden Yaşar, müşterilerinin büyük bölümünü sanata değer veren koleksiyoncuların oluşturduğunu dile getirdi. Mesleğin babadan oğula aktarıldığını vurgulayan usta, şu anda üçüncü kuşak olarak bu işi sürdürdüklerini belirtti. "Aile olarak tarih ve sanata her zaman büyük önem veren bir yapımız vardı" Mesleğe nasıl başladığını anlatan usta Yaşar, "Aile olarak tarih ve sanata her zaman büyük önem veren bir yapımız vardı. Küçüklüğümüzden itibaren sanatın içinde büyüdük. Bu noktada dizi ve filmler de meslek seçimimizde önemli bir rol oynadı. Özellikle günümüz Türk dizileri ve Osmanlı temalı yapımlar, bu alana yönelmemizde oldukça etkili oldu. Açıkçası, işimizi seçerken dizi ve filmlerin %80-90 oranında etkili olduğunu söylersek abartmış olmayız. Bu etki yalnızca bizimle sınırlı değil. Dizi ve filmlere ilgi duyan, sanata değer veren koleksiyonerler de genellikle müşterilerimizi oluşturuyor. Üstelik sadece Türkiye’den değil; Avrupa ve Orta Doğu’dan da birçok kişi, bu yapımlardan etkilenerek ürünlerimize ilgi gösteriyor. Bu durum bizi ayrıca memnun ediyor. Mesleğimiz babadan oğula geçen bir gelenek. Daha önce babam bu işi yapıyordu, şu anda ise birlikte çalışıyoruz. Üçüncü kuşak olarak bu mesleği sürdürüyoruz ve bizden sonraki nesillere de aktarmayı hedefliyoruz" dedi. "Osmanlı ustaları tarafından kullanılan bir yöntemi uyguluyoruz" Kılıç yapımını anlatan usta Yaşar, "Kılıç, bizim için sadece bir ürün değil; tarih ve sanatın bir birleşimidir. Çünkü geçmişini bilmeyen, geleceğini de doğru inşa edemez. Ürettiğimiz kılıçlar Osmanlı dönemine ait modellerden ilham aldığı için bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Günümüzde bu ürünler makinelerle üretilebiliyor. Ancak biz, Osmanlı dönemine ait geleneksel teknikleri kullanmaya özen gösteriyoruz. Özellikle "asit indirme" olarak bilinen ve geçmişte Osmanlı ustaları tarafından kullanılan bir yöntemi uyguluyoruz. Bildiğimiz kadarıyla bu tekniği günümüzde Türkiye’de uygulayan tek firmayız. Üretim sürecinde modern makineleri mümkün olduğunca kullanmamaya, el işçiliğini ön planda tutmaya çalışıyoruz. Bu da hem bizi motive ediyor hem de ürünlerimizi daha değerli kılıyor. Ürünlerimiz tamamen el işçiliğiyle üretildiği için günde yalnızca bir adet kılıç ortaya çıkıyor. Sabah başlayan işlem süreci, akşam saatlerinde montajın tamamlanmasıyla sonuçlanıyor. Bu nedenle ürünlerimiz koleksiyon değeri taşıyor" şeklinde konuştu. "En çok tercih edilen ürünler ise Zülfikar ve Fatih Sultan Mehmet Han kılıçlarıdır" En çok tercih edilen kılıç çeşidinin Fatih Sultan Mehmet Han’ın kılıcı olduğunu söyleyen usta Yaşar, "Şu anda toplam 6 farklı modelimiz bulunuyor. Bunların tamamı Osmanlı döneminden esinlenen modellerdir. Zülfikar, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kılıcı, tören kılıçları, Türk palası ve Yavuz Sultan Selim’e ait modeller bunlar arasında yer alıyor. En çok tercih edilen ürünler ise Zülfikar ve Fatih Sultan Mehmet Han kılıçlarıdır. Fiyatlandırma ise tamamen kişiye özel çalışıldığı için sabit değildir. Müşterinin taleplerine göre değişmekle birlikte, ürünlerimizin fiyatı ortalama 5 bin ile 10 bin TL arasında değişmektedir. Satışlarımızın önemli bir kısmı yurt dışına yöneliktir. Özellikle son dönemde Orta Doğu ve Avrupa ülkelerinden yoğun talep görüyoruz. İhracat belgelerimizi de almış bulunuyoruz. Yurt dışına satışlarımız arttıkça bu durum bizi daha da mutlu ediyor" diye konuştu.
