SAĞLIK - 10 Ocak 2026 Cumartesi 10:22

Uzmanından uyarı: "Her unutkanlık demans değildir"

A
A
A
Uzmanından uyarı: "Her unutkanlık demans değildir"

Demansın ‘40 yaşına düştüğü’ yönündeki söylemlerin klinikte sıkça dile getirildiğini ancak 40-55 yaş aralığında unutkanlık şikayetiyle başvuran hastaların büyük çoğunluğunda demans saptanmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, bu yakınmaların en sık depresyon ve anksiyete ile post-COVID benzeri tablolardan kaynaklandığını vurguladı.


Toplumda ‘gençlerde unutkanlık arttı’ algısının büyük ölçüde demans dışı nedenlerle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların artmasından ve tanı yöntemlerine daha erken ve kolay erişilmesinden kaynaklandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, manyetik rezonans görüntüleme olanaklarının yaygınlaşması, bilişsel tarama testlerinin artması ve hekim ile toplum farkındalığının yükselmesiyle birlikte daha fazla vakanın tanı aldığını, bunun da ‘demans genç yaşlara indi’ algısını güçlendirdiğini söyledi.


"Unutkanlığın seyri önemli"


Genç başlangıçlı demansın 45-64 yaş aralığında görüldüğünü, 45 yaş altının ise ‘çok genç başlangıçlı’ olarak ayrıca değerlendirildiğini belirten Önal yaşlılığın tanımının değişmesi ile demansın artık sadece Alzheimer hastalığı ile birlikte görülen bir belirti olmadığını vurguladı. Önal, "1970’lerde 60 yaş ‘yaşlı’ kabul edilirken, bugün 65 yaş yaşlılığın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Genç başlangıçlı demans nadirdir. Sistematik derlemeler, 30-64 yaş için prevalansı yaşla birlikte hızla arttığını ancak genç yaşlarda oldukça düşük seyrettiğini göstermektedir. Bu nedenle değerlendirmede işlev kaybı, unutkanlığın seyri ve objektif test bulguları esas alınmalıdır. Depresyon veya anksiyete ile demansı ayırt etmek çoğunlukla ek tetkiklere gerek kalmadan muayene ile mümkündür. Yakınmalar dalgalı seyrediyor, gün gün değişiyor ve stresle artıyorsa; motivasyon, enerji, uyku belirgin şekilde bozulmuşsa ve hasta yakınları ‘isteksiz/dağınık’ olduğunu ifade ediyorsa depresyon ve/veya anksiyete düşünülmelidir. Buna karşın sinsi başlangıçlı, aylar ya da yıllar içinde yavaş ama belirgin ilerleyen bir tablo; yeni bilgileri öğrenmede belirgin güçlük, aynı soruların tekrarı ve günlük yaşam işlevlerinde kayıp nörodejeneratif bir süreci akla getirmelidir. Genç yaşta ‘psödo demans’ sanılan tablo depresyon olabileceği gibi tam tersi şekilde depresyon ya da kişilik değişimi olarak etiketlenen bir demans tablosu da gözden kaçabilir. Bu nedenle hasta yakını gözlemleri, nöropsikolojik testler ve beyin MR ile değerlendirme önemlidir" değerlendirmesinde bulundu.


"Deli dana hastalığı da olabilir"


Unutkanlık şikayeti olan genç bir hastada iş veya okul performansında belirgin düşüş, günlük yaşam işlevlerinde kayıp; nesne adlandıramama, anlam kaybı ve akıcılık bozukluğu gibi dil sorunları; tanıdık yerleri bulamama gibi yönelim bozuklukları ya da dürtüsellik, sosyal uygunsuzluk ve empati kaybı gibi kişilik ve davranış değişiklikleri varsa demans olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Önal, şu ifadeleri kullandı:


