SAĞLIK - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 10:29

Uzmanından uyarı: "Varis sadece estetik değil, yaşam kalitesini de etkileyen bir sorun"

A
A
A
Uzmanından uyarı: "Varis sadece estetik değil, yaşam kalitesini de etkileyen bir sorun"

Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, bacaklarda cilt altında belirginleşen mavi, mor ve yeşil renkli damar görüntüleriyle ortaya çıkan varisin, yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.


Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, varisin bacaklardaki yüzeyel toplardamarların genişleyip belirgin hale gelmesiyle oluştuğunu belirterek, "Varis, toplardamar kapakçıklarının bozulmasına bağlı gelişen venöz yetmezlik sonucunda ortaya çıkar. Cilt altında yeşil, mavi veya mor renkli damarlar şeklinde görülebilir" diye konuştu.



"Her hastada farklı belirtiler gösterebiliyor"


Varis hastalarının büyük bölümünde ağrı ve şişlik şikayetlerinin görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Gelişen, "Hastalarda bacak ağrısı, ödem, geceleri huzursuzluk hissi ve kramp gibi yakınmalar olabilir. Ancak varis her hastada aynı şekilde seyretmez. Çok az görünür varisi olup şiddetli ağrı yaşayan hastalar olduğu gibi ileri düzey varisleri olmasına rağmen hiç ağrı hissetmeyen hastalar da vardır" ifadelerini kullandı.



"İleri düzey varislerde cerrahi yöntem uygulanabiliyor"


Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın derecesine göre belirlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Gelişen, "Cerrahi stripping ameliyatını genellikle çok ileri düzey varisi olan ve toplardamar çapı yaklaşık 8.5-9 milimetrenin üzerinde bulunan hastalarda tercih ediyoruz" dedi.


Gelişen, radyofrekans ablasyon ve damar yapıştırma yöntemlerinde belirli damar çaplarının üzerinde başarı oranının düşebildiğini belirterek, "Bu nedenle ileri genişlemiş damar yapılarında klasik cerrahi yöntemler daha uygun olabilmektedir" açıklamasında bulundu.



"Lazer yöntemi daha az tercih ediliyor"


Lazerle yapılan varis tedavilerinin günümüzde daha sınırlı kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Lazer yöntemlerinde uzun dönemde tekrarlama ihtimali daha yüksek olabildiği için artık daha az tercih edilmektedir" dedi.



Cerrahi işlem nasıl uygulanıyor?


Stripping ameliyatına ilişkin bilgi veren Gelişen, "Kasık bölgesinden ve ayak bileği hizasından yapılan küçük kesilerle yetmezlik bulunan toplardamar bağlanır ve özel bir tel yardımıyla damar çıkarılır" diye konuştu.


Cerrahi yöntemin daha travmatik bir işlem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Gelişen, iyileşme sürecinin diğer yöntemlere göre daha uzun sürebildiğini ifade etti.



"Köpük tedavisi küçük damarlar için uygulanıyor"


Skleroterapi olarak bilinen köpük tedavisinin daha küçük çaplı damarlar için kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Bu yöntemde damar içine özel bir ilaç verilerek damar kapatılır. Özellikle estetik açıdan kesi ve dikiş izi oluşmaması nedeniyle tercih edilebilmektedir" dedi.


Skleroterapi sonrasında hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gelişen, "İşlem sonrasında hastalar normal hayatlarına hemen dönebilir. Ancak damar çapına göre birkaç gün bandaj kullanılması gerektiği için bu süreçte banyo önerilmez" ifadelerini kullandı.