Diyarbakır Diyarbakır’dan dünyaya çağrı: ’’Sessizlik değil, sorumluluk zamanı’’ Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, Ortadoğu’da yaşanan saldırıların, bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini söyledi. DİSİDER Başkanı Akbaş, son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ortadoğu’da yaşanan saldırıların bölge halkının güvenliğini ve barışını doğrudan tehdit ettiğini belirten Akbaş, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuka aykırı davranarak askeri müdahaleleri, sorunun çözümüne değil, çatışmaların derinleşmesine hizmet ettiğini kaydetti. Akbaş, ‘’Bu süreç yalnızca bölgeyi değil, tüm komşu ülkeleri ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz etkilemekte; küresel ölçekte derin ekonomik izler bırakmaktadır. Başta küresel iş dünyası olmak üzere tüm ekonomik aktörleri, bu saldırılara karşı daha güçlü bir duruş sergilemeye ve barışın tesisi için sorumluluk almaya davet ediyoruz. Çünkü savaşın uzaması, sadece bir ülkeyi değil, tüm insanlığı tehdit eden bir hal alacaktır. Diyarbakır özelinde değerlendirdiğimizde İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan bu savaşın uzaması halinde, etkileri sadece bölgesel değil, doğrudan ilimizi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini kapsayan çok boyutlu sonuçlar doğuracaktır. Ekonomik açıdan baktığımızda bölgede faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir kısmı maliyet artışlarına karşı kırılgan durumdadır. Böyle bir senaryoda işletmelerin yaklaşık yüzde 60’ı ciddi maliyet baskısı yaşayabilir, yüzde 30’a yakını yatırımlarını ertelemek zorunda kalacaktır. Bölgemiz, sınır ticareti ve lojistik açısından stratejik bir konumdadır. Kara taşımacılığına dayalı ticaret yapımız, sınır kapılarında yaşanabilecek aksama ve güvenlik riskleri nedeniyle ciddi şekilde etkilenebilir. Bu durum özellikle demir-çelik, kimya-inşaat malzemeleri gıda ve tarım ürünleri gibi sektörlerde rekabet gücünü zayıflatacaktır. Ticaret yollarının daralması, ihracatın düşmesi ve ithalat maliyetlerinin artması kaçınılmazdır. İhracatımızın yaklaşık yüzde 50’sinin Ortadoğu pazarına yapılması nedeniyle, Diyarbakır ihracatında yüzde 15-30 oranında daralma riski söz konusudur. Bu durum doğrudan üreticimizi ve sanayicimizi etkileyecektir. Enerji fiyatlarındaki artış da bu sürecin en kritik başlıklarından biridir. Ülkemizin enerji ithalatına bağımlılığı dikkate alındığında, petrol fiyatlarındaki yükseliş üretim maliyetlerine doğrudan yansımakta bu da Diyarbakır’daki üreticilerimizin ve KOBİ’lerimizin karlılığını olumsuz etkilemektedir. Yatırım ortamı açısından ise belirsizlik en büyük risk unsurudur. Belirsizliğin artması yatırımların ertelenmesine, istihdamın yavaşlamasına, ekonomik büyümenin zayıflamasına neden olmaktadır. Ayrıca sınır güvenliği ve olası göç hareketleri de ekonomik dengeler üzerinde baskı oluşturabilir. Ani nüfus artışı kira, gıda ve kamu hizmetlerinde maliyetleri artırarak toplumsal dengeyi zorlayabilir. Bununla birlikte, Diyarbakır güçlü bir ticaret geleneğine ve dayanışma kültürüne sahiptir. Doğru politikalar ve yerel desteklerle bu tür krizlerin etkisi azaltılabilir. Bu kritik süreçte, hükümetimizin güçlü ve kararlı yönetimi ile Türkiye’nin ateş çemberinin dışında kalması için ortaya koyduğu çaba, bizler için önemli bir güven kaynağıdır. DİSİDER olarak sahadan elde ettiğimiz veriler, Diyarbakır ekonomisinin üretim gücüne sahip olduğunu ancak Ortadoğu pazarına yüksek derecede bağımlı bir yapıda bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle tek pazara bağımlılığın azaltılması, alternatif ihracat pazarlarının geliştirilmesi, yerel üretimin daha yüksek katma değerli hale getirilmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Bizler krizleri yalnızca bir risk olarak değil, aynı zamanda bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için doğru strateji ve güçlü bir koordinasyon şarttır. Bu bağlamda yüzyıllardır iki ülke arasında süregelen dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk ilişkileri esasına dayanan İran halkının acısını, acımız olarak görüyoruz. En büyük temennimiz bu anlamsız savaşın bir an önce sona ermesi, akan kanın durması, barışın hakim olması ve ekonomik istikrarın korunmasıdır. Çünkü savaş insanı küçültür, barış insanı büyütür’’ dedi.