"Buna ek olarak yeni başlayan fokal güçsüzlük, denge bozukluğu, epileptik nöbet, hızlı progresyon gibi nörolojik bulguların eşlik ettiği ve haftalar-aylar içinde hızla kötüleşen tablolar deli dana hastalığını akla getirmelidir. Ailede özellikle 60 yaş altında demans öyküsü varsa bu durum ayrıca dikkatle incelenmelidir. Şikayetlerin 4-6 haftayı aşması ve ilerleyici bilişsel bozulma ile işlev kaybının eşlik etmesi halinde acil ve ayrıntılı nörolojik değerlendirme gereklidir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Ankaralı ebru sanatçısı geleneksel baskı sanatını yerinde öğrenmek için Tokat’a geldi Ankara’da yaşayan ebru sanatçısı Kültür Yolu Festivali’nde etkilendiği geleneksel Tokat baskı sanatını öğrenmek için Tokat Belediyesi BELMEK kurslarına katılarak kültürel mirası yerinde inceliyor. Ankara’da ikamet eden ve 30 yılı aşkın süredir ebru sanatıyla ilgilenen emekli Turizm Bakanlığı personeli Adalet Özdürük, Tokat Belediyesi tarafından açılan BELMEK kurslarında geleneksel Tokat baskı sanatını öğrenmek üzere Tokat’a geldi. Kültür Yolu Festivali ilham oldu Sanatçı Adalet Özdürük, Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali’nde izlediği Tokatlı baskı sanatçısının kendisinde büyük bir ilgi uyandırdığını belirterek, bu sanatı yerinde öğrenme kararı aldığını ifade etti. Özdürük, "Otuz yıldan beri ebru sanatıyla ilgileniyorum. Kültür Yolu Festivali’nde izlediğim baskı sanatı beni çok etkiledi. Bu sanatı gerçekten öğrenmem gerektiğini düşündüm ve Tokat’a gelmeye karar verdim" dedi. Tokat baskı sanatını yerinde öğreniyor Tokat’ın köklü el sanatları mirasının önemli unsurlarından biri olan Tokat baskı sanatıyla BELMEK kurslarında tanıştığını dile getiren sanatçı, "Tokat’ta çok güzel karşılandık. Tokat Belediyesi BELMEK kurs merkezinde kalıpları, boyaları ve teknikleri öğreniyoruz. Bu sanat gerçekten çok hoşuma gitti ve devam etmeyi düşünüyorum" diye konuştu. Öğrendiklerini Ankara’ya taşıyacak Tokat’ta edindiği bilgi ve tecrübeleri Ankara’da da uygulamayı planladığını belirten Özdürük, BELMEK kurslarının özellikle kadınlar için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Özdürük, "Özellikle ev hanımları için bu kurslar çok büyük bir imkân. Hem üretmek hem de kültürel bir değeri yaşatmak açısından çok kıymetli. Bu imkânları bizlere sunan Tokat Belediye Başkanımız Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’na teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BELMEK kursları kültürel mirası yaşatıyor Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun öncülüğünde hayata geçirilen BELMEK kursları, geleneksel el sanatlarını yaşatmanın yanı sıra kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımına da katkı sağlıyor. Kurslar, Tokat baskı sanatı başta olmak üzere kentin kültürel değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasına imkân sunuyor.
Ankara Başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan Tunahan’ın avukatı: "Mansur Yavaş geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı" Ankara’da başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan Tunahan Yılmaz’ın avukatı Aslıhan Ergün Ercan, "Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı. İdareye başvurduğum zaman, Ankara Büyükşehir Belediyesi benimle görüşmedi. Ben defalarca haber gönderdim yine ilgilenmedi. Aileyi ziyaret etmedi, bir derdiniz var mı, herhangi bir sıkıntınız var mı demedi" dedi. Ankara’da 7 Aralık 2023’te Keçiören Kafkaslar Mahallesi’nde okula giderken sahipsiz köpeklerin saldırısına uğrayan ve ağır yaralanan Tunahan Yılmaz davasında yeni bir gelişme yaşandı. Ankara 8. İdare Mahkemesi, Tunahan’ın ailesinin açtığı manevi tazminat davasında Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Keçiören Belediyesi’nin toplam 5 milyon lira manevi tazminat ödemesine hükmetti. Mahkeme kararında, Tunahan’ın okula giderken saldırıya uğradığı an hatırlatıldı ve