Yürüyüş ve yüzme önerisi


Varis oluşumunun ilerlememesi için yaşam tarzının önem taşıdığını vurgulayan Gelişen, "Varis hastalarına düzenli yürüyüş ve yüzme öneriyoruz. Hareketli yaşam toplardamar dolaşımını desteklediği için şikayetlerin ilerlemesini azaltabilir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Elektrik kesintisi Mamak esnafını durduramadı Ankara’da Dikimevi-Natoyolu (Mamak) Metro Hattı’nda devam eden inşaat, elektrik kesintisine sebep oldu. Elektrik kesintisi esnafı durduramadı. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından yapılan Dikimevi-Natoyolu (Mamak) Metro Hattı’nda devam eden inşaat, sabahın erken saatlerinde elektrik kesintisine sebep oldu. Yapımına 13 Haziran 2025’te başlanan metronun 2028 yılında bitmesi beklenirken daha önce yapım aşamasında yaşanan aksaklıklar Mamak’ta yaşayanlardan tepki toplamıştı. Çalışmaların yavaş ilerlemesi ve çevre kirliliğinden yaklaşık 1 yıldır rahatsız olan bölge halkı, bu sefer de metro inşaatı sebebiyle elektriksiz kaldı. İlçenin genelinde etkili olan kesinti Mamak esnafını durduramadı. Esnaf, elektrik kesintisine rağmen faaliyetlerini devam ettirdi. Mahalle berberi Emin Durmuş, dükkanında elektrik kesilmesi sebebiyle ekipmanlarını dışarıya taşıyarak çalışmaya devam etti. "Elektrik kesintisi bizi durdurmadı" Mamak’ta 26 yıldır esnaflık yapan berber Emin Durmuş, sabahın erken saatlerinden itibaren giden elektrikten dolayı çözümü ekipmanları dışarı çıkarmakta bulduğunu söyledi. Mamak Metrosu’nun yapılmasıyla beraber daha iyi hizmet vereceklerini söyleyen Durmuş, "Bu tip kesintiler olabilir. Bu bizi durdurmuyor. Gördüğünüz gibi sıkıntı yok. Ama ileride semtimiz çok daha iyi olacak. Elektrik kesintisi bizi durdurmadı. Bu tip elektrik kesintileri ve su kesintileri yaşıyoruz. Fakat gelişmekte olan Mamak semtimiz için katlanıyoruz" açıklamalarında bulundu.
Muğla Başkan Aras’tan Anneler Günü mesajı Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 10 Mayıs Anneler Günü sebebiyle bir mesaj yayımladı. Başkan Aras mesajında şu ifadelere yer verdi, "Hayata geldiğimiz ilk andan itibaren dünyayla kurduğumuz ilk bağ, ilk güven halkası ve ilk temas annelerimizle başlıyor. Anne olmak sonsuz bir sabır ve bitip tükenmek bilmeyen bir emek ile yaşamak demek. Anne olmak hayatı hem kendisi hem de çocukları için var edebilmek demek. Anneler Günü bizim için sadece yaptıklarına teşekkür ettiğimiz bir gün değildir ve olmamalıdır. Annelerin hayatımıza kattığı değeri, kadın emeğinin toplumdaki yerini ve yaşamı ayakta tutan görünmez sorumlulukları hatırlama günüdür. Bugün milyonlarca kadın; çocuk büyütürken, çalışırken ve bir evi ayakta tutmaya çabalarken hayatın pek çok zorluğuyla aynı anda mücadele ediyor. Hayatın yükü büyüdükçe kadınların omuzlarındaki sorumluluk da artıyor. Buna rağmen kadınlar üretmeye, yaşamı yeniden kurmaya ve dayanışmayı büyütmeye devam ediyor. Kadınları yalnızca annelik emeğinin fedakârlıklarıyla tanımlayan bir anlayışla eşit bir gelecek kurulamaz. Kadınların sosyal yaşamda, çalışma hayatında, kent yönetimlerinde ve karar alma mekanizmalarında güçlü ve eşit biçimde yer aldığı ayrımcılık aleyhinde bir düzen kurmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz de bu anlayışla; kadınların eşit, özgür ve ayrımcılığa maruz bırakılmadığı bir yaşam kurabilmesi için kültürel, ekonomik ve sosyal alanlarda eşitliği güçlendirecek çalışmalar yürütüyoruz. Kadınların hayatın her alanında daha güçlü, eşit ve etkin biçimde yer alabilmesi için kadınlarla birlikte politika üretiyor, birlikte uyguluyoruz. Çünkü biliyoruz ki kadınların güçlendiği kentler, geleceği bambaşka bir eşitlikle var etmenin yolunu inşa ederek umudu yeniden oluşturuyorlar. Bu duygu ve düşüncelerle anne olan, olamayan, bekleyen, yitiren ama yüreğinde hep annelik duygusunu hisseden tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor; başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kıymetli annesi Zübeyde Hanım ve şehit anneleri olmak üzere ebediyete uğurladığımız tüm anneleri rahmet ve minnetle anıyorum"
Samsun Tehlike oluşturan ve suç yuvasına dönen metruk binalar yıkılıyor Samsun’un İlkadım Belediyesi, kentte tehlike oluşturan, suç yuvasına dönüşen ve yıkılma riski taşıyan metruk binaların yıkımına devam ediyor. Bu dönemde 100’e yakın metruk bina yıkılırken, sırada yıkılması planlanan 40 bina daha bulunuyor. İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, kentte bulunan bazı metruk binaların hem sosyal hem de fiziksel açıdan tehlike oluşturduğunun altını çizdi. Metruk binaların kendiliğinden yıkılarak çevredeki bina ve insanlara zarar verebileceği gibi, terk edilmiş olmaları nedeniyle başka şahıslar tarafından kötü amaçlarla da kullanılabildiğine dikkat çeken Başkan Kurnaz, yıkımı yapılan binaların sahiplerinin herhangi bir hak kaybına uğramadığının da altını çizdi. "100 metruk bina yıktık, sırada 40 bina var" Şimdiye kadar 100 metruk binanın yıkımını gerçekleştirdiklerinin altını çizen Başkan İhsan Kurnaz, "Metruk binalar hem güvenlik açısından önemli hem de çeşitli suçların işlendiği yerler. Emniyet Müdürlüğünün de talebiyle metruk binaların tespitini komisyonumuz tarafından yaparak, encümen kararı ile ortadan kaldırıyoruz. Metruk bina sahibi olan vatandaşlar bize yardımcı olursa temizlenmesi daha çabuk olacak. Çünkü terk edilmiş, başkalarının mekanı olmuş, suç yuvası haline gelmiş binalar, güvenlik açısından çeşitli suçların işlendiği yerler. Bugüne kadar 100’e yakın metruk bina yıktık. Hızlı bir şekilde yıkmaya devam ediyoruz. Hem şehrin güvenliğine katkıda bulunuyoruz hem de çevre kirliliğini önlemek, kötü görüntüyü ortadan kaldırmak ve binanın plansız şekilde yıkılarak zarar oluşturmaması için bu binaları hızlı bir şekilde temizlemeye devam edeceğiz. Encümenden yıkım kararı aldığımız yaklaşık 40’a yakın metruk bina daha var. Bunları da hızlı bir şekilde temizleyerek şehrimize katkıda bulunacağız" dedi. "Yıkılan binaların sahiplerinin hakları zayi olmuyor" Yıktıkları binaları kayıt altına aldıklarını ve hak sahiplerinin herhangi bir kaybının olmadığını da belirten Kurnaz, ayrıca şunları söyledi: "Metruk binalar yıkıldığında bina sahipleri o arsadaki haklarını kaybetmiyor. Kentsel dönüşümle ilgili olarak bunlar tutanak