olayın hizmet kusuru oluşturduğu değerlendirilerek, ilgili kurumların görevlerini yerine getirmediği belirtildi. Bu nedenle tazminatın söz konusu kurumlarca ödenmesine karar verildi. Tunahan’ın yaşadığı fiziksel ve psikolojik travmanın ağır olması, uzun süren tedavi süreci ve yaşanan sancıların kararın temelini oluşturduğu kaydedildi. Mahkeme, tazminatın ’manevi acıyı hafifletme amaçlı’ olduğunu belirtti. Tunahan’ın avukatı Aslıhan Ergün Ercan, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) verdiği özel röportajda, mahkeme kararının benzer davalar açısından önemli bir emsal teşkil etmesi gerektiğini belirtti. "Sokaktaki tüm köpekleri toplamak zorundalar" Tunahan Yılmaz’ın başıboş köpekler tarafından saldırıya uğradığını ve bu olayın ne ilk ne de son olacağını belirten Ercan, "Tunahan evladımızın manevi tazminat davası sonuçlandı. Maddi tazminat davası devam ediyor. Manevi tazminat davasında çektiği acı, ızdırap için mahkeme 5 milyon lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Aynı zamanda gerekçeli kararda idarelerin sorumluluğunu kusursuz olsalar dahi sorumlulukların devam ettiğini belirtti. Çünkü olay, eski 5199 sayılı yasanın güncel olduğu dönemlerde gerçekleşti. O dönemde olmasına rağmen idarenin kusurunu kabul etti ve müştereken ilçe belediyesi ve valiliği sorumlu tuttu. Aynı zamanda manevi tazminatın Tunahan’ın acıları için yeterli olmadığını mahkeme de bir nebze olsun beyan etmiş oldu. ’Biz bu kararı acısı için değil, aslında aynı zamanda idarelere bir uyarı vermek için veriyoruz’ dedi. Bu bugüne kadar görülmüş araştırmalarımıza göre emsal niyetinde rekor bir tazminat. Çünkü bundan sonra biz kısırlaştırdık sokağa saldık gibi bir artık kurtulma yolları yok. Sokaktaki tüm köpekleri toplamak zorundalar, hepsini muhafaza etmek zorundalar. Okula giderken korkan çocuklar, vatandaşlar, camiye giden vatandaşlar, giderken yolunu değiştirmek zorunda olan insanlar, korkudan dolayı kaçıp yaralanan insanlar, hiçbir şey olmasa bile sadece korkmaları bile tazminat davaları açmaları için yeterli. Vatandaşlarımızın hizmet kusuru nedeniyle idarelere dava açmasını tavsiye ediyorum. Bununla ilgili emsal kararımız çıktı. Artık daha rahat yapabilirler" diye konuştu. "Mansur Yavaş, geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı" Tunahan’ın ağır yaralanması üzerine ne büyükşehir belediyesinden ne de ilçe belediyesinden herhangi bir ziyaret yapılmadığını ve bu durumun da Tunahan’ın ailesini bir hayli düşündürdüğünü açıklayan Ercan, "Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçmiş olsun bile ziyareti yapmadı. İdareye başvurduğum zaman, Ankara Büyükşehir Belediyesi benimle görüşmedi. Ben defalarca haber gönderdim yine ilgilenmedi. Aileyi ziyaret etmedi, bir derdiniz var mı, herhangi bir sıkıntınız var mı demedi. Herhangi bir sıkıntı varsa giderelim denmedi. Bunu hiç umursamadılar. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya çok ciddi ilgilendi, onu ayrıca belirteyim. Merkezi yönetim ilgilendi diyebilirim. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tunahan’ın yaralandığı sene, yaklaşık 200 milyon lira başıboş köpekler için bütçe ayırmış. 5 bin ayrı noktada beslenme noktası yaptırmış. 200 milyonun karşılığında Tunahan acıları için 5 milyon aldı. Bu kalemler çok farklı yerlerde kullanılabilir. Köpekler kutsal varlıklar değil. Biz hayvanları seviyoruz. Türk halkı olarak merhametimiz çoktur, hepsini seviyoruz. Köpeğin de bir kutsallığı yok. Zarar verdiği noktada fare de öyle, yılan da öyle. Ne zarar veriyorsa bertaraf edersin, kontrolü de elinde tutarsın, faydalanacaksan faydalanırsın. 9 yaşındaki bir çocuk her türlü güvenlik önlemi altında, güvenli bir sokakta okuluna gidebilmek zorunda. Türkiye bu halde olmak zorunda. Bizim mücadelemiz de bunun için. Bugün başıboş köpek, yarın başka bir şey. Yine de mücadele edeceğiz. Ülke bizim, çocuklar bizim" şeklinde konuştu.