altına alınıyor. Burada bir bina olduğu, kaç katlı olduğu ve alanının ne olduğu tespit edildikten sonra yıkılıyor. Bu binaları tehlike oluşturduğu için yıkma kararı aldığımızdan vatandaşlarımızın hakları zayi olmuyor. Neticede vatandaşımızın yıkılmadan önce burada bağımsız bir bölümü vardı. Yıkıldıktan sonra belgeleri ile de desteklendiği için yine diğer vatandaşlar gibi kentsel dönüşümden haklarını elde edecekler." Belediyeye bağlı yıkım ekipleri son olarak İlyasköy Mahallesi’nde bulunan bir metruk binanın yıkımını gerçekleştirdi.
Ankara ’Balın kraliçeleri’ bin 200 endemik bitkinin ortasında yetiştiriliyor: 350 kolonilik mesai Ankara’da bin 200 endemik bitkinin ortasında kraliçe ana arı yetiştiren genç arıcı, 350 koloni ile mesaisini sürdürüyor. Mamak ilçesine bağlı Kıbrıs Köyü Kanyonu’nda 3 kuşaktır arıcılıkla uğraşan Resul Gürleyik, dedelerinden miras kalan mesleği ticari boyuta taşıyarak Ankara balını tüm Türkiye’ye ulaştırıyor. Bin 200 çeşit endemik bitki türünün bulunduğu kanyonun ortasında üretim yapan genç arıcı, aynı zamanda kraliçe ana arı yetiştirerek yerli arıcılığın gelişmesine katkı sağlıyor. Gürleyik, kraliçe ana arı üretimindeki süreci ve püf noktalarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine aktardı. "Daha kontrollü bir şekilde ana üretimi yapıyoruz" Türkiye’de ana arı üretim aşamasının, ıslah edilmiş arılarla çalışmanın getirdiği bir şey oluğunu söyleyen Gürleyik, "Eskiden ana arı üretiminde dedelerimiz oğul yöntemiyle arılarını çoğaltırlardı. O şekilde arı kendi kendini çoğaltarak hayatını sürdürebiliyordu. Biz bunu insanlık olarak biraz daha yapay şekle getirerek; ana üretiminde kovanımızı çoğaltacağımız zaman, satışı olsun her şekilde ana memeleriyle ıslah edilmiş arılardan transfer yaparak üretiyoruz. Daha kontrollü bir şekilde ana üretimi yapmış oluyoruz" diye konuştu. "Bir ana arının doğma süresi ilk günden itibaren 16 gündür" Üretim sürecine baharın başlangıcıyla başladıklarını söyleyen Gürleyik, "Ana arıda polen akışı çok önemli. Polen akışı olmadığı zaman ana arı üretimi çok zor olur. En güzel ana arılar bahar mevsiminde oluyor. O yüzden bahar mevsiminde ve bal sezonunda en güzel seçim, kaliteli analar çıkıyor. Bir ana arının doğma süresi ilk günden itibaren 16 gündür. Biz genellikle 3-4 günlük larvalardan transferimizi gerçekleştiriyoruz. 3-4 günlük larvalardan gerçekleştirdiğimiz transferler de bize yaklaşık 10-12 günde çıkım sağlıyor" şeklinde konuştu. Yeni sezonda yeni ırk Gürleyik, geçen yıl hibrit ve ıslah edilmiş Belfast ırkı arılarla çalıştıklarını belirterek, bu arıların mevcut sezonda bal üretiminde kullanılacağını söyledi. Gürleyik, gelecek sezonda ise ana vatanı ve sabit hattı bulunan Karniyol ırkına geçeceklerini ifade etti. Karniyol arılarının sakin yapısıyla öne çıktığını kaydeden Gürleyik, bal verimi ve bölge şartlarına uyum konusunda da başarılı sonuçlar verdiğini vurguladı. "Oğul eğilimi olmayan arılarla çalışıyoruz" Ana arı üretiminde en önemli unsurun oğul eğilimi olduğunun altını çizen Gürleyik, "Oğul eğilimi olmayan arılarla çalışıyoruz. Çünkü burada 150 koloni var. Allah korusun bir oğul vermeye başlarlarsa, önünü alamayız bu işin. O yüzden oğul vermeye düşük verimli bir arılarla çalışmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Şu anda 350 kolonimiz var" Arıcılıkta arz talebin çok olduğunu ve hobi amaçlı alınan arıların bakımının giderilmediği için de kışı atlatamayan arıcıların olmadığını belirten Gürleyik, "Mecburen arı ihtiyacı duyuyorlar. Üretimde geçen sene 150 kolonimiz vardı. Bu sene 350’ye kadar çıkartacağız. 2 gün itibarıyla bölmelerimizi tamamladık. 200 kolonimiz hazır. Burada da 150 koloniyle şu anda 350 kolonimiz var. Ana arılarımızda memelerimiz hazır, kovanların içinde. Başlatıcı kovanlarımız var. Onlarla ana memelerimizi ürettiriyoruz. O şekilde transferlerimizi girerek yeniden bir hayat, bir kovan oluşturmuş oluyoruz" dedi. 350 adet kraliçe ana arı Arıcı Resul Gürleyik, arıcılığın sürekli takip gerektiren bir iş olduğunu belirterek, kolonilerin her gün kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Aynı zamanda Gürleyik, güçlü koloniler oluşturabilmek için arının sürekli çalıştırılması gerektiğini kaydetti. Öte yandan Gürleyik, 150 aktif ana arının bal için çalıştığını ve 200 ana arının da kuluçkada üretildiğini bildirdi. Rekolte beklentisi 2,5 ton üzeri Gürleyik, yağışların olumlu etkisiyle 2026 sezonundan umutlu olduklarını söyledi. Gürleyik, yaklaşık 2 ila 2,5 ton civarında üretim beklediklerini, sezonun daha yüksek verimle tamamlanabileceğini düşündüklerini aktardı. "Çıta başına fiyatları 1000 liraydı" Arı satışında çıtaları paket olarak sattıklarını söyleyen Gürleyik, "6-7 çıta bandında paket satışımız oluyor. Mayısın ilk haftası teslimatlarıyla 7-8 çıtalı bir arı veriyoruz. Onların fiyatları da ortalama çıta başına 900 veya 1000 liraydı bu sene. Bu sene ne olur bilmiyoruz. Birliğimiz açıklama yapıyor biz de ona göre devam ettiriyoruz" ifadelerini kullandı. En verimli nesil ilk nesil Arıcı Resul Gürleyik, ürettikleri ana arıların damızlık olarak kullanılan özel kolonilerden elde edildiğini belirterek, en verimli ve kaliteli formun ’F1’ nesli olduğunu söyledi. Gürleyik, sonraki nesillerde arıların zamanla melezleştiğini ve ıslah özelliklerini kaybetmeye başladığını ifade etti. İkinci ve sonraki nesillerde verim ve kalite kaybı yaşandığını kaydeden Gürleyik, bu durumun üretim sürecini zorlaştırdığını dile getirdi. "Larvalar ne kadar genç olursa ana arının arı sütüyle beslenmesi de o kadar fazla oluyor" Ana arı üretimindeki püf noktalara değinen Gürleyik, "Transfer yaptığımız larvalar ne kadar genç olursa ana arının arı sütüyle beslenmesi de o kadar fazla oluyor. Bundan çıkan ana arı da geç olanlara göre daha kaliteli çıkmalar oluyor. Bir ana arının damızlık formuna girmesi için daha fazla arı sütlü ve büyük olması gerekiyor. Ana memesi ürettiğimiz kovanlarda 35-40 civarı mememiz varsa bunların içinde 5-10 tanesi damızlık adayı oluyor. Ne kadar küçük yakalamaya çalışsak da arada ufak tefek, 4-5 günlük larvalarda kaçırabiliyoruz transferde. Ana arıyı, arıdan ayıran en büyük özelliği arı sütü olduğu gibi arının kalitesini de ana arının kalitesini de arı sütü belirliyor" diye konuştu.